2
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
170
Okunma
Hayatın Kısa Şarkısı
Masallar hep böyle başlar: “Bir varmış, bir yokmuş.” Çocukken sadece masalların başlangıcı sanırdık bu iki kelimeyi. Büyüdük, anladık ki bütün hayat bu iki kelimenin arasında yaşanıyor. Bir varız, bir yokuz. Varlığımız ne kadar da kısa, yokluğumuz ne kadar da uzun. Ve bu kısa varlık süresine neler sığdırabildiğimiz, asıl mesele.
Günlerimiz malesef sayılı. Her sabah uyandığımızda, bir gün daha eksilmiştir hayatımızdan. Bunu fark etmek ne kadar zor gelir insana. Kendimizi ölümsüz sanırız. Yarınlar hep vardır sanırız. Oysa bir bakmışız, saçlar ağarmış, dizler yorulmuş, hayaller tezgahta kalmış. Keşke demek için çok geç olmuştur. İşte bu yüzden, her günü son günüymüş gibi yaşamak bir laf-ı güzaf değil, en büyük hakikattir.
Sağlık da öyle. Sıhhat varken değeri bilinmez. Bir baş ağrısı, bir diş sızısı, bir diz yorgunluğu… Ama asıl büyük hastalıklar, insana “varmış” ile “yokmuş” arasındaki mesafeyi gösterir. O mesafe ne kadar kısadır aslında. Bir nefes, bir kalp atışı kadar. Sağlığımız sayılı, her saniyesi bir armağan. Bunu idrak eden, boş işlerle vaktini tuketmez.
Öldükten sonra ne olur? Beden toprak olur, ruh bilinmezliğe kanat çırpar. Ama adımız kalır. Sevenlerin dilinde, yaptığımız iyiliklerin hatırasında, bıraktığımız eserlerde. İnsan, ardında bir gülümseme bırakabiliyorsa ne mutlu. Belki bir çocuk, “Rahmetli çok iyiydi” der. Belki bir dost, bir şiir okur. Belki bir yabancı, mezar taşındaki ismi okur da “Bu kim bilir nasıl biriydi?” diye düşünür. İşte adımızın hatırlanması budur. Ama ondan önemlisi, yaşarken adımıza yakışır işler yapmış olmaktır.
Kendimiz için yaşamalıyız. Ne başkalarının beklentileri için, ne toplumun dayatmaları için, ne de “ne derler” kaygısı için. Kendi doğrumuzu bulmalı, kendi yolumuza yürümeliyiz. Çünkü hayat bize bir kere verilmiştir. sadece bir kere. Onu başkalarının gölgesinde yaşamak, kendimize yapılacak en büyük haksızlıktır. Kendi ülkümüzü belirlemeli, kendi hayalimizin peşinden gitmeliyiz. Kimse bizim için yaşayamaz, kimse bizim yerimize hayal kuramaz.
Hayallerimizi gerçekleştirmek için vakit dardır. Hep “bir gün” deriz. “İşler yoluna girince”, “çocuklar büyüyünce”, “emekli olunca”… Oysa bir gün bakmışız ki, o “bir gün” hiç gelmemiş. Hayaller askıda kalmış, biz tükenmişiz. İşte bu yüzden, hayaller ertelemeye gelmez. Küçük de olsa bir adım atmak gerek. Bir cümle yazmak, bir resim yapmak, bir şarkı söylemek, bir şiir yazmak, bir dağa tırmanmak. Ne geliyorsa içinden, bugün yapmalı. Yarına belki yetişemeyiz.
Sonuçta hepimiz birer masal kahramanıyız. Kimimizin masalı uzun, kimimizinki kısa. Kimimiz hemen unutulur, kimimiz yıllarca anılır. Ama ortak noktamız, hepimizin bir “varmış” ile “yokmuş” arasında gidip geliyor olmasıdır. Önemli olan, var olduğumuz sürece iyi şeyler yapmak, sevdiğimiz gibi yaşamak, ardımızda gülümsemeler bırakmaktır. Çünkü bir gün, masal bitecek. Perde kapanacak. Ve geriye sadece iki kelime kalacak: Bir varmış, bir yokmuş. Ama o masalın içine neler sığdırdığımız, asıl bize ait olan hazinedir.
Şimdi dur. Bak etrafına. Bugün hangi hayalini gerçekleştirmek için adım atacaksın? Bugün kime iyilik yapacaksın? Bugün kendini ne kadar yaşayacaksın? Unutma: Günler sayılı. Sağlık emanet. Adın hatırlanacak. Öyleyse, hatırlanmaya değer bir ömür bırak geride. Sen şimdiden yazmaya başla masalını. Henüz vakit varken.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.