Eğer son birkaç yılda önemli bir fikrinizi değiştirip yenisini edinemediyseniz hemen nabzınızı kontrol edin.Ölmüş olabilirsiniz.. G.BURGESS
E-mail: Şifre: Üye ol | Şifremi Unuttum
Şiir ve Edebiyat Platformu
Anasayfa Şiirler Yazılar Forum Etkinlikler Nedir? Kitap Kitap  Tv TiVi  Müzik Blog Atölyeler Atölye  Bicümle Arama İletişim

Aşkın Günlüğü

Aşkın Günlüğü


Mağrur bakışlı sevdaydı yaşadığımız, ne acılara sarıldık
Mavi bir yelkenli olduk, hırçın denizleri sevgiyle aştık
Yaşanmamış tüm mutluluklar adına birbirimizi bulduk
Yıllardır boş kalan aşkın günlüğüne kutsal bir yazıt olduk. [ /kalin


Hızla akan ve aktıkça yüreğimizi ağrıtan sorgulu zamanın kapısını kilitleyerek atardık kendimizi sokaklara biz. Renkli bir uçurtmanın peşinden koşan çocuklar gibi kaybolurduk yeryüzünün garip ovalarında. Saçların rüzgârda özgürce savrulur, gözlerin bir kaçışın kapısını aralamak istercesine sevinçle parlardı.

Seninle ben, yaşanmamış tüm mutluluklar adına kenetlenir, rüzgâr tepelerinde özgür koşuşlar yapardık. Sabırsız geceyi tutup saçlarından sanki hiç bitmeyecek bir aşk ayinine dururduk. Yağmur bulutları bizim yazgımıza ağlamaya hazır olurdu ve değişen iklim Akdeniz gibi bizi solurdu.

Seninle ben, bu şehrin isimsiz caddelerinden geçerek mutluluğa kanat açardık. Yurdumun kültürü önümüzde dize gelir, mis gibi bir yufkanın dumanı doldururdu ciğerlerimizi. Bardaklara doldurup içtiğimiz çaylarla mutluluğa kadeh kaldırır, kabaran iştahımızı gülümsemelerimizle bir şölene döndürürdük.

El ele, yürek yüreğe yürüdüğümüz çapraşık yollarda mutluluğu arardık birlikte. Kor olan yüreklerimizi rüzgâra siper eder, sevginin anahtarı dudaklarımızı birbirine bastırırdık. Muhteşem bir resim aksederdi yüzüme. Gölgen yüreğimdeki tüm yanmaları serinletir, saçlarının dalgakıran kokusunda yüzyıl ötelere giderdim.

Seninle, bu mutluluk kentinde acıları da eksik etmezdik zulamızdan. Yeri geldiğinde sevincimizi yoksul soframıza katık eder, zorlardık yüreğimizin paslı zincirlerini açmak için. Saatler alabildiğine uçarı olurdu. Kanatlarından tutup tersine çevirmeyi isterdik, başaramazdık. Kırk yerinden yamalı gönlümüzün asma kilitlerini avuçlarımızda okşar, ay gülücüklerini göstermezse oyuncağı elinden alınmış çocuklar gibi geriye dönerdik.

Sen bir yerde, ben bir yerde, gecelerin hasret yüklü kervanlarını beklerdik bir başımıza kaldığımızda. Sen korkutan sevgilerini özler, ben cesaret tepelerinde bağdaş kurarak gecenin gündüze kavuşması için dualar ederdim. Beynimdeki hayalin yavaş yavaş belirginliğini kaybetmeye başlayınca özenle resmettiğim portrene göz atar, çılgın dileklerimi dudaklarına sürerdim.

Az sonra çıkar gelirdin otağıma. Yüreğimdeki nazarlar binbir yerinden çatlar, üzerlik kokulu gülüşlerinle özlemlerini de bitirirdin. Gelişinle sevgi salıncağım göklere değer, yüreğimdeki bestelerle sana yıldızlardan serenada dururdum. Direnirdin, ellerini vermemek, gözlerime bakmamak için. Kaçardın sonra. Düşürdüğün yıldızlarını, göz yaşlarını toplardım ardından.

Saatlerin gel gitlerinden bunaldığımızda yaşamın labirentlerinde ne kadar kendimiz için yaşadığımızı düşünürdük kimi anlarda. Bizi bizden başkasının yorumlamasına izin vermez, yüreğimizdeki düğümlerin çözülmemesi için işbirliği yapardık. Seni düşünmek, hiç sönmeyecek yangınlara sular dökmekti bir bakıma. Aşkın asma bahçelerinden sevgimizi her damıttığımızda bir şarap kokusu yakardı içimizi. Ben sende ne kadar olduğumu, sen bende ne kadar kaybolduğunu düşünürken, aşkın sesi parmaklarımızda çoğul çığlıklar atardı.

Mağrur kanatlarını okşadıkça, bahçemdeki çiçeklere her gün bir yenisi ekleniyordu. Aşkın günlüğüne kazıdığım sevdan kulaklarından hiç silinmeyen, pencerenin perdesini sallayan rüzgârın hüzünlü şarkını da susturuyordu. Unutuluşlara belediğin çocuk büyüyor, beraber öğrendiğimiz direnç türküleri gülüşlerinle çoğalıyor, bir alev topu gibi bizi her geçen gün sarıp sarmalıyordu.

İşte böyle minik kelebek. Sensizlik yüreğimi kanattıkça, canımı acıttıkça yaşar mıyım bilmiyorum. Bil ki, yokluğuna dayanacak, sensizliği yaşayacak gücüm yok benim. Sensizlik canımı acıtırsa bir daha aya bakmam. Kelebeğim bir daha omzuma konmazsa, yüreğimin çiçeklerinden tad almazsa, mevsimleri de anmam. Sensizlik tanımadığım içli bir şarkı olacaksa, inan gülüm onlara da ağlamam.

Selahattin Yetgin





Etiketler:


09 Ekim 2011 Pazar 22:35:21


Şiir gibi betimlemeler,kültürümüzle harmanlanan bir sevda .
Eski zamanlarda yaşanan bir aşk masalı sanki ..düş ve gerçek arasında
gelgitler ..Çok güzeldi ..Sizi kutluyorum . Selam ve saygılarımla ..


    [ Cevap yaz ]    

09 Ekim 2011 Pazar 20:50:22


Yine yürek çağlamış, kalem konuşmuş şiirsel yazılar dökülmüş kağıda
Benden de tebrik etmesi, sevgi ile...


    [ Cevap yaz ]    

handan akbaş  | handan akbaş
09 Ekim 2011 Pazar 17:22:39


Doludizgin duygu dolu satırlar, tebrikler kalem dostu, saygılarımla.


    [ Cevap yaz ]    

İsa inan  | isa inan
09 Ekim 2011 Pazar 15:25:21


merhaba yürek ustası aşk adamı tebrikler
hep düşlerde kal
gerçek hayat bizi kendinden soğutuyor


    [ Cevap yaz ]    




Aşkın Günlüğü başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.



Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
09.10.2011 14:35:04
Toplam 4 yorum yapıldı
794 çoğul gösterim
733 tekil gösterim