3
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
275
Okunma

Evet…Danışanım çaresizce yine baba evine dönüyordu.Ama döndüğü yer bir yuva değil, yıllardır kaçmaya çalıştığı üvey annenin acımasız gölgesiydi…
Henüz 23 yaşında…Lise mezunu…Çocuk yaşta yaptığı evlilik yüzünden elinde ne bir meslek vardı ne de tutunabileceği bir hayat…
Bir çocuğuyla yeniden baba evine muhtaç kalmıştı.
Kızına nafaka bağlanıyor.Danışanım küçük kızını yanına alıp bankaya gidiyor parayı çekmek için…Ama bankanın kapısında babasını görüyor.
“Parayı çek, bana ver.Ev giderlerini karşılayacağız…” diyor babası.
Danışanım ise,“Çocuğumun ihtiyaçları var baba…” dese de…Babası paranın büyük kısmını alıp eline sadece birkaç kuruş bırakıyor.
Ve danışanım o cümleyi kuruyor:
“Anne üvey olunca… baba da mı üvey oluyormuş?”
Ama yine de babasını suçlayamıyor.“Babam da üvey annemin etkisinde kalıyordu…” diyerek onu savunmaya çalışıyor.
Bazı çocuklar büyüse bile hâlâ anne-babasını kaybetmekten korkar…
Aylar böyle geçiyor…
Sonra baskılar başlıyor:
“Çocuğu babaya vereceksin.Sana iş bulacağız.Çalışacaksın…”
“Babası zengin.Sen bu çocuğa onun sağlayacağı imkânları veremezsin…”
İlk başta kabul etmek istemiyor danışanım.Çocuğundan ayrılma düşüncesi bile nefesini kesiyor.
Ama çalışmak zorunda…
Babası ona bir alışveriş merkezinde, çanta reyonunda satış danışmanı işi buluyor.
Ve işe giderken küçücük kızını…Üvey anneye bırakmak zorunda kalıyor.
Kazandığı maaşın büyük kısmını yine babası alıyor:
“Bu evde kalıyorsun…” diyerek…
Danışanıma sadece küçük bir harçlık bırakılıyor.
Hem çalışıyor…Hem ayakta kalmaya uğraşıyor…Hem de her gün evladını kaybetme korkusuyla yaşıyor…
Bu arada eski eşi yeniden evleniyor.Başka şehirde yaşadığı için küçük oğlunu da göremiyor danışanım.
Bir taraftan eski eşi:
“Kızıma ben daha iyi bakarım…” diyor.
Diğer taraftan babası:
“Çocuğun geleceğiyle oynama.Sen onun yaşayacağı hayatı sağlayamazsın…” diyerek baskı yapıyor.
Ve danışanım…Yıllardır hasret bırakıldığı öz annesiyle gizli gizli görüşmeye başlıyor.
Çünkü babası, annesiyle görüşmesini yasaklamış yıllarca…
Bir gün işten eve geldiğinde, üvey annenin bu kez kendi kızına da şiddet uyguladığını görünce…Kızını alıp gizlice öz annesinin evine gidiyor.
Annesi onları kapıda sevgiyle karşılıyor.Torununa özel oda hazırlıyor…Kızına sarılıyor yılların hasretiyle…
Belki de danışanım hayatında ilk kez gerçek bir anne şefkatini orada hissediyor…
Ama acı burada da peşini bırakmıyor.
Öz annesi bile çocuğun babada kalmasının daha doğru olacağını düşünüyor.
Danışanım ise hâlâ direniyor.Ta ki küçük kızı bir gün şu cümleyi kurana kadar:
“Anne…Ben eski evimizi özledim…Arabamızı özledim…Odamı özledim…”
İşte bir annenin yüreği bazen tam o cümlede kırılır…
Boşandığı eşi ikinci evliliğini yapmıştı.Bir gün kapıya geliyorlar, küçük kızı görmek için…
Danışanım kızına soruyor:
“Babanla gitmek ister misin?Ama artık hep onun yanında kalacaksın…”
Küçük kız hiç düşünmeden:
“Evet… gitmek istiyorum…” diyor.
Ve danışanım…“Çocuğuma yeterli bir hayat sunamıyorum…” düşüncesiyle, gözyaşları içinde kızını babasına vermek zorunda kalıyor…
Ama sevgili okurlarım…Bu hikâye burada bitmiyor…
Acı üstüne acı…Yara üstüne yara…
Daha 2 yaşında anne-baba ayrılığıyla çocukluğunu kaybeden…Üvey anne şiddetiyle büyüyen…Çocuk yaşta evlendirilen…Kadın olamadan anne olmak zorunda kalan danışanımın hayatında, acılar henüz son bulmadı…
İnanın…4. bölümde gözyaşlarınıza hâkim olmak çok daha zor olacak…
— Aile Danışmanı Selda İyiekmekci Erdoğan
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.