Her çocuk sanatçıdır. Mühim olan büyüyünce de öyle kalabilmektir. Pablo Picasso
E-mail: Şifre: Üye ol | Şifremi Unuttum
Şiir ve Edebiyat Platformu
Anasayfa Şiirler Yazılar Forum Etkinlikler Nedir? Kitap Kitap  Tv TiVi  Müzik Blog Atölyeler Atölye  Bicümle Arama İletişim

RAMAZAN PİDESİ

RAMAZAN  PİDESİ

Torbalanmış toz kireç üreten bir fabrikada genel müdür olarak görev yapmaktaydım. Fabrikamızın satış elemanları, ürünlerimizi tanıtmak ve müşteri portföyümüzü arttırmak üzere, ülke genelinde dolanırlarken, ben de ayda bir kez aynı ziyaretleri gerçekleştirip, müşteri memnuniyetini arttırmak için öneri ve şikayetleri dinlerdim.

Yine böyle bir amaçla, ramazan ayının ilk günlerinde ve bilmem kaçıncı kez, yolum Kayseri’ye düşmüştü. O bayi, bu bayi diye dolaşarak, tüm görüşmeleri tamamlamış ve akşamı etmiştim, ama ben de tam manasıyla bitmiştim.

Seferi olduğum için oruçlu değildim. Çoğunluğun oruç tuttuğu bir şehirde, ortalık yerlerde yiyip içerek, saygısızlık yapmak istememiş, uğradığım iş yerlerinde de teklif edilen ikramların hepsini geri çevirmiştim. Artık, susuzluktan dilim damağım kurumuş ve açlıktan nerdeyse midem büzüşmüştü.

Amcamın oğlu, Develi’de yaşıyordu. Kayseri ile arası bir saat çekiyordu ve her Kayseri’ye gelişimde ille ki onları da ziyaret etmek istiyordum. Hele şu anki aç halimle kendimi bir önce oraya atmak istiyordum. İftar saatinde varmak gayretiyle, yola koyuldum.
-
Gelin hanım, Kim bilir ne güzel yemekler hazırlamışta şimdi.
Bu hayalle, arabamı sürerken, midemin sesini dinlemeyeyim diye, radyonun düğmesini çevirdim. “Güzel Ahlak Nedir? ” isimli bir konu işleniyordu.. Sunucunun sesi o kadar yumuşak ve etkileyiciydi ki, bir saatlik yolun yarıdan fazlasını hiç anlamadan bitirmiştim bile.

Develiye az bir mesafe kala, bir kavşakta elinde gazeteye sarılı bir ramazan pidesi, vasıta bekleyen gariban bir adam görünce, hemen sağa çekerek, yanında durdum ve pencereyi açıp seslendim..
-Ne tarafa hemşerim ?
-Sen ne tarafa abi?
Heyecanlanıp, soruma soruyla karşılık vermişti, güldüm.
-Develi’ye gidiyorum…
-Ben de o tarafa gidecektim abi.
-Ee.. Tamam o zaman, hadi ne duruyorsun, dedim. atla bakalım arabaya.
Adam sevinçle “Selamünaleyküm” deyip, geçip koltuğa ilişti ve pidesini kucağına koydu. Mis gibi taze pidenin kokusu arabanın içine yayılı vermişti birden. Tam o esnada da ezan okumaya başlamıştı Adam hemen,
-Buyur abi, kopar bir parça, diye pideyi bana bana uzattı.
-Yok, dedim. Sen buyur… Ben oruçlu değilim, çünkü seferiyim.
Adam bunun üzerine hemen pideden kocaman bir parça koparıp, içten bir besmeleyle ağzına attı. Öyle iştahla çiğniyordu ki, sanki bal börek attı ağzına. Dayanamayarak,
-Canım çekti yahu, dedim. Ver bakayım bir parça.

Adam bu isteğime çok sevinmişti. Hemen pideden bir parça kopartıp uzattı. Mübarek öyle lezzetliydi ki, lokmanın tadı damağımda kalmıştı. Adam aklımdan geçeni anlamış gibi bu kez pideyi ortadan ikiye bölüp, diğer yarısını elime tutuşturdu.
-Abi, al Allah aşkına, yoksa boğazımda kalacak lokmalar.

Hiç itiraz etmedim. Ben de nerdeyse açlıktan ölmek üzereydim çünkü. Birlikte iştahla sıcacık pideyi mideye indirirken, bir yandan da konuşmaya başlamıştık.
-Ee.. Arkadaş, ne iş yaparsın sen?
-Abi ben pazarları dolaşır ince ayar yaparım.
-İnce ayar derken? [ iceri ] -Pazar yerlerinde kullanılan tartılar vardır ya abi, dedi. Sık kullanmaktan ayarları bozulur onların... Ben de Pazar yerlerini dolaşır işte o tartıları dengeye getiririm. Şaşırmıştım. Demek ki böyle bir meslek de varmış.
-Ee.. Peki, dedim. Tatmin edici bir para kazanabiliyor musun bu işten?
-Yok be abim. Pek bir şey kazanmıyorum, ama işsiz kalmaktan iyidir neticede, deyip, devam etti.
Bugün mesela erkenden yola çıkıp pazara geldim. Ama baktım pazar kurulmamış. Meğerse belediye bir çalışma yapacakmış o alanda, dedi. Bu saate kadar etrafta dolanıp durdum, başka bir şey bulur muyum yapacak diye. Ama olmadı, cebimdeki parayla da ancak bu pideyi alabildim.

İçim burkulmuştu haline.
-Çoluk çocuk var mı peki?
-Olmaz mı dedi, İki kızım ve bir oğlum var, rabbime şükürler olsun.
İyi kalpli ve kanaatkar bir adama benziyordu. İnmek istediği yere gelip arabayı durdurduğumda, arabadan çıkmadan, kolundan tutup durdurdum.
-Dur hemşerim bir dakika… Acele etme!
Otoyol geçişinde kartımı yüklemek için bir yüzlük bozdurmuş ve üstünü cüzdanıma değil, cebime koymuştum. Hala da orda duruyordu. Elimi cebime daldırıp kağıt paralardan bir tanesini dışarı çektim. Kısmetine bir ellilik gelmişti elime.
-Lütfen itiraz etmeden al bunu, deyip, adama uzattım. Şaşırmış ve yüzüme bakakalmıştı.
-Yahu, cebinde bir pide alacak paran kalmış, onu da bana yedirdin, dedim. Evine eli boş gitmeni istemedi gönlüm. Allah Rızası için al şu parayı. Beni çok mutlu edersin inan.
Elini uzatmaya hiç yeltenmedi bile. Gözü de gönlü de toktu garibin. Bunun üzerine, uzanıp parayı, nerdeyse zorla ceketinin cebine soktum ve “Hadi uğurlar ola ” deyip arabayı çalıştırdım. Adam hem sevinmiş, hem de biraz mahcup, indi arabadan.
-Allah razı olsun abi, dedi. Yolun açık olsun.

-Eyvallah hemşerim, deyip yeniden yola koyuldum.
Kendimi nedense birden kuş gibi hafiflemiş hissediyordum.
***

Amca oğlunun evine vardığımda, kapıyı açan gelin hanım, beni karşısında görünce çok şaşırmıştı. Yüzünde candan bir gülümseme,
- Aman!.. İbrahim… Bak hele kim gelmiiiş!.. diye içeri seslendi.
Heyecanla bağırmasından, kapıdakinin hiç beklenmeyen biri olduğu belli olunca içerde kim varsa kapıya koşturmuştu. Sevgi dolu, sıcak bir karşılama diye işte buna denirdi. Birbirimize sarılıp, kucaklaşmaların ardından içeri geçtik.

Tam tahmin ettiğim gibi mükellef bir sofra kuruluydu. Gelin hanım, hemen koşturup, bir tabak daha koydu masaya. Ama, mis gibi ramazan pidesi ile ben öyle güzel doymuştum ki, bir lokma daha yiyesim yoktu. Kuzenim İbrahim,
- Emmi oğlu ya! Dedi. Ramazan günü hem de iftar vakti evimize geliyorsun ve yemem diyorsun. Olur mu hiç öyle şey?

Aslında olmazdı tabi. Eğer o mis kokulu pideyle doyurmasaydım karnımı, hiç naz etmeden dalardım bu muhteşem iftar sofrasına. Yolda rastladığım kantar ayarcısından kısaca bahsettikten sonra,
-Ama, tavşan kanı bir çaya, hayır demem bak, deyip, geçip kanepeye kuruldum.
O ramazan pidesinin tadını daha sonraki hiçbir yerde bulamadım inanın. Belki de yüce rabbim sınamıştı ikimizi de. Beni bilerek vesile etmişti o garibe, evine eli boş gitmesin diye.

Belki de onun sayesinde, bir çizik de benim sevap haneme atılmıştı.

Kim bilir ?








Etiketler:

 « Önceki 10 eleştiri   1   2   3   Sonraki 10 eleştiri » 

asker55  | Fevzi Künüçen
04 Eylül 2011 Pazar 19:00:25

Okuduğunuz yorum yazar tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.

Öylesine sıradan,özentisiz ,duru ki anlatım,kucağımda o sıcak
pide ile kendimi sağ yanınızda hissettim sanki..Paylaşım, "al gülüm,kalanı bana yeter " diyebilmektir.
Nalıncı keseri değil,hızar olmaktır.Erdem sözcüğü,bana hep paylasımı anımsatır.Ya da
bunun aksini.O zamana dek nice ellilikler konuk olmuştur cüzdanınıza,neye ya da kime verdiğiniz belli mi ..?
Yarım pide ve de ellilik, yaradanın indinde ikisi de makbul birer özveri.helal olsun ikinize de.
Öykü değil bu, çok hoş bir anektot..anı bence. sardı -sarmaladı beni, sanırım artık sizi hep okuyacağım.Günün yazısı olmayı haketmiş ,yazarını ,seçenini yürekten kutlarım
İlhamınız dilerim hep böyle bereketli olur.Selam sevgiler.


asker55 tarafından 9/4/2011 7:10:49 PM zamanında düzenlenmiştir.


    [ Cevap yaz ]    

20 Ağustos 2011 Cumartesi 23:16:07


hayırlı ramazanlar canım öykülerinin birkaç tanesini kaçırmışım üzüldüm acıkcası ...çok güzel hayatın içinde cevremizi de görmemizi sağlayan bir öykü kutladım sevgilerimle..


    [ Cevap yaz ]    

08 Ağustos 2011 Pazartesi 00:42:30


Ramazan ruhunu bir kalemle üflemek bu olsa gerek:)
Çok güzeldi öykünüz, geçikmiş de olsa tebriklerimi kabul edin..
Saygılar/Sevgiler


    [ Cevap yaz ]    

Ağyar  | İsmet Babaoğlu
07 Ağustos 2011 Pazar 11:51:33


İyilik yap ta, ister denize at ister bozkıra dik, bilen birileri mutlaka çıkar. Millet olarak bunca defomuza rağmen, Allah korusun hala “üstümüz çizilmemişse” eğer, % 99 bu yanlara atılan çiziklerin hatırınadır. Zaten kala kala bir bu meziyetimiz kaldı elimizde, inşallah onu da kaybetmeyiz

Tamda “günün mana ve önemine binaen” derler ya. Tebrikler.

Saygılar, selamlar


    [ Cevap yaz ]    

Emine UYSAL (EMİNE45)  | emine uysal
06 Ağustos 2011 Cumartesi 20:09:53


Tebrik etmeye geldim. Beğendiğim bir öyküydü burada görmek güzel.

sevgimle


    [ Cevap yaz ]    

06 Ağustos 2011 Cumartesi 13:21:55


Güne yakışan güzellikteydi. Kutlarım. Sevgilerimle.


    [ Cevap yaz ]    

handan akbaş  | handan akbaş
06 Ağustos 2011 Cumartesi 13:18:32


Tebrikler güne gelen yazınıza, selamlar.


    [ Cevap yaz ]    

Bedri Tokul  | bedri tokul
06 Ağustos 2011 Cumartesi 02:25:11


Bu gün bende Allahıma şükrediyorum. "Şükürler olsun Allahım bu güzel yazıyı okumayı bana sahurda nasip ettin. Eğer gündüz okumuş olsaydım Orucum sakatlanırdı. "

NOT : Bu geceki sahur menü sü değişti. Yanındaki önemli değil ama mutlaka pide yenilecek..

Kutlarım...
Selam ve Sevgilerimle...


    [ Cevap yaz ]    

pamukkale.  | ismail civelek
06 Ağustos 2011 Cumartesi 02:20:28


kutlarim basarilarinizin devami dilkelrimle saygilarimla efendim...


    [ Cevap yaz ]    

nilkurt  | nilgün kurt
06 Ağustos 2011 Cumartesi 01:52:40


Kim bilir ?
Kim bilir bu saatte bu yazıyı neden okudum, kim bilir?
Aslında hiçbirşey bilmiyoruz, yalnızca çizilen yolda ilerliyoruz...
KUTLUYORUM YAZARI...
SEVGİLER...


    [ Cevap yaz ]    


 « Önceki 10 eleştiri   1   2   3   Sonraki 10 eleştiri » 




RAMAZAN PİDESİ başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.




Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 6.8.2011 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
05.08.2011 15:15:18
Toplam 22 yorum yapıldı
1248 çoğul gösterim
945 tekil gösterim