İnsanın çocuğu ile övünmesi kendisiyle övünmesi demektir. SOMERSET MAUGHAM
E-mail: Şifre: Üye ol | Şifremi Unuttum
Şiir ve Edebiyat Platformu
Anasayfa Şiirler Yazılar Forum Etkinlikler Nedir? Kitap Kitap  Tv TiVi  Müzik Blog Atölyeler Atölye  Bicümle Arama İletişim

ELEŞTİRİ



Eleştiri ya da eleştirmek geleneksel olarak, eleştirilenin eksiklerini, yanlışlarını, aksayan yönlerini belirterek hakkında olumsuz bir yargıya varmak olarak tanımlansa da güncel olarak daha çok onu her yönüyle değerlendirmek; çözümleyici bir tutumla, tüm ayrıntılarıyla incelemek olarak görülmektedir. Bir anlamda eleştirileni geniş açılı bir perspektif içerisinde analitik değerlendirmedir. Yansızlık, çıkarsızlık, objektiflik gibi olmazsa olmazlarını yazmanın zamanının çoktan geçtiğini düşünürsek, artık daha çok bir yönelimi ifade etmekte olduğu bile düşünülebilir.

Bir Hint öyküsüyle devam edelim. “Hindistan’da çok ünlü bir ressam varmış. Herkes bu ressamın yaptıklarını kusursuz kabul edecek kadar beğenirmiş. Ve onu "Renklerin Ustası" anlamına gelen Ranga Çeleri olarak tanısalar da; kısaca Ranga Guru derlermiş. Onun yetiştirdiği bir ressam olan Raciçi ise artık eğitimini tamamlamış ve son resmini yaparak Ranga Guru’ya götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş. Ranga Guru ise;
- Sen artık ressam sayılırsın Racaçi. Artık senin resmini halk değerlendirecek, diyerek resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve en görünen yerine koymasını istemiş. Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarım rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Raciçi denileni yapmış Ve birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki, tüm resim çarpılar içinde ve neredeyse görünmüyor... Çok üzülmüş tabii. Emeğini ve yüreğini koyarak yaptığı tablo kırmızıdan bir duvar sanki.. Alıp resmi götürmüş Ranga Guru’ya ve ne kadar üzgün olduğunu belirtmiş. Ranga Guru üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş. Raciçi yeniden yapmış resmi ve gene Ranga Guru’ya götürmüş. Tekrar şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş Ranga Guru...
Ama bu defe yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlı boya, birkaç fırça ile birlikte...Ve yanma insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı ile birlikte bırakmasını istemiş. Raciçi denileni yapmış...

Birkaç gün sonra gittiği meydanda görmüş ki resmine hiç dokunulmamış, fırçalar da, boyalar da kullanılmamış. Çok sevinmiş ve koşarak Ranga Guru’ya gitmiş ve resme dokunulmadığını anlatmış. Ranga Guru ise; Sevgili Raciçi, sen birinci konumda insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı. Oysa ikinci konum da onlardan hatalarını düzeltmelerini istedin, yapıcı olmalarını istedin. Yapıcı olmak eğitim gerektirir. Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye kalkmadı, cesaret edemedi. Sevgili Raciçi Mesleğinde usta olman yetmez, bilge de olmalısın. Emeğinin karşılığını, ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın... Onlara göre senin emeğinin hiç bir değeri yoktur... Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenle tartışma...”

Günümüzde politik, kültür, sanat ve bilim alanlarında, yine gündelik yaşamda yapılan eleştirilerin bu tanımlamalarla yakından uzaktan ilgisi olmadığını üzülerek gözlüyoruz. Belden aşağı vurulan bu belirsizliği boğma, yok etme, tüketme, küçük düşürme, etkisizleştirme vb. olarak daha tanımlamak daha doğru olabilir. Bir iktisatçı biyoloji ve evrim konularında, bir mühendis sosyal konularda, bir ilahiyatçı yer hareketleri konularında, bir sanatçı politik konularda sadece ahkâm kesmemekle kalmamakta, bu tür çalışmaları, çalışanları bile eleştirmektedir. Hem de hiçbir sakınca görmeksizin, hem de kimlerin bu eleştirilerden nasıl etkileneceğini bilmeden, hesap etmeden. Sanki hiç yararlı eleştiri yokmuşçasına, sanki yok etme, hiçe sayma temel alınıyormuşçasına. İnsanlar çok farklı şekillerde güdülenmekte, yönlendirilmektedir.

Aslında bu türden eleştirilerin birikimsizlik, emeksizlik, kültürsüzlükten kaynaklandığı kolaylıkla görülür. Çünkü eleştiri geniş bir kültürü ve bilgiyi gerektirir. Kant eleştiriyi “akılsal bilginin, gücünün ve sınırların bilimi” olarak tanımlamaktadır.







Etiketler:


Guldane Dal  | Güldane Dal
23 Kasım 2007 Cuma 20:18:31


Bence , elestirmekten cok insanlar ne dusunuyorlarsa acik acik kendilerine ait dusuncelerini özgurce ifade etseler daha iyi degil midir ? Bu karsilikli yapiliyor olsa bence kisiler de neyin daha iyi oldugunu kendiliginden ortaya cikatmis olurlar ve bir araya gelineceksede kendiliginden gelirler zaten diye dusunuyorum , böylece kirici olmayi ortadan kaldirmis oluruz diye dusunuyorum ben , yok sen az biliyorsun ben daha cok biliyorum mentaliteside ortadan kalkmis olur cunku herkes bildigi kadar konusur , kalin saglicakla .......


    [ Cevap yaz ]    

16 Ekim 2007 Salı 00:49:28


Sevgili Pastoral Efemer,
Makaleniz harikulade.
Hint Felsefe'sinin güzelliğine de pay biçtiğim Ranga Guru ve Raciçi'nin diyaloğunu paylaşmanız, ders verici nitelikte...
Bilgeliğinize hayranım efendim. Sizden öğrenilmesi gereken, çok dersler var.
Arjuna ve Krişna'dan da bahsedeceğinizi umut ediyorum, nedense.
Eleştiri üzerine yazılacak birşey bırakmamışsınız, efendim. Tabiri caizse dört dörtlük bir yazı olmuş.
Tebrik ve teşekkürümü kabul buyurunuz.
Sevgi ve saygılarımla...



    [ Cevap yaz ]    




ELEŞTİRİ başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.



Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
15.10.2007 18:51:53
Toplam 2 yorum yapıldı
5210 çoğul gösterim
3829 tekil gösterim