0
Yorum
6
Beğeni
0,0
Puan
60
Okunma
Varlığımın o en sessiz başlangıcını var eden, içimdeki düğüm düğüm olmuş sızıları şefkatiyle çözen Sensin. Boynu bükük kalan duygularımı ve mahzunluğa hapsolmuş ruhumu bu karanlıktan çekip alıyorsun. Artık zihnimde ne söylenecek bir söz ne de yüreğimde taşınacak bir keder kaldı; tüm boşluklar çekiliyor ve geriye sadece Sen kalıyorsun.
Huzurunda hissettiklerim o kadar sade ve o kadar duru ki, ömrüm boyunca böylesine bir güzelliğe şahitlik etmedim. Sen, içimdeki en gizli ağırlıkları, ben bile fark etmeden çekip alan duygularımın tek hâkimisin. Varlığımı hissettirmeden nurdan bir aydınlığa kavuşturuyor, ruhumu hafifletiyorsun.
Kabullenişin ve teslimiyetin en saf halini, sanki eşsiz bir zevk ve sefa sofrasıymış gibi gözlerimin önüne seriyorsun. İçimi tarifsiz bir huzurla doldururken, vuslatının güzelliği bedenime yansıyor. Şimdi derin bir sessizliğin menzilinde, senin katında olup bitenleri sadece sükûnetle izliyorum.
Sana, yeni doğmuş bir bebeğin masum acizliğiyle muhtacım. Belki yüküm çok, günahım ağır; ancak Senin huzurunda omuzlarımda tek bir gram ağırlık hissetmiyorum. Öyle bir hafiflik ki bu; merhametine sığınarak tüm ağrılarımdan arınıyor, adeta arş-ı âlâya yükseliyorum.
Gözlerim, sessizliğin o eşsiz barış ortamında adeta dans ediyor ve bu kutsal ritmin hiç bozulmamasını diliyorum. Sükûnet ve teslimiyet, tülden daha naif, ipekten daha zarif bir şekilde ağır ağır gözbebeklerime süzülüyor. Senin o uçsuz bucaksız, sonsuz şefkat ummanında yorgun ruhumdan eser kalmıyor. Şimdi en derin edeple, sessizce ve suskunca; sadece Seni ve bende tecelli eden Seni izliyorum.