1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
176
Okunma
Bir akşamüstüydü… Güneş, vedaya hazırlanan bir ressam gibi son ışıklarını denizin üzerine sererken, kıyıdaki eski banka iliştim. Tuz kokusuna karışan rüzgâr, yıllardır sakladığı hatıraları usulca kulağıma fısıldıyordu. Tam da o anda, kalbimin en derin köşesinde saklı kalan bir hikâye yeniden canlandı.
Bir zamanlar burada, denizin kıyısındaki bu eski bankta yan yana oturduğumuz günler vardı. Öyle büyük, öyle derin bir aşktı ki yaşadığımız; kelimelere ihtiyaç duymadan saatlerce ufka bakabilir, aynı dalganın kıyıya vuran sesinde birbirimizin ruhunu duyabilirdik. Gözlerimiz aynı mavilikte kaybolur, sessizliklerimiz bile birbirine şiir olurdu. Zaman, önüne çıkan her şeyi sürükleyen bir nehir gibi bizi farklı kıyılara taşıdı belki; ama hikâyemiz kırgınlıkların gölgesinde değil, sevginin zarif ışığında son buldu. Birlikte yürümeye devam edemedik, fakat birbirimizin hayatına bıraktığımız izler, denizin kumlara işlediği silinmez desenler gibi hep varlığını korudu.
Denizin kıyısındaki o eski bankta otururken zamanın sesi yavaşlıyor sanki. Dalgalar usulca kıyıya vurdukça, içimde biriken düşünceler de çözülüp suya karışan mürekkep gibi dağılıyor. Ufuk çizgisine baktıkça, insanın kalbine sığmayan ne varsa denizin sonsuz maviliğinde kendine bir yuva buluyor.
Rüzgâr saçlarımın arasından geçerken geçmişten küçük anılar taşıyor bana. Kimi yüzümde ince bir tebessüm bırakan, kimi kalbimin kıyısına hafif bir sızı bırakan anılar… Onunla paylaştığım kahkahalar, gün batımına uzanan uzun yürüyüşler ve geleceğe dair kurduğumuz o narin hayaller de bu hatıraların arasında salınıyor. Ayrılık bazen bir son değildir; bazen iki insanın birbirine duyduğu sevgiyi incitmeden, onu en güzel hâliyle koruyarak yollarını ayırabilmesidir. Ve yine de denizin yanında hiçbir duygu ağır kalmıyor. Çünkü deniz, insanın içindeki fırtınaları yargılamadan dinleyen, sırlarını sonsuzluğunda saklayan kadim bir dost gibi.
Karşıda gün yavaşça ışığını suya bırakırken, gökyüzü ve deniz birbirine karışıyor. Altın ve mavi renkler, birbirine kavuşamayan iki sevgili gibi ufukta buluşuyor. O an anlıyorum ki bazı huzurlar büyük mutluluklardan değil, sadece durabilmekten, nefes alabilmekten ve hayatın akışını seyredebilmekten geliyor. Bir zamanlar onunla paylaştığım sessizlikler gibi… Bir bank, biraz rüzgâr, tuz kokusu ve sonsuzluğa dalıp giden gözler…
Hayatın bütün telaşı uzakta kalıyor. Geriye yalnızca kalbin kendi sesini duyabildiği o eşsiz sessizlik kalıyor. Ve ben, denizin kıyısındaki bu bankta otururken, geçmişte kalan o güzel aşkı minnetle hatırlıyor, hiçbir yere ait olmak zorunda olmadığımı hissediyorum. Çünkü bazı anlar vardır; insanı hem geçmişine hem kendine, hem de bütün dünyaya aynı anda yaklaştırır. İşte o anda, denizin sonsuz nefesiyle birlikte, ruhumun da usulca huzura kavuştuğunu hissediyorum.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.