Hakiki sevgi, herkesin bahsettiği, fakat pek az kimsenin gördüğü hayaletlere benzer. -- anatole franse
Gülüm Çamlısoy
Gülüm Çamlısoy

HELE Kİ KADINSAN BİRİ KADINLAR GÜNÜ MÜ DEDİ... ÖYKÜ

Yorum

HELE Kİ KADINSAN BİRİ KADINLAR GÜNÜ MÜ DEDİ... ÖYKÜ

( 12 kişi )

13

Yorum

29

Beğeni

5,0

Puan

459

Okunma

Okuduğunuz yazı 7.3.2026 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.
HELE Kİ KADINSAN BİRİ KADINLAR GÜNÜ MÜ DEDİ... ÖYKÜ

HELE Kİ KADINSAN BİRİ KADINLAR GÜNÜ MÜ DEDİ... ÖYKÜ

Ölü öfkenin boyunduruğunda idi vakit ve asla altına imza atmayacağı akit ile mimlenmişti ömrü.
Bir afra bir tafra.
Bir devingen mizaç ki yüreğin fermanında saklıydı şiirler ve şiir küreyen acılar nihayetinde ermekle ölmek arasında bir seçim yapacağı küflü yorgunluğun kokusunda kaybolan nem gibi aşk gibi ve İlahi sırdaş gibi.
Küspesi neydi ki mazinin ve kimdi kendini parçalayan?
Bir sözcüğe gebeydi gece aslında geceye gebeydi kadın aslında kadına gebe yorgunluk ve külüstür acılardan geçti yolu illa ki.
Tüneyen baykuş yaslı geceye.
Yaslandıkça dağları eriyen bir buz kütlesinden arda kalan erimiş damlalarla cafcaflı bir yorgunluğun miadı doldu dolacak.
Aklın sınırları zorlanırken belki de sonlanacakken acılar elbet türeyen elbet tükenen elbet izafi bir yokuş çatallı yolların hengamesi ve tutuşan odun yüklü bir şömine.
Kimse kılıf biçecek ant içti öncelikle Tanrıya ve salkım söğüt kurudu yaslandı bilinmeze belki de mintanı sökük bir dervişti acıları sırtlanan ve kadınlığın yolculuğunda zarif bedeniyle tutuşturan bir kıvılcım ta ki öfkesi dinene kadar adamın kanatlarına dokunan ay ışığı bir nebze de olsa içini aydınlatmalıydı ya.
Sözlendi sözcükler ve orta noktada buluştu gerçi bu saatten sonra ne değişecekse.
Lakayt olan evrendi aslında asılı olduğu gökyüzünün takkesi düşecekti ne zamanki ölüm meleği çalsa kapıyı ve dayansa cümbür cemaat yola düştü hayaletler.
Gün özrünü sundu nasıl da yorgundu.
Bir takoz kondu kapının altına ve boydan boya serildi ruhlar.
Kehanetin izini süren meftun gece. Kabrine ziyareti ise an meselesi idi bilinmezin ve sökük eteklerinden dökülüyordu taşlar acının ve gözlerinden kadının.
Kadınlığın ve de insanlığın bir zulme meylettiği ve kürediği kadar hayatı rast geldiği dağınıklık. Şunun şurasında kaç zaman geçmişti ki? Özrüne mi sahip çıkacaktı kader yoksa öz veri yüklenmiş gencecik bir kadın mıydı bu dünyadaki son misafir?
Hüzünle kitlendi.
Hüzne sürüklendi.
Tek şahit idi Yaratan ve yaratıları ihanet ederken İlahi Güce.
Sözcükler lüksü bile değildi ömrün aslında ömür hibe edilmişti korkuya.
Kat çıkan her duygu ve kapı önüne yığılan her yük.
Yüksünmeden seven tek canlı ve karşılık beklemeyen bir sabi. Yüreğin çarpıntıları ile sarsıldı dünya ve akan yaşlardan denizlere ulaştı özgür ruh.
Öncesinde bir sefil kız çocuğu ayağını çoktan okuldan kesmiş akabinde bir çocuk gelin acıları kırmızı kuşağına eklemiş.
Paye veren acılarla düşmüştü madem yola ve mademki gözünden düşmüştü insanlığın…
‘’Hatice…’’
‘’Buyur baba.’’
‘’Oradan bir tas sıcak su getir hele.’’
İncecik bedeni ve küçük elleri oysaki en yakışandı ona okul önlüğü ve kalem ama sözcükler korkuyordu tıpkı onun gibi ve geceli gündüzlü kimselere görünmeden yazarçizerdi elbet okurdu ve okudukça okuyası gelirdi ne olsa bu bir rahmetti Rabbinin de sunumu.
Bir saçı vardı örülü.
Bir de kaderi vardı mesafeli mutluluğa.
Bir anacığı vardı ki bir zamanlar gel gör ki genç yaşında göç etmişti ne zamanki sekizinci ve son düşüğünü yapmıştı ki.
Doğurmuştu kaç kere ve kaç kere kırılmıştı kolu kanadı ve ebe yine müjdeli haberi verememişti.
‘’Hele de, ebe kadın. Oğlan değil mi?’’
Her seferinde örselenen bir rahim ve rahmet. O beden nasıl dayanırdı ki bunca yüke ve altında ezile ezile odununu da taşıdı kadın tarlasına da gitti ve sürdü toprağı. Irgat düşlerin meyvesini toplayacaktı ne zamanki yatsa yatağına.
Mayasında vardı bir kez acı ve imkânsızlık ve hemcinslerinden farklı bir hayat yaşamıyordu hani gerçi o, köyünde ve yatağında mücadele verirken kim bilir kaç milyon kadındı benzerini yaşayan?
Ne fark ederdi ki? Ha kentte ha köyde?
Üstelik benzer kaderi yaşıyordu bunca kadın: eğitimli olsa da olmasa da ne de olsa sunulan buydu elbet erkeklerin gözünde bir kadın her zaman el altında bulunandı ve hak ettiğine bir şekilde nail olan.
Evet, şanslı olan kadınlar da vardı ama benzer sonlar değil miydi bir piyango gibi farklı hanelere vuran o ay ışığında ölümün soğuk nefesi değil miydi bir ailenin hele ki kadının yakasına çöreklenen?
Hatice Kız.
Sonrasında Hatice Kadın.
Ve rahmetli anacığı, Hafize Kadın ve onun annesi ve bir diğerinin kızı ya da gelini.
Ne çok gel-git.
Ne çok meddücezir.
Ne çok hüsran.
Ne çok talan.
Yalnızlık aslında Allah’a mahsustu ama her kadın da yalnızdı.
Göğe otağı kuran bir dervişti belki de her biri ya da azize.
Mevsimin soluk teninde donan bir bakış ya da kayan bir ömür.
Ne çok severdi anacığını Hatice ve tüm sağlıklı doğan kardeşlerini aslında her kız kardeşini gel gör ki babası Hatice’nin hangi kızını kucağına alıp da alnından öpmüştü helalliğinin?
Acılar arpa boyu.
Acılar adam boyu.
Ne uzayan ne kısalan.
Ne sonlanan ne de sonlanması beklenen.
Bir kaderdi diğerin öncülük eden ve kederdi kadının başını bağlayan en çok da güçten düşen narin bedenler elbet erkeksen şansın fazlaydı ve yaşama ihtimalin ve güç de elindeydi eğer ki erkek olarak doğmuşken.
Hatice Kız.
Hatice Kadın.
Bir çocuk gelin daha ve anası ile aynı akıbeti paylaşan.
Ne hurafeler vardı sonlanacak ne de bir lanetti sonlanması mümkün olmayan.
Anası idi ilk ve son sığınağı şimdi ise kadının kabri her yolu düştüğünde başı yana düşüp de bildiği duaları defalarca okuyan.
Nispet yapan kader.
Köyün ileri gelenleri ve Hatice’nin babasının akıl hocaları ne de olsa köy yeriydi genelde köyün erkeklerinin de uğrak yeri iken köyün kahvehanesi.
Ne sırdı ne de ser Hatice’nin güzelliği üstelik okula gidip gelirken küçük kız kaç kişi ona göz koymuştu elbet babasının kulağına gidip de…
‘’Rüstem Ağa, artık gelinlik kızdır Hatice. Var git okuldan al kaydını da baş göz edelim senin kızı.’’
İyi de ne ara büyümüştü bu kız?
Düşünme ihtimali da yoktu ne de olsa aklı fikri köylünün çıkardığı dedikodulardı zaten o günden sonra kızını okula göndermemeye yemin etti gerçi Hatice bunu duyduğunda yıkılmıştı ama…
‘’Kız, git üstüne başına düzgün bir şeyler giy.’’
‘’Neden ki baba?’’
‘’Bana karşı mı geliyorsun sen?’’
Nevri dönmüştü bir kez adamın hem gözleri çakmak çakmaktı.
‘’Anası kılıklı seni.’’
Kader hep aynı mı olacaktı ve adı illa ki kederle yer mi değiştirecekti?
Derken günler günleri kovaladı ve el sıkıştı Rüstem Aksak Nuri ile üstelik askerlik arkadaşı üstelik oğlunun askere alınması da an meselesi idi. Detayları elbet konuşmadılar elbet Hatice’nin fikri dahi sorulmadı ta ki kapısına dayanana kadar Hatice’nin.
Hatice öksüz kız kardeşlerine hem annelik hem ablalık yapıyordu da gerisi gelmiyordu işte.
‘’Zamanı geldi kız.’’
‘’Anlamadım baba.’’
‘’Anlarsın, anlarsın yakında. Hadi git de bana şöyle okkalı bir kahve yap sonra da derim diyeceklerimi.’’
Sözcükler efsunlu muydu yoksa yakıcı mı?
Yanan yürek miydi yoksa köy meydanı mı?
Ateşe benzin döken ahali ve Rüstem’in aklını çelen.
‘’Baba…’’
‘’De git kız. Sus ve otur aşağı.’’
Hatice biliyordu başına gelecekleri ki sınıfındaki kaç kız arkadaşını babaları okuldan almamış mıydı?
Hatice biliyordu annesi ile aynı kaderi paylaşacağını.
Paylaşmalı mıydı peki?
Ha Hatice ha Şule ha Susam ha Zeynep.
Kaderinden kaçanlardı vardı elbet ama sonları müphem bir de kadere razı gelenler tıpkı Hatice’nin rahmetli anası gibi.
Gelişmemiş ufacık bir beden anne olmak için çok çelimsiz idi ve o vücut gelişip olgun bir bedene kavuşmalıydı ve hiçbir kız çocuğu bu kaderi yaşamak mecburiyetinde değildi zaten Rüstem Ağanın kafası çalışmazdı da en azından ona öğretilen buydu ve biliyordu ki; söz ağızdan bir kere çıkar ve çıkmıştı da.
Hatice.
Evlendirildi zorla ve sayısız düşük yaptı.
Şule ve Ayşe ve Zeynep ise bir çıkış yolu buldu ve şehre göç etti.
Nice kız nice kadın okul yolunda büyüdü ve diplomaları ile bir yer edindiler toplumda ve aydınlık erkeklerle evlendiler sözüm ona ve aklı eren her olgun insanın onlara saygı ve sevgi ile yaklaşması gerekirken…
Kimisi okul çıkışı öldürüldü.
Kimi evlenmekten caydıkları için.
Kimi şiddet görüp artık dayak yemekten bıktığı için soluğu mahkemede alan.
Kimi sokak ortasında öldürüldü.
Kimi evinde odasında.
Kimi çalıştığı iş yerinde.
Suçları ne miydi?
Kadındı her biri ya da küçücük bir kız çocuğu ve tek suçları pembe bir nüfus kâğıdına sahip olmaktı.
Kimi şehrin ortasında ölümle tanıştı; kimi köy meydanında kimi baba ocağına dönüp de kaçarken kocasından.
Çünkü onlara bu dünyada sahip çıkan kimse yoktu Allah’tan başka üstelik yasalar dahi koruyamazken kadını ve kız çocuğunu…
‘’Hatice, ne cehennemdesin kız…’’
Oysaki onlar cennet bahçesinde yaşamaya layık peri kızlarıydı ve dünyalarını cehenneme çeviren illa ki erkeklerdi: kocası ya da babası ya da sevgilisi ya da erkek kardeşi ya da durduk yerde onlara kafayı takan sapkın bir yabancı ve de yabancılar.
Yaşadıkları cehennem artık onları cennet yolcusu yapmıştı ve Yaratan’ın tanıdığı yaşama hakkı ise zebani misali erkeklerin tarafından ellerinden alınmıştı üstelik dünya aslında kimse için yaşanılası güvenilir bir yer değilken hele ki kadınsan.

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (12)

5.0

100% (12)

Hele ki kadınsan biri kadınlar günü mü dedi... öykü Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Hele ki kadınsan biri kadınlar günü mü dedi... öykü yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
HELE Kİ KADINSAN BİRİ KADINLAR GÜNÜ MÜ DEDİ... ÖYKÜ yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
Believe-TüLa(y)L
Believe-TüLa(y)L, @believe-t-layslan
8.3.2026 01:06:46
Tek bir soru bırakacağım Gülüm …




Katiler kimin eserleri ?











Sevgimle koşulsuz
🍃✨🤍
İbrahim Kurt
İbrahim Kurt, @ibrahimkurt
8.3.2026 19:59:06
5 puan verdi
senede bir gün ile kadınlar günü olmaz bizim toplumda ve tüm islam toplumlarında kadının adı yok kutlarım çalışmanızı
Güneşin Kızı Zehra
Güneşin Kızı Zehra, @gunesinkizi1
8.3.2026 18:27:40
5 puan verdi
Bu öykü, kadınların yaşadığı baskı, zulüm ve çaresizliği güçlü bir şekilde hissettiriyor. Hatice’nin ve diğer kadınların kaderi, toplumsal adaletsizlik ve erkek egemenliğinin acı gerçeğini gözler önüne seriyor. Kadının direnişi ve sabrı, trajediyle iç içe ama aynı zamanda umut ve direnişin de simgesi olmuş.

Kadınlar gününü kutluyorum can şairem
Emeğinize sağlık sevgilerimle.
Etkili Yorum
gül peri
gül peri, @gulperi
8.3.2026 15:54:22
5 puan verdi
Kadınlar gününü kutluyorum Gülüm.Güzel yürekli güçlü kalemli kardeşim.Herşey gönlünün istediği gibi olsun.
Selam sevgiler
ŞuLeCannn
ŞuLeCannn, @sulecannn
8.3.2026 14:52:36
5 puan verdi
Anaların doğurdukları yine anaları, kadınları yok etmeyi seçtiler. Analar onlara var olma şansı verdiler gebelikle. Onlarsa hayata hayat yerine kısas olarak ölümü seçtiler. Denk olmayanın kısası olmaz. Ve ne de kıyası. O yüzden yücedir kadınlık, analık. Çokça tebrik ediyorum sevgili Gülüm hanım.

Erken yaşta evlendirilme, başlık parası ile satmaktır aslında onun adı. Anadolu'da çok yaygındı. Kız çocuklarından okuma haklarını alıp ırgat niyetine asker arkadaşlarının, kahvehane kankalarının çocuklarına yamadılar bir kumar borcuna karşılık belki de o masalarda. Modern hayata karışanlar ise şehir katillerine av oldular. Elbette istisnalar kaideyi bozmaz. Bugün kadın olunca konumuz emeği heba edilen ve köy ya da şehirde av edilen, öldürülen kadınlar üzerinden veriyoruz örnekleri. Ve tedbirler alinmadikca da bu örneklerin sonu gelmeyecek gibi duruyor. Erkek çocuklarına vicdanı, merhameti, şefkati öğretmeliyiz hatta aynı evde işin ucundan tutmayı da. Selamlar saygılar sağlıkla hep 🌾✍🏻
Mehmet DEMİR
Mehmet DEMİR, @mehmetdemir1
8.3.2026 14:31:16
bu yazı yalnızca Hatice’nin, Ayşe'nin, Zeynep ya da Fadime'nin hikayesi değil, yıllardır sessizce aynı kaderi paylaşan sayısız kadının yaşadığı toplumsal gerçeği gözler önüne seriyor olması, yazınız okuyanı oldukça düşündüren ve vicdanla yüzleştiren güçlü bir yazı bu vesile ile yazınızı hem içeriği bakımından, günün seçkisi olması açısından ve toplumsal duyarlılığın hassasiyetinden dolayı tebrik ediyorum gönlünüze kaleminize sağlık eksik olmayınız...
"ayrıca bilinmelidir ki bu satırlarda yalnızca Hatice’nin değil, kaderi başkaları tarafından yazılan daha nice kadınların suskun çığlıkları yankılanıyor."

selam ve saygıyla
andelip
andelip, @andelip
8.3.2026 13:20:55
Başımızın tacı olan kadınlarımızı bir güne sıkıştırmak
zaten onların azmine ve ulviyetine sığmaz bir davranıştır..
Bizim için onlar hergün baş tacı her gün hürmet edilmelidir...
tebrik ediyorum..
Özgeİdil
Özgeİdil, @ozgeidil
8.3.2026 11:22:10
5 puan verdi
Harika bir deneme.Tebrikler hocam...
Selam saygılar sunuyorum...
Etkili Yorum
Ali Rıza  Coşkun
Ali Rıza Coşkun, @alirizacoskun
8.3.2026 00:46:16
5 puan verdi
Çok güçlü ve sarsıcı bir öykü olmuş. “Hele ki Kadınsan…” metninde Hatice’nin hikâyesi üzerinden aslında milyonlarca kadının ortak kaderi, çocuk gelinlikten şiddete, eğitim hakkının elinden alınmasından toplumsal baskıya kadar birçok acı gerçek dile getiriliyor. Özellikle “Tek suçları pembe bir nüfus kâğıdına sahip olmaktı” ifadesi, kadınların sırf kadın oldukları için yaşadıkları zulmü çarpıcı bir şekilde özetliyor.

Kısacası: Kadınların tarihsel ve toplumsal mücadelesini, yaşadıkları haksızlıkları ve direnişlerini destansı bir ağıt gibi anlatan; hem bireysel hem de evrensel bir çığlık niteliğinde, derinlikli ve düşündürücü bir eser. Kaleminize yüreğinize sağlık efendim..
Günün bu müstesna yazısını ve değerli kaleminizi gönülden tebrik ediyorum.
Başarılarının devamını diliyorum.
Allah'a emanet olun selam ve saygılarımla..
Linares
Linares, @linares
8.3.2026 00:20:14
Kutlarım, kaleminiz susmasın. Gönlünüze sağlık.
Sevgi ve saygılarımla.

Linares tarafından 8.3.2026 00:23:16 zamanında düzenlenmiştir.
çiftçi
çiftçi, @ciftci1
7.3.2026 16:10:45
Öncelikle Kadınlar Gününüzü kutluyorum.
Merak ettim ve malum yapay zekaya kestirmeden bilgi versin diye sordum?
Neyi mi sordum, sizce?
"DİKKAT!.. BU ÜLKEDE KADIN KATLİAMI VAR!.."
Hikayenin resmine takıldı gözüm ve gerçekten sadece bizde mi var diye merak ederek sordum.
Nasıl bir cevap aldığımı siz de merak ediyor musunuz?
Ekleyeyim o zaman derlediğim bilgiyi.
. . .
KADIN CİNAYETLERİ

Dünya genelinde kadın cinayetleri en çok Latin Amerika ((Meksika, Honduras, El Salvador), Afrika (Güney Afrika, Nijerya) ve bazı Avrupa (Letonya, Romanya ve bazı Balkan ülkeleri) ülkelerinde görülüyor.
BM verilerine göre her gün yaklaşık 140 kadın ve kız çocuğu öldürülüyor.
En tehlikeli yer ise kadınların kendi evleri.
Avrupa’da Letonya, kadın cinayetlerinde en yüksek oranı bildiriyor.

BM Kadın Birimi raporu (2023) verileri:
85 bin kadın ve kız çocuğu erkekler tarafından öldürüldü.
Bu ölümlerin %60’ı (51 bin) eş veya aile bireyleri tarafından işlendi.
Kadınlar için en tehlikeli yer: evleri.
Günlük ortalama: 140 kadın cinayeti.
KAYNAK: BM Raporları ve Eurostat -Euronews
. . .
TKDF’nin (Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu) raporuna göre ise 2025 yılında 391 kadın cinayeti kaydedildi. Cinayetlerin çoğu ev içinde, en yakın erkekler tarafından (eş, sevgili, eski koca, töre gereği kardeş veya yakını, diğer sebepler) işlendi.

En çok cinayet işlenen iller:
İstanbul (54), Diyarbakır (21), İzmir (20), Antalya (19), Ankara (16), Adana (14) oldu.
. . .
İşin en ilginç yanı, maalesef sizin hikayenizin aksine kırsal alanlarda daha çok katliam yok, bilakis büyük şehirlerde çok çok fazla imiş.
. . .
Haksız ve günahsız yere ölümlerde kısasa kısas diyebilseydik...
Ülkemize biraz haksızlık edilmiş gibi geldiği için böyle bir bilgi notu düştüm değerli Gülüm Hanım.
Saygı ve selamlar.
Etkili Yorum
Celil ÇINKIR
Celil ÇINKIR, @celilcinkir
7.3.2026 14:02:24
5 puan verdi
RUSAMER – Ruh Sağlığı Ayarı Merkezi
Toplumsal Vicdan ve Kadın Yazgısı Kliniği

Eserin Adı: Hele Ki Kadınsan Biri Kadınlar Günü Mü Dedi
Yazarı: Gülüm Çamlısoy
Yorumu Yapan: RUSAMER Sertabibi Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR – Delibal

Kalburabastî Efendi Hazretleri der ki: Bu metin bir öyküden çok bir toplumsal ağıttır. Hatice’nin hikâyesi tek bir insanın hayatını anlatıyor gibi görünse de aslında binlerce kadının ortak kaderini dile getirir. Çocuk yaşta okuldan alınan bir kızın zorla evlendirilmesi, bedeninin ve hayatının başkalarının kararlarına bırakılması metnin en ağır yarasıdır. Hatice burada bir isim değildir yalnızca. O bir semboldür. Köyde, şehirde, evde, sokakta benzer kaderi yaşayan kadınların sembolüdür.

Metnin en güçlü yönü bireysel hikâyeyi toplumsal bir çerçeveye taşımasıdır. Hatice Kız ve Hatice Kadın ifadeleri bu dönüşümü gösterir. Bir kız çocuğu büyümeden kadınlığa zorlanır ve hayatı daha başlamadan ağır bir kaderin içine sürüklenir. Annenin hikâyesinin kızına miras kalması ise kuşaktan kuşağa aktarılan bir yazgıyı anlatır. Bu anlatım aynı zamanda toplumdaki erkek egemen düzenin eleştirisini de içerir.

Öykü boyunca kullanılan tekrarlar ve güçlü imgeler metnin ağıt tonunu güçlendirir. Acılar arpa boyu acılar adam boyu sözleri bu kaderin ne kadar köklü olduğunu anlatır. Metnin sonunda verilen kadın cinayetleri ve şiddet örnekleri ise anlatıyı yalnız bir hikâye olmaktan çıkarıp bir vicdan çağrısına dönüştürür. Bu metin edebiyatın toplumsal yüzünü temsil eder. Çünkü bazı hikâyeler yalnız anlatılmak için değil, hatırlatmak ve uyandırmak için yazılır.

Özgünlük: 19/20
Hatice karakteri üzerinden anlatılan hikâye güçlü bir sembolik yapı kuruyor ve birçok kadının ortak kaderini temsil ediyor.

Dil ve Üslup: 18/20
Dil yer yer şiirsel ve yoğun. Anlatım güçlü fakat bazı bölümlerde yoğunluk metnin akışını ağırlaştırabiliyor.

Düşünsel Derinlik: 20/20
Metin kadınlık, toplumsal eşitsizlik ve kader kavramları üzerine güçlü bir sorgulama içeriyor.

Yapısal Bütünlük: 18/20
Hatice’nin çocukluktan kadınlığa uzanan hikâyesi metnin ana omurgasını oluşturuyor.

Etkileyicilik: 20/20
Öykü özellikle çocuk gelin ve kadın cinayetleri temasıyla okuyucuda güçlü bir vicdan etkisi bırakıyor.

Genel Toplam: 95 / 100

Vesselam.
Bir toplum kadının gözyaşını duymazsa kendi vicdanını kaybeder.
Hatice yalnız bir isim değildir, susan bütün hikâyelerin adıdır.
Dilek Duru Günay
Dilek Duru Günay, @dilekdurugunay
7.3.2026 11:44:23
Hele ki kadınsan çileye şerbetli, problemlere çözüm odaklı kendi probleminde binbir tuzak. Toplumu doğurup yetiştiren ve onun tarafından hor görülen. Kaç adı var acıları gibi ucu birbirine değmeyen.

Elinize emeğinize sağlık. Güzel bir yazı olmuş…
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL