7
Yorum
23
Beğeni
5,0
Puan
492
Okunma
Bazı çocuklar dünyaya sadece büyümek için gelmez, dünyayı anlamlandırmak , bir cümleyi nakış gibi kalbinin üzerine işlemek için gelir.
Henüz hayatın o keskin köşelerine çarpmamış, kalbinin kırılma sesini duymamış bir çocukken, çağdaş 8. sınıfa gidiyordu,
edebiyat öğretmeni , dünya bir cümle olsa , öğeleri ne olurdu konulu bir kompozisyon yazmanızı istiyorum der,
Çağdaş ;
Dünya bir cümle olsaydı
Öznesi aşk olurdu
Yüklemi sevmek
Sıfatı sevgilinin yüzü
Zarfı ise aşkın yaşandığı an olurdu…
Yazar ve kağıdı öğretmenine verir, öğretmeni şaşkındır , sayfalar dolusu yazan çağdaş dört cümle ile kağıdı vermişti, sonuçlar okunduğunda, çağdaş 10 üzerinden 10 almıştı sınıfta tam puan alan tek kişiydi ve öğretmeni bu bir şiir dedi ona, onda ki bu ışığı fark eden ve ona fark ettiren bu olay ve öğretmeni onun içinde ki bu aşkın kapısını aralamıştı. O gün şiir dergahından içeri girdi şairimiz.
Dünyanın gramerini aşk ile çözen o çocuk, denizle sözleşip , rüzgarla dertleşen bir münzevi şimdi, avuçlarında deryanın tuzu, cebinde ise hiç eskimeyen bir hasretle dolaşıyor, ama o hala aynı cümlenin içinde yüklemi sevmek olan sonsuz eylemin peşinde…o kasabanın dar sokaklarında yürürken, sadece bir şair değil, kendi iç denizinin fırtınalarını kelimelerinde dindiren bir gönül işçisi.
onun şiiri kıyıya vuran dalgaların ritmi , bir martının kanat çırpışı, kapısının önünde uyuyan bir sokak köpeğinin huzuru, hayvanları seviyor çünkü onlarda insanın kibrinden arınmış bir sadakat buluyordu. Para, mal , mülk onun için puldan ibaretti.
O ol(mak) ile öl(mek) arasındaki varoluşu felsefenin derin kuyularından çekilmiş su gibi duru , tasavvufun ateşiyle pişmiş bir kor gibi yakıcı sözleri ile hissetmiş ve bunu hissettirmiştir yazdıklarında.
Kavuşamadığı o sevda, ömrünün orta yerinde bir düğüm gibi duran o imkansızlık , onun en güzel yenilgisi belki, onun aşkı tenin ötesinde en –el aşk makamında bir feryat. Denizi dinlediği ve çayını yudumladığı zamanlarda ufka bakarak , aşkın yaşandığı an ile ölçerdi günleri.
O kelimeleri azat edip kendini o kelimelerin içinde kaybeden bir derviş, kendi kaderinin altına imzasını atandı.O günden beri edebiyat onun için bir soluklanma bir nefes olma biçimidir, ciğerline edebiyatı çekip bir mısraya tutunmayı sanat olarak görürdü, mısranın içinde kaybolmayı Orhan veli’den öğrendi, gökyüzünü boyayan şairin izinde dünyasını kelimelere boyadı. Sadeliğin içinde, hayatın telaşını bir kenara bırakıp ıslak kaldırımların, özlemle bilenen bir yüreğin şiirlerini yazdı. Hayat onun için kağıt ile kalem arasında ki mesafeye sığdırdığı bir incecik sızıydı. Çünkü o biliyordu insan ölür ama kağıda düşen bir ah kıyamete kadar yankılanırdı.
Aşk onun için başlangıç noktası (özne)
Sevmek yaşam amacı(yüklem)
Güzellik bakış açısı (sıfat)
Anı hissetmek ise yaşam biçimi (zarf) tı.
O şiir yüreği aşkla dolu bir aşk şairi,
5.0
100% (10)