Sevilmek umuduyla sevmek insanidir. Fakat sevmek için sevmek, meleklere mahsustur. ALPHONSE DE LAMARTİN
E-mail: Şifre: Üye ol | Şifremi Unuttum
Şiir ve Edebiyat Platformu
Anasayfa Şiirler Yazılar Forum Etkinlikler Nedir? Kitap Kitap  Tv TiVi  Müzik Blog Atölyeler Atölye  Bicümle Arama İletişim
Tek Bir Güne Sığmayan Tüm Öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü Kutlu Olsun...

Öğretmen- Öğrenci Fıkraları


FIKRALAR (Bu oyun muhtelif okul fıkralarının derlenmesinden ibarettir)

Öğretmen sınıfa girer. Öğrenciler ayağa kalkarlar.
Öğretmen: Günaydın çocuklar.
Öğrenciler: ( Hep bir ağızdan) Sağ ol.
Öğretmen yoklama alıyormuş gibi yapar. Ön sırada iki öğrencinin olmadıklarını fark eder. Öğrencilere arkadaşlarının nerede olduklarını sorar. Öğrenciler bilmediklerini söylerler. Bu sırada iki öğrenci paldır küldür sınıfa dalar. Öğrencilerden birisi ağlamaktadır.
Öğretmen: Ne oldu oğlum. Neden ağlıyorsun?
Erhan: Yaşar beni dövdü öğretmenim.
Öğretmen: Yaşar arkadaşını neden dövdün oğlum.
Yaşar: Bana bir yıl önce su aygırı dedi öğretmenim.
Öğretmen: Oğlum bir yıl önceki söz için hiç kavga edilir mi?
Yaşar: Fakat öğretmenim ben su aygırının ne anlama geldiğini yeni öğrendim öğretmenim.
Öğrenciler yerlerine geçerler.
Öğretmen: Size verdiğim ödevi hatırladınız mı, neydi bakayım?
Öğrenciler hep bir ağızdan evet derler. Ödevin ne olduğunu söylemek için parmak kaldırırlar.
Dilay: Matematikten denklemlerle ilgili problemler vermiştiniz öğretmenim.
Öğretmen: Herkes ödevini yaptı mı? Açın bakalım defterlerinizi.
Öğretmen tam ödevleri kontrol edecekken Emine parmak kaldırır.
Emine: Öğretmenim size bir şey sorabilir miyim?
Öğretmen: Evet Emine sor bakalım.
Emine: Öğretmenim insan yapmadığı bir şeyden ötürü ceza alır mı hiç?
Öğretmen: Hiç olur mu öyle şey? Elbette ki cezalandırılmaz.
Emine: Tamam o zaman der gülerek ve halinden memnun bir şekilde yerine oturur.
Öğretmen bu arada ödevleri kontrole başlar. Sıra Emine’ye gelince Emine ödevini yapmadığını söyler.
Öğretmen: Neden yapmadın sen ödevini bakayım seni tembel teneke diyerek Emine’yi azarlar. Ve ona sıfır verir.
Emine: Ama öğretmenim hani insan yapmadığı bir şey için cezalandırılmazdı.
Öğretmen: Kızım bu sıfır sana ceza değil ki ödül sayılır. Yanındakiler ( songül) gülerek oh olsun işareti yaparlar. Emine bozulur.
Öğretmen: Söyle bakalım Songül. Hindistan mı daha uzaktır? Yoksa ay mı?
Songül: Hindistan öğretmenim.
Öğretmen: Ne? Anlayamadım Hindistan mı dedin sen?
Songül: Evet öğretmenim Hindistan dedim. Çünkü bazı geceler Ay’ı görebiliyoruz. Oysa Hindistan’ı hiç gördüğümüz yok.
Eren: Ne kadar saçma.
Songül: Tıpkı senin gibi
Öğretmen: Valla sana Hindistan mı daha yakın yoksa ay mı bilemem fakat bana öyle geliyor ki sıfır sana yüze göre oldukça daha yakın.
Öğretmen yeniden aralarda dolaşmaya başlar. Bu arada öğrencilerden birini burnundaki bandı fark eder.
Öğretmen: Ne oldu kızım burnuna?
Şeyma: Öğretmenim dün okulumuza bir hokkabaz gelmişti.
Öğretmen: Eeee ne olmuş hokkabaz geldiyse?
Şeyma: Şey, öğretmenim hokkabaz burnumdan tam üç tane demir birlik çıkardı.
Öğretmen: Kızım hokkabazın yaptığı bir göz aldatmasından ibaret. Burnunu kanatmaz ki.
Şeyma: Öğretmenim zaten burnumu hokkabaz kanatmadı. O gittikten sonra arkadaşlarım başka para kalıp kalmadığını kontrol ederlerken kanattılar.
Öğretmen: (Şaşkın bir şekilde) Hay Allah! Neyse canım geçmiş olsun.
Öğretmen: Söyleyin bakalım sizce cesaret nedir?
Songül: Her hangi bir sorunun cevabını bilmediğin halde parmak kaldırmaktır öğretmenim. Örneğin ben şim di çok cesur oluyorum. Sizin sorunuzun cevabını bilmediğim halde parmak kaldırdım.
Öğretmen: Aferin kızım cesaretinden ötürü seni kutlarım. Al sana bir sıfır. Otur yerine.
Bütün sınıf güler. Emine oh canıma değsin yapar.
Dilay: Öğretmenim matematik sınavımızın sonuçlarını okudunuz mu?
Öğretmen: Evet okudum. Fakat ne yazık ki sonuçlar çok kötüydü. Galiba tekrar etmem gerekecek. Çocuklar sevinirler.
Öğretmen: Selendar kızım senin kağıdın herkesten kötüydü. Sen hiç matematik çalışmıyor musun?
Selendar: Çalışıyorum öğretmenim. Fakat başaramıyorum.
Öğretmen: Neden başaramıyorsun ki? Matematik aslında çok basit. Örneğin sen bakkalsın, ben de müşteriyim. Tamam mı?
Selendar: Tamam öğretmenim.
Öğretmen: Ben senden kilosu 2,5 milyondan 5 kilo toz şeker, 1,5 milyondan 3 kilo un, 2 milyondan 4 kilo pirinç aldım. Söyle bakalım şimdi sana ne kadar ödemem gerekecek?
Selendar biraz parmak hesabı yapar. Arkadaşlarından kağıt kalem ister. Hesaplamaya uğraşır. İşin içinden çıkamayınca
Selendar: Aman öğretmenim ne önemi var borcunuz olsun sonra verirsiniz.
Bu arada kapı çalar içeri okul müdürü girer.
Müdür: Yelda Hanım. Dersinizi böldüğüm için özür dilerim. O sizin bahsettiğiniz problemli öğrenciler bu sınıfta mıydı?
Öğretmen: Evet hocam. Bu sınıftan. Ben bu öğrenciye ( Erhan’ı gösterir) Çin seddini kim yaptı, diye sordum. O da ben yapmadım öğretmenim dedi.
Erhan: Ama öğretmenim gerçekten de ben yapmadım.
Eren: Evet öğretmenim bende şahidim Erhan yapmadı öğretmenim.
Öğretmen: Görüyor musunuz ne dediklerini?
Müdür: Görüyorum öğretmen hanım, görüyorum bunlar böyledir işte. Yaparlar yaparlar yapmadık derler. Bütün sınıf güler. Öğretmen şaşırmış gibi yapar. Müdür çıkıp gider.
Öğretmen: Susun bakalım, sizi haylazlar sizi. Dersi kaynatmakta üzerinize yok. Dilay, dört ayaklı hayvanlara örnek ver bakalım.
Dilay: (Düşünerek) At, köpek, kedi, iki tavuk
Öğretmen: Ne? İki tavuk mu dedin sen?
Dilay: Evet öğretmenim iki tavuk.
Öğretmen: Saçmalama Dilay Tavuk olmaz.
Dilay: Fkat öğretmenim iki tavuğun dört ayağı yok mu?
Tam bu sırada Serhat ısrarla parmak kaldırır.
Öğretmen: Ne oldu Serhat? Yine ne var?
Serhat: Öğretmenim, ben testlerde başarılı olmanın sırrını çözdüm.
Öğretmen: Neymiş bakalım bu sır? Söyle biz de bilelim.
Serhat: Öğretmenim, ben testlerde zar atıyorum. Eğer 1 gelirse A’yı işaretliyorum. 2 gelirse B’yi, 3 gelirse C’yi, 4 gelirse D’yi, 5 gelirse de E’yi işaretliyorum.
Öğretmen: Peki, 6 gelirse ne yapıyorsun bakalım?
Serhat: O zaman boş bırakıyorum öğretmenim.
Öğretmen: Senin testlerden neden zayıf aldığın anlaşıldı şimdi. Otur yerine şaşkın oğlum benim.
Öğretmen: Hani sizden hafta sonu her hangi bir kişiye iyilik yapmanızı istemiştim. Kimler bu ödevi yerine getirdi?
Herkes parmak kaldırır.
İlhami: Öğretmenim ben cumartesi günü yaşlı bir kadını caddede karşıdan karşıya geçirdim.
Öğretmen: Aferin sana oğlum. Başka?
Eren: Öğretmenim ben de arkadaşıma teyzeyi karşıdan karşıya geçirirken yardımcı oldum.
Öğretmen: Sana da aferin. Başka?
Serhat: Şey öğretmenim ben de yaşlı kadını karşıdan karşıya geçiren arkadaşlarıma yardım ettim.
Öğretmen: Bir kadını karşıdan karşıya geçirmek o kadar zor mu ki? Üç kişi birden uğraştınız.
Eren: Üç kişi zorlandık öğretmenim. Kadın karşıdan karşıya geçmek istemiyordu da...
Sahne kararır. Oyun biter.







Etiketler:


n.kaygısız  | NURŞEN KAYGISIZ
08 Kasım 2010 Pazartesi 23:40:00


güzeldi...tebrikler canım.devamını bekliyoruz..


    [ Cevap yaz ]    

hatice eğilmez kaya  | Hatice Eğilmez Kaya
08 Kasım 2010 Pazartesi 19:44:14


rica ederim arkadaşım
yorum için de ben teşekkür ederim
selamlar...


    [ Cevap yaz ]    

08 Kasım 2010 Pazartesi 18:45:28


Çok güzeldi hiç bitsin istemedim. Okul anıları ne kadar hoştur. Hele bu fıkralar bayıldım resmen. Teşekkürler paylaşımınız için. Saygılarımla..


    [ Cevap yaz ]    




Öğretmen- Öğrenci Fıkraları başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.



Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
08.11.2010 18:40:37
Toplam 3 yorum yapıldı
2671 çoğul gösterim
2414 tekil gösterim