Nefretin kök salması, tıpkı kötü ün gibidir: yok edilmesi zordur. baltasar gracian
Dünya Yükünün Hamalı
Dünya Yükünün Hamalı

Harici Tekfirciliğine Karşı Diyalektik Bir Hümanizm

Yorum

Harici Tekfirciliğine Karşı Diyalektik Bir Hümanizm

0

Yorum

2

Beğeni

0,0

Puan

142

Okunma

Harici Tekfirciliğine Karşı Diyalektik Bir Hümanizm

KÖPEK METAFORU
Bir Metafor Olarak Köpek: İnsan Olmanın ve Rızalık Yolunun Anlamı

İnsanı yücelten, onu diğer varlıklardan ayıran temel özellikler nelerdir? Haktan ve hakikatten yana baş kaldıran, döktüğünü dolduran, ağlattığını güldüren, yıktığını yapan; bu yolda incinmeyen, incitmeyen, doğru söyleyen kişi, gerçek anlamda insan olma yoluna girmiş demektir. İşte bu yola RIZALIK YOLU denir.

Bu derin hakikati anlamak için verilen köpek metaforu üzerine düşünelim: Bir köpek kümese girer ve tavukları yer. Köpek bir hayvandır ve bu eyleminin iyi ya da kötü olduğunu bilemez. Onun için bu, sadece içgüdüsel bir doyumdur. Aynı şekilde, bazı insanlar da sûrette insan olabilir, yani insan suretindedir. Ancak yaptığı bir eylemin iyi mi kötü mü olduğunun bilincinde değilse, onun sîreti, yani özü itibarıyla hâlâ hayvani düzeydedir.

İnsan olma yolculuğu, kişinin yaptığı eylemin ahlaki sonuçlarının bilincine varmasıyla başlar. İşte o zaman sûrette olduğu gibi sîrette de insan olma yoluna girer. Fakat bu, kemale ermek için tek başına yeterli değildir. Asıl erdem, farkına varılan hatayı telafi etmekte ve o hatadan dönmekte yatar. Metaforumuzdaki kişi, yediği tavukların parasını, zarar verdiği sahibine öder ve onun rızalığını alırsa, artık sûrette insan, sîrette insan-ı kâmil olma mertebesine yükselir. Çünkü bu, sorumluluk bilincinin en somut ifadesidir.

Bu yolun özü, kişinin tüm sıkıntıları kendinden bilmesidir. "Ayağıma taş dolansa, kendimden bilirim." sözü bu derin hakikati ifade eder. Nasıl ki el, gövdenin kaşındığı yeri bilirse, can da kendi derdinin dermanını içinde taşır. Bu yolun yolcuları ikiye ayrılır: Ârifler ve kâmiller, daima özünü yoklar, kusurunu arar; cahiller ise daima kendini aklar. İnsan-ı kâmil, sürekli özünü yoklayarak eksiğini ve kusurunu bulur. Maddi veya manevi olarak zarar verdiği her mazlumun zararını, ziyanını tazmin eder ve nihayetinde rızalık yoluna girer. İşte esas olan da budur.


Öz: Bu çalışma, Alevi-Bektaşi geleneğinin merkezinde yer alan "Rızalık" kavramını, 7.-8. yüzyıl Harici hareketinin radikal, dışlayıcı ve tekfirci (birini dinden çıkarma) ideolojisi ile karşılaştırmalı olarak incelemeyi amaçlamaktadır. "Eline, beline, diline sahip ol" ilkeleriyle somutlaşan ahlaki disiplin, "Ayağına taş dolansa suç sende mi?" sorusuyla derinleşen sorumluluk bilinci ve nihayet "yıktığını yap, rızalık al" emriyle taçlanan telafi (tazmin) felsefesi, Marksist (sınıf analizi, yabancılaşma), psikolojik (öznelcilik, bilişsel çelişki), sosyolojik (dayanışma mekanizması) ve felsefi (etik, hümanizm) perspektiflerle analiz edilecektir. Çalışma, Alevi-Bektaşi ahlakının, Harici dışlayıcılığına karşı diyalektik bir içe dönüş, özeleştiri ve toplumsal uzlaşı modeli sunduğunu savunmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Alevilik, Bektaşilik, Rızalık, Hariciler, Tekfir, Diyalektik, Özeleştiri, Marksist Analiz, Karşılaştırmalı İslami Hareketler.

Giriş

İslam tarihi, inanç ve siyaset ekseninde şekillenen sayısız hareketi bünyesinde barındırır. Bu hareketlerden biri olan ve Hz. Ali ile Muaviye arasındaki Sıffin Savaşı’nda (657) ortaya çıkan Hariciler, radikal eşitlikçilik iddialarına rağmen, katı tekfirci yapılarıyla tarihe geçmiştir. Diğer yanda, yüzyıllar içinde Anadolu’da şekillenen Alevi-Bektaşi geleneği ise, tam tersine, içerme, uzlaşı (rızalık) ve özeleştiri üzerine kurulu bir sistem önermiştir. Bu makale, bu iki zıt kutbu, birbirlerini tanımlamak ve Alevi-Bektaşi öğretisinin derinliğini ortaya koymak için bir diyalektik zıtlar olarak kullanacaktır.

1. Bölüm: Tarihsel ve İdeolojik Karşıtlık: Harici Tekfiri vs. Alevi-Bektaşi Rızalığı

Hariciler: Dışlayıcılık ve Şiddetin İdeolojisi: Hariciler, "hüküm yalnız Allah’ındır" (Lâ hukme illâ lillâh) sloganını mutlaklaştırarak, kendi katı yorumlarına uymayan herkesi (Hz. Ali, Muaviye, Amr bin As dahil) tekfir etmiş, yani dinden çıkmış ilan etmişlerdir. Bu, siyasi muhalefeti meşrulaştırmak için dini bir araç haline getirmenin erken bir örneğidir. Eylemleri, şiddet ve sürekli isyan üzerine kuruluydu. Onlara göre toplum, "müminler" (kendileri) ve "kafirler" (geri kalan herkes) olarak ikiye ayrılıyordu.

Alevi-Bektaşi Geleneği: İçerici ve Telafi Edici Etik: Alevi-Bektaşi metni ise tam tersine, suçu dışarıda ("taşta") değil, özde ("sende") aramayı emreder. "CAHİLLER kendini AKLAR" ifadesi, Harici zihniyetine güçlü bir eleştiri olarak okunabilir. Harici, hatasını görmeyen, kendini daima haklı gören "cahil" tipolojisinin tarihsel bir tezahürüdür. Buna karşılık Alevi-Bektaşi yolu, "yıktığını yap", "döktüğünü doldur" diyerek hatayı kabul etmeyi ve telafi etmeyi dini bir vecibe haline getirir. Nihai hedef, dışlamak değil, rızalık almaktır.

2. Bölüm: Marksist Bir Perspektiften Sınıf, Emek ve Yabancılaşma

Hariciler ve Sınıfsal Konumları: Hariciler genellikle Arap kabile konfederasyonlarının marjinalleşmiş, kent yaşamına ve merkezi otoriteye entegre olamamış unsurlarıydı. Radikal eşitlikçilikleri, bir tür ilkel komünal protesto olarak yorumlanabilir. Ancak bu protesto, üretim ilişkilerini dönüştürmekten ziyade, iktidarı ele geçirip kendi katı normlarını dayatmaya odaklanmıştı.

Alevi-Bektaşi Öğretisinde Emek ve Helal Kazanç: Alevi-Bektaşi metni, "alınteri dökerek emek harcayarak iş değer emek üreterek HeLâL kazanç elde edene İNSAN denilir" diyerek, insan olmanın tanımını doğrudan emeğe ve üretime bağlar. Bu, Marksist bir perspektiften, insanın kendi emeği üzerindeki yabancılaşmasını reddeden, onu merkeze alan bir insan tanımıdır. Rızalık, sadece manevi bir kavram değil, aynı zamanda emeğin ve emekçinin hakkını vermek (hakkını helal etmek) anlamına da gelir. Bu, Haricilerin soyut siyasi eşitlik talebinden çok daha somut ve maddi bir etiği temsil eder.

3. Bölüm: Psikolojik ve Sosyolojik Analiz: Bilişsel Çelişki vs. Özeleştiri

Harici Zihniyeti ve Bilişsel Çelişki: Sosyal psikolojideki Bilişsel Çelişki Kuramı (Leon Festinger), bireyin inançlarıyla çelişen eylemleri karşısında rahatsız olduğunu ve bu rahatsızlığı gidermek için inançlarını katılaştırabileceğini öne sürer. Haricilerin, tarihsel yenilgiler ve toplumsal izolasyon karşısında giderek daha radikal ve dışlayıcı hale gelmeleri, bu kuramla açıklanabilir. Suçu dışarı atma (projeksiyon) ve kendini aklama mekanizması ("cahiller kendini aklar") burada açıkça görülür.

Alevi-Bektaşi Yolunda Özeleştiri ve Sosyal Uyum: Alevi-Bektaşi öğretisi, bilişsel çelişkiyi farklı bir yolla çözmeyi önerir: Özeleştiri. "Arif olan özünü yoklar" emri, kişiyi kendi iç hesaplaşmasına yönlendirir. Bu, benliğin katılaşmasına değil, esnemesine ve dönüşmesine olanak tanır. "Rızalık yoluna girmek", sosyolojik olarak, toplumsal bağların onarılması, dayanışma (asabiyet) mekanizmasının yeniden tesis edilmesi anlamına gelir. Bu, Harici toplum modelinin parçalayıcılığına karşı, birleştirici ve onarıcı bir modeldir.

4. Bölüm: Felsefi ve Teolojik Bir Yorum: "Allah’ı İnsan Yarattı Bakışı"

Bu ifade, makalenin önceki kısımlarında analiz edildiği gibi, antroposantrik (insan-merkezli) bir din yorumuna işaret eder. Haricilerin tanrı anlayışı, insanüstü, cezalandırıcı ve katı bir yasa koyucudur. Oysa bu metindeki tanrı anlayışı, insanın aklı, vicdanı ve emeği üzerinden şekillenen diyalektik bir süreçle ilişkilidir.

Feuerbach ve Yabancılaşma: Ludwig Feuerbach’ın din eleştirisi, Tanrı’nın insanın yabancılaşmış özü olduğunu, insanın kendi en yüksek niteliklerini (akıl, sevgi, adalet) dışsallaştırıp bir varlığa yüklediğini savunur. "Allah’ı insan yarattı" ifadesi, bu yabancılaşmanın farkına varmaya bir çağrıdır. İnsan, kendi yarattığı bu dışsal otoriteye ("Harici Tanrı") değil, kendi içindeki etik potansiyele ("insan-ı kâmil olma") yönelmelidir.

Pratik Sonuç: Bu bakış, Haricilerin "kimin kafir olduğuna" odaklanan dogmatik teolojisini temelden reddeder. Onun yerine, "nasıl daha iyi bir insan olunur?" sorusuna odaklanan pratik ve etik bir felsefe önerir. İbadet, şekilci kurallara değil, "rızalık yolunda" olmaya indirgenir.

Sonuç

Alevi-Bektaşi öğretisi, İslami gelenek içinde benzersiz bir konuma sahiptir. Harici hareketinin radikal, dışlayıcı ve şiddet yanlısı eğilimlerine karşı, diyalektik bir içe dönüş, özeleştiri ve toplumsal uzlaşı modeli sunar. Bu model, Marksist analizle de uyumlu bir şekilde, insanı merkeze alan, onun emeğini yücelten ve yabancılaşmayı reddeden bir hümanizmi temsil eder. Psikolojik olarak, bilişsel çelişkiyi katılaşarak değil, özeleştiriyle aşmayı öğütler. Sosyolojik olarak, toplumu "biz ve onlar" diye bölen değil, "rızalık" ile birleştiren bir işleve sahiptir. "Allah’ı insan yarattı" bakışı ise, bu entire sistemin teolojik temelini oluşturur: Nihai hedef, dışarıda aranan bir kurtarıcı değil, içeride inşa edilen kamil bir insanlık halidir. Bu, sadece dini bir öğreti değil, evrensel bir etik ve insanlık manifestosudur.

Kaynakça

Birincil Kaynaklar (Alevi-Bektaşi):

Buyruk (İmam Cafer Buyruğu). Aktaran: Doğan Kaplan.

Tarih (Hariciler ve Erken Dönem İslam):

Wellhausen, Julius. Arap Devleti ve Sukutu. (Çeviri).

The Encyclopaedia of Islam, New Ed., "Khawāridj" maddesi.

Çağatay, Neşet. Haricîlik ve Haricîler.

Marksist ve Sosyolojik Analiz:

Marx, Karl. 1844 El Yazmaları. (Yabancılaşma teorisi için).

Gellner, Ernest. Muslim Society. (Göçebelik-yerleşiklik ve heterodoksi ilişkisi için).

Ocak, Ahmet Yaşar. Babailer İsyanı: Aleviliğin Tarihsel Altyapısı. Dergah Yayınları.

Psikolojik Analiz:

Festinger, Leon. A Theory of Cognitive Dissonance.

Fromm, Erich. Sahip Olmak ya da Olmak. (İnsan olma hali üzerine).

Felsefi ve Teolojik Analiz:

Feuerbach, Ludwig. Hıristiyanlığın Özü. (Çeviri).

Köktürk, Mehmet. İslam Düşüncesinde Muhalif Hareketler.

Melikoff, Irene. Uyur İdik Uyardılar: Alevilik-Bektaşilik Araştırmaları. Demos Yayınları.

Karşılaştırmalı Çalışmalar:

Bardakçı, Cem. Aleviliğin Oluşumu: Tarihsel ve Sosyolojik Analiz. İletişim Yayınları.

Paylaş:
2 Beğeni
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 
Harici tekfirciliğine karşı diyalektik bir hümanizm Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Harici tekfirciliğine karşı diyalektik bir hümanizm yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Harici Tekfirciliğine Karşı Diyalektik Bir Hümanizm yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL