7
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
296
Okunma
Bir anne düşünün…
Evladını üniversite kapısına bırakırken gözleri dolu dolu…
“Okuyacak, adam olacak…” diyor.
Bir baba düşünün…
Yıllarca alın teriyle biriktirdiğini, çocuğunun bir odada, bir şehirde, bir hayalde erimesine razı oluyor.
Bir genç…
Sırtında umut, cebinde hayallerle giriyor o kapıdan…
Ama kimse ona şunu söylemiyor:
“Evladım… Bu kapının çıkışı her zaman aydınlık değil…”
Bugün bu ülkede milyonlarca genç üniversite sıralarında…
Yaklaşık 6 milyon 700 bin öğrenci…
Her biri bir hayalin peşinde
Her biri bir umut cümlesinin öznesi…
Ama o cümlenin çoğu, mezuniyet günü yarım kalıyor.
Çünkü gerçekler acı…
Her dört mezundan biri işsiz.
İş bulanların bir kısmı ise kendi alanında değil…
Bir zamanlar “doktor olacağım”, “mühendis olacağım” diyen gençler…
Bugün bir masa başında değil, hayatın rastgele köşelerinde tutunmaya çalışıyor.
Bir düşünün…
Dört yıl boyunca okuduğunuz bölüm…
Gecenizi gündüzüne kattığınız dersler…
Sınavlar, uykusuz geceler, umut dolu sabahlar…
Ve sonunda…
Elinizde bir diploma…
Ama o diploma…
Hayatın kapılarını açan bir anahtar değil, duvara asılan bir hatıra oluyor…
Her ile üniversite açtık…
Ama her gencin gönlüne bir gelecek açamadık…
Bugün sayıları 200 aşan üniversitelerimiz var…
Ama o üniversitelerden mezun olan gençlerin çoğu, kendi hayatlarının “uzmanı” olamıyor…
Çünkü mesele bina değil…
Mesele tabela değil…
Mesele, insana dokunan bir gelecek inşa edebilmek…
Bir genç düşünün…
Diplomasını almış…
Ailesine mahcup olmamak için “iyiyim” diyor…
Ama içten içe biliyor ki…
Okuduğu hayat ile yaşadığı hayat arasında uçurum var…
Ve en acısı şu:
Bu gençler başarısız değil… Bu gençler tembel değil… Bu gençler yanlış değil…
Yanlış olan, onları hayale çağırıp gerçeklerle baş başa bırakan düzendir…
Bugün üniversite, birçok genç için bilgi kapısı değil… İşsizliği erteleme durağına dönüşmüş durumda.
Okuyorlar… Bekliyorlar… Umut ediyorlar…
Ama mezuniyet günü, ellerine verilen sadece bir kâğıt değil.
Bir belirsizlik… Bir yalnızlık… Bir sessiz çöküştür.
Bir ülkenin en büyük zenginliği ne altındır ne petrolüdür…
En büyük zenginliği, umutlu gençlerdir.
Ama o gençler, okuduklarıyla yaşayamaz hale gelmişse… Diplomalar çoğalmış, ama hayalleri eksilmişse…
Şunu sormak lazım:
Biz gençlerimizi geleceğe mi hazırlıyoruz, yoksa hayal kırıklığına mı?
Çünkü unutmayalım…
Bir ülke, gençlerin hayallerini tükettiği gün kendi geleceğini de tüketmeye başlar.
Fevzi GÜLTUNA
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.