4
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
372
Okunma

İnsan dünyaya çıplak gelir; ne serveti vardır ne makamı. Ama doğduğu anda yanında getirdiği bir hazine vardı: Sevgi ve merhamet. Bir bebek dünyaya gözlerini açar açmaz, daha konuşmayı bilmeden sevilir. Anne elini dokundurur çocuk susar. Baba kucağına alır, evin içine huzur iner. O küçük kalbin etrafında görünmeyen bir rahmet halksı oluşur. Çünkü insan, yaratılışta sevgiyle mühürlenmiştir.
Hiç tanımadığımız bir yoksulu görünce içimizde bir sızı uyanır. Bir felaket haberi duyduğumuzda kalbimiz daralır. Sokakta düşen birine elimiz istemsiz uzanır. Bunlar tesadüf değildir; insanın ruhuna yerleştirilmiş ilahi bir pusuladır. O pusula bize “sen yalınız değilsin, başkası da sensin” der. İşte insanı insan yapan, bu iç sesin ta kendisidir.
Peki ya sevgi olmasaydı? Merhamet çekilip alınsaydı insanın kalbinden? O zaman anne, çocuğunu sadece bir yük olarak görürdü. Evler yuva değil, soğuk barınak olurdu. Sokakta düşen insanın yanından gözünü kaçırarak geçerdi. Yaşlılar yalnız, çocuklar sahipsiz, zayıflar korumasız kalırdı. Adalet değil güç konuşur, hak değil çıkar hükmederdi. İnsan insanın kurdu değil; beklide daha acımasız bir avcısı olurdu.
Bugün dünyanın en büyük krizlerinin temelinde çoğu zaman sevgi ve merhamet eksikliği vardır. Savaşların arkasında hırs, yoksulluğun arakasında duyarsızlık, ailelerin dağılmasında şefkatsizlik yatar. Kalpler katılaştıkça şehirler büyür ama insanlar küçülür. Teknoloji ileler ama vicdan geriler. Binalar yükselir ama gönüller çöker.
Oysa merhamet sadece duygusal bir zayıflık değildir; medeniyetin temelidir. Bir toplumun gücü, en zayıfına nasıl davranıldığıyla ölçülür. Bir devletin büyüklüğü, sokaktaki kimsesizin yüzündeki tebessümle anlaşılır. Bir ailenin huzuru, birbirine gösterdiği sabırla yaşar. Sevgi, sadece kalpte hissedilen bir duygu değil; adaletin, paylaşmanın ve dayanışmanın mayasıdır.
Bugün en büyük sorumluluğumuz; kalplerimizi sertleştiren her şeye karşı uyanık olmaktır. Sosyal medyada nefret diline kapılmamak, komşunun derdiyle ilgilenmek, anne-babanın elini tutmak, bir yetimin başını okşamak… Bunlar küçük gibi görünen ama dünyayı ayakta tutan büyük işlerdir. Çünkü merhamet, zincirleme bir iyiliktir; bir kalpte başlar, bir toplumu dönüştürür.
Unutmayalım: Sevgi ve merhamet insanın zayıf yanı değil, en büyük kuvvetidir. Silahlar şehirleri koruyabilir ama merhamet kalpleri korur. Yasalar düzeni sağlar ama sevgi hayatı anlamlı kılar. Eğer bir gün dünyayı kurtaracak bir güç aranacaksa, o güç ne teknolojide ne de servette bulunacaktır. O güç annesinin duasında, bir çocuğun gülüşünde ve tanımadığımız birine uzattığımız yardım elinde saklıdır.
Çünkü sevgi çekilirse insanlık çözülür. Merhamet kurursa medeniyet çöker. Ama kalpler diri kaldıkça, dünya bütün yaralarına rağmen yeniden aya kalkmayı başarır.
Fevzi GÜLTUNA
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.