Kadınlar zayıftır;ama analar kuvvetlidir! victor hugo
Tigem0663
Tigem0663
VİP ÜYE

Namussuz uzun ihsan efendi :Antep Masalı

Yorum

Namussuz uzun ihsan efendi :Antep Masalı

0

Yorum

3

Beğeni

0,0

Puan

161

Okunma

Namussuz uzun ihsan efendi :Antep Masalı

Namussuz uzun ihsan efendi :Antep Masalı

Herkes farklı biçimde gider

Ne oldu o gitti? Sonuç: Ölüden farkı olmayan bir insana dönüştüm Şimdi acılar bağrımı yaksada seni unutacağım Pembe yalanlarına kanmayacağım Seni kalbimden söküp attım!

Güven Tekin
Kırık Bir Kalbin Veda Notu

Muzaffer Talip Gazi Antepin köklü baklavacı ailelerindendi baklavacılığı annesi Rahime hatundan yediği terlik ve oklavalar sayesinde öğrenmişti talip ailesi antepin köklü ailelerindendi meslek
gidenlerden bir veda hatırası olarak dededen toruna miras bırakılıyordu her zanaat mutlaka bir hidayet bileziği idi annesi Rahime hatunun fotoğrafına baktı Muzaffer bey ne oldu gittin diyip annesi
ile konuşmaya başladı bir yandanda kökeni mö 3000 yıllarına dayanan baklavanın yanmamasına özen gösteriyordu annesi oğul işini özenerek yaparsan sofrana nice krallar oturur
diyerek fars saraylarında ince yufkalarla açılan en son osmanlı saraylarında binlerce misafiri ağırlayan o mis kokulu şeker arttıran baklava şimdi antepli Muzaffer talip beyin konağında kokmaya
başlamıştı Annesi gittikten sonra bir ölüden farkı kalmayan Muzaffer bey kendisine laf sokanlara inat aile ocağına dönebilecekmiydi kimisi var terkediyor kimisi var veda edip helallik istiyordu
konuşamıyordu olgunlaşamıyordu Muzaffer Bey annesinin bıraktığı o tarifi yapabilirse bağrını yakan acıları bir kenara bakıp evine geri dönebilecekti annesini yad etti o mübarek hatun şimdi asıl vatanında ırmaklar akan cennetlerdeydi

İnsan beraber yürümek için evlenir


Keyfi keyfine gelmeyecekse
Hayat meşakkatli bir yol,
bu yolda eşlik etmeyecekse
geçmişi silemiyorsa
Ne yapayım ben onu?

Üsame.21
NE YAPAYIM BEN ONU?

Küçük Nejat annesine sordu bisikletimi tamir edecekmisin hayatın meşakkatli yolunda babası muzaffer beyin yokluğunda anne hatça kadın çocuklara yolda eşlik ediyor çocuklarını okula
yetiştiriyordu bakın dedi küçük oğlu nejat ile kızı lamiayı yanına alarak anne sözü gökteki yıldız gibidir meşakkatli bir yolda anne sözü çocuklara eşlik eder dedi
ve evde ilk önce çocuklarının üstünü cilaladı ve otobüse iki çocuğunun elini tutarak koştur koştur ter damlalarını yere dökerek yetişmeye çalışsalarda otobüsü son anda kaçırdılar hatça kadının tek
bildiği doğru yol okul yoluydu zaten bir anne çocuklarına güzellikeri öğretmiyorsa ne işe yarardıki Rahime hatun evin nenesi idi çiçek gibi kokardı her yanı o nasıl
Muzaffer beye baklavacılığı öğretmişti
Hatça kadında çocuklarına cennet yolunu gösterecek onları ateşten alevden koruyacaktı Muzaffer beyin resmine baktı beni niçin yakıyorsun deyip elindeki bakırı şekillendirmeye başladı Gaziantep
bakırcılar çarşısında küçük dükkânında hem çocuklarını hayata hazırlıyordu hem evin dükkânın kirasını ucu ucuna yetiştirebiliyordu muzaffer beye sormadan edemedi bana eşlik etmeyecekseniz neden evlendik

Ömrümüzün yüzükleri ve yüzsüzleri

fırsat buldukça kendinize şu soruyu sorun,Ömrünüzü gerçekten neye harcamak istiyorsunuz?

Mehmet DEMİR
Ömrünü Kime Harcıyorsun

Babam Sadık efendinin sesi bana şu soruyu soruyordu oğul ömrünü gerçekten neye harcamak istiyorsun sadık bekir efendi dedi muzaffer talip usta fıstıklı
baklavanın en güzelini yapardı tam bir
ölçü ile o zaman mahallemiz muhtar ziya beyin çatlak gözlükleri sayesinde şirazeden çıkmış faizcilik tefecilik seçili olanların atadığı muhtarlar sayesinde insanlar alabildiğine vahşileşmiş sabır
kaf dağının ardına gizlenmişti seçili olanların atadığı muhtar ziya sordu insan bu ömrü neye harcamalı insan ömrünü sizin gibi bozuk ve azmanlaşan insanlardan kurtarmaya adamalı
diyemedim korku imparatorluklarında insan bahar havasının gelmesinden korkar sadık efendide bana bakarak evladım muzaffer tüm dileklerinin gerçek olması için yüreğindeki düğümü çöz dedi
babamın elinde bir düğüm vardı ben ise annemin yaptığı antep katmerinden bir diş aldım babamın zindana girecek olması lezzetle yediğimiz o fıstıklı baklavaların el yapımı katmerlerinde tadını bozmuştu
Zahterci Rızanın yanından çatlak camının içinden gözünü ufalayan muhtar ziya bak azizim ömrünü her zaman fazlalaştırıp çoğaltmaya adayacak bir yüzükle gelecek koltuk ve iktidarının kuvveti ile gerekirse gemi filoları kurarak veda edeceksin


Adil ol ak isen zulmetme

Bazen ulaşamadığımız şeyler, hazır olmadığımız için bize uzak kalır.

Mehmet DEMİR
Ömrünü Kime Harcıyorsun

Evet her devrin bir putu vardır dedi bakkal ibrahim Muzaffer oğlum herkes ulaşılmazı arzular kaybedeceğinden korkan her türlü kötülüğü yapar kimisi yüzüğünü kimisi gemisini kimiside koltuğunu kaybetmek istemez Muhtar ziyada 1.90 lık boyu ile giderek kısalıp küçülsede muhtar koltuğuna sıkı yapışıyor kurbanlar kesiyor adaklar adıyor nah kazanırsın muhtar emmi deselerde ben kaybedemem diyordu o gün denetçiler evimizin ziline bastı kan Rahime hatunun beynine sıçrasada herkes inanç ve imanına yakışanı yapacaktı tabiki o da yılana bile tatlı söz ederler diyerek önlerine birer çay demledi babam bekir sadık efendi hapis iken hastalığa yakalandı üzerinize afiyet biraz zatüre olmuştu ilk ziyaretçisi zahterci rıza olacaktı yaptığı zahterli çayı gözünün önünde yere dökerken ebu
cehilce gülüyor bambaşka bir hayatın olmalıydı efendi oysaki babam binlerce hayatım olsa yine puştlarla namussuzlar ile mücadele etmek isterdim dedi ve tüm zulmedenlere namussuzlar diyip tükürdü
Annem Rahime hatun oğlum muzaffer diyerek bana şunları söyledi kimi insanın acından karnı guruldar ağrımaz başını ağrıya sokma elinde bir yüzük varken ikincisini istemeki başında hançerler değil nergis parıldasın adil ol ak isen zulmetme

Gazi Antebin usta ve bakırcıları


Hislerim kalbine değen amade
Koşmalarım sana zahmet çiçeği
Yetmez mi verdiğim bunca ifade
Aşmalarım sana zahmet çiçeği

Âşık Yârenî
ZAHMET ÇİÇEĞİ

O gün babam zatüreden öldüğü gün Gaziantep hapisanesinde hisleri mahkumların kalbine değmiş sanat atölyesi istiyoruz diyerek engelleri aşıp zahmetler çekerek babamın ismini bir
zindan atölyesine vermişler müdür yalçın bile şaşkındı o gün insanlar hayırlı bir amel peşinde koşuyorlar yazı bilmez oku desen görmez dedikleri mahkumlar kurtuluş yolunu buluyorlardı buda güzel
bir meşguliyet sayesinde gerçekleşiyordu annem rahime hatun müdür yalçın babam sadık beyin kefenini vermek istemeyince ulan dedi milleti yönetenler yetmezmi çekilen zahmetler diyince kefeni teslim
etmek zorunda kaldı o gün Rahime hatunun bahçesinde bir inilti bir haykırış duyuldu kalp hüzünlendi gönül yaşardı ama babamı toprağa veren annam kıyama kalktı adalet ile öne çıkıp adaletsizlik ile
yönetenleri hakka havale etti ve karıncalar sessizce harekete geçti ilk önce gaziantepte kökeni insanlık tarihi kadar eski olan bakırcılık zanaatını öğrendi ve bakıra yavaş yavaş çekici vurmaya başladı
Gaziantep hapisanesinde bakkal ibrahim müdür yalçının tüm tepkilerine rağmen sadık bekir atölyesinde zahmet çekersen hedefine koşar adım gidersen mutlaka ulaşırsın diyip ilk bakır ibriği haydin  abdeste haydin namaza diyerek üretti

Ev nasıl alev alır tepsi nasıl yanar

Zindanı kuşattı sevda seyreti
Sağır sultan bile duydu gayreti
Yaşattığın yeter bunca hayreti
Şaşmalarım sana zahmet çiçeği

Âşık Yârenî
ZAHMET ÇİÇEĞİ

Öyle bir iş yapmalıydımki gidenlerin bile duasını alabilmeliydim diyor Muzaffer Talip bir sevda vardı içimde annem Rahime hatunun öğrettiği zanaat yeter artık diyerek annemin ilk göz ağrısı bakır
siniyi çıkardım dolaptan öyle bir iş ve niyettiki benimki vazifemin ne olduğunu ögretmeliydi fıstık yoktu ceviz yoktu her şeye zam yapılıyordu otuz yıldır peki ben dünyaya ne maksatla gönderilmiştim
gidenlerden dua isterken acaba biz onlara yeterince dua edebiliyormuyduk ailemi ihmal ediyordum onları birleştirmeliydim oysaki bu bakır sini bana annemi hatırlattı bir kırık testide annemin yüzünü görür gibi
oldum bakırcılar çarşısında bize yardım eden ibrahim emmi bak muzaffer diyip bana sesleniyordu o gün insanda iki duygu sürekli mücadele halindedir biri bıkkınlık diğeri ise sebat ve azimdir azim
ve gayret ipine sarılan mutlaka galip olur diyen ibrahim emmi hapisaneden sonra o da annem gibi Anadolu yaşam geleneğinin iki hayat ustası olmuş yaptığı bakırlar şehir şehir satılır olmuştu
Ondan sonraki düşüncelerimi hatırlamadım sadece bakır madeni tutuşmuş alev alıyordu çok iyi el ustalığı ile hazırlanan nice zahmet ile imar edilen bu bakır tencere gayret olmayınca tutuşup yanabiliyordu demekki ev alev alıyordu

Herkes ne yerse ondan ikram eder


Varlığın netice ahı var ama!..
Ruhumun türabı girer arama
Âşık Yârenî’yim basma yarama
Deşmelerim sana zahmet çiçeği


Âşık Yârenî
ZAHMET ÇİÇEĞİ

Lamia evin küçük kızıydı diyorki o gün tam babamın yokluğuna ah çekip bize bıraktığı yaraları yüreğimize basıp gizlemeye çalışırken gaziantepte festival zamanıydı ruhumuza öyle bir ilham nasip
gelmeli idiki bize yeniden yaşamayı öğretmeliydi ben ninemin ilk torunuydum o daima şunu derdi çevrenizde insan kalmayınca Kuraanın ipine sarılın o size hayatın gerçek lezzetini kazandıracaktır
Bir telefon gelince Varlığım uyanmış gibi oldu arayan sevgi ablaydı lamia buraya gelmelisin kendini kimin yanında kaybetti isen orada bulmalısın ben kendimi babamın yanında unutmuştum artık
şekere gelen zamlardanmıdır nedir babam baklava yapmak için en ucuz yağı en ucuz şekeri kullanmıştı otuz yıldır değişen tek şey hastaneleri iflas ettirenler ile ülkeyi çökertenler ortak oluyordu
Nerede kaybetmişti kendimizi bugünün siyaseti kaybetmemek için düşmanın elini sıkacaksın düşmanınla dost olacaksın evet dedem iyi bir gaziantep Ali nazik ustasıydı ancak sadık dedem müdür
yalçının baskı ve zulmüne dayanamamış zatüreden vefat etmişti annem başımızda iki zebellah gibi denetçi beklerken kızım kaynanam rahime hatun zalim uslansın diye onlara çay ikram ederdi dedi herkes demekki ne yerse onu ikram ediyordu

Gülüşlerimizi denetliyorlar gülmek yasak

Gel, sen de katıl,
Bu güzel güne.
Yirmi üç Nisan,
Neşe dolar insan.

eyüp uysal-Yirmi Üç Nisan

Babam Muzaffer bey artık yavaşça o yangının külünü üzerinden atarken içinde büyük bir pişmanlık taşıyor güzel bir güne başlayamıyordu oy verdiği parti ne yazıkki raydan çıkmış uzun ihsan efendi sadece
benim atadıklarım yönetir insanlar yıllardır sanki bir atama ve denetleme cumhuriyetinde can çekişir gibiydi o gün 23 nisandı dağ taş canlı cansız her yaratık ülkeyi kurtaranları rahmetle anıyor o
denetleyiciler atananlar ise ülkeyi neşeden bu güzel sevincinden uzaklaştırmaya çalışıyordu küçük Nejat bu güzel güne gel sende katıl 23 Nisan diyerek güzel bir şiir okudu ve tüm aile
toplanıp o gün Rahime Hatun ile mübarek eşi Sadık Bekir efendinin yanına geldiler talip ailesinin babası Muzaffer bey bir kadın tanıdım bir fotoğraf karesine sığamayacak kadar güzel bakıyordu diyip
hayatının en güzel bakan iki insanı anne ve babasının mezarına iki gül bıraktı kabriniz gül bahçesi olsun ey anne ve babalar firavunlaşanlara boyun eğmeyen insanlar diyip tüm mezarlara su verdiler
o gün 23 nisandı ve Gaziantep kalesinin önünde bu güzel aile insanlara hem katmer hemde güzel ve lezzetli bir menengiç kahvesi pişirdiler o sırada denetçiler gelip uzun ihsan efendinin emri ile huzuru gölgelediler izinsiz gülüyorlardı

Kısas hakkı kaynar kazan

Şiirler okunur,
Şarkılar söylenir.
El ele çocuklar,
Sevgiyle hayat bulur.

eyüp uysal-Yirmi Üç Nisan

Babam Muzaffer bey o gün ablam Lamianın düğününde bakkal ibrahim bey amcanın çocukları ile kol kola girmiş şarkılar söylüyordu diyor bizim küçük muzaffer ve o gün babasının bir çocuk
gibi sevinçli olduğunu söylüyor o gün Cenabı Hak hasretli gözleri yolda koymamış Sevgili Resulün bir sünneti daha kabul edilmişti evlenin nikahlanın nesillerinizi çoğaltın onlara ilim öğretin
fakat idris eniştem birkaç denetliyiciyi tartaklayıp değnek ile kovalamaya kalkınca şiirler susmuş şarkılar yarım kalmış hayy ve kayyum olan Allah olsada zulmedenler ve rahmeti gölgeleyip insana
zulmedenler hep uzun ihsan gibi kendi iktidarına yenilen firavunlar olmuştu cezaevine giden eniştem idris babama muzaffer baba buralar karanlık aydınlık için kitap istiyorum senden dedi
ve Annem hatça kadın gaziantepin tarihi ve kültürü buna izin vermez diyerek zahterci rızanın dükkanın yandığı günü anlatıyordu sabır ile mücadele edersek kadim şehirler cezayı kesiyordu demekki
Kaynanam Rahime hatun o gün yine insanlara mevlüt okutuyordu sadık dede için ve elinde şerbet zahterci rızanın mezarına gitti ve sen mahkum sadık beye bir yudum su vermemiştin sana kısas getirdim diyip kaynar kazanı ile onu pişirdi


Nah kazanırsın nah kazanırsın

Atatürk’ten armağan,
Bu güzel bayram.
Saygıyla, özlemle,
Anarız her zaman.

eyüp uysal-Yirmi Üç Nisan

Artık seçim zamanına bir ay kalmıştı seçmek ve seçilmek Atatürkten insanlara bir armağandı peki dedi babam muzaffer bey seçim ile başa gelenler bizi güzel bir bayram sevinci ile yönetebiliyormu
Seçilenlere her zaman yönetmek nasip oluyormu diyip bakın dedi şu muhteşem kainata muhteşem yıldızlarla süslü gece ve gündüz ölçü ve istikamet sayesinde birbirini takip tam bir hikmet ve denge var
dedi aile dostumuz ibrahim bey amca büyük iktidar sahibi Uzun ihsan bir yüzükle gelip sarraf fabrikası açtım şimdi bu iktidarı kaybedemem filolarım oğluma benden bir armağan olarak kalacak
diyordu seçim sonuçları tam 40 yıldır Muhtar ziyanın seçim sandıklarını kaçırıp köy halkına hile ve tuzaklar kurması ile sonuçlanıyor kazanamayacağını anlayan uzun ihsan kazanmak için savaş hiledir
diyip tüm gazeteleri haber ajansları ile saldırıyor ve adaletsizce galip geliyordu bakkal ibrahim orta parmağını çıkardı sen adaletli olsan nah kazanırdın diyip nah kazanırsın nah kazanırsın diyip garipleşti
Zalimler kazanırken bir tövbeye ve göz yaşına ihtiyacımız vardı dedi babam Muzaffer bey seçimi hile ile kazanan namussuz uzun ihsan bir gün yenilecekti ancak şimdi onun zamanıydı ve tepsi tepsi Antep baklavası zıkkımlanıyordu

Paylaş:
3 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Namussuz uzun ihsan efendi :antep masalı Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Namussuz uzun ihsan efendi :antep masalı yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Namussuz uzun ihsan efendi :Antep Masalı yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL