Kahramanlara tapınma, insan özgürlüğüne en az saygı duyulan yerlerde doruklara çıkar. herbert spencer
AYSE 09
AYSE 09

ADINI KOYAMADIĞIM BİR SEVGİ BÖLÜM36

Yorum

ADINI KOYAMADIĞIM BİR SEVGİ BÖLÜM36

( 3 kişi )

2

Yorum

5

Beğeni

5,0

Puan

216

Okunma

ADINI KOYAMADIĞIM BİR SEVGİ BÖLÜM36

Ömer şaşkın. Zeynep, dedi ellerini tuttu Zeynep. Ellerini, çekti hızla kapıya koşarcasına gitti, kapıdan dönüp baktı.
Ömer in gözleri yaşlı idi,
Ağlamamak için dışarı çıktı. Neredeyse Bey çarpışıyordu:
Gelmediği ni görünce Bey geri dönmüş. Odaya baktı. Ömer, ağlıyordu, yanına gitti omuzunu tuttu
Ömer. Bey i görünce özür dilerim artık dayanacak gücüm yok. Başını yastıklara gömdü.
Bey de çok üzgündü, siz delisiniz. İkiniz de delisiniz kendinizi harap ediyorsunuz. Aptallar. Bırak üzülmeyi, . şimdi ameliyatını düşün iyileşeceğin günü…
Ben kendim için değil Zeynep için üzülüyorum, ne kadar perişan görmüyor musun. Tabi sen onu benim kadar tanımıyorsun, anlayamazsın. O çok kötü, hasta olacak diye ödüm kopuyor.
Sen onu düşünme, bizler ne güne duruyoruz. Onu,
Bırakır mıyız biz Dedi Bey.
Hadi şimdi dinlen sabah görüşe çeyiz, iyi geceler. Deyip yürüdü.
Gece herkese kabus gibi geldi. Zeynep doğru dürüst uyumadı. Aklı hep Ömer de idi.
Sabahleyin herkes erken kalk tı. Ömer in uçağı erken kalkacaktı. Apar topar hastaneye gittiler,
Ömer i hazırlamışlardı ambulansla gidecekti
Ambulans a öne Bey Zeynep Ömer in yanına bindi.
Arabalarla hava alanına geldiler. Ömer Zeynep in elleri ni bırakmamıştı. İkisi de suskundu, konuşacak güçleri yoktu.
Ömer bir mektup verdi. Zeynep e ben gidince okursun, Zeynep tabi yazmayı unut ma?.
Her fırsatta yazacağım.
Uçak çok büyüktü, ambulans merdiven lere kadar geldi. Aşağıya indiler, tekrar vedalaştılar. Zeynep yaşlı gözlerle seni bekleyeceğim dedi. Çabuk iyi ol.
Ömer senin için iyi olacağım bunu bil.
Sedye içinde uçağa bindirdiler. Bahar hemşire yine çok şık ve alımlı bir biçim de, uçağa Bindi.
Hiç kimse ile konuşmamıştı. Uçak havalanana kadar beklediler, sonra herkes eve döndü.
Zeynep hastaneye geldi. Arkadaşları Allah kavuştursun dediler.
Masaya oturdu artık kendini tutamıyordu. Hiçkıra hıçkıra ağladı.
Doktoru üzülme, bu onun için çok büyük bir şans, ömür boyu yatalak kalmakta var işin içinde diye teselli etti.
Hadi bakalım çalışmak en büyük, ilaç bak hasta lar seni bekliyor.
Evet dedi Zeynep iki yaşlı hasta vardı onu çok seviyorlardı ikisi de tonton insanlardı ne yazık ki hastalıkları ağırdı. Akşama dek durmadan çalıştı kendini hastalara verdi. Günü böyle geçir di
Eve geldiğinde herkesi salonda oturur buldu iyi akşamlar diledi. Yorgunluk tan ayakta zor duruyordu. Koltuğa attı kendini, annesi kızım ne oldu. “yok iyiyim yalnız çok yorgunum. Bu gün,
İş çoktu biraz kendine gelince. Yukarı çıkıp duş alayım biraz uzanayım.
Kadın ana yemek yede öyle yat. Sonra kalka maz sın.. şimdi canım istemiyor sonra yerim deyip odasına yönlendi.
Duş iyi gelmişti, sıcak su altında vücudu dinlendi.
Giyinip bir battaniye alıp koltuğa uzan dı. Günün olaylarını düşündü,
Ömer in gidişini iyi gitmiş yolculuk iyi geçmiş diye haber gelmişti. O bunları düşünürken Ömer in verdiği mektup, geldi aklına, hemen çantasından çıkar dı. Ömer in küçük ama düzgün yazısını okumaya başladı.
Canım Zeynep im, diye başlamış, arkasından beraber geçirdiği günleri hatırlatıyor, o günlerin hazzını bir türlü, unutamadığını , kimsesiz dünyasına nasıl girdiğini, kendisini mutlu yaptığını,
Elife, gelince onun için çok değişik bir duygu olduğunu, Zeynep gelmeden güzelliğine kapılıp sevdiğini zannettiği, ama gerçek sevgiyi sadece Zeynep te. Bulduğunu uzunca anlatıyordu.
Satırlarının sonunda insan gerçek sevgiyi biraz zor buluyor, hani insanın bahçesinde çok güzel has gülleri olur ya onları hergün görünce, komşu nun kokusu olmayan, ama geçici güzelliği olan başka çiçeklere özenir. Ya bende öyle oldum.
Beraberliğimiz beni başka çiçeğe itti. Seni kaybetmeye başlayınca, o zaman gerçek sevgiyi anladım.
Elif benim için tutulmaz bir yıldız mış. Tutunca işe yaramaz olduğunu anladım, ama sen öyle değilsin. Benim, dünyamsın, sensiz hayat bom boş.
Benim için bilir misin
Yağmur yağarken ıslanmasın
Gök kuşağını görüp te tutamasın
Yazın sıcağında kar istesin
Kışın üşüyünce baharı özlesin
Sevilmeden sevmek ne dir öğrensin
Ben bütün bunları seni sevdikten sonra öğrendim,
“Evet Zeynep artık sensiz yapamayacağım. İyice anladım bu ameliyatı senin için oluyorum.
Doktor yürüyerek geleceksin dedi, ben pek inanmıyorum bunun çok riskli olacağından eminim
az çok sende biliyorsun omur ilik bu başka bir şey değil.
“eğer sağ salim iyileşip, gelirsem beni kabul eder misin.? Daha fazla şeylerde yazmış, Ömer,
Ama okuyacak gücü kalmamış tı. Zeynep ağlamaktan satırları göremiyor du.
Ağlarken uyuyup kaldı.
Ne kadar zaman geçtiğini, bilmiyor. Başında okşayan bir el teması ile gözlerini açtı.
Lale başında Zeynep, diyordu.
Zeynep çok terlemişsin, hasta mısın. Dedi Lale,
Bilmiyorum. Saat kaç? on iki oldu gelmeyince merak ettim. Sana bakmaya geldim. Ama ateşin var senin. Kalk üstünü değiştirelim. Of dedi Zeynep başım çok ağrıyor.
AYŞE KARAN
DEVAM EDECEK

Paylaş:
5 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (3)

5.0

100% (3)

Adını koyamadığım bir sevgi bölüm36 Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Adını koyamadığım bir sevgi bölüm36 yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
ADINI KOYAMADIĞIM BİR SEVGİ BÖLÜM36 yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
YEŞİLIRMAK
YEŞİLIRMAK, @yesilirmak1
2.6.2026 00:07:55
5 puan verdi
Metin, Ömer ve Zeynep arasındaki derin sevgiyi, ayrılığın yarattığı acıyı ve hastalık sürecindeki insan ilişkilerini çok güçlü bir dille anlatıyor.
Metin, klasik bir aşk hikayesinin ötesinde, gerçek sevginin farkına varmanın genellikle kaybetme korkusuyla geldiğini vurgulayan felsefi bir boyuta da sahip.
​Metnin bu güçlü duygusal atmosferini koruyarak, okunabilirliği artırmak ve anlatımı daha akıcı hale getirmek adına bazı küçük dokunuşlar yaptım. İmla hatalarını, gereksiz boşlukları ve kelime bölünmelerini (gitmediği ni, kalk tı, merdiven lere gibi) düzelttim; noktalama işaretlerini ve cümle yapılarını biraz daha pürüzsüz hale getirdim.
​İşte metninizin düzenlenmiş hali:
Gerçek Sevginin Farkındalığı: Ömer'in mektubu, hikayenin kalbinde yer alıyor. Geçici çekicilikler (Elif) ile kalıcı, köklü sevgi (Zeynep) arasındaki farkı "bahçedeki güller" ve "komşunun kokusuz çiçekleri" metaforuyla çok başarılı bir şekilde açıklıyor. Bu bölüm, karakterin olgunlaşma sürecini ve pişmanlık duygusunu net bir şekilde ortaya koyuyor.

Ömer'in ameliyatı sadece kendi iyileşmesi için değil, Zeynep'i mutlu etmek ve onunla bir gelecek kurmak için yaptığını belirtmesi, hikayeye güçlü bir fedakarlık teması katıyor. Zeynep'in ise hasta bakarken kendini unutup işine vermesi, içsel çelişkisini ve sorumluluk bilincini gösteriyor.

Bey karakteri, hem Ömer'e hem de Zeynep'e sunduğu pratik tavsiyelerle ve "delisiniz" diyerek durumu hafifletme çabasıyla, hikayedeki mantık ve destek unsuru olarak öne çıkıyor. Bahar hemşirenin sessiz ve şık varlığı ise olay örgüsüne profesyonel bir dokunuş sağlıyor.


Metin, duygusal yoğunluğu yüksek bir anlatıma sahip olsa da bazı teknik düzeltmelere ihtiyaç duyuyor:

Diyalogların ayırılması ve cümle sonlarının noktalama işaretleriyle tamamlanması gerekiyor. Özellikle konuşma kalıpları tırnak işaretleri içinde veya doğru virgül kullanımıyla daha okunaklı hale gelebilir.

Ömer in gözleri yaşlı idi" yerine "Ömer'in gözleri yaşlıydı" şeklinde yazım hataları giderilmeli.
Yazım Hataları: Bazı kelimeler bitişik veya ayrı yazım kurallarına uygun değil (örn: "hastaneye geldi" yerine "hastaneye geldi", "yazmayı unut ma" yerine "yazmayı unutma").

Cümleler arasında geçişler bazen kopuk hissettirebiliyor. Özellikle diyalogların giriş ve çıkış kısımlarında eylem betimlemeleriyle (omuzunu tuttu, hızla kapıya koşarcasına gitti) cümlelerin birbirine daha sıkı bağlanması akıcılığı artıracaktır

Lale'nin Zeynep'i uykuda bulup ateşini ölçmesi, yeni bir karakter dinamiği veya Zeynep'in fiziksel durumunun (stres kaynaklı ateş) önemini vurgulayan bir detay olabilir. Bu durumun hikayenin gidişatını nasıl etkileyeceği merak uyandırıyor.

Ömer'in ameliyatının sonucu ve dönüşü, çiftin ilişkisindeki bu krizden nasıl bir dönüm noktasıyla çıkacağını belirleyecek ana unsur olacak.

Zeynep'in İç Çatışması: Zeynep'in iş hayatı ile kişisel acısı arasındaki dengeyi nasıl kuracağı, onun karakter gelişimi açısından önemli bir süreçtir.

​Ömer şaşkındı. "Zeynep," dedi. Zeynep onun ellerini tuttu. Sonra ellerini hızla çekip kapıya doğru koşarcasına gitti; kapıdan dönüp son bir kez baktı. Ömer’in gözleri yaşlıydı, ağlamamak için dışarı çıktı. Neredeyse Bey ile çarpışıyordu. Ömer’in gelmediğini görünce Bey geri dönmüş, odaya bakmıştı. Ömer ağlıyordu; yanına gidip omuzunu tuttu.
​Ömer, Bey’i görünce, "Özür dilerim, artık dayanacak gücüm yok," diyerek başını yastıklara gömdü.
​Bey de çok üzgündü. "Siz delisiniz. İkiniz de delisiniz, kendinizi harap ediyorsunuz. Aptallar... Bırak üzülmeyi, şimdi ameliyatını ve iyileşeceğin o günü düşün."
​"Ben kendim için değil, Zeynep için üzülüyorum. Ne kadar perişan, görmüyor musun? Tabii sen onu benim kadar tanımıyorsun, anlayamazsın. O çok kötü, hasta olacak diye ödüm kopuyor."
​"Sen onu düşünme, bizler ne güne duruyoruz? Onu bırakır mıyız hiç?" dedi Bey. "Hadi şimdi dinlen, sabah görüşeceğiz. İyi geceler," deyip yürüdü.
​Gece herkese kabus gibi geldi. Zeynep doğru dürüst uyuyamadı, aklı hep Ömer’deydi.
​Sabahleyin herkes erken kalktı; Ömer’in uçağı erken kalkacaktı. Apar topar hastaneye gittiler. Ömer’i hazırlamışlardı, ambulansla gidecekti. Ambulansın önüne Bey, arkaya, Ömer’in yanına ise Zeynep bindi.
​Arabalarla havaalanına geldiler. Ömer, Zeynep’in ellerini hiç bırakmamıştı. İkisi de suskundu, konuşacak güçleri yoktu. Ömer bir mektup uzattı: "Zeynep, ben gidince okursun. Tabii yazmayı da unutma..."
​"Her fırsatta yazacağım."
​Uçak çok büyüktü; ambulans merdivenlere kadar geldi. Aşağıya indiler, tekrar vedalaştılar. Zeynep yaşlı gözlerle, "Seni bekleyeceğim," dedi. "Çabuk iyi ol."
​"Ömer, senin için iyi olacağım, bunu bil."
​Ömer'i sedye içinde uçağa bindirdiler. Bahar hemşire, yine çok şık ve alımlı bir biçimde uçağa bindi. Hiç kimseyle konuşmamıştı. Uçak havalanana kadar beklediler, sonra herkes eve döndü.
​Zeynep hastaneye geldiğinde arkadaşları, "Allah kavuştursun," dediler. Masasına oturduğunda artık kendini tutamıyordu; hıçkıra hıçkıra ağladı.
​Doktoru, "Üzülme, bu onun için çok büyük bir şans. İşin içinde ömür boyu yatalak kalmak da vardı," diye teselli etti. "Hadi bakalım, çalışmak en büyük ilaçtır. Bak, hastalar seni bekliyor."
​"Evet," dedi Zeynep. Onu çok seven, tonton ama ne yazık ki hastalıkları ağır olan iki yaşlı hastası vardı. Akşama dek durmadan çalıştı, kendini tamamen hastalara verdi. Günü böylece geçip gitti.
​Eve geldiğinde herkesi salonda otururken buldu. "İyi akşamlar," diledi. Yorgunluktan ayakta zor duruyordu, kendini hemen bir koltuğa attı. Annesi, "Kızım ne oldu?" diye sordu.
​"Yok, iyiyim, yalnızca çok yorgunum. Bugün iş çoktu. Biraz kendime gelince yukarı çıkıp duş alayım, biraz uzanırım."
​"Kızım, yemek ye de öyle yat. Sonra kalkamazsın."
​"Şimdi canım istemiyor, sonra yerim," deyip odasına yöneldi.
​Duş iyi gelmişti, sıcak suyun altında vücudu dinlendi. Giyinip bir battaniye aldı ve koltuğa uzandı. Günün olaylarını düşündü. Ömer’in gidişini, yolculuğunun iyi geçtiğine dair gelen haberi hatırladı. O bunları düşünürken, Ömer’in verdiği mektup aklına geldi. Hemen çantasından çıkarıp Ömer’in küçük ama düzgün yazısını okumaya başladı.
​"Canım Zeynep’im," diye başlamıştı mektup. Arkasından beraber geçirdikleri günleri hatırlatıyor, o günlerin hazzını bir türlü unutamadığını, kimsesiz dünyasına Zeynep'in nasıl girdiğini ve kendisini nasıl mutlu ettiğini anlatıyordu. Elif’e gelince, onun kendisi için çok değişik bir duygu olduğunu; Zeynep gelmeden önce onun güzelliğine kapılıp sevdiğini zannettiğini ama gerçek sevgiyi sadece Zeynep’te bulduğunu uzun uzun yazmıştı.
​Satırlarının sonunda şöyle diyordu: "İnsan gerçek sevgiyi biraz zor buluyor. Hani insanın bahçesinde çok güzel has gülleri olur ya, onları her gün görünce komşunun kokusu olmayan ama geçici bir güzelliği olan başka çiçeklerine özenir. Ya, ben de öyle oldum. Beraberliğimiz beni başka bir çiçeğe itti. Seni kaybetmeye başlayınca, işte o zaman gerçek sevgiyi anladım. Elif benim için tutulmaz bir yıldızmış; tutunca işe yaramaz olduğunu anladım. Ama sen öyle değilsin, sen benim dünyamsın. Sensiz hayat bomboş.
​Benim için bilir misin;
Yağmur yağarken ıslanmasın,
Gökkuşağını görüp de tutamasın,
Yazın sıcağında kar istesin,
Kışın üşüyünce baharı özlesin,
Sevilmeden sevmek nedir öğrensin...
​Ben bütün bunları seni sevdikten sonra öğrendim. Evet Zeynep, artık sensiz yapamayacağımı iyice anladım. Bu ameliyatı senin için oluyorum. Doktor 'Yürüyerek geleceksin' dedi ama ben pek inanmıyorum. Bunun çok riskli olacağından eminim, az çok sen de biliyorsun; omurilik bu, başka bir şeye benzemez. Eğer sağ salim iyileşip gelirsem, beni kabul eder misin?"
​Ömer daha fazla şey de yazmıştı ama Zeynep’in okuyacak gücü kalmamıştı. Ağlamaktan satırları göremiyordu artık. Ağlarken koltukta uyuyakaldı.
​Ne kadar zaman geçtiğini bilmiyordu. Başını okşayan bir elin temasıyla gözlerini açtı. Lale başucunda durmuş, "Zeynep," diyordu. "Zeynep, çok terlemişsin, hasta mısın?"
​"Bilmiyorum. Saat kaç?"
​"On iki oldu. Gelmeyince merak ettim, sana bakmaya geldim. Ama senin ateşin var. Kalk, üstünü değiştirelim."
​"Of," dedi Zeynep, "Başım..."
​Hikayenin gidişatı çok merak uyandırıcı; Ömer'in ameliyatının nasıl geçeceği ve Zeynep'in bu hastalıklı haliyle nasıl baş edeceği bir sonraki adımlar için harika bir zemin hazırlıyor.
Haydi bakalım kolay gelsin bekliyoruz
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
1.6.2026 14:45:54
5 puan verdi
Final: Ateşler İçinde Bir Kalp
Zeynep’in ağlamaktan satırları göremeyerek battaniyenin altında uyuyakalması, ardından gece yarısı Lale’nin el temasıyla uyanması ve yüksek ateşle son bulan sahne; ruhsal acının bedene nasıl sirayet ettiğinin (psikosomatik yansımanın) harika bir tahlilidir. Ömer uçakla uzaklaşırken, Zeynep’in kalbi ve bedeni bu ayrılığın yükünü taşıyamamış ve ateşler içinde kalmıştır.

Sonuç olarak; Ayşe Karan, okuyucunun kalbini avucunun içine alan, diyalogları ve mektup dili son derece samimi, akıcı ve merak unsurunu bir sonraki bölüm için zirveye çıkaran harika bir 36. bölüm kaleme almış. Zeynep’in bu hastalıktan nasıl uyanacağı ve Ömer’in ameliyatından gelecek o kritik haber, şimdiden büyük bir sabırsızlık yaratıyor.

Yazan kaleminize, o duyguları bu denli içten ve gerçekçi bir sinema şeridi gibi aktaran o asil yüreğinize sağlık Ayşe Hanım. Serinin devamını büyük bir heyecanla bekliyoruz; kelamınızın ışıltısı daim olsun!
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL