0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
232
Okunma
Gazete, TV haberleri çoğu zaman topluma ayna tutar. “Çoğu zaman” demem şundan: ‘Yalan haber’ de olabilir ve o da bir başka yönden toplumun aynasıdır.
Bir manav, tezgâhını dağıtıp plastik kasaları, içindekilerle birlikte yola saçmış... Elindeki satırla sağa sola, gelen geçene saldırmış...
Scooterı sık sık arıza yapınca adam, buna fena hâlde öfkelenmiş... Eline geçirdiği parke taşı ile onu parçalamaya çalışmış...
Kiracısıyla mahkemelik olan mülk sahibi, kadına dul olduğu için türlü eziyetler yapmış... Hatta polise gidip kiracının oturduğu evden ceset kokusu geldiğini bile söylemiş... Tabii polisler bakmışlar ve anlamışlar ki kadına, iftira edilmekte... Aynı şahsın kiracının eşyasını sokağa atıp kapı kilidini değiştirdiğini, üzerine tuz biber olarak siz koyun artık!
Yukarıda bahsi geçen kişi ve olaylar bizden, sıradan, vatandaş haberleri... Önemsiz değil elbette ama dünyayı yerinden oynatacak, toplumları alt üst edecek ölçekte sayılmaz nihayetinde...
Adam paranoyak... Koltuğuna yapışmış, uyduruk hurafelerin peşine takılmış yönetimdeki idari ve askeri ekibiyle birlikte ve apaçık milyonlarca insanı öldürtüyor, yurdundan ediyor, evine barkına çöküyor. Tehdit gördüğü devletlere, yönetimlere eline geçirdiği para ve silah gücüyle saldırıyor. Haksız hukuksuz bir saldırı... Kin tutuyor, kan tutmuyor zerre kadar... Çoluk çocuk, kadın ihtiyar hiç fark etmiyor ve hatta ölüm emrini verdiğinde bile merhamet yok meymenetsiz yüzünde...
Bir diğeri, bulunduğu makamı, mevkii kaybederim korkusuyla hakkında açılabilecek bir rezil davayı ötelemek için o psikopatın emrine girmiş âdeta... Ya da bir kılıf gerekçe... Bir dediği bir dediğini tutmuyor. Dünyada şu kadar savaşı ben bitirdim barış ödülü bana verilmeli derken, bir bakıyorsun; şurayı, burayı isterim, güzellikle ve pazarlıkla vermezseniz zorla alırım diye tehditler savuruyor, gözdağı ve ayar veriyor aklınca dünyaya. Meşru, seçilmiş devlet başkanını yatağından alıp kaldırıyor hile ve zorbalıkla... Bir özgür ülkenin, kadim bir milletin üzerinde tepiniyor aylardır... Madde madde sıralıyor istediklerini... Ya seve seve, ya döve döve... Yahu sen kimsin, necisin diyen yok... Deli, ne yapsa yeri... Susalım ve bekleyelim diyor olmalılar...
Bunlar da dışarıdan, devlet yönetimi katında yer bulmuş örnekler!
Dünya ahvalinin, insanlığın nereye gittiğini anlamada var mı bir farkları, verdiğim örneklerin? Deliliğin, ahlaksızlığın, hukuksuzluğun ve vurdumduymazlığın ne kadar yaygın olduğunu, en aşağıdan en yukarıya kadar bunların tehdidine uğradığımıza, yüksek insanlık değerlerimizi ele geçirdiklerine ayna tutmuyorlar mı, olup bitenler?
Hani demokrasi, insan hakları, savaş hukuku, uluslararası ilişkilerde çağdaşlık ölçüleri? “Güç bende, o halde ben haklıyım!” anlayışı yerinde duruyorsa, insanlık ileri gitmiş mi oluyor bu durumda? Hayattan koparılan masum ve mazlumların hesabı sorulmuyor ve sorulmayacaksa, kimi kandırıyoruz biz, Allah aşkına?
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.