0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
126
Okunma

Son zamanlarda çocuklarımız, gençlerimiz arasında görülen şiddet olayları buz dağının görünen ucu kadardır. Tamamı hakkında bilgi sahibi olmaya cevaz veremeyecek kadar da sorunun haberdar olmamız, ona göre gardımızı almamız gerektiğini düşünüyorum.
Hiç bir şey tesadüfen ortaya çıkmaz.
Hele, toplumsal olaylar bir sürecin sonunda ortaya çıkar ki, bunu anlamak ve zamanında çözüm üretmek “toplum mühendisliği dediğimiz” öngörü kabiliyetini ve bunu destekleyecek ekip ruhunun önemini kavramamızı gözardı edemeyiz.
Burada sadece aile ve okul düzleminde suçluyu aramak, beyhude zaman kaybı ve sorumluluğun özünden uzaklaşmaktan başka bir mana ifade etmeyeceğini düşünüyorum.
Şiddet artar tabii ki. Toplum da şiddet sadece çocuklar arasında değil, toplumun hemen her kesiminde görülen sıradan olaylar haline gelmesi de son derecede toplumsal bir tehlikeye işaret etmektedir.
- Mahalle kültürünü yok ettik:
Bırakın mahalle arkadaşlığını, apartman veya aynı site de yaşayan çocuklar birbiriye tanışmıyorlar, kaynaşamıyor..
- Çeteleri kahraman gösteren diziler revaçta:
Hayatı sevdiren, arkadaşlık bağlarını güçlendiren, eğlendiren Hababam Sınıfı’nı çocuklarımızla yeniden sevdiremiyoruz, Bizimkiler dizisindeki neşeli komşuluk ilişkilerini yaşayamıyoruz, İnek Şaban tiplemesiyle olaylara bakamıyoruz, Tarık Akan saflığını Hulusi Kentmen Babacanlığını çocuklarımıza gösteremiyoruz..
Bunun yerine çocuklarımıza:
- En ufak bir tartışmada veya bir yan bakmada bile karşımızdakine silah çekmeyi, kullanmayı yiğitlik-Kabadayılık olduğuna inandırıldık dizi karakterleriyle; kimisi Polat Alemdar karakterini, Kimisi Karadayı karakterini, kimisi de Süleyman Çakır karakteri’ni kendilerine örnek alıyorlar..
- Vurmayı-kırmayı yiğitlik sanılması algısını doğru zannetmelerine algı operasyonları çektik,
- Kanunsuzluğu
- Mafyacılığı özendirdik,
- Acı çektirmekten zevk alan internet oyunları ile sorumsuzca başbaşa bıraktık
- Gayrimeşru kazançlarla kendinden sözettirenleri kahramanlar gibi televizyon ekranlarında günlerce gündemde tuttuk..
- "Kalem, kılıçtan keskindir" atasözünü çok tehlikeli görüp, Eli kalem tutanları hapislere atarken, kaçakçıları, uyuşturucu torbacılarını, baronlarını, fenomenlerin görmezden gelinmesi toplumda "iyi insan" prorofilinin erezyona uğramasına seyirci kaldık.
- Cumhuriyetten bu yana çıkardığımız Sosyolog sayısı bir elin parmaklarının sayısını geçmez. Sosyologlar sadece konuşan, ağzı laf yapan kişiler olmayıp, topluma şekil veren, başta gençler olmak üzere insanların ufkunu açan, yarına güvenle bakmalarına zemin hazırlayan entelektüel kişilerdir.
- İlkokula, Ortaokula giden çocuklarımızı velileri getirip götürüyor; çocuklar evden okula, okuldan eve gelerek, ev ile okul arasında bir yaşantıları var. Çocuklar sosyalleşemiyorlar ki..
- Çocuklarımıza oyun zevkini, sporun kardeşliğini ve dolayısıyla SOSYALLEŞMEYİ benimsetemedik; ellerine verdik yelefonları, tabletleri, bilgisayarları:
- FERDİLEŞTİRDİK,
-YALNIZLAŞTIRDIK...
Sosyslleşmeyi geliştiremeyen çocuk:
- Sevgiyi,
- Kardeşliği,
- Barışı
- Toplum kurallarını,
- Beşeri münasebetleri nereden bilsin!..
20260417, Ankara (HE)
HÜSNÜ EKİZCELİ
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.