0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
65
Okunma
ÇANAKKALE ANAVATANIN KUTSAL KAPISIDIR
DÜŞMAN GİREMEZ
YAHYA AKSOY
“…Yeni bir Türk devleti kurmak için kesin kararım şuydu…/Uygulamayı birtakım evrelere ayırmak ve olaylardan yararlanarak ulusun duygu ve düşünceleri üzerinde işlemek; adım adım ilerleyerek amaca ulaşmaya çalışmak gerekiyordu. Böyle de oldu. İlk kararın çizdiği çizgiden ve yöneldiği amaçtan hiç ayrılmadan başarı için pratik ve güvenilir yolu ,zamanı geldikçe uyguladım. İleride olabilecekler üzerine çok konuşmak yerine ,içinde bulunduğum sorunların çözümüyle uğraştım. Ulusumuzun gelişmesi ve yükselmesi için esenlik yolu buydu. Ben de öyle yaptım…” ATATÜRK- 1
“…AtatürK’ ün net ve taviz vermez kişiliği vardı...Onun ümidi ordularının omurgasını oluşturan Anadolu köylüsünde , çiftçisinde yatıyordu..” 2
Turgut Özakman’ın kaleminden Çanakkale:
“ 18 Mart 1915 Perşembe .Gün doğumuna az var.Hava çok güzel Hafif bir lodos rüzgarı esiyor. Yeni, eski,büyük, küçük çeşitli savaş gemileri,Bozcaada’nın kuzeyinde toplanıyor. Yakın tarihin en büyük armadası oluşuyor… Cevat Paşa bir gün önce Seddülbahir savunma düzenini birlikte incelemek için Mustafa Kemal’le sözleşmişti.., Selahattin Adil Bey bir keşif uçuşu daha istedi..Üsteğmen Cemal Durusoy, gece Ertuğrul adında emektar uçakla havalandı . 18 zırhlı saydı.Bunlar mürettebbbbbbatı en az 600 kişi olan yüzen kalelerdi. Her birinin değişik çapta birçok topu vardı. Görünüşleri ürpertici idi. Bu gemilerin korkunç toplanının ateşleri altında kalacak topçuları düşünerek içi parçalandı…
Birleşik donanma 3 grup halinde savaşacak,gruplar dalgalar halinde birbirlerini izleyecek,her aşamada Kilitbahir ile Çanakakale’deki tabyalara biraz daha yaklaşılacaktı..
Birinci grupta 4 İngiliz zırhlısı vardı…İkinci grup 4 Fransız zırhlısından oluşuyordu. Bunlar 16.000 metre uzaktan geçit çevresindeki ana tabyalara ateş açacaklardı… Üçüncü grupta 8 İngiliz zırhlısı bulunuyordu…Mayın arama-tarama gemileriyle mayın haatları temizlendi. Saat 10.30 da grubun öncüleri Boğaza girdiler… Yüzlerce ateş dili olan bir ejderha,uzayarak,yayılarak,homu homur,ağır ağır,Boğazı doldurmaktaydı…Amiral gemisinden beklenen işaret geldi : “ Ateş !”
‘Tarihe 18 Mart Çanakkale Deniz Savaşı ‘ adıyla geçecek benzersiz savaş başladı…
Dünya, Birleşik donanma’nın Çanakkale Boğazı’na saldırdığını öğrenince kulak kesildi…Bir ateş kasırgasıydı bu….Geçit ve çevresi cehenneme döndü…Çanakkale’de yangın başladı. Kilitbahir yanıyordu.‘ adıyla geçecek benzersiz savaş başladı…Bopaz ateşten bir nehir gibiydi…
. Bu sırada İstanbul’da Nazırlar,İttihatçı yöneticiler ve devletin ileri gelenleri Sadrazamlıktaki toplantı salonunda toplanmışlardı. Sessizlik içinde oturuyorlardı. Devlet çarkı durmuştu. Çanakkale’den gelen telgraf okundu…Ümitsizlik yayılmıyor ama ümit de vermiyordu…Ziya Gökalp konuşma gereğini duydu…İngiliz askerleri vatan savaşı nedir bilmezler. Bunların subayları da erleri de emperyalist siyasetin emrinde ve vatandan uzak,sömürü ve çıkar için dövüşmüş insanlar. Bu yüzden vatanı için dövüşen bir askerin gücünü, kararlılığını, fedakârlığını da bilmez ve ölçemezler. Biz şimdi Çanakkale’de vatanımızı savunuyoruz.. Vatanını savunan askerin gücü silahın gücünü aşar. İngiliz, vatanını savunan Türk’ü ne anlayabilir,ne yenebilir…
Savaş muhabiri E. Ashmead Barlette son yazısında en acımasızından emperyalist bir savaşa dini bir renk vermeye çalışmıştır: “ Son Haçlı seferinden beri ilk defadır ki Batı, Doğu’ya yönelmiş bulunuyor… Bizans İmparatorluğunun öcünü almak için toptan harekete geçmiş bulunuyordu... Birkaç gün içinde kanlı savaşlarla karşılaşacağız…
Yeni haçlı ordusu bu kez havadan geldi. Eceabat’taki küçük hastanede operatör olarak çalışan Yüzbaşı Dr. Ömer Vasfi Bey ‘ annem beni yetiştirdi’ marşın duymuştu. Bu marşı çok severdi. Pencereden ağilip baktı. Eceabat’a yeni geldiği anlaşılan bir bölük askeri ,marş söyleyerek yaklaşıyordu. …Bu sırada dev bir arının vızıltısını duydu… müthiş bir patlama hastaneyi salladı…Hastane önünden geçen bölük, marşına devam ederek ‘…Sütüm sana helal olmaz. Kurtarmazsan vatanı…/ …Sağlıkçılar yaralıları taşımak için dışarı fırladılar…
…Gelibolu jandarma Tabur Komutanı yüzbaşı. Kadri bey durmadan birlikleri denetliyor ve konuşuyordu..27.Alay Tabur Komutanı İbrahim Bey’in dinliyoruz sesi duyuldu… Kadri bey teğmenleri topladı: “ Biz kendimizi Osmanlı milletinden bilirdik. Böyle bir millet var sanırdık. Türk olduğumuzu bilmezdik. Dilimizin adı Osmanlıca idi. Aslının Türkçe olduğunu bilmez anlamazdık. Ölü bir millettik. Gençliğimizde vatan ne, vatanseverlik nedir, bunları da bilmezdik”
…Bilmezdik ya. Çünkü döneminde ‘vatan’ sözcüğünün söylenmesi, yazılması yasaktı.Şimdi söylerken içimizi titreten bu sözcük otuz yıl yasaklandı. İnanılması zor ama bu böyle idi. Bir gün bir arkadaşımız Mehmet Emin Bey’in şiirini okudu. ‘Ben bir Türküm, dinim, cinsim uludur. Sinem özüm ateş ile doludur… İbrahim Binbaşı doğru söylemiş, yeniden doğuyoruz. Canlanıyoruz, diriliyoruz. Türk geri geliyor. TARİH BİR MİLLETE YENİDEN BİR KEZ DİRİLME HAKKI VERİR .Yeniden uyursak, oyuna gelirsek, bir daha dirilemeyiz , biz olmaktan çıkar kaybolur gideriz. Bu sözümü unutmayın…”
Bileşik ordu ve donanma harekete hazırdı… Gemiler Türklerin görmemesi için ufuk çizgisinin gerisinde bekliyorlardı. Ay batınca hareke geçilecekti…
Diriliş ( 25 Nisan 1915-2 Ağustos 1915).Ay batıyordu. Ay batar batmaz,308 gemi ve deniz aracı harekete geçti. Dokuza ayrıldı…Kumkale’den 40 km uzakta , Avustralya ve Yenizelanda (Anzak) askerleri ile dolu büyük filikalar Arıburnu koyuna yöneldiler. 12 filika kıyıya yaklaşırken ,bir aydınlatma fişeği yükseldi havaya ,parçalanıp kıyıyı ve denizi aydınlattı. Saat 04.30’0du. Bir keskin nişancı Türk ilk filikanın başında ayakta duran Anzak subayını başından vurdu. Dokuz ay sürecek savaşın ilk ateşiydi bu…
Düşmanın Arıburnu’ndaki sırtları sarmakta olduğu bildiliyodu. Ordudan ,kolordudan hiçbir emir gelmemişti. M. Kemal şöyle düşündü: Çıkarmanın sürdüğü, düşmanın durdurulamayıp yayıldığı anlaşılıyor. Demek ki düşman kalabalık, Düşmanın kıyıda yerleşmesine ve yayılmasına izin verilemez,bu çok tehlikeli hareketi önlemek için düşmana taarruz edecekti. Bu inisiyatiften daha ileri bir tavır,ağır sorumluluğu olan M.Kemal gibi birinin verebileceği bir karardı. Ordunun yedeği olan birliğinin bir alayı ile bir bataryanın kimseye danışmadan ve haber vermeden savaşa götürecekti… Raporlar birbirini izledi…Birden kıyamet koptu…. 27.Alay,on bine yakın döğüşken, atılgan Anzak’a karşı taarruza geçmişti. Saat 09.00’du. M.Kemal, yaveri teğmen Kazım, Tümen Baş hekimi, topçu taburu komutanı, 57.Alsy dağ bataryası ve sağlık müfrezesi Kocadağ yolundaydılar… Düşman çıkarma birlikleri karşısında acele edilmeyip kayıkları kıyıya yaklaştıktan sonra şiddetle ateş açılacaktı…Çanakkale Zaferinin Türkiye ve dünya tarihi bakımından geleceği etkilen önemli sonuçları ve etkileri oldu. Çanakkale Savaşı hiç böyle yazılmamıştı.” 3
Turgut Özakman’ın uzun emekleri sonucunda” DİRİLİŞ- ÇANAKKALE !915-Romanı” bilgi ve belgelerle donatılmış eserinde, eşi olmayan bir armağan olarak ulusumuza ve tarihin altın sayfalarına sunuldu.
“Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi? /En kesif orduların yükleniyor dördü beşi. 7-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya / Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya. /Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı! /Nerde-gösterdiği vahşetle ’bu: bir Avrupalı’…4 “ O gerçek bir GAZİ’dir. Çünkü bu unvanı Mısır veya Avrupa’da değil, kendi topraklarında kazanmıştır…”5
“…Millî mücadeleyi yapan doğrudan doğruya milletin kendisidir, milletin evlatlarıdır./…En büyük anıt Mehmetçiğin kendisidir. Bu yerlerin Türkiye sınırları içinde kalması onun sayesindedir./…Ben ulusun vicdanında ve geleceğinde sezdiğim büyük gelişme yeteneğini ,bir ulusal giz(sır) gibi vicdanımda taşıyarak yavaş yavaş toplumumuza uygulatmak zorundaydım…”diyerek, Nazım’ın “Çanakkale Masalı” şiirinde ,” Burası mukaddestir, kimse giremez…” diye ifade ettiği Ülkemizin kutsal kapısı olan Çanakkale Zaferi’nde Kuva-yı Milliye ruhunu tarihin altın sayfasına yazdıran eşsiz komutan ve devlet adamı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve silah arkadaşları aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anarak ; vatanımızın kutsal kapısı Çanakkale Zaferi’nin 111.Yılını ulusal bilinçle, gururla ve coşkuyla kutluyoruz …
1-NUTUK / 2- THE TIMES (İng.) 11 Kasım 19938/ 3- Turgut Özakman, DİRİLİŞ ÇANAKKALE 1915, BİLGİ Y.2008./M.Akif Ersoy,Çanakkale Şehitlerine / 5- POLİTİKA (Yugoslavya,12 Kasım a938)