0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
193
Okunma

Süleyman ÖZEROL
“Hep Baharı Beklemeliyim” şiirim için Malatya Hakimiyet Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Erol Kurhan, “Müsaade var mı cuma günü yayınlamaya” dedi sanal söyleşimizde.
“Neden olmasın ki?” dedim. Erol Bey memnun olduğunu belirtince ben de bir açıklama yapma gereği duydum.
Aslında o bir üçlüdür; “Özlemim Bahara Kalsın”
Sesine dokunamasam da
Nefesini göremesem de
Özlemim bahara kalsın
Yanıt yazarsan
Özlemim bahara kalsa da
Ağlamayacağım
Özlemim hep var olsun
Arada bir sesini duyayım
“Merhaba”, “Nasılsınız” derken
Birazcık mutlu olayım
21 Kasım 2005 Ballıkaya
2008 Şubatı ; “Hep Baharı Beklemeliyim”…
Hep baharı beklemeliyim doğanın canlanması için
Otlar, çiçekler, karıncalar, börtü böcek görünmeli
Dallarına özsuyu yürümeli yüzyıllık ağaçların
Doğa her yönüyle güzelim insanlara gülmeli
Hep baharı beklemeliyim mektup gelmesi için
Yoksa ne tatlı bir sözcük, ne yakınma tümceleri
Ne de bir dost selamı alamayacağım kimseden
Ve de saatlerce uyuyamayacağım geceleri
Hep seni beklemeliyim Malatya baharlarında
Kayısılar çağlaya durduğunda orada olmalıyım
Gidermeliyiz altı aylık ayrılığın yakınsızlığını
O dostluk söyleşilerinde uzağında kalmalıyım
Hiç bakmamalıyım konuşurken hep gülen yüzüne
Yıllar öncesini düşünsem de umutlanmamalıyım
Ayrılığın sonbaharının bir de geri dönüşü var
Güz yangınlarında o kentten ayrılmalıyım
Geriye dönüp bakıyorum bazen boynumu bükerek
’Yıllar geçmiş’ diyorum elli beşin içindeyken
Oysa sen yaşamın ilkbaharındasın hala
Yılların peşinde koşmamalısın onlar giderken
Ve… “Özlemim Bahara Kaldı”
Sonbahardan kışa düştüm
Özlemim bahara kaldı
Bahar geldi güle düştüm
Özlemim bahara kaldı
Sanki rüzgâr idi esti
Selamı sabahı kesti
Sesi içimdeki sesti
Özlemim bahara kaldı
Konuk olur her geceme
Uykum batar düşünceme
Harfler girmiyor heceme
Özlemim bahara kaldı
Güzel dostum bana küstü
Saçlarıma aklar düştü
Yarama kurtlar üşüştü
Özlemim bahara kaldı
Özerol’um talan oldum
Kendi içim yakan oldum
Uzaklardan bakan oldum
Özlemim bahara kaldı
13 Temmuz 2008 Malatya
“Bu, bu günleri güzel anlatmış” dedi Erol Bey. Ben de bu üçlünün kısa oluşumunu anlattım.
“Özlemim bahara kalsın” dedim, öyle oldu. Özlemim baharda yine kalınca “bahara kaldı” dedim. Sonra da, “Hep baharı belemeliyim” dedim.
“Maşallah baharı çok sevmişsin” deyince de, “O bahar başka bir bahardı. Ardından ‘yaz’ geldi. Yaz, ‘yalancı yaz’…
“Hep başka güzel” açıklamasını yaptı.
“Aslında bir roman denemesi var, zaman ayıramıyorum; ‘Özlemim Bahara Kaldı’. ‘Yalancı Yaz’ ise uzun öykü olabilir.”
“Ankara’ya gittin, iş buldun ekstra…”
“Bunlar Malatya ile ilgili daha çok”
“Allah vergisi…”
“Benim işim her zaman ‘ekstra’… Allah vergisi olmasa da hiç bir şey olmaz. Sonra, gönüllülük de var.”
“Yani…”
“Oraya gelince uzun uzun söyleşiriz inşallah. Köyden gelebilirsem elbette ki”
“Elbet beklerim.”
“Meşgul etmeyeyim”
“Ricam olur.”
“Selamlar... Nurettin Akyurt’un cenazesi var öğlen namazından sonra. Biraz sonra çıkayım. Kocatepe’den kaldırılıyor.”
“Allah rahmet etsin”
“Âmin… Kolay gelsin.”
“Size de…”
"Sesine dokunamasam da
Nefesini göremesem de
özlemim bahara kalsın"
“Hoşça kal… Görüşürüz.”
“Görüşmek üzere…”
22 Mart 2011, Salı, 11.00
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.