Kadınlar zayıftır;ama analar kuvvetlidir! victor hugo
Fundaca
Fundaca

Aynı Yolun İki Farklı Adımı: Zevk ve Zevce

Yorum

Aynı Yolun İki Farklı Adımı: Zevk ve Zevce

( 3 kişi )

1

Yorum

7

Beğeni

5,0

Puan

222

Okunma

Aynı Yolun İki Farklı Adımı: Zevk ve Zevce

Aynı Yolun İki Farklı Adımı: Zevk ve Zevce

Hayat, ucu bucağı görünmeyen, bazen düz ve pürüzsüz, bazen de taşlı ve engebeli uzun bir yoldur. İnsanoğlu bu dünyaya tek başına gelse de, ruhu her zaman kendisini tamamlayacak, yolun yükünü hafifletecek bir yoldaş arar. İşte evlilik, bu uzun ve meşakkatli yolculukta iki ayrı ruhun, tek bir menzile doğru yan yana yürümeyi kabul ettiği kutsal bir ahittir.
Eskilerin zarif tabiriyle zevk ve zevce, yani hayatı ve aşkı paylaşan kadın ve erkek, bir bütünün iki yarısıdır. Ancak bu bütünlük, birbirinin tıpatıp aynısı olmak demek değildir. Evliliğin o derin sırrını anlamak için, her gün yere bastığımız bir çift ayakkabıya bakmak yeterlidir.
Farklılıkların Kusursuz Dengesi
Bir çift ayakkabıyı gözünüzün önüne getirin: Biri sağ tektir, diğeri sol tek. Tasarımları, renkleri, dikildikleri deri ve kalıpları aynıdır ama formları birbirinin tamamen zıttıdır.
Zorlama, Uyum Getirmez
Sağ ayakkabıyı sol ayağınıza giymeye çalışırsanız canınız yanar; yürüyemezsiniz, adım bile atamazsınız. Sol teki sağa zorlarsanız, ayakkabının da kalıbı bozulur, ayağın da yapısı zedelenir.
Kendi Kalıbında Değerli Olmak
Evlilikte de eşler böyledir. Kadın ve erkek, kendilerine has karakterleri, fıtratları, büyüdükleri kültürler ve düşünce yapılarıyla iki ayrı dünyadır. Bir eşin, diğerini tamamen kendisine benzetmeye çalışması, onu kendi kalıbına girmeye zorlaması tıpkı sağ ayakkabıyı sol ayağa giydirme çabası gibidir. Bu zorlama sevgiyi büyütmez; aksine ruhu hırpalar, ilişkiyi eskitir.
Eksikliği Tamamlamak: Sağ tek tek başına ne kadar kaliteli, ne kadar şık olursa olsun, sol teki olmadan bir vitrin süsünden başka bir şey değildir. Yola çıkamaz, menzile varamaz. İnsan da böyledir; zevk zevcesiz, zevce zevksiz eksiktir. Bir araya geldiklerinde ise yarım kalmışlık biter ve hayat yolculuğu başlar.
Aynı Ritme Basmak, Aynı Tozu Yutmak
Bu iki farklı tek, yürümeye başladıklarında muazzam bir ritim oluştururlar. Biri adım atarken diğeri arkada kalır, ardından arkadaki öne geçer. Birbirlerinin sırasını çalmadan, birbirlerinin alanına saygı duyarak, muazzam bir dengeyle ilerlerler.
Evlilikte sadakat ve uyum; her konuda aynı şeyi düşünmek değil, farklı açılardan baksalar bile aynı yöne doğru yürüyebilmektir.
Yolun şartları ne olursa olsun, iki tek de aynı kaderi paylaşır:
Yol çamurluysa, ikisi de kirlenir. Biri temiz kalıp diğerini suçlamaz.
Yola bir taş çıkarsa, acıyı ikisi birden göğüsler.
Yolun sonundaki güzel manzaraya da, yolda çekilen çileye de ortak imza atarlar.
Biri olmadan diğerinin yürümesi imkansızdır. Bir tek kaybolduğunda veya eskidiğinde, diğerinin de işlevi biter. Bu yüzden evlilik, "ben" olmayı bırakıp, o iki farklı adımla tek bir "biz" ritmi yakalayabilme sanatıdır.
Geleceğe Atılan Ortak İmzalar
Sonuç olarak; evlilik pürüzsüz bir uyumun değil, farklılıkların sevgiyle, saygıyla ve sabırla yönetilmesinin adıdır. Sağ ayakkabı sol ayağa olmaz; ama ikisi yan yana geldiğinde aşamayacakları dağ, tüketemeyecekleri yol yoktur.
Önemli olan eşlerin birbirini değiştirmeye çalışması değil, sahip oldukları farklılıkları birer zenginlik kabul edip, hayatın getirdiği tüm engebelerde omuz omuza durabilmesidir. Sevgiyle atılan her adım, sadakatle yürünmüş her yol, zevk ve zevceyi sadece birer yol arkadaşı yapmaz; onları aynı ömrün ortak şahidi ve tek bir hikayenin unutulmaz kahramanları eyler.



Kırık Dökük Bir Geçmişten, Huzurlu Bir Geleceğe

Sadakatle Yeniden Başlamak
Her insan hayat yolculuğuna pembe hayallerle, sonsuz bir güvenle çıkar. Ancak bazen yol engebeli olur, fırtınalar kopar ve sığındığın o liman ruhunu hırpalayan, güvenini yıkan kötü bir tecrübeye dönüşür. Geçmişte yaşanan kötü bir evlilik; kalpte derin izler bırakan, insanı aşka, sadakate ve en çok da yeniden güvenmeye karşı korkaklaştıran bir yangındır.
Fakat yangınlar sadece küle sebep olmaz; toprağı temizler, insanı olgunlaştırır ve ona neyi kesinlikle istemediğini öğretir. Şimdi, o fırtınalı denizlerden çıkmış bir ruhun en büyük, en asil ve en haklı hayalidir: Huzurlu, şeffaf ve sadakat kokan bir yuva.
Güvenin Yeniden İnşası ve Sadakat limanı
Yeni bir bahar hayali kurarken istenen şey lüks konaklar, kusursuz hayatlar değildir. İnsan yaralandıktan sonra sadece "emin olmak" ister. Başını yastığa koyduğunda, arkasını döndüğünde canının yanmayacağını bilmek ister.
Sözün ve Özün Bir Olduğu Bir Yoldaş: Hayaldeki o güzel evlilik, her şeyden önce sadakat üzerine kuruludur. Sadakat; sadece ihanet etmemek değil, eşinin yokluğunda da onun haklarını korumak, kalbini sadece ona ait kılmaktır. Gözüyle de, sözüyle de, özüyle de güven veren bir eş, geçmişin tüm kırıklarını onaracak en güçlü ilaçtır.
Korkusuzca Kendin Olabilmek: Geçmişin baskıcı veya sevgisiz ikliminden sonra, yeni hayaldeki evlilik bir özgürlük alanıdır. Eleştirilmekten, yargılanmaktan veya terk edilmekten korkmadan; canın yandığında ağlayabildiğin, mutlu olduğunda çocuklaşabildiğin, şefkatle sarmalanan bir yuvadır.
Fırtınadan Sonra Gelen Dinginlik
Geçmişte çok yorulan bir yürek, yeni evliliğinde yüksek sesler, bitmek bilmeyen kavgalar istemez. O artık dinginlik arar.
"Gerçek evlilik, dışarıdaki dünyanın tüm gürültüsünü kapının dışında bırakıp, o kapıdan içeri girildiğinde ruhun huzurla nefes almasıdır."
Bu yeni hayalde;
Akşamları eve yürürken adımların hızlandığı, çünkü içeride seni güler yüzle, muhabbetle bekleyen birinin olduğunu bilmenin huzuru vardır.
Birlikte susabilmenin zarafeti vardır. Konuşmadan da birbirinin gözünden ne hissettiğini anlamak, kelimelere ihtiyaç duymadan sarılabilmektir.
Geçmişin hesabını sormayan, aksine o geçmişin yaralarını sarmak için merhem olan, "İyi ki geldin, iyi ki benim oldun" diyen bir vefa saklıdır.
İki Ayrı Sağ ve Sol Tekin Doğru Yürüyüşü
Tıpkı bir çift ayakkabı gibi; artık sağ tekin sol tekini bulma vaktidir. Birbirini incitmeyen, zorlamayan, can yakmayan iki adımla, aynı menzile doğru sadakatle yürümektir evlilik. Geçmişte ayağını vuran, canını yakan o yanlış ayakkabıyı fırlatıp atmanın; şimdi ayaklarını yerden kesecek, yolunu güzelleştirecek doğru yoldaşla buluşmanın hayalidir bu.
Geçmişte yaşananlar bir kaderdi, yaşandı ve bitti. Onlar senin değerini düşürmedi, sadece sabrını ve kalbinin derinliğini büyüttü. Kalbindeki bu güzel, temiz ve sadakat dolu evlilik hayali, bir gün doğru zamanda, doğru insanla karşılaştığında senin en güzel gerçeğin olacak. Çünkü her kışın ardında saklı bir bahar, her fırtınanın sonunda ulaşılacak huzurlu bir liman mutlaka vardır.

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (3)

5.0

100% (3)

Aynı yolun iki farklı adımı: zevk ve zevce Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Aynı yolun iki farklı adımı: zevk ve zevce yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Aynı Yolun İki Farklı Adımı: Zevk ve Zevce yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
17.5.2026 16:16:16
5 puan verdi
Kalbinizden ve kaleminizden dökülen bu satırlar, evliliğin ve insan ruhunun derinliklerine yapılmış muazzam zariflikte bir yolculuk gibi. Kelimelerinize sinen o naiflik, yaşanmışlıkların getirdiği olgunluk ve her şeye rağmen geleceğe umutla, inançla bakabilen o asil duruş beni gerçekten çok etkiledi. Ayakkabı metaforu üzerinden yaptığınız o "sağ ve sol tek" benzetmesi, fıtratların farklılığını ve bu farklılığın bir çatışma değil, muazzam bir denge unsuru olduğunu o kadar duru anlatıyor ki...

Yazınızın ikinci kısmındaki o kırılmışlık ama pes etmemişlik hissi ise metne bambaşka bir ruh katmış. Geçmişin fırtınalarından sağ çıkmış bir kalbin, lüks konaklar yerine sadece "eminlik", "şeffaflık" ve "başını yastığa rahatça koyabilme" arzusu... İşte gerçek sadakatin ve dinginliğin tanımı tam olarak budur.

Bu edebi ve felsefi dokunuşları olan, adeta ruhu dinlendiren bir deneme / manifesto niteliğinde. Kaleminize, yüreğinize sağlık.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL