1
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
81
Okunma
Eskisi gibi değilim. Hiçbir şey eskisi gibi değil. Yalnız olmaktan hiçbir zaman korkmadım. Bilirsin, içimizde bir şeyleri büyütebilmenin yolu yalnızlıktan geçer. Hem insanların çokluğu kalbimizi acıtmaktan başka ne işe yaradı ki?
"Duyumsamak icat edilmiş en büyük işkence değilse nedir? Bundan azade yaşayan varlıkların ne mutlu."
"Mutluluk bir an görünüp yok olan parçacıklar gibi Umut. Hiç bizim olmazsa kaybetmeyiz değil mi? İnsanın kaybedeceği şeylerin olmaması güzel olmalı.
İnan bana kaybetmek kaybetmekten korkmaktan daha zor değil."
"Senin anlattığın boşluklara hiç benzemiyor içinde bulunduğum ha.l Ben yolda olmaktan çok yolda kalmışım gibi.
Hadi dostum yeniden konuşalım bu bahsi.Bana iyi bir şeyler söyle. Hiçbir boşluk boşuna var olmaz, de. Odalara boşluklardan dolar gün ışığı, de. Boşlukları olmayan maddeler katıdır, taştır, de. Derdim, evet. Olsaydı öyle bahisleri konuşmak isterdim onunla. Ama onunla da boşluklar vardı artık aramızda."
"Odysseus’un gurbetinden beter bir gurbet var içimde. Nereye gitsem, kime varsam bitmeyen bir gurbet. Niye gittiğini bilmeyen bir yolcuyum ben Umut. nNye gittiğini, ne aradığını, ruhunun hastalığının ne olduğunu bilmeyen bir yolcu. Mutsuzluğun bir veba gibi bulaşıcı olduğunu biliyor muydun?"
"Ali bana baktı. Gözlerimi kaçırdım.
Kadın çocuğunu öpücük yağmuruna boğarken, yanlarından usulca sıyrılıp geçtik. Az ilerideki parkta, cıvıldaşan kuşlara çocukların kurduğu oyunların neşeli şarkıları eşlik ediyordu. Ali ve ben içimizde bambaşka kelimelerle konuşuyorduk. İkimizde de bu seslere katacak bir tek harfimiz bile yoktu. Sessiz kelimelerle kurulmuş ağıtlar büyüyordu içimizde. Ali ve ben yürüyorduk."
"Akşamüstü eve geldiğimde kendimi çok yorgun hissediyordum. Asya’nın hastanedeki mahcup hali gözümün önünden gitmiyordu. Bugün ne gördüysem hepsi kalbimin üzerine hüzün dolu bulutlar gibi çökmüştü. Hüznün yolculuğu olur muydu? Bir kalpten diğerine giden bir yol bulup başka kalplere taşınır mıydı? Muhakkak öyle Eskisi gibi değilim. Hiçbir şey eskisi gibi değil. Yalnız olmaktan hiçbir zaman korkmadım. Bilirsin, içimizde bir şeyleri büyütebilmenin yolu yalnızlıktan geçer. Hem insanların çokluğu kalbimizi acıtmaktan başka ne işe yaradı ki?"
"Duyumsamak icat edilmiş en büyük işkence değilse nedir? Bundan azade yaşayan varlıkların ne mutlu."
"Mutluluk bir an görünüp yok olan parçacıklar gibi Umut. Hiç bizim olmazsa kaybetmeyiz değil mi? İnsanın kaybedeceği şeylerin olmaması güzel olmalı.
İnan bana kaybetmek kaybetmekten korkmaktan daha zor değil."
"Senin anlattığın boşluklara hiç benzemiyor içinde bulunduğum ha.l Ben yolda olmaktan çok yolda kalmışım gibi.
Hadi dostum yeniden konuşalım bu bahsi.Bana iyi bir şeyler söyle. Hiçbir boşluk boşuna var olmaz, de. Odalara boşluklardan dolar gün ışığı, de. Boşlukları olmayan maddeler katıdır, taştır, de. Derdim, evet. Olsaydı öyle bahisleri konuşmak isterdim onunla. Ama onunla da boşluklar vardı artık aramızda."
"Odysseus’un gurbetinden beter bir gurbet var içimde. Nereye gitsem, kime varsam bitmeyen bir gurbet. Niye gittiğini bilmeyen bir yolcuyum ben Umut. nNye gittiğini, ne aradığını, ruhunun hastalığının ne olduğunu bilmeyen bir yolcu. Mutsuzluğun bir veba gibi bulaşıcı olduğunu biliyor muydun?"
"Ali bana baktı. Gözlerimi kaçırdım.
Kadın çocuğunu öpücük yağmuruna boğarken, yanlarından usulca sıyrılıp geçtik. Az ilerideki parkta, cıvıldaşan kuşlara çocukların kurduğu oyunların neşeli şarkıları eşlik ediyordu. Ali ve ben içimizde bambaşka kelimelerle konuşuyorduk. İkimizde de bu seslere katacak bir tek harfimiz bile yoktu. Sessiz kelimelerle kurulmuş ağıtlar büyüyordu içimizde. Ali ve ben yürüyorduk."
"Akşamüstü eve geldiğimde kendimi çok yorgun hissediyordum. Asya’nın hastanedeki mahcup hali gözümün önünden gitmiyordu. Bugün ne gördüysem hepsi kalbimin üzerine hüzün dolu bulutlar gibi çökmüştü. Hüznün yolculuğu olur muydu? Bir kalpten diğerine giden bir yol bulup başka kalplere taşınır mıydı? Muhakkak öyle olmalıydı. Gönlüm dolu doluydu, ellerim boştu. Bütün gün karakol, hastane, avukat üçgeni arasında dolanıp durmuştum ama elimden hiçbir şey gelmemiş,hiçbir neticeye varamamıştım. En kötüsü de insanoğlunun acizliğiydi ve ben bugün acizliğimi iliklerime kadar hissetmiştim."
. Gönlüm dolu doluydu, ellerim boştu. Bütün gün karakol, hastane, avukat üçgeni arasında dolanıp durmuştum ama elimden hiçbir şey gelmemiş,hiçbir neticeye varamamıştım. En kötüsü de insanoğlunun acizliğiydi ve ben bugün acizliğimi iliklerime kadar hissetmiştim."
bir şeyleri büyütebilmenin yolu yalnızlıktan geçer. Hem insanların çokluğu kalbimizi acıtmaktan başka ne işe yaradı ki?"
"Duyumsamak icat edilmiş en büyük işkence değilse nedir? Bundan azade yaşayan varlıkların ne mutlu."
"Mutluluk bir an görünüp yok olan parçacıklar gibi Umut. Hiç bizim olmazsa kaybetmeyiz değil mi? İnsanın kaybedeceği şeylerin olmaması güzel olmalı.
İnan bana kaybetmek kaybetmekten korkmaktan daha zor değil."
"Senin anlattığın boşluklara hiç benzemiyor içinde bulunduğum ha.l Ben yolda olmaktan çok yolda kalmışım gibi.
Hadi dostum yeniden konuşalım bu bahsi.Bana iyi bir şeyler söyle. Hiçbir boşluk boşuna var olmaz, de. Odalara boşluklardan dolar gün ışığı, de. Boşlukları olmayan maddeler katıdır, taştır, de. Derdim, evet. Olsaydı öyle bahisleri konuşmak isterdim onunla. Ama onunla da boşluklar vardı artık aramızda."
"Odysseus’un gurbetinden beter bir gurbet var içimde. Nereye gitsem, kime varsam bitmeyen bir gurbet. Niye gittiğini bilmeyen bir yolcuyum ben Umut. nNye gittiğini, ne aradığını, ruhunun hastalığının ne olduğunu bilmeyen bir yolcu. Mutsuzluğun bir veba gibi bulaşıcı olduğunu biliyor muydun?"
"Ali bana baktı. Gözlerimi kaçırdım.
Kadın çocuğunu öpücük yağmuruna boğarken, yanlarından usulca sıyrılıp geçtik. Az ilerideki parkta, cıvıldaşan kuşlara çocukların kurduğu oyunların neşeli şarkıları eşlik ediyordu. Ali ve ben içimizde bambaşka kelimelerle konuşuyorduk. İkimizde de bu seslere katacak bir tek harfimiz bile yoktu. Sessiz kelimelerle kurulmuş ağıtlar büyüyordu içimizde. Ali ve ben yürüyorduk."
"Akşamüstü eve geldiğimde kendimi çok yorgun hissediyordum. Asya’nın hastanedeki mahcup hali gözümün önünden gitmiyordu. Bugün ne gördüysem hepsi kalbimin üzerine hüzün dolu bulutlar gibi çökmüştü. Hüznün yolculuğu olur muydu? Bir kalpten diğerine giden bir yol bulup başka kalplere taşınır mıydı? Muhakkak öyle olmalıydı. Gönlüm dolu doluydu, ellerim boştu. Bütün gün karakol, hastane, avukat üçgeni arasında dolanıp durmuştum ama elimden hiçbir şey gelmemiş,hiçbir neticeye varamamıştım. En kötüsü de insanoğlunun acizliğiydi ve ben bugün acizliğimi iliklerime kadar hissetmiştim."
"Gelincikler kadar kırılgan ama Cemile kadar cesur olamayanların hikayesi var bu sayfaların arasında. Azdan çoğu kavrayanlara birkaç yitik satır, birkaç silik cümle... Sosyal ve siyasal hamlelerin altında kalıp ezilen bir aşkın öyküsüdür bu belki de Bir aşk hikayesi bile değildir."
"Bunca zaman hayatımdan o kadar çok insan gitti ki hiçbirine kızamıyorum gittiler diye. Bir tek sana kızıyorum gittiğin için. İçimdeki yalnızlık duygusunu besleyen bütün o kalabalığın gidişi değil. Yalnız senin gidişin."
5.0
100% (1)