2
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
364
Okunma

Ey henüz doğmamış kalabalık,
bu satırları size bırakan bizler, geleceğinize miras değil; hatalarımızın fosilini gönderiyoruz.
Toprağı kazarsanız kemiklerimizden önce acelelerimizi bulacaksınız, çünkü biz en çok zamana karşı yenildik.
Zamanı ilerleme sandık; oysa ilerleyen yalnızca yorgunluğumuzdu.
Takvimleri kutsallaştırdık, ruhlarımızı ertesi güne erteledik.
Biz dünyayı değiştirmek isterken önce kendimizi çoğaltmayı unuttuk.
Gürültüyü ilerleme sandık; hızlandıkça derinleşeceğimizi düşündük.
Oysa insan koşarken büyümez, yalnızca nefesi kısalır.
Biz nefes darlığını başarı sandık; tükenmişliğe kariyer dedik.
Birbirimizi geçmeye çalışırken hayatı geride bıraktık.
Siz böyle yapmayın:
Bir fikre inanacaksanız onu slogan yapmadan önce yalnız kaldığı bir geceye götürün.
Biz düşüncelerimizi kalabalıkların alkışına teslim ettik; alkış sustuğunda hakikatin de sustuğunu sandık.
Çünkü biz hakikatten çok onaylanmayı sevdik.
Gerçeği değil, çoğunluğu ölçü aldık; çoğunluk ise çoğu zaman korkunun başka adıdır.
Biz şehirleri yükselttik ama gökyüzünü alçalttık.
Pencereler büyüdü, manzaralar küçüldü.
Birbirimize daha hızlı ulaştık fakat daha az vardık.
Yollar çoğaldı, yön duygusu yok oldu.
Her yere gidebildik ama hiçbir yere ait kalamadık.
Siz böyle yapmayın:
Bir insanı tanımadan önce onun susuşunu dinleyin.
Çünkü biz konuşmayı öğrendik ama anlamayı erteledik; ertelediğimiz her şey sonunda karakterimiz oldu.
Sessizliği zayıflık sandık, oysa en büyük çığlık içerdeydi.
Dinlemeyi bıraktığımız gün insanlığın sesi çatladı.
Biz özgürlüğü yanlış anladık.
Zincirleri kırdık ama yeni zincirler üretmekte ustalaştık.
Her çağ kendi gardiyanını kahraman sandı; biz de sandık.
Kendi kafesimizi tasarlayıp adına konfor dedik.
Rahatladıkça küçüldük, güvende oldukça cesaretimizi kaybettik.
Siz böyle yapmayın:
Size verilen doğrulara değil, sizi rahatsız eden sorulara sadık kalın.
İnsanı büyüten cevap değil, cevapsızlığa dayanma gücüdür.
Biz kesinlik uğruna düşünmeyi terk ettik.
Şüpheyi düşman ilan ettiğimiz gün aklımızı sürgüne gönderdik.
Biz dünyayı ölçtük, tarttık, haritaladık;
ama bir kalbin ağırlığını hesaplayamadık.
Bilgi arttı, hikmet inceldi; akıl çoğaldı, merhamet yoruldu.
Veriler büyüdü, vicdan küçüldü.
Her şeyi kaydettik ama hiçbir şeyi gerçekten hatırlamadık.
Siz böyle yapmayın:
Bir makineyi icat ettiğiniz gün bir ağacı da koruyun.
Biz kolaylığı seçtik, sonra anlamı aramak için şiirlere sığındık.
Çünkü konfor arttıkça ruhumuz daraldı.
Rahat koltuklarda otururken içimizdeki uçurum büyüdü.
Biz savaşları bitirmek için yeni kelimeler bulduk,
sonra o kelimelerle yeni savaşlar başlattık.
Barışı anlaşma sandık; oysa barış, insanın kendi içindeki gürültüyü susturmasıydı.
Biz içimizdeki savaşı kazanamadığımız için dünyayı cepheye çevirdik.
Silahlar kadar cümleler de öldürdü; bunu geç anladık.
Siz böyle yapmayın:
Zafer kazandığınızda önce kaybedeni düşünün.
Çünkü biz kazandıkça küçüldük, kaybettikçe insanlaştık.
Galibiyet sarhoşluğu bizi kör etti.
Yenilgiler ise ilk kez aynaya bakmamızı sağladı.
Biz aşkı bile aceleye getirdik.
Sevmeyi bir duygu değil, bir tüketim biçimi yaptık.
Kalplerimizi yeniledik ama yaralarımızı güncellemedik.
Sadakati eski moda sandık, yalnızlığı modernlik.
Birbirimizi harcadık, sonra sevgiye inancımızı kaybettik.
Siz böyle yapmayın:
Birini sevdiğinizde dünyayı kurtarmaya çalışmayın;
önce onunla aynı sessizliğe dayanmayı öğrenin.
Çünkü sevgi konuşmaktan çok kalabilme cesaretidir.
Biz kalamadığımız için sürekli yeni başlangıçlar icat ettik.
Biz göğe bakmayı unuttuk.
Ekranların ışığı yıldızlardan daha yakın geldi.
Oysa insan yönünü yukarı bakarak bulur; aşağı kaydırarak değil.
Parmaklarımız hızlandı, ruhumuz yavaşladı.
Gözlerimiz ışığa doydu, anlam karardı.
Siz böyle yapmayın:
Arada hiçbir şey yapmadan oturun.
Biz durmayı beceremediğimiz için hayatın geçtiğini ancak yaşlandıktan sonra fark ettik.
Hareketi yaşam sandık; oysa çoğu zaman kaçıyorduk.
Kendimizden kaçmanın adı meşguliyetti.
Ve bilin ki —
biz kötü insanlar değildik, yalnızca korkmuş bir çağın çocuklarıydık.
Yanlışlarımız çoğu zaman kötülükten değil, yalnız kalmaktan kaçma isteğinden doğdu.
Kalabalıkları bu yüzden sevdik: aynaya bakmamak için.
Gürültüyü bu yüzden büyüttük: iç sesimizi bastırmak için.
Siz bizden daha cesur olun.
Çünkü gelecek, geçmişi affetmez; sadece onu aşanlara yer açar.
Biz çoğu zaman doğruyu gördük ama bedelinden korktuk.
Korku çağımızın gerçek hükümdarıydı.
Eğer bir gün bu mektubu okurken gülümserseniz,
bilin ki nihayet başaramadığımız şeyi başarmışsınız demektir:
İnsanı ilerletmeden önce insan kalabilmeyi.
Ve eğer hâlâ acıyorsanız, umut vardır —
çünkü acı, henüz tamamen taşlaşmadığınızın son kanıtıdır.
Biz çoktan öldük.
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.