0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
744
Okunma

Kimse bilmez benim gecelerimin neye benzediğini… Kimse bilmez yastığa başımı koyduğumda, dizlerini karın boşluğuna doğru çekip iki büklüm uzanmış bir çocuk gibi savunmasız kaldığımı. Ben ki gündüzleri taş gibi suskun, dimdik duran biriyim. Geceleri içime dönünce küçülüyor, kırılıyor, paramparça oluyorum.
Öyle anlar geliyor ki, koca bir dünyanın yükünü küfe küfe sırtında taşıyan hamalın yorgun bedeni gibi çöküyorum. Öyle anlar geliyor ki, etraftaki tüm kötülüklerden kaçarak annesinin eteğine sığınan bir çocuk kadar savunmasız oluyorum.
Yanına, sesinin en ince tınısının kovuğuna usulca kıvrılmak istiyorum, Arinna’m. Beni biraz olsun sakla bu acımasız sert dünyadan. Al şu içimde biriken kırık dökük umutlarımı, paramparça hayallerimi, omuzlarımdan düşür şu görünmez dünya yükünü, kollarının arasında sonsuza kadar unuttur bana yaşadığım tüm acıları…
Ben çok yoruldum Arinna’m… Kendi içimdeki fırtınalarla boğuşmaktan, insanlarla değil, kendi gölgemle savaşmaktan tükendim. Hem kendimden hem de başa çıkamadığım her şeyden. Yoruldum, inan ki çok yoruldum. Fırtınada rotasını yitirmiş, dümeni kırılmış, yelkenleri paramparça olmuş bir halde denizde sürüklenip duran yorgun bir gemi gibiyim.
Sana ihtiyacım var, Arinna’m. Ruhumu dinlendiren, yüreğimi okşayan o güzel sesinle sevmelerine, sarılmalarına ihtiyacım var. Sarıl bana, n’olur… Sar ki boğulduğum acılar arasında bir nebze de olsa nefes alayım. Çünkü karanlık çökünce ruhum öylesine kalabalık oluyor ki; her köşesinde başka bir hüzün, başka bir acı, başka bir yara ve başka bir yalnızlık dolaşıyor. Kendi içimde kayboluyorum, ellerimden tut da çıkar beni. Yusuf’un atıldığı kör kuyuda, kendi yankımın sesinde boğuluyorum.
Her gece, kalbimin derinliklerinden yükselen bir ses; “Dayan!” diye haykırıyor… Ama nereye kadar dayanabilirim? Kaç kez daha kendi yalnızlığımla boğuşabilirim? Kaç kez daha kendimi kurtarabilirim?
Adını her andığımda içimde bir umut ışığı yanıyor. Senin sesinle, nefesinle hayat bulan bir alev gibi parlıyorum. Gel, nefesinle yeniden yak beni. Gözlerimde sönmeye yüz tutan titrek bir ışığın parıltısı yeniden harlansın… Ellerimden tut, gözlerimin içine bak, unutayım kendi karanlığımı.
Çünkü ben, Arinna’m… Henüz çocuk yaşta oyuncakları tanıyamadan acıların bin bir haliyle yüzleşmekten, onlarla boğuşmaktan yaşama doyamadan büyümüş bir çocuğum.
Hüznün gölgesinde büyümüş, umudunu yitirmiş yaralı bir kuş gibiyim. Herkes dünyamı terk etse bile sen yanımda kal n’olur. Çünkü senin gönül kafesindedir benim umut kuşum. Çünkü sen varsan, bu yorgun beden yeniden ayağa kalkabilir.
Sana sığınıyorum. Sana açılıyorum. Ve biliyorum, dizlerine başımı koyup uzanınca yeniden doğabilirim.
Yastığa değil dizlerine yaslanmak istiyorum, karanlığa değil gözlerine sığınmak istiyorum…
Ve bil ki Arinna’m… Benim için gece, ancak senin adınla aydınlanır. Gel Arinna’m, gel karanlık dünyamı varlığınla aydınlat.
Susuz Çöller
şu fani dünyada
bir başıma yapayalnızım
gözlerim iki çeşme yaşlı
yüreğim bin bir yaralı
aşılmaz dağlara vuruyorum kendimi
susuz çöllere atıyorum kendimi
umut dünyası bu ya
biraz olsun avunayım diye
tutundum bir güzelin sevdasına
yoksa nasıl dayanırım ki
şu koca dünyadaki yalnızlığa
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.