0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
299
Okunma
Lider Olan İçin Derttir, Yük Değil
Bak şimdi kardeşim, öyle ya da böyle;
Saha gördüm, müşteri gördüm, ekip görmüş biriyim. Lafı dolandırmayacağım. Bugün bir yerde işler tıkırında gidiyorsa, emin ol o işin arkasında sadece akıllı planlar ya da güzel Excel dosyaları yoktur. Orada çalışanına sahip çıkan, insanı insan gibi gören bir lider vardır.
Eskiden "yönetici" derdik ama artık o kelime bana biraz yavan geliyor. Çünkü sadece işleri yöneten biri yetmiyor artık. İnsanlara dokunman, onları anlaman, sıkıntısını hissetmen gerekiyor.
Benim şahsi düsturum şu oldu hep:
“Örgüleri tüm personel içinde, problemleri birebir temas içinde çözmeliyiz.”
Yani hem ekip ruhunu diri tutacağız, hem de her arkadaşımızın derdine birebir kulak vereceğiz. Çünkü bir ekipte herkes aynı olmuyor. Kimisi güler yüz ister, kimisi gelişim ister, kimisi de sadece değer görmek ister.
1. Aidiyet Hissi Olmayan Adamın Ayağı Hep Kapıdadır
Bir çalışan kendini bulunduğu yere ait hissetmiyorsa, isterse milyon ver, fayda etmez. Gün gelir, kafasında istifa mektubunu yazar, cebine koyar. Bir bahane bulur, gider.
Ama bir çalışan "ben buraya aitim" derse… Vallahi gözünün içi parlar. Senin işin de kolaylaşır. Sırtın yere gelmez.
Bak ben her gün Manisa’ya gidiyorum müşteri ziyareti için. Oradaki bir müşterim dedi ki geçenlerde:
“Abi benim çocuklar benden fazla bu dükkana inanıyor. Ben ‘bugün kapatalım’ desem, onlar kapattırmaz.”
Neden? Aidiyet var. Sahiplenmiş. Orayı sadece bir maaş yeri değil, kendi yerleri gibi görüyorlar.
Bu aidiyet neler getiriyor dersen:
Verim artıyor
Devamlılık artıyor
Takım işi büyüyor
Ve dışarıya da güzel bir imaj gidiyor
2. Çalışan Mutlu Olmazsa, Ne Yapsan Olmaz
Kusura bakma ama mutsuz adam ne yapsın performansı? Adam sabah gelirken içi daralıyorsa, öğlene kadar içinden dua eder kaçarım diye.
Ama mutlu adam? Yüzü güler, işi de güler.
Mesela bir arkadaşımın çalıştığı firmada her ay bir “kahve molası günü” yapıyorlar. Müdürleri (pardon, liderleri) gelip herkese tek tek sorular soruyor. “Evde bir sıkıntı var mı? İşte zorlandığın bir şey oldu mu?”
O çocuk o firmaya resmen aşık. Diyor ki, “Abi bana patron değil, abilik yapıyorlar.”
İşte mesele tam da bu. Birebir temasla çözülmüş dert, dağ gibi yükü alıyor sırtından.
1 günlük sahaya çıkmaması onun hayatından da şirketin hayatından da bir şey götürmüyor.
3. Liderin Asıl Sınavı, İnsanla Olandır
Şimdi sana biraz ipucu vereyim. Eğer ekibin varsa ve bir lider olmak istiyorsan, şunları ihmal etmeyeceksin:
Açık Olacaksın
Kendini yüksek kuleye çıkarmayacaksın. Herkes sana ulaşabilmeli. Senin kapın da, gönlün de açık olmalı.
Bazen sabah kahvaltıya çağır birini, bazen çayını getir masasına. Küçük şeyler büyük gönüller kazanır.
Gelişim İçin Alan Açacaksın
Bir çalışanın içinde cevher varsa, sen çıkaracaksın. Eğitimle, destekle, yol göstermeyle…
Ama bunu da kişiye özel yapacaksın. Herkesin gelişme şekli farklıdır. Kimi konuşarak öğrenir, kimi izleyerek.
Hakkı Veren Olacaksın
Hakkını teslim edeceksin. “Helal olsun”u esirgemeyeceksin. Küçücük bir takdir bazen 3 maaş zamdan daha çok değer görür.
Ödülleri de sadece vitrinlik adamlar için yapma. Bazen görünmeyeni görmek liderliğin ta kendisidir.
Dengede Tutacaksın
İş başka, ev başka ama insanlar robot değil. Eşini ya da çocuğu hasta olan, ya da yakınını yeni kaybetmiş bir adama satış hedefi sormak, liderlik değil, akılsızlıktır.
İnsanlara hem işinde hem evinde destek ol. Kendi çocuğunmuş gibi davran. Gerçek lider, kendi ailesinden önce ekibini düşünendir bazen.
Adaletli Olacaksın
Kayırma, kıyak geçme, dedikoduya kulak verme. Herkese eşit mesafede dur.
Adalet yoksa, aidiyet de yoktur. Bu kadar net.
Peki Sen Gerçekten Lider misin?
Eğer bu yazıyı okuyup da “Acaba ben nasılım?” diyorsan, hadi gel küçük bir test yapalım:
Mini Test: Lider misin, Yönetici mi?
Çalışanların seni rahatça arayıp özel sorunlarını paylaşabiliyor mu?
Son 3 ayda en az bir çalışanın gelişimi için bir aksiyon aldın mı?
Ekibinde biri işe gelmediğinde “acaba ne oldu?” diye düşünüyor musun?
Her çalışanın kariyer hedefini biliyor musun?
Son 1 ay içinde bir çalışana “tebrikler” ya da “aferin” dedin mi?
EVET sayın 4 ve üzeriyse: Tebrikler, sen iyi yoldasın, liderliğin ruhuna sahipsin.
HAYIR 3 ve altıysa: Daha çok işin var dostum. Başlamak için geç değil, yeter ki gerçekten iste.
Kapanışı yaparken içimden bir şey söylemek geliyor:
“İnsanları yönetmeye değil, yüreklendirmeye geldik. Ve unutma, aidiyet satın alınmaz, hissettirilir.”
Kardeşim eğer buraya kadar okuduysan, sen zaten bu dertleri az çok içine almışsın.
Hadi şimdi dön kendine bak, gerçekten lider misin, sadece yönetiyor musun?
Hazırsan, artık senin ekibine de bu yazının ruhu geçsin.
Hayati GÜNDOĞDU