Önce doğruyu bilmek gerekir; doğru bilinirse yanlış da bilinir, ama önce yalnış bilinirse doğruya ulaşılamaz. farabi
Kul Yorgun
Kul Yorgun

120 Çocuk, Karların Altında Büyümeyen Kahramanlar*

Yorum

120 Çocuk, Karların Altında Büyümeyen Kahramanlar*

( 3 kişi )

1

Yorum

5

Beğeni

5,0

Puan

109

Okunma

120 Çocuk,  Karların Altında Büyümeyen Kahramanlar*

120 Çocuk, Karların Altında Büyümeyen Kahramanlar*

120 Çocuk,
Karların Altında Büyümeyen Kahramanlar

Bölüm 1 Van, Ocak 1915 – Çağrı

Birinci Dünya Savaşı’nın en çetin kışlarından biriydi. Van, Rus kuvvetleri ve Ermeni çetelerinin tehdidi altındaydı. Hoy Cephesi’ndeki Osmanlı birlikleri cephane sıkıntısı çekiyordu. 80 kilometre uzaklıktaki dağlık yol, kar, tipi ve pusularla doluydu.

Eli silah tutan erkeklerin çoğu cephedeydi. Geride kalanlar arasında yaşları 12 ile 17 arasında değişen çocuklar da vardı. Bir gün valilik ve askeri komutanlık gönüllü çağrısı yaptı. Cephaneyi cepheye ulaştırmak için yardım gerekiyordu.

120 çocuk tek sıra oldu. Aralarında öğrenci, çırak, çoban ve yetimler vardı. Hiçbiri geride durmadı. Anneleri gözleri yaşlı, sırtlarına yün çuvallar, ayaklarına kalın yün çoraplar sardı. “Vatanımız için” dediler ve yola çıktılar.

Bölüm 2: Yola Çıkan Yüzler Hayali Portreler

Mehmet (15 yaş)
Uzun boylu, ince yapılı, ela gözlü bir delikanlıydı. Babası daha önce cephede şehit düşmüştü. Evin en büyüğü olarak annesine ve iki küçük kardeşine bakıyordu. Cephane sandığını sırtlarken “Ben dönmezsem kardeşlerime sahip çık” demişti annesine. Yolda en çok şarkı söyleyen oydu, moral veriyordu.

Ahmed (13 yaş)
Kısa boylu, tombul yanaklı, daima gülümseyen bir çocuktu. Okulda en başarılı öğrencilerdendi. Babası askerdeydi. “Asker abilerime mermi götürürsem babam da rahat eder” diyordu. Sırtındaki yükten çok daha ağır olan sorumluluğu taşıyordu.

İsmail (16 yaş)
Köyden gelmiş, güçlü kuvvetli, esmer tenli bir gençti. Çobanlık yapardı. Dağları, patikaları en iyi o biliyordu. Gruba rehberlik ediyordu. Sessizdi ama bakışları kararlıydı. “Bu yol biterse vatan biter” diyordu içinden.

Hasan (14 yaş)
En küçüğün biriydi. Zayıf bedenine rağmen iradesi çok güçlüydü. Annesi tek başına kaldığı için gitmesine izin vermek istememişti. O, “Anne, eğer ben gitmezsem yarın belki hiç vatan kalmaz” diyerek ikna etmişti. Yolda ayakları şişse de kimseye söylemiyordu.

Ali (17 yaş)
Grubun en büyüğü ve en olgunu. Babası Van savunmasında görevliydi. Liderlik vasfı vardı. Çocukları motive ediyor, molalarda ateş yakmalarına yardım ediyordu. Gözlerinde hem çocuksu bir heyecan hem de erken yaşta edinilmiş bir olgunluk taşıyordu.

Ömer (12 yaş)
En küçüklerden biri. Henüz çocuksu yüz hatları duruyordu. Ama yüreği kocamandı. “Ben de Mehmetçik gibi olacağım” diyordu. Cephane sandığı ona göre ağırdı ama dişini sıkıyordu. Yolda en çok üşüyen oydu.

Yusuf (15 yaş)
Kıvırcık saçlı, mavi gözlü, Van’ın yerlisi. Babası Ermeni çeteleriyle mücadelede yaralanmıştı. Bu yüzden kişisel bir hesabı da vardı. “Cephane giderse intikamımız da alınır” diyordu.

Kemal (14 yaş)
Sessiz, içe kapanık bir çocuktu. Ama vatan sevgisi çok derindi. Yolda arkadaşlarının yaralarına sarıyor, su dağıtır, moral veriyordu. Kendisi yorulduğunu hiç belli etmiyordu.

Bu 120 çocuktan her biri farklı hikâyeye, farklı acıya sahipti. Ama hepsinin ortak noktası aynıydı: Vatan sevgisi.

Bölüm 3: Gidiş – Zorlu Yol

Kar diz boyuydu. Tipi bazen görüş mesafesini sıfıra indiriyordu. 120 çocuk ağır cephane sandıklarını sırtlarında taşıyordu. Yemekleri az, ısınmaları zordu. Gece molalarında birbirlerine sarılarak uyumaya çalışıyorlardı.

Yolda Ermeni çetelerinin pususuna düştüler. Silah sesleri dağlarda yankılandı. Teğmen Süleyman Bey ve birkaç asker onları korumak için çarpıştı. Teğmen Süleyman Bey bu çatışmada şehit düştü. Çocuklar cephaneyi cephedeki birliklere ulaştırmayı başardılar. Mehmetçikler onları bağrına bastı, helva dağıttı, dualar etti.

Birkaç gün dinlendikten sonra dönüş emri geldi.

Bölüm 4: Dönüş – Beyaz Ölüm

Dönüş yolculuğu felakete dönüştü. Tipi şiddetlenmişti. Soğuk, kemiklere işliyordu. Adım atmak bile zorlaşmıştı. Birbirlerine zincir gibi tutunarak ilerlemeye çalıştılar.

Önce ayaklar donmaya başladı. Sonra dizler, eller…
“Dayanın kardeşlerim, Van’a az kaldı” sesleri giderek zayıfladı.

Kar, önce ayak izlerini örttü. Ardından küçük bedenleri yavaş yavaş beyaz bir örtüyle kapladı.

Bir kısmı yorgunluktan, bir kısmı donarak, bir kısmı da açlıktan gözlerini yumdu.

Geriye sadece 22 çocuk dönebildi. Onlar da ağır donma izleri taşıyordu. Bir kısmı kısa süre sonra şehit düştü.

Bölüm 5: Van’ın Yası ve Miras

Van, o kış büyük bir yasa boğuldu. Anneler evlatlarını bekledi, bekledi… Ama çoğu bir daha eve dönemedi.

120 küçük kahraman, büyümeden, askere gitmeden, evlenmeden, meslek sahibi olmadan toprağa karıştı. Ama onların taşıdığı cephane ile cephedeki askerler direndi.

Bugün Van’da, Türkiye’nin birçok yerinde onların anısına isimler veriliyor, törenler düzenleniyor.

Onlar büyümedi.
Ama vatan büyüdü.

120 Çocuk
Yaşları küçük, cesaretleri dağ gibiydi.

Ruhları şad, mekânları cennet olsun.

Kıyamete kadar unutulmayacaksınız
Aziz Vatan. Size Minnettar.

Gazi Şahin
Kul Yorgun
18 Mart 2025

Paylaş:
5 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (3)

5.0

100% (3)

120 çocuk, karların altında büyümeyen kahramanlar* Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz 120 çocuk, karların altında büyümeyen kahramanlar* yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
120 Çocuk, Karların Altında Büyümeyen Kahramanlar* yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Adem Çelik
Adem Çelik, @geli
3.6.2026 16:37:12
5 puan verdi
Karın beyazına yazdılar o gün, bir destan,
Sırtlarında mermi, yüreklerinde vatan.
Kimi öğrenci, kimi çoban, hepsi bir fidan,
Büyümeden soldu o karlar altında hepsi.
Mehmet, Ahmed, Ömer; sanki birer yiğit er,
Üşümesin diye vatan, titredi o ince yer.
Vatan sağ olsun deyip, verdiler bütün değer,
Karların altında, tarih oldu o narin hepsi.
120 yürek, dağ gibi bir cesaretle yürüdü,
Tipi vurdu, kar bastı, üzerini bürüdü.
Kim bilir ne hayaller, o boranda çürüdü,
Büyümeden soldu o karlar altında hepsi.
Geriye kalan o iz, bize hüzünlü bir hatıra,
Vatanın her taşına, kazındı o son satıra.
Düşmesin diye güneş, o karanlık satıra,
Karların altında, tarih oldu o narin hepsi.
Kalemine, yüreğine sağlık "Kul Yorgun" usta,
Anlattın o hüznü, düşürdün yine posta.
Unutmaz bu millet, gideni o son dosta,
Büyümeden solan, o gül yüzlü kahraman hepsi.
Paylaş
YAZI KÜNYE
Tarih:
3.6.2026 16:13:07
Beğeni:
5
Okunma:
109
Yorum:
1
BEĞENENLER
SON YAZILARI
POPÜLER YAZILARI
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL