Bir kalbin ne kadarla dolacağını hiç kimse, hatta şairler bile ölçememişlerdir. (zelda fitzgerald)
Gülüm Çamlısoy
Gülüm Çamlısoy

OYSAKİ CENNETTEN GÖNDERİLDİM BEN... (ÖYKÜ)

Yorum

OYSAKİ CENNETTEN GÖNDERİLDİM BEN... (ÖYKÜ)

( 8 kişi )

4

Yorum

13

Beğeni

5,0

Puan

120

Okunma

OYSAKİ CENNETTEN GÖNDERİLDİM BEN... (ÖYKÜ)




Düşlerimi giydirmeliyim ya da ya da…
Düşler giyindiğim günlerden firar eden bir bulut muyum da tamah eden yarınlardan uzaktayım?
Ve işte dökülüyorum düş düş.
Dökülüyorum parça parça.
Bir hece iken gece düş gördüğüm her anda saklı ruhumla varlığımla düşüyorum üşümenin eşliğinde bir kırlangıcın kanadına tutunuyorum ya da içimdeki kibirsiz sefillikten dem vuruyorum.
Yorgun değil ne ruhum ne bedenim hele ki daha ilk dakikalarını yaşarken dünyaya geldiğim daha ilk günün de ihbarı iken içimdeki seyis kamçıladıkça gövdemi kim bilir kimin peşinden nal toplayacağım?
Hüznüme kefil olacak kâinat.
Mazlum yüreğime de elbet O sahip çıkacak.
Ve işte kavuşuyorum o tarifsiz kokuya ve mutluluğa.
Ben bir cennet çiçeğiyim henüz cinnet geçirmediğime vakıf ve de erdemlerimle aklımla yol alacağım bir dünyanın ümmetine sığınmak adına ama önce Rabbime ve kendimde.
Kelaynak kuşları belki de en çok kıskanan lakin zaman içerisinde farkım kalmayacak onlardan.
Mumya gibi sarılmış vaziyette beşiğimde uyuyorum ve sıcaklığını hissediyorum: masumiyetin ve sevginin ve de sevilmenin.
Herhangi bir talebim yok henüz: o kadar cılız ki bedenim ve ufacık ve de tiz sesim sadece ınga diyen minik bir canlıyım ama tüm dünyanın ve de evrenin kolektif bilincine de sahibim ve yaşadığım ve de yaşayacağım her an bana çok şey katacak belki de beni benden çalacak.
Mimarisi insanlığın ve de geleceğin ve kutsal dokusu ve de rabıtası aşkın ve işte iman gücümle var olduğum sürece de içimi bozmadan yaşayacağımın da garantisi iken hele ki koruyucu meleklerim yok mu…
Sessizliğe talibim ve sessizlikle örülü şu ufacık odadaki varlığım nasıl da kutsal ve mutluluk verici elbet üstüme titreyen annem ve de kim olduğunu anlamadığım o adam ki…
Ne zaman eve dalsa anında sessizlik son buluyor ve canhıraş annemin yakarışlarına tanıklık ediyorum. Ve annem adeta yalvarıyor:
‘’Sevgini bizden esirgediğin kadar şu zulmü de uzak tutsan ya!’’
Akabinde duyduğum mu?
Anlam veremediğim sesler ve annemin çığlıkları.
‘’Bir kere bile kucağına almadın çocuğunu ve hala inanmıyorsun onun babası olduğunu. Ne istesen yapmadım mı bu güne kadar?’’
Ve annem uzun saatler boyu odama uğramıyor ve onun canının yandığını öylesine derinden hissediyorum ki üstelik karnım acıksa bile ses etmeden yatıyorum beşiğimde.
Bir ara kapının aralandığını hisseder gibi oluyorum. Evet, kapı aralanıyor ve burnuma çok kötü bir koku geliyor. Asla süt kokusu değil bu. Olsa olsa aslan sütü kokan. İyi de ben bu kokuyu ve kelimeyi nereden hatırlıyorum ki?
A, doğru ya, şu kolektif bilinçaltı zırvalığı.
Aslında zırvalık olan an itibari ile benim ve annemin maruz kaldıkları.
Kulağıma bir ses geliyor bu sefer:
‘’Seni adi karı. Benim çocuğum olmuyor ki ve sen bana bu p…i çocuğum diye yutturuyorsun. İkinizi doğramadığıma şükredin. Bu evden gideceğiniz güne kadar elimi dahi sürmeyeceğim o çocuğa. Babasıymışım, hıh… Duy da inanma.’’
Altıma dolduruyorum korkudan. Ve her yanım yapış yapış. Ağzım kurumuş ve midem isyanda ve elimde olmadan ağlamaya başlıyorum.
Biliyorum ki annem de içeride sessizce ağlıyor. Ya, ona bir şey olduysa?
Tanrım, beni bu kadar cılız ve küçük yaratman olacak iş mi?
Ne olurdu da şimdi annemin yaralarını iyileştiriyor olsaydım.
O adam.
Baba demem gereken o adam…
Bu kadar zalim olması olacak iş mi hem?
Mademki cennetten gönderildim ben iyi de dünyanın cehennem olduğunu bana kimse söylemedi üstelik onlar mutlu olsun diye gelmedim mi dünyaya yoksa ne işim olurdu bu uzun yolculukta su dolu bir kesenin içinde geçen onca zaman
Hem annemin nasıl canı yandı beni kucağına alana dek.
Hep mi canı yanar annelerin ve genelde kadınların ve mazlumların?
Bunları düşünüyor olabilmem hayra alamet değil hele ki bu ufacık bedende tıkılıp kalmışken düşünsem ne olacak ki? Bak, işte yine başladı içerideki gürültü üstelik bu sefer canı yanan annem de değil. Ne yani o iri cüsseli adam mı canı yanan iyi de annem narin ve ufacık bir kadın nasıl yeter ki gücü?
Bak, yine doldurdum altıma. Ah, şimdi keşke büyüsem de annemin yanında olsaydım ve kimsenin ona dokunmasını izin asla vermezdim.
Aman Allah’ım ayak sesi mi bu duyduğum?
Hemen uyuyor taklidi yapmalıyım yoksa bu sefer de ağlıyorum diye yakar canımı annemin baba denen o insan müsveddesi.
‘’Bebeğim, bebeğim. Acıktı, değil mi karnın? Az bekle geliyorum yanına sonra da beraber uzun bir yolculuğa çıkacağız. Dayan, yavrum sen de annen gibi dayan ve affet beni.’’
Annemmiş gelen demek ki her şey yolunda. İyi de…
Baba denen adamın sesi nasıl kesildi bir anda?
Ya, annem kiminle konuşuyor şimdi? İyi de evde başka kimse yok ki. Yolunda gitmeyen bir şeyler var illa ki. Hissediyorum. Anne…
‘’Alo. Bir ihbarda bulunacaktım. Az evvel…’’
Hayır…
Bu, senin suçun değil olamaz anne. Hem ben her şeyi gördüm ve sana tüm yaptıklarını…
Demek oluyor ki; asıl suçlu benim hatta tek suçlu. Anne…

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (8)

5.0

100% (8)

Oysaki cennetten gönderildim ben... (öykü) Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Oysaki cennetten gönderildim ben... (öykü) yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
OYSAKİ CENNETTEN GÖNDERİLDİM BEN... (ÖYKÜ) yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Güneşin Kızı Zehra
Güneşin Kızı Zehra, @gunesinkizi1
4.3.2026 09:00:33
5 puan verdi
Yüreğinize sağlık değerli şairem. Mükemmel bir eser okudum. Tebrik ederim. Selam ve sevgilerimle , esenlikler dilerim.
Etkili Yorum
Ali Rıza  Coşkun
Ali Rıza Coşkun, @alirizacoskun
3.3.2026 17:07:59
5 puan verdi
Çok sarsıcı ve derin bir öykü olmuş. “Oysaki Cennetten Gönderildim Ben” satırlarında bir bebeğin gözünden dünyaya bakış, masumiyetin karşısında zalimlik ve annesinin çaresizliği çok güçlü bir şekilde aktarılmış. Özellikle “Mademki cennetten gönderildim ben, iyi de dünyanın cehennem olduğunu bana kimse söylemedi” ifadesi, öykünün en çarpıcı ve vicdani noktası olmuş.

Metin, masumiyet ile zulmün karşıtlığını, bir bebeğin saf bilinciyle dile getirerek okuyucunun kalbine dokunuyor. Hem bir ağıt hem de bir vicdan çağrısı niteliğinde; annelerin ve çocukların yaşadığı acıyı derin bir empatiyle hissettiriyor. Kaleminize sağlık, çok etkileyici bir eser.
Dilek Duru Günay
Dilek Duru Günay, @dilekdurugunay
3.3.2026 16:05:02
Çok etkileyici ve güzel bir yazı. Asıl suçlu belli, kararmış vicdanlı canilik.
seyide cinaloğlu doyran
seyide cinaloğlu doyran, @seyidecinalogludoyran
3.3.2026 12:15:17
5 puan verdi
Annelerin sızısını kendi sızısı bilen, büyümeden yaşlanan ruhların hikayesi. 'Asıl suçlu benim' diyen o masum sesleniş, insanlığın en büyük utancı olsa gerek. İçim acıdı okurken, dert görmesin kaleminiz şairem. Sevgiler
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL