20
Yorum
25
Beğeni
5,0
Puan
309
Okunma

Coğrafya yalnızca bir harita bilgisi değildir. Bir insanın ilk nefesini aldığı yerdir; annesinin sesi, babasının gölgesi, toprağın kokusu, rüzgârın dili, gecenin sessizliğidir. İnsan, nerede doğduysa oradan başlar hayata; çocukluğunu orada düşürür yollara, gençliğini orada sınar, ergenliğini orada sorgular, ömrünü orada yoğurur. İşte bu yüzden coğrafya kaderdir. Ve bazı kaderler vardır ki sevilir… Biz bu kaderi sevdik.
Bu topraklar bizi yalnızca büyütmedi; bizi inşa etti. Taşıyla sabrı, kışıyla direnci, yazıyla umudu öğretti. Düşe kalka yürümeyi, yaralanınca ayağa kalkmayı bu coğrafyada öğrendik. Yorulduk evet; ama vazgeçmedik. Çünkü burası bizim hayat damarımızdı. Kanımız, canımız, adımızdı. Yüce Allah’ın bize bahşettiği en kıymetli nimetlerden biriydi bu topraklar.
Tarihe bakınca da aynı sadakati görürüz. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’a olan tutkusu, yalnızca bir fetih arzusu değildi; bir kader bilinciydi. Ecdadın bu coğrafyaya verdiği değer, taş üstüne taş koyarken bile kalpten gelen bir niyetti. Alparslan’ın Malazgirt’te kefenle yürüyüşü, Çanakkale’de siperlere düşen gençlerin son bakışı, hep aynı hakikati fısıldar: Bu topraklar sevilerek vatan oldu. Biz de o sevdanın mirasçılarıyız.
Elbette yolumuz pürüzsüz olmadı. Ayağımıza dolanan çakıllar, önümüze açılan çukurlar, bizi yolumuzdan döndürmek isteyen nice badireler çıktı karşımıza. Kimi zaman puslu havalarda yönümüz şaşsın istediler, kimi zaman enseye kadar gelen dalgalarla yormaya çalıştılar. Ama ne bu coğrafya bizden vazgeçti, ne de biz bu coğrafyadan. Çünkü aramızdaki bağ, geçici heveslerin değil; köklü bir aidiyetin bağıydı.
Biz bu coğrafyanın insanını sevdik. Alın terini, suskunluğunu, vakarını sevdik. Toprağını sevdik; karını, kışını, yazını, baharını… Bazen ana oldu bize, sığındık. Bazen yâr oldu, özledik. Bazen yoldaş oldu, omuz omuza yürüdük. Hasretini çektiğimizde bile gönlümüzü terk etmedi.
Bugün de aynı yerdeyiz. Gönül vermiş insanlar olarak, bu topraklarda var olduk ve var olmaya devam ediyoruz. Neslimizi bu coğrafyada yaşatma gayesindeyiz. Çünkü biliyoruz ki kader, kaçılan değil; sahip çıkılandır.
Dedik ya… Biz bu kaderi sevdik. Alnımıza yazılmış kutsal bir yazı gibi. Karanlık gecelerde yolumuzu aydınlatan ay, umut gibi parlayan yıldızlar gibi… Bizi biz yapan, özümüze döndüren, bütün yolları açan bir kader. Ve bilinsin ki; ne bu kaderden vazgeçmeye niyetimiz var, ne de bu yollardan dönmeye.
En doğrusu neyse, en güzeli neredeyse; biz oradayız. Azimdeyiz.
Çünkü biz, coğrafyasını sevenlerin yolundan gidiyoruz.
ALİ RIZA COŞKUN
5.0
100% (17)