Sevgi bir inanç davranışıdır. İnancı az olanın sevgisi de azdır. ERİCH FROMM
E-mail: Şifre: Üye ol | Şifremi Unuttum
Şiir ve Edebiyat Platformu
Anasayfa Şiirler Yazılar Forum Etkinlikler Nedir? Kitap Kitap  Tv TiVi  Müzik Blog Atölyeler Atölye  Bicümle Arama İletişim

DEVRİM KANUNLARI-1

Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunduğu günümüzde, üzerinden sıkça tartışmalar yapılan, ve bazı tartışmaların kendisine dayandırıldığı Devrim kanunlarından kılık kıyafet ile ilgili olanları inceleyelim istedim..
Hep bahsedilir, hep tartışmalara mesnet our da nedir bu Devrim Kanunları hakikaten?
İlk örneğimiz

"bazı kisvelerin giyilemeyeceğine dair kanun"
kanun numarası: 2596

kabul tarihi: 03/12/1934

yayımlandığı resmi gazete tarihi: 13/12/1934

yayımlandığı resmi gazete sayısı: 2879

madde 1 - her hangi din ve mezhebe mensup olurlarsa olsunlar ruhanilerin
mabet ve ayinler haricinde ruhani kisve taşımaları yasaktır.
hükümet her din ve mezhebden münasib göreceği yalnız bir ruhaniye mabed ve
ayin haricinde dahi ruhani kıyafetini taşıyabilmek için muvakkat müsaadeler ve-
rebilir. bu müsaade müddetinin hitamında onun aynı ruhani hakkında yenilenmesi
veya bir başka ruhaniye verilmesi caizdir.

madde 2 - türkiye’de kanuna tevkifan teşekkül etmiş ve edecek olan izcilik
ve sporculuk gibi topluluklar ve cemiyet ve kulüb gibi heyetler ve mektebler
mahsus kıyafet, alamet ve levazım taşımak istedikleri zaman yalnız nizamname
veya talimatname ile muayyen tiplere uygun kıyafet, alamet ve levazım
taşıyabilirler.

madde 3 - türkiye’de bulunan türklerin ve yabancıların, yabancı memleketle-
rin siyaset, askerlik ve milis teşekkülleri ile münasebetli kıyafet ve alamet-
lerini ve lavazımını taşımaları yasaktır.

madde 4 - ecnebi teşekkül mensuplarının kendi kıyafet, alamet ve levazım-
ları ile türkiye’yi ziyaret etmeleri, icra vekilleri heyetince tayin olunacak
mercilerin müsaadesine tabidir.

madde 5 - türkiye devleti nezdine memur bulunanların kıyafetleri beynelmilel
mer’i adetlere tabidir.
müsaadei mahsusa ile gelen yabancı memleketler kara, deniz, hava kuvvetleri-
ne mensup kimselerin resmi üniformalarını nerelerde ve ne zaman taşıyabilecekle-
ri icra vekilleri heyeti karariyle tayin olunur.

madde 6 - bu kanunun tatbik suretini gösterir bir nizamname yapılır.

madde 7 - birinci maddenin hükümleri bu kanunun neşri tarihinden itibaren
altı ay sonra ve diğer maddelerin hükümleri kanunun neşri tarihinden itibaren
mer’idir.

madde 8 - bu kanunun icrasına icra vekilleri heyeti memurdur.


Kanunun tamamı bu kadar ve günümüzde de geçerli..Ayrıca Anayasanın 174. maddesine göre Devrim kanunlarının hiçbirisinin anayasaya aykırılığı iddia edilemez..(Başka maddeler ile çelişse bile yani bu kanunların geçerliliği esasdır..)

Gelelim değerlendirmemize;
Madde 1 Ruhani kisvelerin yasaklandığı madde bu madde.. Cüppe ve sarık bu maddeye istinaden yasak, ruhani kıyafete benzediği için..Ancak dikkat..! Şalvar geçmiyor bu madde de..Şalvar giyilmesi devrim kanunlarına aykırı değil..Keza yine kadınlar için de herhangi bir kısıtlama sözkonusu değil..Çarşaf, peçe,şalvar hiçbirinin giyilmesi devrim kanunlarına aykırı değil...Hele hele türban başörtüsü ile ilgili hiç bir kısıtılama yok..Niye acaba?
Hükümet her din ve mezhebden sadece bir ruhaniye mabedler dışında ruhani kıyafet girebilme izni verebilir diyor kanun..
Mesela bir kaç ortodoks ya da katolik patriği de bir araya gelişp ruhani kıyafetleriyle mabedleri dışında dolaşamazlar..Öyle mi peki? Keza rahibelerin kıyafeti de ruhani kıyafet..
İmamların kıyafeti için de aynı husus sözkonusu..

Madde 3
türkiye’de bulunan türklerin ve yabancıların, yabancı memleketle-
rin siyaset, askerlik ve milis teşekkülleri ile münasebetli kıyafet ve alamet-
lerini ve lavazımını taşımaları yasaktır

BU maddeye uyum nasıl sizce? Orak çekiçli bayraklar mesela yabancı bayrak sayılabilir mi, ya da yabancı siyasi alamet?
Che Guevera resimleri hemen heryerde mesela bu maddeye girer mi?
ABD bayrağı desenlli teksitil ürünleri, kraliyet simgeleriyle tasarlanmış ürünler gözünüze çarpıyor mu hiç?
PKK bayrağı, flamaları, lider resimleri falan? Yerli mi sayılıyor.. Taşıyanlar için devrim kanunlarına muhalefetten dava açılıyor mu?


Kılık kıyafetle ilgili diğer bir devrim kanunu ise "Şapka iktisası ile ilgili kanun" dur
madde 1 - türkiye büyük millet meclisi azaları ile idarei umumiye ve hususiye ve mahalliyeye ve bilümum müessesata mensup memurin ve müstahdemin türk milletinin iktisa etmiş olduğu şapkayı giymek mecburiyetindedir.türkiye halkının da umumi serpuşu şapka olup buna münafi bir itiyadın devamını hükümet meneder.
madde 2 - işbu kanun tarihi neşrinden itibaren meriyülicradır.
madde 3 - işbu kanun büyük millet meclisi ve icra vekilleri heyeti taraflarından icra olunur.


Madde bir’e göreresmi özel mahalli bütün müesseselerde şapka giymek zorunlu...
UYgulama?
Hemen hiçbir yerde giyilmiyor..
Dava açılmıyor, Devrim Kanununa uymayanlar hakkında soruşturma açılmıyor..


Yukarıdaki kılık kıyafetle ilgili iki Devrim Kanunun uygulanmasından kimse rahatsız değil göründüğü kadar..Uygulanmamasından demek daha doğru olacak sanırım..

Türban veya başörtüsü için için laikliğe aykırı yorumu yapanların mesnetleri nelerdir peki bu halde?
Bile bile yalan mı söylemektedirler?
Devrim Kanunlarının yukarıdaki gibi uygulanmasındaki bu eksikliği mesele yapmamalarının nedeni nedir? BUna mukabil kanunlarda olmayan suçlar üretmeye çalışmanın maksadı nedir?
İyi niyet olduğundan bahsedilebilir mi?

Devrim Kanunları bahsine devam edeceğim...








Etiketler:

 « Önceki 10 eleştiri   1   2   3   Sonraki 10 eleştiri » 

ruhisu  | ruhisu al
29 Eylül 2008 Pazartesi 14:18:09


tabi tabi bir tek siz bilirsiniz ;)

bizim ülkede herşey çok güzel de şimdiki iktidar mevcut işin bir de o kısmı var ;)


    [ Cevap yaz ]    

erolbasci  | erol başçı
29 Eylül 2008 Pazartesi 13:33:36


:) Biraz daha yakın tarih okumalısınız.
Humeyni irana dönmeden önce İranın durumu nasıldı, halk neler istiyordu, nelerle karşılaşıyordu bilmek lazım:)
Şah niçin devrildi herkes mutlu mesutken gibi bir soru akla gelir ki bu durumda, maazallah insanlar müstehzi gülümsemeyle bakar.


    [ Cevap yaz ]    

ruhisu  | ruhisu al
29 Eylül 2008 Pazartesi 12:36:46


alakası yok alakası. humeyninin dönüşü sonrası mollaların nasıl solcuları mitinglerde dövüp,başı açık kadınları tekme tokat dövdüğü açık..

sinemaların tahrip edilmesi,gazetelerin,kitapların ateşe verilmesi..

sonra eğitimde kız-erkek ayrımının başlaması...
tuhaf çelişkidir kızların evlenme yaşının 13'e düşürülmesi...

iranda o dönemlerde " o.nun yanında başı kapalı kadının yeri yoktur" söylemi de bana ait değil,bunlar da net.

ve yaptıklarını bir referandumla" islam cumhuriyeti istiyor musunuz?" söylemiyle dikkat edin cumhuriyet(!) meşrulaştırdılar

şimdi inanç üzerinde faşizan baskılar dediğiniz olayın alakası yoktur...

iranın nasıl irticai hareketler içerisinde olduğunu,sürecin nerelere geldiğini bütün dünya biliyor... hatta videolar bile var...

şimdi bu söyledikleriniz çok basit kaçıyor...ezilen halk kitleleri yeraltına kaçsa bugün türkiye diye bir devlet,cumhuriyet diye de bir rejim olmaması lazım ayrıca ortada rejim belirsizliği olması lazım.

sorun şurada, sol tarihsel süreçte sistemin düzenlemesinde onarılmasında veya yenilenmesindeki uygulamalarda bölünmelere uğrarken,tarafı net olanlar yani muhafaza eden kesimler bu açığı iyi kullanıp iranı bu noktaya getirmişlerdir...





    [ Cevap yaz ]    

erolbasci  | erol başçı
29 Eylül 2008 Pazartesi 09:04:33


İran demekte fayda var tabii.)
İnanç dünyası üzerindeki faşizan baskılar sonunda bu türden patlamalara neden olabiliyor. Şah diktatörlüğünü sürdürebilmek için sadece komünistleri değil, özellikle dini inançları kuvvetli olan kesimi de baskı altında, tutuyor, zulümüne muhatap ediyordu ABD desteğini de arkasına alarak.
Böylesi zülüm sonrası patlamanın yönünün nasıl olacağının kestirilememsine net bir örnek İran. Ezildiğini, zulüm gördüğünü düşünen geniş halk kitleleri yeraltına inip, aşırılığa kaçabiliyor ne yazık ki, tarihte örnekleri çoktur.
Şah daha demokrat olabilseydi,diktatörlüğü ile zulümü sürdürmeseydi sonucun böyle olabileceğini düşünmezdim.


    [ Cevap yaz ]    

ruhisu  | ruhisu al
28 Eylül 2008 Pazar 22:32:16


iran derim başka birşey demem. bu solcular değil miydi daha özgür bir yaşam biçimi için dinci kesimle işbirliği yapan. şah devrilip humeyni çıkınca ne oldu. solcuların hızlı tasfiye süreci başladı.

şimdi kalkıp bazı akıllı dindarlar " ben dinimi yaşamak istiyorum" kisvesi altında bulunmasınlar. o numaraları yiyecek göz yok. siz şeytana pabucunu ters giydirirsiniz. doğru ya anlaşamadığınız 2.şey de o. Solculuğu bu kadar soyutlayıp korku biçimi olarak sunan sizler de soyut şeyler uğrunda akıllları çeldiremezsiniz. başkalarının da yazılarını farklı yöne çekerek kendinize mal etmeyin.


özgür üniversite esinlenmeleri haylice mevcut burada..sanki f.başkaya alıntıları gibi ;)

neyse siyasete girersem iş uzayacak,en güzeli anlamda kapalılık değil mi ;)




ruhisu tarafından 9/28/2008 10:33:20 PM zamanında düzenlenmiştir.


    [ Cevap yaz ]    

erolbasci  | erol başçı
07 Temmuz 2008 Pazartesi 08:39:36


Mollaların belirleyici, muktedir olduğu bir pakistan yok ne yazık ki:)
Daha geçtiğimiz yıl o türden bir ayaklanmayı yönetim kanlı bastırmış idi...
Dünya gelişmelerini objektif takip edebilmek önemli..
Ne var ki pakistandaki yönetimde diğer yandan askeri diktatörlük..O kısım da ayrı bir garabet..
Ne pakistana ne de iran vs. gıpta etmektense, kendimize başkalarının gıpta edilmesini tercih ederim..Tarihinde bahsi geçen tüm ülkelerin gıptasına ve hasedine maruz kalmış bir geçmişin temsilcilerinden olarak...
Sorun, kendi milletinden, kendi milletinin değerlerinden uzak, adeta kendi halkına düşmanlık duyguları besleyen bir
halkını aşağılayan, horlayan bir zümrenin çıkarlarının zora girmesi sorunu daha çok..
Zira Türk geçmişinde, Osmanlı dahil, hiç bir zaman şeriat yönetimi olmadı...
Bilimin ulaştığı son noktada, asıl büyük gericilik bireylerin yaşamlarını değiştirmeye zorlamak.Dayatılan değil,zaten mevcut olan dayatmalardan kurtulmaya çalışmakla belki eşdeğer görülebilir demokrasi arayışları...
Bütün bunlara inanmamak da elbette tercih sebebi olabilir..Şiddete başvurmadığı sürece herkes askeri vesayetten, halkı hegomonyasına almaya çalışan bir avuç seçkinci zümrenin çıkarlarını savunmaktan bahsedebilir...
Tabii bana göre...
Çağdaş demokrasi buna izin vermez ise kendi adıma üzülürüm..
:)


    [ Cevap yaz ]    

06 Temmuz 2008 Pazar 15:20:54


Arayışın şeriat ya da şeriat hukuku olmadığına kimseyi ikna edemezsiniz.Ben inanmıyorum örneğin.Nihai hedef hayatın her alanında islamın siyasallaşmasıdır.

Pakistan'ı ve Müşerref'i bilmeyecek kadar cahil değilim.Mollaların belirleyici,muktedir olduğu bir Pakistan kastım.Demokrasiyi araç görenlerin Türkiye'yi götüreceği yer Pakistan'dır.Ancak onlara gıpta edebilirsiniz.Türkiye'ye kıyasla hayli mesafe katettiler.Zafer yakındır ve kafirlerin sephaları hazırlanmıştır bile.

Cahilleri ve yarattıkları sefaleti kullanarak,ABD desteğiyle üfüren bu rüzgarın dineceğine inancım tam.Edebiyat merkezli bir sitede insanları aptal yerine koymak çok üzücü.

Bir yanda,uzayda milyonlarca km. öteye insansız araç indirip, araştırma yapan bilim.Öte yanda hurafeler ve korkutmalarla bütün topluma dayatılmak istenen gerici yaşam biçimi.Şiir yazsan ne,öykü yazsan ne...Uyanalım,uyanalım,uyanalım.Selamlar.


    [ Cevap yaz ]    

erolbasci  | erol başçı
06 Temmuz 2008 Pazar 09:49:48


-İranda devrim muhafızları başı açık kadın avına çıkar, bizde
üniversite kapısında, üniversite servisinde hatta, laiklik adına başı örtülü avına çıkılır...
- GerçekLaik sistemde isteyenin oruç tutup, isteyenin cuma namazı kılmasına kimse karışmamalı..Bizde iftar saatinde mesaiye ara vermek dahi sorun olur.Cuma saatinde mesai saatleri ayarlanması laikliğe karşı gelmek gibi algılanır.Hatta hi,ç bir iş gücü ve saati kaybına neden olmayan başörtmek durumunda dahi kurumlar halkın karşısına laikliği çıkartır..Arabistandaki uygulamanın tersi omak zorunda yani bizdeki anlayışa göre laiklik..Bireyin arzusuna pek dikat edilmeyen bir laiklik anlayışı yerleştirilmek istenen yani.

-Pakistandaki durumu karıştırmışsınız, şeriat değil laiklik yanlısı pervez müşerref işbaşında uzun süredir orada:))
Laik sistemlerde kadın mirast ve ceza hukukunda farklı uygulama görmez.. Ama eğitim öğretim ve kamu hizmetlerinden faydalanma anlamında da farklı muamele görmez:) Bizde inancından dolayı eğitim, kamu hizmeti alamayan kadınlar olduğundan gerçek anlamda bir laiklikten sözedilemez..
-Aslında arzu edilen, laikliğin tam anlamıytla ve dürüstçe uygulanması.Dini inançların yaşanmasının karşısına laiklik konulmaya çalışılıyor ülkemizde.. Sıkıntı burada..
Dileyenin namaz kılacağı, dileyenin oruç tutacağı, dileyenin başını örteceği dileyenin açacağı bir zemin aranan...Bugün
kü düzende bu zemini bulamayanların arayışı şeriat ya da şeriat hukuku değil.. Birey hak ve arzularının önemsendiği korunduğu bir laiklik anlayışı..


    [ Cevap yaz ]    

05 Temmuz 2008 Cumartesi 17:34:52


Laik sistemlerde isteyen başını örter,İran'da isteyen başını açabilir mi?

Laik sistemlerde isteyen orucunu tutar,cuma namazını kılar,tersi Arabistan'da bu mümkün mü?

Laik sistemlerde kadın ,mirasta ve ceza hukukunda farklı uygulama görmez.Boş ol! ile boşanamaz,recm edilemez,hafifçe de olsa dövülemez.Pakistan'da böyle mi?

İşin özü kılık kıyafet değil sn. Erol arkadaşım.Şeriat düzeni/siyasal islam mı,yoksa Laik cumhuriyet mi?

İkisi birarada olabilir mi?Sizce imkanı var mı?Herkez şunu bal gibi biliyor;Biz islamın siyasallaşmasını istemiyoruz.Onlar (diyeceğim artık)Laik cumhuriyeti istemiyor.Kavga bu!Gerisi,teori ve spekülasyon.



ivo tarafından 7/5/2008 5:36:44 PM zamanında düzenlenmiştir.


    [ Cevap yaz ]    

05 Temmuz 2008 Cumartesi 16:32:30


:)


    [ Cevap yaz ]    


 « Önceki 10 eleştiri   1   2   3   Sonraki 10 eleştiri » 




DEVRİM KANUNLARI-1 başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.



Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
03.02.2008 19:41:06
Toplam 27 yorum yapıldı
5182 çoğul gösterim
4959 tekil gösterim