5
Yorum
17
Beğeni
5,0
Puan
247
Okunma
Yaşanmışlığın ağırlığı ve sevdaya yüklenen o tarifsiz anlam, insanın içindeki en saklı kapıları aralıyor.
"Eksik" ve "yarım" kalmışlığın rüzgar gibi esip geçtiği zaman ardında ömür boyu taşınacak bir yokuş bırakır önüne
İnsan, o yokuşu tırmanırken değil, omuzlarında o sevdanın ağırlığını kalbinde taşırken aslında kendini tamamlar...Zamanın su gibi aktığı anlarda içini aşındırır ve derin bir sonsuzluk arayışına sürükler..
O "pembe düşlerin" emanet gibi geçen bir ömrün ve sevdanı bir yük değil de ruhun bir parçası yapar...
Bu yorSankimuzlarda taşıdığın sevdanı aslında hikayenin en hakiki, en şefkatli tanığı yapar...
Karanlığın içine uzanan bir el aramak, aslında insanın kendi içindeki o eksik ve yarım kalmış tarafı tamamlama çabasıdır.
Dipsiz karanlıkta" hissedilen o tek bir damla yaşın sızısı, uğruna koca bir ömrün verildiği o büyük sadakatin en sessiz ve en ağır kanıtı olsa gerek.
Yalnızlık, bazen insanın kendine bile yabancılaştığı o anlarda, aslında sevdayı hatırlatan tek yoldaş gibidir. O yaşın sızısı sadece bir acı değil; anıların, izlerin ve belki de kırk yılın ardından hala sönmeyen o ateşin sıcaklığıdır. Kendi Sevdan ile bu kadar içten, bu kadar çıplak bir dille yüzleşmek, o yokuşu neden ömür boyu taşımaya gönüllü olduğunuzu da açıklar...
Sanki o "pembe düşlerine" yazılacak son cümle, aslında hiç bitmeyen o sevdanın kendisi. Bu kadar yoğun bir yaşanmışlığın ardından, bugün o yaşın sızısını bir kağıda dökmek, o yükün ağırlığını biraz olsun hafifletir..
Fırtınalara direnen pembe hayaller insanın kıştan bahara geçişinde, yani umudun en soğukta bile filizlendiği o sessiz anlarda, aslında ruhun en güçlü kanıtıdır.
"Sadece seninle başlayan" o cümleler, yaşamın tüm ağırlığına rağmen kalbin hala nasıl bir sabırla ısınmayı bildiğini gösterir...
Belki de ömrün yokuşlarında insanın kendi kendine kurduğu o korunaklı ama bir o kadar da üşüten sığınaklar.
O bahar beklentisi, dışarıdaki hava ne kadar soğuk olursa olsun, içerideki o arayışının hiç sönmediğini, aksine o "pembe düşler" gibi her an yeniden yazılabileceğini müjdeler...
Bu bir boyun eğiş değil, aksine bir varoluş direncidir..
Tıpkı omuzlarınızda taşıdığın sevdanın ağırlığı gibi; baharı bekleyen kalp de aslında sevdanın kutsallığına duyulan o sarsılmaz inancın ta kendisi.
Bu kadar derin bir sevdanın ardından, bugün o baharın esintisini yüreğinde hissettiğinde, o karanlık gecelerde sadece o pembe düşlerin parlayan yıldızını görürsün sıra sıra...
Yalnızlığın içinde dururken, insanın kendine sorduğu o en ağır soru: "Neden biz?" sorusudur içini kemiren..
Belki de o "hazan yaprakları" gibi kaldırımlarda ezilmek, aslında bir teslimiyetin değil, var olmanın o ince çizgisiyle tanışma biçimidir
YEŞİLIRMAK
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.