4
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
305
Okunma
Bazen bir şehrin vicdanı, en çok ayaklarımızın bastığı yerlerde saklıdır…Kaldırımlarda
Günlük telaş içinde fark etmeyiz çoğu zaman. İşe yetişirken, pazara giderken, toruna bakarken…Ama bir an gelir, ayağımız küçük bir çıkıntıya takılır. Dengemiz bozulur. Bir anda kendimizi yerde buluruz.
O an sadece bir düşüş değildir aslında…
Bir can yanar.
Bir kemik kırılır.
Bir hayat aksar.
Ve çoğu zaman sebep çok basittir.
Yerine tam oturmamış bir kaldırım taşı…
Düşen bir yaşlıyı düşünün… Belki günlerce yataktan kalkamayacak. Belki bir daha eskisi gibi yürüyemeyecek. Bir annenin elinden tutan çocuğun korkuyla gözleri dolacak. Oysa bütün bunlar, biraz daha dikkatle, biraz daha özenle önlenebilirdi.
Bir işçinin “şöyle bırakayım” demesi…
Bir mühendisin “idare eder” diye geçmesi…
Bir belediyenin “sonra bakarız” diye ertelemesi…
İşte o küçük ihmaller, bir insanın hayatında büyük acılara dönüşüyor.
Daha da acısı…
Kaldırımlar kazılıyor, kırılıyor… ve öylece bırakılıyor. Günlerce, haftalarca…
Oradan geçen insanlar her adımda tedirgin.
Her adımda bir korku, bir endişe…
Oysa şehir dediğimiz şey, insana güven vermelidir.
Yürürken yere değil, hayata bakabilmelidir insan.
Buradan sitem değil, bir vicdana çağrı yapmak istiyorum:
Kaldırım yapan işçi kardeşim…
O taşı yerine koyarken, oradan geçen bir annenin, bir yaşlının, bir çocuğun hayatını düşünün.
Kontrol eden mühendis…
Cetvelle ölçtüğün şey sadece taşın yüksekliği değil; bir insanın güvenidir.
Ve sayın belediye yöneticileri…
Geciken her tamir, kapatılmayan her çukur, aslında büyüyen sorumluluktur.
Unutmayalım…
Hayat bazen bir adımda değişir.
Ve o adımın altında ki taş, ya güven verir… ya da acı…
Şehirleri büyüten binalar değil, insanına gösterilen özen ve merhamettir.
Fevzi GÜLTUNA
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.