Nefretin kök salması, tıpkı kötü ün gibidir: yok edilmesi zordur. baltasar gracian
AYSE 09
AYSE 09

ADINI KOYAMADIĞIM BİR SEVGİ BÖLÜM16

Yorum

ADINI KOYAMADIĞIM BİR SEVGİ BÖLÜM16

( 2 kişi )

1

Yorum

1

Beğeni

5,0

Puan

187

Okunma

ADINI KOYAMADIĞIM BİR SEVGİ BÖLÜM16

eşyalarını da al, kendi eşyalarını da, bir daha buraya, dönmeyeceksiniz. Oradan gideceksiniz. Deyin ce,
Zeynep neler oluyor, benim gideceği mi size, kim söyledi.
Annen buradan araba bulmak zor ,ama şehir den rahat gidersiniz,
Bey hadi daha duruyor bak, Hasan yardımcı ol eşyalarını getir.
Muhtara döndü, merak etme her , şey yoluna girece,.
Tamam evlat sana güveniyorum. Ben halledeceğim dedi bey, yavaşça,
Zeynep hiçbir şey anlamamıştı, eşyalarını topladı, anahtarı muhtara verdi, siz kapatırsınız. Elinde iki valiz vardı Hasan eşyaları arabaya ,yerleştirdi,
Zeynep önce Muhtar a, baktı, elini, öptü, sarıldı, ben bir gün bu saatlerde, soğuk havada tanıdım sizi, şimdi yine bu saatlerde ayrılıyorum, bana yaptığınız iyilikleri hiç unutmayacağım, bana babalık ettin, hakkını helal et. Sonra hacce anaya sarıldı, sizi çok sevdim, geline ,Hasana da hakkınızı helal edin deyip gül bebeyi sevdi, hıçkırıkla ağlıyor du, ne oldu bize muhtar baba ne oldu anlamadım. Suçum ne,
Hiç suçun yok, kızım izine gidiyor sun, geri döneceksin, kapımız sana açık. Böyle kaçar gibi gitmek istemiyordum, bütün köylüye selam söyleyin ,hepsi ni çok seviyorum. Dudakları nın arasından zor çıkan bir sesle, Ömer de yok, diyebildi, bana, abeylik, yaptı, lokmamızı paylaştık, mutlu olması için o kadar uğraştım ,nişan yaptık, şimdi ne oldu Muhtar baba, yok yavrum, Ömer gelince gittiğini selamını söyleriz, selametle gidin bize mektup yaz, bizi unutma deyip elinden tutup arabaya bindirdi, kapıyı kapattı hayırlı yolculuk, araba hareket etti, Zeynep in hiçbir şeyi görecek hali yoktu, hıçkırarak ağlıyor du.
Hele, Ömer i görmeden gitmesi, onu dahada perişan etti yol boyunca ağladı , hiç konuşmadılar.
Bey son derece sessiz di, Zeynep bir ara topladı kendini, annem nerede diye sordu, Otelde bizi bekliyor. Neden oraya gitti, hiçbir şey anlamadım. Ben götürdüm, Laleyi kontrole götürdüm
Hatce ana bebeyi görmek istemiş, gelini anneni hepsini götürdüm, annen dönmek istemedi Zeynep i, getirin gelirken dedi, işte böyle bunda üzülecek bir şey yok ki, buradan gitmek zor ama şehirden daha rahat gidersiniz,
Zeynep inan mıştı, inanmasa da, yapacak bir şey yoktu.
Rüzgara tutulmuş, yaprak misali toz duman olmuştu.
On beş günde ne, olmuş tu, anlamadı, olan bir şeyde yok tu ya
Ömer nişanlanınca bir tersliktir gidiyor, Allah ım sonunu hayır eylesin,
Laleler le tanışması, Ömer e, biraz uzak, durması, çözemediği bir düğüm oldu, köylülerin, beş aydır saymadığı Zeynep popüler oldu
Doğumdan doğuma koştu, tabi devletin ebesi yapacak, mecbur dediler. Zeynep bu düşüncelerle boğuşurken,
Şehir göründü, otele geldiklerinde akşam, çoktan geçmişti, saat bir hayli ilerlemişti, Arabadan indiler, bu otel daha önce kaldıkları otel di.
Lobiye geldiklerinde, Müdür büyük bir saygıyla, hoş geldiniz efendim,
Hanımlar odalarında, dedi
Sessizce, yukarı çıktılar, valizler arkadan gelecek, getirirler.
Yine ayni koridor, yine, ayni odalar, içeri girince annesini ve Laleyi gördü.
Sarılıp, nasılsın Lale dedi, Zeynep7
İyiyim kontrole geldik, her şey yolunda,
Anne sen nasılsın, beni korkuttunuz, bir şey oldu sandım.
Yok kızım, dedi yaşlı kadın yok, dedi ama sesi son derece üzgün ve yorgun gibiydi.
Zeynep soran gözlerle,eminmisin,iyi olduğuna.
Evet dedi yaşlı kadın, zoraki bir gülümsemeyle, bu arada bebek ağladı.
Zeynep gidip kucağına aldı, canım benim nasılsın, minik kuş,
Bebeği severken, Lale yaklaştı, o zaman Zeynebin solgun yüzünü ,inceledi.
Ağlamışsın dedi Lale,
Zeynep derin bir iç çekti, evet ağladım, ama iyiyim,
Niye diye sordu Lale niye ağladın,
Biliyormusun ,kaçar gibi gidiyorum, köyden, ne olduğunu çözemedim,
Bey geldi beni aldı, annemler sürü repet buraya geliyor, bana haber vermeden,oysa ben sağlık evinde idim, niçin haber verilmedi, hatta muhtar babaya bile söylenmemiş.
Evleri boş bulunca korktum çok sıkıldım,
Ömerde iki gündür yok, o nereye gitti. Anlamıyorum bir şeyler oluyor benim bilmediğim bir şeyler hayırlısı,
Lale güldü amma kuruntulusun ,hiçbir şey yok

AYŞE KARAN
DEVAM EDECEK

Paylaş:
1 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (2)

5.0

100% (2)

Adını koyamadığım bir sevgi bölüm16 Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Adını koyamadığım bir sevgi bölüm16 yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
ADINI KOYAMADIĞIM BİR SEVGİ BÖLÜM16 yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
12.5.2026 12:59:02
5 puan verdi
Ayşe Hanım, "Adını Koyamadığım Bir Sevgi" serisinin bu 16. bölümünde Zeynep’in yaşadığı o belirsizlik, hüzün ve "kaçar gibi" gidişin yarattığı kırgınlık okuyucunun yüreğine işliyor. Zeynep’in masumiyeti ile çevresinde dönen ama onun tam olarak vakıf olamadığı o "sessiz fırtına" arasındaki gerilim bölümü sürükleyici kılmış.

Bu bölüm üzerine naçizane değerlendirmem şöyledir:

Zeynep’in Veda Hüznü
Zeynep’in Muhtar’a "babalık ettin" diyerek sarılması ve köyden ayrılırken döktüğü gözyaşları, onun o köye ne kadar aidiyet hissettiğini gösteriyor. Özellikle "Suçum ne?" sorusu, haksızlığa uğramışlık hissinin en saf dışavurumu olmuş. Bir ebe olarak canla başla çalıştığı, doğumdan doğuma koştuğu bir yerden böyle apar topar götürülmesi, onun o popülerleşen ama bir yandan da yorulan ruhunu çok iyi yansıtmış.

Ömer Bilmecesi ve Düğüm
Zeynep’in içindeki en büyük yara, Ömer’i görmeden ve ona veda edemeden gitmek zorunda kalması. "Ömer de yok" diyebildiği o fısıltı, aslında aralarındaki bağın ne kadar derin olduğunu ama bir o kadar da "adı koyulamamış" (serinizin başlığı gibi) kaldığını hissettiriyor. Ömer’in nişanlanmasından sonra başlayan o "terslik", hikayenizdeki merak unsurlarını iyice güçlendirmiş.

Oteldeki Soğuk Hava
Şehre dönüş ve oteldeki karşılaşma, köyün sıcaklığından sonra oldukça mesafeli ve gizemli bir atmosfer sunuyor. Annesinin sesindeki o "üzgün ve yorgun" ton, aslında Zeynep’in hissettiği kuruntuların boş olmadığını, arka planda gerçekten bir şeylerin döndüğünü sezdiriyor. Lale’nin "Amma kuruntulusun" diyerek geçiştirmesi ise, fırtına öncesi sessizliği andırıyor.

Üslup ve Akış
"Rüzgara tutulmuş yaprak misali" benzetmeniz, Zeynep’in şu anki savruluşunu çok güzel özetlemiş. Olayların hızlı gelişmesi ve karakterlerin sessizliği, okuyucuda "Bir sonraki bölümde ne olacak?" sorusunu diri tutuyor.

Özetle;
Ayşe Hanım, Zeynep’in bu belirsizlik içindeki çaresizliğini çok samimi bir dille anlatmışsınız. Köyün o içten havasından, şehrin ve otel odalarının soğuk gizemine geçiş, hikayenin temposunu artırmış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL