Amansız bir aşkın acı bir umutsuzluk içinde kıvrandırdığı kimseler gider, gözlerden uzak bulunan ağaçlıklı yollarda saklanırlar... vergilius
Şadiye gürbüz(zaralıcan
Şadiye gürbüz(zaralıcan

Yanlışın Ahlâkı ve İnsanın Kendini Terk Etmesi Üzerine

Yorum

Yanlışın Ahlâkı ve İnsanın Kendini Terk Etmesi Üzerine

( 7 kişi )

8

Yorum

22

Beğeni

5,0

Puan

367

Okunma

Okuduğunuz yazı 14.1.2026 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Yanlışın Ahlâkı ve İnsanın Kendini Terk Etmesi Üzerine





İnsan çoğu zaman başkasının değişeceğine inanarak kendinden vazgeçer. Bu vazgeçiş masum bir umut gibi görünür; oysa özünde bir ahlâk kırılmasıdır. Çünkü değişmeyen bir gerçeği değişiyormuş gibi kabul etmek, yalnızca karşıdakini değil, insanın kendi hakikatini de çarpıtır. Siyah olanı ak saymaya başladığımız anda artık gerçeklikten değil, kendimizi kandırmaktan söz ederiz.
İlişkilerde en yaygın yanılgı şudur: İnsan, karşısındakinin hatalarını bağışladığını zannederken aslında kendi sınırlarını silmektedir. Oysa sınır, insanın kendine olan saygısının somut hâlidir. Birinin hataları çoğaldıkça, onun hayatımızdaki yerinin küçülmesi gerekir. Aksi hâlde yanlış ödüllendirilir, doğru cezalandırılır. Bu da ahlâkın tersine çevrilmiş bir düzenidir.
Modern insan, “anlayış” kavramını bir tür ahlâksız hoşgörüye dönüştürdü. “Bırak, öyle görmüş, öyle yaşamış” diyerek her şeyi mazur görmek; gerçekte kötülüğü normalleştirmektir. Bir insanın geçmişi, bugünkü yanlışlarının mazereti değildir. Eğer öyle olsaydı, hiçbir insan sorumlu tutulamazdı. Oysa insan, geçmişini aşabilme iradesiyle insandır.
Yanlışın sürekliliği, yalnızca yanlış yapanın değil, ona alan açanın da suçudur. İnsan bazen bir başkasının varlığına o kadar tahammül eder ki, kendi varlığını yavaş yavaş terk eder. Bu noktada ilişki artık bir birliktelik değil, bir kendini inkâr biçimi hâline gelir. Sevgi, özveri kılığına girmiş bir kendini silme pratiğine dönüşür.
Bir insanın hayatımızdaki yeri, onun bize verdiği zarar oranında yeniden tanımlanmalıdır. Sadakat, kendini yok saymak değildir. Bağlılık, körlük değildir. Gerçek etik duruş, birinin incinmemesi uğruna kendi ruhunu yaralamayı reddetmektir. Çünkü insan başkalarını korumak adına kendini feda ettiğinde, geriye ne adalet kalır ne de anlam.
Sessizlik çoğu zaman zayıflık değil, son noktadır. İnsan konuşmayı bıraktığında, artık içindeki ölülerle meşguldür. Kalpte ölen insanlar vardır; çünkü her kırılma bir parçayı gömer. Bu yüzden bazı ilişkiler mezarlığa benzer: geçmiş vardır ama hayat yoktur.
Ve insan, bazen yolun öteki tarafından yürümeyi seçer. Bu kaçış değildir; kendini kurtarmaktır. Ölü olanı diri tutmaya çalışmak, en büyük zaman kaybıdır. Çünkü hayat, yanlışta ısrar edenlerle değil, hakikatte yürüyenlerle anlam kazanır.
Nehir Kıyısında Kendini Korumak
Ben Sivas Zara doğumluyum.
O şehirlerin getirdiği yeni insan yüzlerinde bazen nefretin ne olduğunu, bazen de nefretin nasıl icat edildiğini gördüm. Kimi zaman hayat beni tekme tokat hırpaladı. Tıpkı taşkın bir nehrin kıyılarına biriken enkaz gibi, insan davranışlarının tortusu da çevreme yığıldı.
Ama o ıskartaların, o rahatsız eden alışkanlıkların, o hoyratlıkların kendi akışına bırakılıp gitmesine izin vermedim. İçimde yaramaz bir çocuk var: yanlışların üstünde tepinmek isteyen, onları görmezden gelmeyen bir çocuk. Çünkü suskunluk, bazen kötülüğün en sadık müttefikidir.
Biraz hırsım var; evet.
hemde çok uzun bir hırs… Ama bu hırs başkalarını ezmek için değil, kendimi korumak için. Kimsenin benim düşüncelerime başka bir ad vermesine izin vermem. Benim zihnim, benim emeğimdir.
Ben kendime emek verdiğim çevrede kazandım dostluklarımı.
Her ilişki bir tesadüf değil; kimi bağlar alın teriyle kurulur. Zamanla bazıları bana “Boş işlerin peşindesin, zarar göreceksin” dedi. Ne garip… İyi ki onları dinlemiş gibi yaptım. Çünkü insan bazen ancak görmezden gelerek yoluna devam edebilir.
Yolumda koca koca kayalar yoksa, bunun tek nedeni şans değildir.
Beni ayakta tutan, dürüstlüğümün özü ve içimin güzelliğidir. Kendi varlığıyla barışık olan bir insanın önünde engeller uzun süre duramaz. Çünkü hakikatle yürüyen birinin yolu, er ya da geç açılır.
Geride bıraktığım dostluklar—ya da adına hâlâ dostluk diyorsak—bana şunu düşündürüyor:
Bazı insanlar için ilişki, paylaşmak değil; avlanmaktır. Karşısındakini balık hafızalı sanır, onu istediği gibi döndürebileceğine inanır. Oysa bu tür “dostluklar”, insanın baş aşağı bir çukura düşmesi gibidir; acı vardır ama nereden geldiği bilinmez.
Küçümsenmek tam da budur:
Karşı taraf senin zihnindeki yerini kendince belirler, seni bir eşit olarak değil, yönetilecek bir nesne gibi görür. İnsan bir süre sabreder; çünkü sabır bazen asalettir. Ama “yeter” dediğin anda, karşına bir bedevi kervanı gibi çıkarlar: gürültülü, hak iddia eden, ama hakkı olmayan.
“İtin duası kabul olsaydı gökten kemik yağardı” derler.
Bana yöneltilen o ucuz sözleri, o küçültücü yazıları, aynen geldikleri yere geri gönderiyorum. Çünkü söz, sahibinin aynasıdır. Kim ne söylüyorsa, aslında kendini ifşa eder.
Ve evet:
Herkes haddini bilecek.
Bir insanı yok saymakla onu küçülttüğünü sananlar, aslında kendi ahlâklarının ne kadar sığ olduğunu ilan ederler. Ben kimseye boy ölçüsü vermiyorum; ama kimse de bana ölçü biçemez.


14-01-2026

Zaralıcan

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (7)

5.0

100% (7)

Yanlışın ahlâkı ve insanın kendini terk etmesi üzerine Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Yanlışın ahlâkı ve insanın kendini terk etmesi üzerine yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Yanlışın Ahlâkı ve İnsanın Kendini Terk Etmesi Üzerine yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
pevruzi
pevruzi, @pevruzi
15.1.2026 22:31:47
5 puan verdi
Merhaba, Zaralı Can

Kaleme aldığınız bu metni büyük bir dikkat ve saygıyla okudum. Hakikatle hoşgörüyü aynı çizgide buluşturma cesaretiniz, insanın kendine ve başkasına karşı sorumluluğunu hatırlatan güçlü bir duruş sergiliyor. Sınır koymayı bir erdem, kendini korumayı bir ahlâk meselesi olarak ele alışınız, çağımızın en çok ihtiyaç duyduğu bakışlardan biri.

Satırlarınızda yalnızca düşünce değil, alın teriyle yoğrulmuş bir yaşam tecrübesi ve derin bir vicdan hissediliyor. Okur olarak insanı hem durup düşünmeye hem de kendi iç muhasebesini yapmaya davet eden bir metinle karşılaşmak benim için büyük bir kazanım oldu.

Kaleminize, yüreğinize ve bu berrak duruşunuza teşekkür ederim. Yazılarınızın daha çok insana ulaşmasını ve aynı açıklıkla yol göstermeye devam etmesini dilerim.

Saygılarımla,
Hasan
Hüma Efkan
Hüma Efkan, @humaefkan
15.1.2026 13:52:20
Ahlaktan söz ediyor olmak ne güzel. Keşke ahlakı hayatın her alanında hatırlasak. Mesela komşumuzla ilişkilerimizde, çevremizle ilişkilerimizde, alışverişimiz, siyasetimiz hatta yazıp çizdiklerimizde. Bir nebze olsun hak yemeden, bu benim emeğimdir, fikri düşüncemdir. Her zeresinde, her lokmasında, her satırında göğsümüzü gererek, "benim emeğim" var diyebilsek.
Ahmet ÖRNEK
Ahmet ÖRNEK, @ahmet-ornek2
15.1.2026 12:05:35
her cümlesinin altına imzamı atacağım bir yazı okudum kaleminden kıymetli bacım...
ve finale bayıldım... hiç susmasın o mahir kalemin ve o yüreğinin çağıltısı...
Believe-TüLa(y)L
Believe-TüLa(y)L, @believe-t-layslan
15.1.2026 11:10:19
Bunlar hangi yaşta olurlarsa ister 18 ister 60 küsür olsunlar metres morukları yani keçilerin saf besin kaynakları; keçiler de bunları bir nefis iştahla yer.

Yedikleri içtikleri ile rant olmaya çalışan moruklar; başkasına çamur atma oyunlarında onlara vakit gelince geri çarpacak. Ki buna çokça şahit oldum.

Ve ben hiç bilmediğim ders almadığım ya da ruhsal alemde görmedim hiçbir şeyide yazmam. Bu metres morukları sürekli daimi olarak kendi etlerini yiyip içiyorlar.

Uzun yllardır eğitildim çocukken başladı benim eğitimim. En son eğitimlerinden birisinde hiçbir çakramda, enerji alanımda, Auramda zerre yırtık olmadığı ve insan Herz frekansımın da 400 dayandığı belirtildi. Bir başkasına onur kırıcı şiirler yazılar yazmakla hiç uğraşmadım uğraşmamda. Şayet bunu yaparsam: Zira bilirim ki oradaki kişi karşı taraf değildir. Kişi yazarken kendini ifşa eder
ne kadarlık terazi olduğunu ne kadarlık meze ne kadar ifritiyle olduğunu yazar yazar yazar. Ve yazdıkça karşı kişiyi rezil ettiğini sanarak hoşuna gider. Asıl rezil olan kendisidir. Çünkü kendi içini yazdıran bu hoşlanmayıda muhteşem gösteren ifritinden kaynaklanır.


Lain başarılı olmuştur. Bir ruhu saptırarak
ele geçerimle vizyon ruh panolarını
yenmiştir.


Herkes kendi bacağına sıkar laneti.
Ve bunların cezaları er ya da geç
tecelli
Edecekler…
Ben bana kim ne yazdı çizdi ise hepsinin içine atıp ve fakat arındırmadan temizlemeden paklamadan şifalandırmadan kendini yazdıklarını katrilyon katarak iade ediyorum. İlahi Adalet vakti gelince öyle bir çarpıyor ki kişiye kendi ifriti yediriliyor.
Amenna…

Ve:
Yazılan kişi ise ödüllendirilir ilahi
sistem
tarafından.
Bu her türlü vuku ile gerçekleşir.


Ve sevgimle


““İtin duası kabul olsaydı gökten kemik yağardı” derler.
Bana yöneltilen o ucuz sözleri, o küçültücü yazıları, aynen geldikleri yere geri gönderiyorum. Çünkü söz, sahibinin aynasıdır. Kim ne söylüyorsa, aslında kendini ifşa eder.
Ve evet:
Herkes haddini bilecek.
Bir insanı yok saymakla onu küçülttüğünü sananlar, aslında kendi ahlâklarının ne kadar sığ olduğunu ilan ederler. Ben kimseye boy ölçüsü vermiyorum; ama kimse de bana ölçü biçemez.”









Believe-TülA(y)slan tarafından 15.1.2026 11:16:04 zamanında düzenlenmiştir.

Believe-TülA(y)slan tarafından 15.1.2026 11:17:50 zamanında düzenlenmiştir.
Ümmühan Yıldız
Ümmühan Yıldız, @ummuhanyildiz
15.1.2026 08:41:46
Ahlâklı olmakla olmamak arasındaki o ince ama hayati çizgide yönü doğru bulduğumuzda, hayatı onurlu sürdürürüz.

Onurlu olmak suskunluk değildir.
Aksine gerektiğinde konuşmak, yanlışın karşısında durmak ve bedelini bilerek hakikatten yana saf tutmaktır.

Gününüz güzelliklerle dolu dolu geçsin...
ŞuLeCannn
ŞuLeCannn, @sulecannn
15.1.2026 02:07:45
5 puan verdi
Suşehri/ Sivas ben de sevgili komşum, sayın Şadiye Gürbüz hanım. Haklılık payı çok olan bir yazıydı. Yok saymak da bir başka psikolojik boyut. İnsan başkasını ötelerken farkında olmadan kendini öteler. Karşımızdaki insanı bir birey, bir değer olarak görmeyeceksek, kendimizi zorla ona giydireceksek zaten insanların dünyalarına girmek için uğraş vermeyelim. Çünkü iki taraf için de emek israfı. Hemşehrime katılıyorum çünkü haksızlık ve zorbalık altında susmayı ve pasif duruşu tercih ettiğimizde bedevi kervanı ya da bir fil sürüsü sert adımlarıyla hem suçlu hem güçlüyü oynamaya devam edecek daima.Kaleminize, yüreğinize sağlık. Bu çağ herkese anladığı dilden hitap etmeyi istiyor lakin dile de yorgunluk vermeden. Günün bu anlamlı, gözleme dayalı derinlikli yazısını ve yazarımızı tebrik ediyorum.
Gülüm Çamlısoy
Gülüm Çamlısoy, @gulum-camlisoy
15.1.2026 01:44:22
5 puan verdi
''Küçümsenmek tam da budur:
Karşı taraf senin zihnindeki yerini kendince belirler, seni bir eşit olarak değil, yönetilecek bir nesne gibi görür. İnsan bir süre sabreder; çünkü sabır bazen asalettir. Ama “yeter” dediğin anda, karşına bir bedevi kervanı gibi çıkarlar: gürültülü, hak iddia eden, ama hakkı olmayan.
“İtin duası kabul olsaydı gökten kemik yağardı” derler.
Bana yöneltilen o ucuz sözleri, o küçültücü yazıları, aynen geldikleri yere geri gönderiyorum. Çünkü söz, sahibinin aynasıdır. Kim ne söylüyorsa, aslında kendini ifşa eder.
Ve evet:
Herkes haddini bilecek.
Bir insanı yok saymakla onu küçülttüğünü sananlar, aslında kendi ahlâklarının ne kadar sığ olduğunu ilan ederler. Ben kimseye boy ölçüsü vermiyorum; ama kimse de bana ölçü biçemez.''(Şadiye Gürbüz Zaralıcan)


Cesur ve harika bir o kadar yerini hak eden bir yazı idi.


Ne çok insana tercüman olmuşsunuz.


İçtenlikle tebrik ediyorum sevgili yazarım.


Miraç kandiliniz mübarek olsun ve kaleminiz daim...



İçten sevgilerimle...



Ve evet:

Onlar o denli sığ ki ve adeta sonsuza kadar da sağ olarak yaşayacaklarına emin...


Unuttukları bir şey var:


Etme bulma dünyası üstelik sırf diğer alemde de değil illa ki bu dünyada da yaptıklarının karşılığını bulacaklar hele ki içleri ve zihniyetleri kirli ve kötü iken ve de nefsine itaat edip de hak etmediklerine el ve dil uzatırken bir o kadar canlarını yakarken her kim ise asla da hak görmedikleri...
Tigem0663
Tigem0663, @tigem0663
15.1.2026 00:51:31
Cenabı Hakkın en büyük nimeti interneti kullanmayı bilmektir doğru bildiğimiz sürece insanlara güzel bir kelime öğretmiş oluruz doğru sözlü değerli kalem sahipleri selamı yaygınlaştırıp iyiliklerde yarış edelim Allah yolunda verilen selam bir duadır es Selam
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
ÜYELİK GİRİŞİ

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL