1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
290
Okunma
Büyümek, sanki bir sabah aniden uyanıp, dünyayı o parlak renklerinden arınmış, biraz daha gri ve biraz daha ağır bulmak gibi... Oysa bir zamanlar zaman, bizim için akıp giden bir nehir değil, içinde yüzdüğümüz durgun ve uçsuz bucaksız bir denizdi. Ne dünün pişmanlığı gölge düşürürdü neşemize, ne de yarının kaygısı çalardı uykumuzu.
O Saf Anların Hafifliği
Hatırlıyor musun? Hayatın tüm ağırlığı, sadece bir dondurma külahının en altındaki o son çikolata parçasına ya da rüzgarla dans eden kırmızı bir balonun ipine bağlıydı. Bir balon uçup gittiğinde gökyüzüne küserdik belki ama beş dakika sonra uçan bir kuşa hayran kalacak kadar koca bir yüreğimiz vardı. Şimdi ise kalbimiz, taşınması zor binlerce sorumlulukla, cevapsız sorularla ve "keşke"lerle dolu.
Ekmek Arası Mutluluk
Ekmek arası çikolatanın verdiği o eşsiz lezzet, aslında sadece şekerin tadı değil, yetinmenin en saf haliydi. Dünyanın en lüks sofraları bile, sokakta oyun oynarken annemizin eline tutuşturduğu o alelacele hazırlanmış ekmeğin yerini tutamaz. Çünkü o zamanlar doymak sadece karın meselesi değil, sevgi ve oyunla harmanlanmış bir ruh doygunluğuydu. Akşam ezanı okunduğunda eve dönen o yorgun ama huzurlu çocuk, aslında dünyanın en zengin insanıydı; çünkü ertesi gün yine oyun oynayacağını bilmenin mutlak güvenine sahipti.
Küsmeyi Beceremeyen Kalpler
Şimdilerde mesafeler koyuyoruz aramıza, duvarlar örüyoruz, kırgınlıklarımızı yıllarca bir bavul gibi yanımızda taşıyoruz. Oysa çocukken küsmek, bir sonraki oyun başlayana kadar süren kısa bir molaydı sadece. Kin tutmayı bilmeyen, gururu sevgiden üstün tutmayan o küçük eller, her zaman barışmaya hazırdı. Büyüdükçe öğrendiğimiz o "haklı çıkma" arzusu, maalesef çocukluğumuzun o tertemiz "mutlu olma" arzusunu yuttu.
Belki de asıl mesele, takvimlerden o günleri geri istemek değil; içimizdeki o çocuğu, yetişkinliğin bu gürültülü dünyasında yeniden duymaya çalışmaktır.
Büyümek belki de kaçınılmaz bir yolculuktu ama o saf gülüşü, o "an"da kalma becerisini tamamen kaybetmek zorunda değiliz. Kim bilir, belki de mutluluk hala bir yerlerde saklambaç oynuyordur ve bizim onu bulmamızı bekliyordur.
Funda Yılmaz
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.