Ey sevgilim! eğer bana karşı peçeni indirir benden örtünürsen bil ki ben zırh giymiş atlıları almakta ustayım.. antere
Celil ÇINKIR
Celil ÇINKIR

DULKADİRLİ BEYLİĞİ’NİN KİLOMETRE TAŞLARI: DULKADİRLİ-OSMANLI SAVAŞI (1515) ikinci ve son bölümü

Yorum

DULKADİRLİ BEYLİĞİ’NİN KİLOMETRE TAŞLARI: DULKADİRLİ-OSMANLI SAVAŞI (1515) ikinci ve son bölümü

( 3 kişi )

0

Yorum

8

Beğeni

5,0

Puan

93

Okunma

DULKADİRLİ BEYLİĞİ’NİN KİLOMETRE TAŞLARI: DULKADİRLİ-OSMANLI SAVAŞI (1515) ikinci ve son bölümü

Diğer taraftan Alaüddevle Bozkurt Bey’in, Yavuz Sultan Selim’e karşı giriştiği İran seferi sırasındaki tutumu, Dulkadirliler ile Safeviler’in ittifak yaptıklarını ortaya koyduğu gibi, Şah İsmail’in Çaldıran muharebesi arifesinde, Osmanlı padişahının mektubuna verdiği cevap da bu ittifakı teyit edici mahiyettedir. Zaman geçtikçe, Osmanlılardan uzaklaşan Alaüddevle Bozkurt Bey, torunu Yavuz Selim’in tahta çıkışını dahi tebrik etmemişti. Yavuz Sultan Selim, dedesinin bu güvensiz ve dengesiz hareketlerini hiç affetmeyecektir.
Bütün bunlara rağmen, Yavuz Sultan Selim, Çaldıran’a giderken Kayseri’den üç konak ötede Çubuk Ovası’na varınca, Alaüddevle Bozkurt Bey’i, Osmanlılar ile Dulkadirlilerin aynı mezhepten olduklarını hatırlatarak, sefere davet etti. Dulkadir Beyi ise; kendisi gibi doksanlık bir piri faniyi sefere sürüklemenin hiçbir fayda sağlamayacağını bildirip yaşını bahane ederek sefere katılmadı. Aslında Alaüddevle Bozkurt Bey, Şah İsmail ile ittifak halinde bulunuyor, Yavuz Selim’in, yeğeni Şehsuvaroğlu Ali Bey’i himaye etmesine de içerliyordu. Nitekim Alaüddevle Bozkurt Bey, Dulkadirli Beyliği’nin varlığını devam ettirebilmek için, bölgenin büyük devletleri arasında bir bakıma denge politikası uygulamayı kendi menfaatlerine daha uygun bulmuş ve bu sebepten dolayı da Osmanlı-Memlüklü-Safevi devleti rekabetinden istifade etme siyasetini gütmüştür.
Alaüddevle Bozkurt Bey’in giderek artan Osmanlı baskısına karşılık Safevi devletine daha fazla yakınlaşması üzerine, Osmanlı Devleti, Dulkadirli Beyliği geçmişinde büyük bir şahsiyet olarak yer etmiş olan Şehsuvar Bey’in oğlu Ali Bey’i bu beyliğin sınırındaki Kayseri sancakbeyliğine getirmiştir. Osmanlı Devleti, bu hamlesiyle bir yandan hem Safevilere ve hem de Memluklere gözdağı vermiş, hem de Dulkadirli Beyi olarak Şehsuvaroğlu Ali’yi bu beyliğin başına getirmeyi düşündüğünü ve bunu icraata başladığını belli etmiştir.
Aslına bakılırsa, Osmanlı Devleti ilk etapta Dulkadirli Beyliğini ortadan kaldırmak istememiştir. Çünkü Dulkadirli toprakları Osmanlı Devleti ile Memluklu ve Safevi Devletleri arasında oldukça stratejik bir bölgeyi kapsamaktadır. Bundan dolayı, Osmanlı Devleti, Mısır ve İran’da mezkur devletler gibi güçlü devletler olduğu sürece, Anadolu ile Mısır-Suriye ve İran arasında bir geçiş yeri olup, tamamen dağlık bir alanda bulunan ve güçlü aşiret bağları ile birbirine bağlı, beylerine sadık olan Dulkadirli Türkmenlerini kontrol altında tutmanın ne kadar zor ve masraflı olduğunun farkındadır. Nitekim Memlukler de dahil hiçbir devlet daha önce bölge üzerinde tam bir hakimiyet sağlayamamıştır.
Dulkadirli Beyi, Osmanlı – Safevi savaşında tarafsız kalmak bir yana, Osmanlı levazımlarına ülkesinde yiyecek ve hayvan yemi satışını yasakladığı gibi oğulları vasıtasıyla da onların iaşe ve teçhizatlarını yağmalattırdı. Bu sebeple Osmanlı padişahı ihtiyatlı davranarak İran Şahı ile karşılaşmak üzere yoluna devam ederken ordusunun gerisini emniyete almak ve Alaüddevle Bozkurt Bey’in saldırılarına engel olmak amacıyla Kayseri ve Sivas arasında kırk bin kişilik bir ihtiyat kuvveti bırakmıştır.

Çaldıran zaferini müteakip Kasım 1514’te Amasya’ya dönen Yavuz Selim, Osmanlı ordusunu arkadan vuran Alaüddevle Bozkurt Bey’i ortadan kaldırmaya karar verdi. Hem seferde büyük hizmeti dokunmuş ve hem de Dulkadirli Beyliği geçmişinde büyük bir şahsiyet olan Şehsuvar Bey’in oğlu Ali’yi Dulkadirli topraklarının fethine memur etmiştir. Alaüddevle Bozkurt Bey, bu durumu Memluk sultanı Kansu Gavri’ye arz ile şikayette bulundu. Mayıs 1515’te Memluklu Sultanı, Kemah üzerine sefer yaptığı sırada Yavuz’a elçi gönderip, Şehsuvar oğlu Ali Bey’in bu görevden alınmasını rica etti; fakat buna mukabil Osmanlı padişahı da Alaüddevle Bozkurt Bey’in Dulkadirli Beyliği’nin başında bulunmasını istemiyordu. Alaüddevle Bozkurt Bey’in yerine Ali Bey’in getirilmesini arzu ettiğini bildirdi. Osmanlı Padişahı ile Memluk sultanı arasında elçiler gelip gittiği sırada Alaüddevle Bozkurt Bey, Osmanlı ordusunun iaşe kollarını vurdu. Bu durum ise artık Yavuz Sultan Selim’in sabrının tükenmesine neden olmuştu.
Gerçekten de Osmanlı padişahı, Çaldıran Seferi sonrasında Kemah Kalesi’nin düşmesini müteakip, 5 Haziran1515 günü başlayıp 13 Haziran 1515 tarihinde sona erecek olan bir harekât yaparak Dulkadir Ülkesi’nin fethine girişti. Bu harekâta paralel olarak muhtemel bir Memluk müdahalesini önlemek amacı ile Osmanlı donanması da Akdeniz’e açıldı.

Dulkadirli-Osmanlı Savaşı’nın Sebepleri ve Savaşın Seyri

Dulkadirli-Osmanlı Savaşı’nın en önemli sebebi, Alaüddevle Bozkurt Bey’in, Osmanlı’nın Çaldıran Seferi sırasında ve sonrasında Osmanlı devletinin iaşe kollarına ciddi zararlar vermesidir. Bu durumdan dolayı oldukça hiddetlenen Sultan Selim, Çaldıran Seferi’nden sonra Kemah Kalesi’ni fetheder ve bunun akabinde öncelikli olarak Dulkadir Beyliğini ortadan kaldırmaya karar verir.
4 Haziran 1515 tarihinde Sivas’a gelen Sultan Selim, 5 Haziran 1515 tarihinde Rumeli Beylerbeyi Sinan Paşa’yı serasker tayin ederek ve bölgeyi çok iyi bildiğinden harekât boyunca kılavuzluk yapması için Şehsuvaroğlu Ali Bey’i de yanına vererek ve harekât için de on bin civarında asker tahsis ederek Dulkadir mülküne, dedesi Alaüddevle Bozkurt Bey’in üzerine gönderdi. Bu esnada Sultan Selim’in yaklaşık 25 bin askerden oluşan ana ordusu bir konak geriden öncü kuvvetlerin peşinden gitmekteydi. Sultan Selim’in kendisi de ordusu ile Sinan Paşa’nın ardından 6 Haziran 1515 tarihinde Alaüddevle üzerine hareket etti. Sinan Paşa askeri ile yürüyüp, Elbistan’a ulaştığında, Sultan Selim günümüzde Afşin ilçe sınırlarında yer alan, Hezanlı Dağı ile batıdaki Tahtalı dağları arasındaki Hurman nahiyesine bağlı İncesu mezrasına vardı.
Sinan Paşa kuvvetleri Elbistan’a geldiğinde, Dulkadirli yöneticisi Alaüddevle Bozkurt Bey, Elbistan kazasının Hurman Nahiyesine bağlı Ördekli Mezrası’nda bulunmaktaydı ve Osmanlı ordusunun Elbistan sınırlarına girdiğini duyan Alaüddevle Bozkurt Bey, savaşa hazırlık olarak ilk önce haremini ve hazinesini, Kadirli ilçesi sınırları içerisindeki Bağdaş Yaylası’nın batısından başlayarak, güney - kuzey istikametinde Sivri Tepe – Turna Ovası – Kasırga Güneyi Mevkii – Akçadağ – Kozoluk – Çığşar hattında uzanan sarp Turna Dağı’na göndermiş ve Maraş yolu üzerinde bulunan geçitleri tutmaya başlamıştır.
Alaüddevle Bozkurt Bey, tehlikeyi sezen emirlerinin, Yavuz Selim ile uzlaşması yolunda yaptıkları uyarılara "Benim Osmanlıdan ne kalır yanım var" cevabını vererek 6 Haziran 1515’te otuz bin kişilik ordusu ile Ördekli mevkiinde Sinan Paşa kuvvetlerini karşıladı. Osmanlı ordusu, kullandığı zemberek ve darbzen topu, tüfenkler ile iyi eğitimli askerleri sayesinde yapılan muharebeyi kazanmıştır. Ördekli mevkiinde yapılan bu savaşı kaybeden Alaüddevle Bozkurt Bey süratle Geben platosuna doğru çekilir ve bu bölgede bulunan gedik ve geçitleri tutmaya çalışır. Bu gedik ve geçitler; Seğ beli girişi, Kargaçayırı Gökgedik hattının başlangıç noktası olan Kayranlı dağlarından çıkan ve Kırksu adı verilen çayın oluşturduğu Elmadağı boğazı ve Halbur Deresinin oluşturduğu Halbur geçidi.
O dönemde günümüzde kullanılan Göksun – Maraş yolu mevcut değil idi. Bu yol Göksun, Taşoluk, Değirmenderesi, Çinçin Boğazı’ndan sonra vadiyi takip ederek, Meyremçil Beli’ni aşıp, Geben Kalesi önünden Geben Köyü’ne iner. Buradan da Altınyayla Köyü, Akgümüş Köyü’nü geçerek doğuya döner. Deliağız mevkiinde bir boğazı geçerek karstik bir çukur olan Subatağı mevkiinden sonra Dumanlı Dağı’na uzanan vadinin girişinde bulunan, tarih öncesi devirde çok önemli bir arkeolojik yerleşim alanı olan Uzunöz isimli ikinci bir karstik çukuru geçtikten sonra güneye dönerek, Seğ Beli’nden sonra Paşapınarı’na ulaşır. Buradan sonra, Yenidemir Köyü’nün Süsü Obası’na giren yol, tarihi bir kale kalıntısının önünden geçerek, Süsü Deresi’ni takip ederek, Körsulu Çayı kenarındaki Yeniyapan Köyü’ne kadar iner. Buradan doğuya yönelen tarihi yol, İsmailli, Köseli, Hasancıklı köylerini geçerek Ceyhan Nehri üzerindeki tarihi Gene Köprüsü’ne ulaşır. Gene Köprüsü’nden sonra Kılavuzlu ve Üngüt köyleri üzerinden Maraş’a uzanır Haçlı Seferleri’nden bir tanesi de bu yol kullanılarak yapılmıştır.
Alaüddevle Bozkurt Bey geri çekilme için bu yolu kullanmamıştır. Onun kullandığı yol Halbur Yaylası, Bostanderesi, Azgıt Yaylası, Andırın, Akkale Mevkii, Haştırın düzlüğüdür.
Haştırın’da Kesin Sonuçlu Muharebe
Değerlendirmemize göre, ilk muharebeyi kaybeden Alaüddevle Bozkurt Bey, 25-30 bin kişilik kuvvetiyle Çinçin Beli’ni aşarak 41.000 dönümlük araziden oluşan Geben-Altınyayla-Akgümüş-Kargaçayırı ovasına ulaştı. Akgümüş - Seğ Beli hattı ile Kargaçayırı ve 1530 rakımlı Karayuvalı Tepesi’nin hemen güneyinden başlayan Halbur Yaylası’nı tutmaya başladı.
Alaüddevle Bozkurt Bey, burada yapılan muharebeleri de kaybettikten sonra süratle Halbur Yaylası’ndan sonra Halbur Deresi’nin açtığı vadiyi takip ederek– Bostandere – Azgıt - Andırın – Haştırın hattını kullanarak geri çekilmeye başladı. Bu geriye çekilmeye bağlı olarak Hazinesini ve ailesini bıraktığı Turnadağı bölgesinde özellikle Gavur Kırıldığı Yer, Çokak Okçu Tepesi, Çığşar Yaylası’nda tali muharebelerin yapıldığını değerlendirmekteyiz. Bu geriye çekilme Andırın ilçesinin 3 kilometre kadar güneydoğusunda bulunan Haştırın mevkiine kadar sürdü. Kesin sonuçlu muharebe Andırın – Kahramanmaraş – Kadirli yol ayrımı yakınlarındaki Haştırın mevkiinde yapıldı. Şehsuvaroğlu Ali Bey, Osmanlı Dulkadirli arasındaki kesin sonuçlu muharebe başlamadan önce, babasının şahsiyetinden bahseden etkili bir konuşma yaparak, Dulkadirli Beyliği askerleri üzerinde etkili oldu. Ali Bey’in tahrik edici sözleri Türkmenlerin bir kısmının saf değiştirmesini sağladı.
Gökçebel’de Bir Padişah Mezarı
Kıyasıya yapılan kesin sonuçlu muharebeden sonra yenileceğini anlayan Alaüddevle Bozkurt Bey, yanına muhafızlarını da alarak, Haştırın – Maraş arasındaki en kısa güzergâh olan, Torun – Kavaklı – Kabaklar – Çuhadarlı üzerinden Gökçebel Deresi’nin açtığı vadiyi kullanarak Gökgedik Mahallesi sınırlarından geçen Körsulu Deresi’ne ulaşarak Karasu Vadisi olarak bilinen güzergahı kullanarak Maraş’a ulaşmayı ve oluşturacağı taze kuvvetlerle savunmaya devam etmeyi düşündü. Bu planını uygulamaya koydu. Lakin Gökçebel denilen yerde kendilerini takip eden Osmanlı ordusuna mensup askerlerin hücumuna uğramaktan ve hayatlarını kaybetmekten kurtulamadılar. Alaüddevle Bozkurt Bey ve 30 kişiden oluşan muhafızlarının tamamı öldürüldü ve başsız bedenleri Gökçebel’e defnedildi.
Yöre insanı buraya Padişah Mezarı demektedir. Kesin sonuçlu muharebenin yapıldığı yere de asker mezarlığı denilmektedir. Bu muharebede her iki taraftan da çok sayıda asker ölmüştür. Alaüddevle Bozkurt Bey’in öldüğünü haber alan Dulkadirliler onun dört oğlu ile kardeşi Abdürrezzak’ı muharebe meydanında bırakarak dağlara kaçtılar. Savaş bittiğinde Alaüddevle Bozkurt Bey’in kendisi gibi bir oğlu ile boy beylerinden otuzu ve akrabasından bir haylisi telef olduğu gibi dört oğlu ve eşleri ile kardeşi Abdürrezzak da esir düştü. Ölümüne "merg-i hain" deyimi tarih düşülmüş olan Alaüddevle Bozkurt Bey’in ve 30 korumasının kesik başı Göksun’da otağ kuran Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim’e sunuldu.
Dulkadirli – Osmanlı Savaşı’nın Sonuçları
Savaş sonunda Yavuz Sultan Selim, Şehsuvaroğlu Ali Bey’i, Dulkadirlilerin başına geçirirken, Alaüddevle Bozkurt Bey ile vezirinin ve oğullarından birinin kesik başlarını Kahire’ye gönderdi. Alaüddevle Bozkurt Bey’in kesik başının Osmanlıların rakibi ve düşmanı olan Mısır Memlûk sultanına gönderilmesi tarihteki ender olaylardan biridir. Böylece Dulkadirli Beyliği üzerindeki Memluk nüfuzuna son verilerek, Yavuz Selim adına hutbe okutulup Osmanlı hakimiyeti tesis edildi. Arifi Paşa’nın da ifade ettiği gibi, Dulkadirli Beyinin komşu devletlere karşı güvensiz ve çelişkili davranışları hem kendisinin hem de beyliğin sonunun gelmesine neden olmuştur. Yavuz Sultan Selim, Şehsuvaroğlu Ali Bey’e çok güvenmesine rağmen, ileriyi düşünerek Dulkadiroğullarına karşı denge unsuru olarak, Çaldıran Savaşı dönüşü, Ağrı ve Doğubeyazıt civarında güçlü bir aile olan ve adı geçen savaşta büyük yararlılığı görülen Bayazıtoğullarını, Dulkadiroğlu Alaüddevle Bozkurt Bey’in hal edilmesinden sonra Maraş’a yerleştirmiştir. Bayazıtlıların reisi İskender Bey, Ördekli’de başlayıp, Turna Dağı’nda ve Geben, Bunduk, Kargaçıayırı ve Halbur Yaylası bölgesinde devam eden ve Haştırın’da kesin sonuçlu muharebenin yapıldığı savaşa da iştirak etmiş, akabinde Osmanlı devletince kendisine "Çavuşbaşılık” unvanı verilerek Maraş’ta oturtulmuştur. Burada, İskender Bey’e "arpalık" olarak birçok arazi verilmiştir. Bu dönemden başlayarak 1830’lu yılların ortalarına kadar Andırın ilçesinin tamamı adeta köyleri ve insanlarıyla birlikte Bayazıtlı sülalesinin özel mülkü haline getirilmiştir.
1515 -1521 Yılları Arası: Dulkadir Beyliği, Yavuz Sultan Selim döneminde yapılan Çaldıran Seferi sonrasında, 1515 -1521 yılları arasında Osmanlı Devleti’ne bağlı özerk bir beylik durumuna getirilmiş ve 1522 yılında Kanuni döneminde Konya’da bulunan Karamanoğlu Eyaleti’ne bağlanmış, 1533 yılında da Osmanlı’nın bir eyaleti olarak teşkilatlandırılmıştır.
Maraş kimliğinin mimarı olarak kabul edilen Alaüddevle Bozkurt Bey hatırasına Celil ÇINKIR’ın kendisini onun yerine koymaya çalışarak kaleme aldığı bir şiiri.
-Ruhun şad olsun Alaüddevle Bozkurt Bey-

ALÂÜDDEVLE BOZKURT BEY

Gözlerimde fer söndü, yüzümden çekildi kan
Mermerde sular dondu, dağlara çöktü duman
Vuslat saatim geldi, boynumu büktüm ona
Varlığım cana kandı, dilemedim el aman

Doksan yıllık faniye, başlarken kutlu sefer
Ne sağımda kimse var, ne solumda kimse var
Yalnızdan da garibim, yanımda üç beş nefer
Gökçebel’de baş sızım, başsız kaldığım zaman

KAPANIŞ

Bu çalışma, bir anlatıyı çoğaltmak için değil; yanlış yerleştirilmiş bir tarihsel hakikati yerine koymak için kaleme alınmıştır. Tarih, tekrar edilerek değil; doğru konumlandırılarak anlaşılır. Bir savaşın adı kadar, nerede ve nasıl gerçekleştiği de tarihin kendisidir.

Burada ortaya konulan tespitler, kişisel kanaatlere ya da sezgilere dayanmamaktadır. Kullanılan güzergâhlar, yer adları ve muharebe alanları; Osmanlı Devleti’nin günlük sefer kronikleri ve arşiv kayıtları esas alınarak belirlenmiştir. Belgelerin söylediği, yoruma açılmadan aktarılmıştır.

Bu nedenle metin, “Turnadağ Savaşı” adlandırmasının sorgulanmasını değil; bu adlandırmanın tarihsel gerçeklikle örtüşmediğinin belgelerle ortaya konmasını amaçlar. Savaşın geçtiği coğrafya, semboller üzerinden değil; kayıtlar üzerinden okunmuştur.

Bu çalışmayı kaleme alan kişi, bir akademik unvanın arkasına sığınmamış; arşivin, kroniğin ve sahanın önüne geçmemiştir. Görülen neyse, bulunan neyse, yazılan odur. Fazlası eklenmemiş, eksiği gizlenmemiştir.

Tarih, hatırlanmak için değil; doğru bilinmek için vardır.
Bu metin de o bilginin yerini bulması için yazılmıştır.

Vesselam.

KAYNAKÇA:
1. Arifi Paşa, (Ed. ALPARSLAN, Yaşar, Serdar Yakar), Elbistan ve Maraş’ta
Dulkadiroğulları Hükümeti, Kahramanmaraş, 2011.
2. Âşık Paşazade, Osmanoğullarının Tarihi, Haz. Kemal Yavuz, Yekta Saraç, İstanbul.
3. DANİŞMED, İsmail Hami, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, C.1, İstanbul 1971.
4. EDHEM, Halil, Garbi Anadolu’da Selçukluların Varisleri, İstanbul 1926.
5. Elbistan Tarihi (Elbistan yayınları 2003)
6. ERASLAN, Sadık; Asrı Saadet Fetihleri, Ankara, 1999
7. HADÎDİ, Tevârih-i Â-li Osman, Haz. Necdet Öztürk, İstanbul, 1991.
8. Honigman, Ernest; Bizans Devletinin Doğu Sınırı, Çev.: Fikret Işıltan, İstanbul
1970.
9. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Kahramanmaraş Ansiklopedisi, Cilt 1,
191 – 197.
10. KAYA, Selim, Dulkadir Beyleri, VII-X-VI. Asırlarda Maraş Emirleri, (Ed. İlyas
Gökhan, Selim Kaya), Kahramanmaraş 2008.
11. KOPRAMAN, Kazım Yaşar; “Memlukler”, Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi,
Çağ Yayınları, İstanbul 1992, 6. Cilt, 433 – 543.
12. KÖPRÜLÜ, Fuad, Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu , TTK Yay: Ankara 1999
13. MORDMAN, J.H. – Mükrimin Halil Yinanç, “Dulkadırlılar”, İslam Ansiklopedisi3.
Cilt, 654 – 662.
14. MUSALI, Namıq “Anonim Bir Safevi Müellifinin Gözüyle Dulkadir Beyliğinin Son
20 Yıllık Tarihine Bakış”, Dulkadir Sempozyum, C.1, Kahramanmaraş
15. SOLAKZÂDE, Çelebi, Mehmed HEMDEMİ, Solakzâde Tarihi, (Haz. Vahid Çabuk),
Ankara.
16. TANSEL, Selahattin, Osmanlı Kaynaklarına Göre Fatih Sultan Mehmet’in Siyasi ve
Askeri Faaliyetleri, Ankara 1953.
17. TANSEL, Selahattin, Sultan II. Bayezit’in Siyasi Hayatı, İstanbul 1996.
18. TANSEL, Selahattin, Yavuz Sultan Selim, Ankara 1969.
19. TEKİNDAĞ, Şehabettin, “Fatih Devrinde Osmanlı-Memlûklu Münasebetleri”, Tarih
Dergisi, S.30, 1976.
20. TEKİNDAĞ, Şehabettin, “II. Bayezid Döneminde Çukurova’da Nüfuz Mücadelesi”,
Belleten, XXXI/123, Ankara 1967.
21. TOROĞLU, Emin, YÜCEL Mükremin, GÖRÜR Nadir, “Bir Savaşın Tarihi Coğrafyası, Turnadağ Savaşı 1515”, Adıyaman İKSAD- İktisadi Kalkınma ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü, 4. Uluslararası Piri Reis Dil-Tarih-Coğrafya Kongresi, Kongre Kitabı, Adıyaman, 2019.
22. UÇAR, Şahin; Anadolu’da İslam Bizans Mücadelesi, İstanbul 1990.
23. ULUÇAY, Çağatay Padişahın Kadınları ve Kızları, TTK, Yay, Ankara 1992.
24. UZUNÇARŞILI, İsmail Hakkı, Osmanlı Tarihi, C.2, Ankara 1998.
25. YİNANÇ, Refet, Dulkadir Beyliği, Ankara 1989.
26. YURTSEVER, Cezmi, Andırın Tarihi, Adana 2018.
27. YÜCEL, Yaşar, Ali SEVİM, Klasik Dönemin Üç Hükümdarı Fatih-Yavuz-Kanuni,
Ankara 1991.
28. YÜCEL, Yaşar, Ali SEVİM, Türkiye Tarihi, C.2, Ankara 1990.

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (3)

5.0

100% (3)

Dulkadirli beyliği’nin kilometre taşları: dulkadirli-osmanlı savaşı (1515) ikinci ve son bölümü Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Dulkadirli beyliği’nin kilometre taşları: dulkadirli-osmanlı savaşı (1515) ikinci ve son bölümü yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
DULKADİRLİ BEYLİĞİ’NİN KİLOMETRE TAŞLARI: DULKADİRLİ-OSMANLI SAVAŞI (1515) ikinci ve son bölümü yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Bu şiire henüz yorum yazılmamış.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL