5
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
190
Okunma
Zeynep gözleri dalgın , sanki bir hayal, gibi düşünceye daldı tam bir şey diyecek ti ki,kapı çalındı
Zeynep kim o diyerek kapı yı açtı, Bey ve annesi göründü,
Ana kadın, dedi Zeynep, torunu özledin, onsuz duramadın, değil mi.
Kadın biraz, solgun du, ama bozutu ya, verme di,
He ya oğlanı özledim,
Günaydın, diye içeri girdi. Beyde arkasından gelip günaydın dedi,
Lale biraz korku dolu gözlerle, kocasına, baktı.
Bey anneler gidecek, diye, onları uğurlamaya gelmek için kendini ,şoföre getirtmiş.
Yüzü biraz solgundu. Kahvaltı yaptınız mı
Yok yeni kalktık sayılır,
Ben söylerim getirsinler, telefona sarlı dı. Saat epey olmuş geç kalacaksınız,
Zeynep niye geç kalacağız, ki.
Lale sahi senin haberin yok, saat onda arabanız, kalkıyor,
Zeynep, şaşkın bu acele niye,
Kızım buranın havası bana pek yaramadı, tansiyonum yükseldi, bir an önce gitmeyi ben istedim.
Zeynep saat e, baktı oy bir buçuk saatimiz kalmış nasıl yetişeceğiz.
Yetişiriz kahvaltıdan sonra çıkarız.
Zeynep telaşla banyoya koştu üstünü değiştirip bavulunu kapattı.
Bu arada kahvaltı, gelmişti, Beraber yediler.
Eşyaları komiye verip arabaya yerleştirin dedi Bey
Hep beraber aşağıya indiler,
Zeynep, Beye yaklaştı, size bir şey sora bilir, miyim, evet sor,
Ömer nerede bizim, gideceği mizi biliyor mu. Yoksa bilmiyor mu uğurlama,ya gelmedi.
Bey dalgın hem biliyor hem bilmiyor, gideceğinizi biliyor ama bu gün olduğunu bilmiyor. İşi çıktı başka bir köye gitti. Birkaç gün gelemez, ,g gider ken bana bir emenet, bıraktı, bunu sana vermemi istedi,
Zeynep e, ver, beni af etsin unutmasın dedi. Cebinden, küçük bir kutu çıkarıp verdi
Zeynep açmak istedi.
Bey sonra açarsın geç kalıyoruz deyip yürüdü.
Zeynep merak etmişti, ama zaman yoktu çantasına koydu. Beye teşekkür etti ona söyleyin onu hiç ama hiç unutmayacağım.
Hep ona dua edece ğim, mutlu olsun diye, ben ne zaman dönerim bilmem, benim yokluğumda düğün olursa bilsin ki hep yanında yım ,kalbim onunla.
Otobüs onları bekliyor du, hemen vedalaşıp bindiler, sizler ide unutmayacağım dedi gözleri yaşlı.
Onlarda bizde seni çok sevdik hiç unutmayacağız, seni bekliyoruz tekrar gel ,oralarda kalma.
Otobüs ayrıldı şehri terk etti.
Zeynep, gözünde ki, yaş kuruyana kadar, sesiz ce, ağladı, sonra derin hülyalara daldı.
Zaman hızla akıp gidiyor, saatler, saatleri, kovalıyor du, yollar yolları.
Nice, dağlar dağların doruklarında karlar gördüler, beyazca,
Bazen de yeşil çayırlar gördüler kırmızı gelinciklerle bezeli, uzun bir yolculuğun sonunda, İstanbul , göründü, geçmişi unutulmayan,
Camileri gökyüzüne uzanan minareleri denizi surları, hey gidi koca İstanbul, bir gün genç bir kız gönderdin umut dolu,
Şimdi bir kız geliyor ,kalbi kırık gönlü yaralı, nasıl saracaksın bakalım bu yaraları.
Güneş odaya ,dolmuş sabah olmasına rağmen, sıcak bastırmıştı,
Zeynep gerindi esnedi, gözlerini açtı, oh sabah olmuş deyip ,kalktı, pencereden baktı. Hava çok sıcak ve nemliydi,
Deniz masmavi güneş ışığında parlıyordu,
Buraya geleli, bir hafta olmuştu,
Günler çok çabuk geçiyor dedi, kendi kendine.
Odadan çıktı annesinin kapısı aralıktı, yaşlı kadın uyuyor du, bir an onu seyretti, ne kadar da yaşlandı diye mırıldandı. Sekiz yıldır tanıyor du, onun öz annesi gibi olmuştu, zavallı annem diye bir öpücük gönderdi uzaktan,
Aşağıya indi burası bahçe için de jumba pencereli denize nazır tarihi bir, evdi küçük ama kullanışlı idi.
Üs katta yatak odaları alçt katta mutfak ve oturma odası banyo tuvalet
Büyükçe balkonu vardı bahçesi çiçeklerle donatılmış ,insana, huzur veriyordu.
Bir haftadır içindeki yar kabuk, bağlar olmuştu,
Ama yine içi acıyordu nedenini bilmediği bir acı vardı.
Geleli arkadaşları geliyor beraber gezip eyleniyorlar, ama onun bir tarafı kırıktı.
Bazen arkadaşları bu durumu ,fark ediyor ne oluyorsun neyin var, diye sorunca e artık ebe hanım oldum, sakin yaşamam lazım. Şımarıklık yok deyip geçiştiriyordu
Bunlar düşünürken, ayna ya baktı, yüzüne su atmıştı, sular yanaklarından üstüne süzülüyordu.
Sıcağa karşı birazcık serinlik veriyordu, birden kulağındaki küpeleri gördü, içi ciz etti her seferinde böyle oluyordu.
Bu küpeleri çok beğenmiş param yok diye almamıştı
Ömer onları ona hediye almış, ilk açtığında kalbi duracak gibi olmuştu.
Sesiz ce, ağlamış çok da sevinmişti. Öpüp koklamış canım arkadaşım seni nasıl unuturum, ben unutsam bile kalbim asla unutmayacak.
Deyip hemen kulağına takmış,
Sana nasıl haber verebilirim sevincimi nasıl anlatırım diye mırıldandı.
Aklına Bey geldi ona anlatırım ,diye oturup mektup yazdı.
Sevincini onlarla paylaşırım .
Bakalım cevap ne zaman gelecek diye beklemeye başladı.
Her gün bir umutla kalkıyor ,postacıyı bekliyor du.
Mutfağa girdi ,çayı koydu ,kahvaltı hazırladı,
Anneme sürpriz olsun ,
Köyde geçirdiği kahvaltıları düşündü, çoğu zaman muhtarlarda ,yapardı, Ömer de gelir birbirileri ile, şakalaşır, yumurta tokuşturur , ne günler geçirmiştiler.
Acaba Ömer ne yapıyor, öyle merak ediyor du ki, keşke gelmeseydim dedi, keşke gelmeseydim.
Çok acele ettim, Muhtar amcalar ne yapıyor bakalım bana yazacaklar mı.
Bahçe kapısı açıldı, içeri arkadaşları girdi,yakın evlerde oturuyor ,her günü beraber geçiyordu.
Günaydın kalktın mı.
Bu gün ne yapıyorsun.
Hiçbir planım yok, ne yapalım.
Annede kalkmış günaydın kızlar nasılsınız diye laflamıştı. İyiyiz
Hayrola,
Zeynep i, almamıza, izin, verir mi sin. Adalara gidelim, birkaç gün kalalım. diyoruz ne dersin.
Yaşlı kadın, neden olmasın, dedi, gidebilirsiniz Zeynep isterse.
Zeynep yok olmaz, mektup bekliyorum, köyden dediyse de.
Kızlar mektup için burada durulmaz, iki üç gün içinde mektup gelmeye bilir.
Hadi nazlanma eskiden koşarak gelirdin. Şimdi kendini naza çekiyorsun.
Zeynep adaları çok seviyordu, doğruydu ,eskiden oradan gelmek bile istemezdi. Ama şimdi içinden gelmiyordu
Kızları kıramazdı ,annesi de git demişti, tamam kahvaltı yapalım gidelim.
,AYŞE KARAN
DEVAM EDECEK
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.