Herkesin aynı şeyi düşündüğü bir ortamda hiç kimse hiçbir şey düşünmüyor demektir. walter lipmann
Veli Aykar
Veli Aykar

GÖKPINARIMIZ

Yorum

GÖKPINARIMIZ

( 1 kişi )

1

Yorum

0

Beğeni

5,0

Puan

253

Okunma

GÖKPINARIMIZ


GÖKPINARIMIZ

Ah Gökpınar ah! Çocukluğumda senin masmavi, ışıltılı sularında öküzlerin, ineklerin, mandaların oflaya puflaya yüzdüğünü gördüğüm yıllarda önce korkmuştum senden. Deniz görmediğimizden “Deniz böyle bir şey olsa gerek,” diye düşünmüştüm çocuk aklımca.

Biraz büyüyünce korka korka ayaklarımızı suya sokmayı, sonra da kıyısında ayaklarımızı çırpa çırpa yüzmeyi öğrendik. Suyun o kadar soğuktu ki içinde fazla kalamazdık. Torbalarımız buz gibi olur, büzülür; çenemiz tir tir titrerdi. Büyüdükçe ortalarına kadar yüzer olmuştuk.

Gökpınarı’m senin derinliğini bilen, dibine inen yoktu! Pankçı Mehmet dayının Gökpınar içine atılan bir lirayı eliyle koymuş gibi bulduğu söylenirdi dilden dile. Hele hele suyun kaynadığı (büngüldeği) göze dalabilen çok az kişi vardı. Kum gibi insan kaynayan Dedesil ovasının neşesi, nazar boncuğu, sahili, plajıydın sen.

Yanı başında Ese Kayaların değirmeni vardı yeşillikler, sazlıklar içerisinde. Değirmenden tarafta, suya atladığımız yerde uzun, kocaman bir kazık çakılıydı. Dedeler suyun alçalıp yükselmesini ölçmek için çakmışlar diye düşünürdük. Fazla suyun çağlaya çağlaya sazlıkların, söğütlerin, ılgınların arasından Dalaman Çayına dökülürdü. Çaya bakan tarafın çamur, taş, toprakla set yapılmış ve set zamanla sazlıklarla, kamışlarla örtülmüştü. Bozbelen’e bakan güney tarafın yüksekçeydi ve yanından Kesik ve Ilhazlar çayırlığını Karakova Çayırlığına bağlayan yol geçerdi.

Haziran ve Temmuz sıcaklarının enseleri kavurduğu öğle saatlerinde heybetli, kocaman gözlü camızlar (mandaların) Gökpınar’ın keyfini ilk çıkaranlar olurdu. Çocuklar ve gençler besledikleri tosunları ve inekleri sürerlerdi suya. Tosunun, mandanın sırtına binen çocuk bir eliyle hayvanın boynuzlarını tutar, ara sıra bastırarak başının da yıkanmasını sağlarlardı. Kara gözlerini döndürerek sudan çıkan sığırlar oflar puflar, silkinip üstündeki suları çırpmak ister, sonra çayırları kemirmeye başlardı. Eşek, at, katır gibi eti yenmeyen hayvanların Gökpınar’a sürüldüğünü hiç görmezdik.

1963 yıllarında beton kanallarla Yunguca’ya, Bosa’ya oradan Erenler tepesinin dibinden Eskiçay dediğimiz Bedirbey ve Köke ovasını akıtılan suların, oralarda toprağa can verdi.

Derken zaman geçti, çağ değişti, inek, öküz, manda, at devri bitti; traktör geldi. Gün yanığı yüzlü Dedesil çocukları seni unuttu. Köstebek yuvası gibi ovada her tarlanın içinde açılan artezyen kuyuları kan emen sülük gibi Karakova Çayırlığını ve Gökpınar’ı besleyen suları kesti, kuruttu.

Çevren ıssızlaştı, bakımsız kaldı. Suyunu Dedesil’e taşımak adına Gökpınar’ın doğasıyla oynandı. “Ben Bozbelen’den aşmam diye,” direndin. Gençliğinde bıçkın bir delikanlı gibi görünen Gökpınar’ım şimdi bencileyin beli bükülmüş, dişleri kalmamış, ayakları cansız cansız sürünen bir yaşlı gölete dönüştün.

Ne demiş atalarımız, “İnsanın kendi kendine ettiği kötülüğü başına köylü toplansa edemezmiş.” İşte öyle bir şey oldu Dedesil ovasında. Gel de “Keşke bu günleri görmeseydik,” diye hayıflanma!
*
VELİ AYKAR 21.12.2025

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (1)

5.0

100% (1)

Gökpınarımız Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Gökpınarımız yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
GÖKPINARIMIZ yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
muhacir bozkurt
muhacir bozkurt, @muhacirbozkurt
30.12.2025 09:58:51
5 puan verdi
Veli Hocam,
Yazının başlığını gördüğümde Denizli'nin su ihtiyacını karşılayan ilk havza olan Gökpınar'dan bahsettiğini sanmıştım ama okuyunca Dedesil'deki aynı adı taşıyan gölden bahsettiğini anladım. Gölün çocukluk yıllarınızdaki hali ile bugünkü halini kıyaslayan yazıyı biraz da gözlerim buğulanarak okudum. Zira aynı akıbeti paylaşan o kadar çok gölümüz var ki... Ben Bozkurtluyum. Çardak'taki bizim halk arasında adı Tuz Gölü olan, resmî adı Acı Göl olan gölde hemen hemen su kalmadı. Denizli, Burdur, Isparta ve Afyon illerine sınır olan kıyılarında envai kuş zenginliği olan göl maalesef son zamanlarda artık göçmen kuşların -özellikle turnaların- da uğramadığı bir yer haline geldi.
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL