İşler iş olarak şerefli veya şerefsiz diye ayrılmazlar, yapılışlarındaki maksada göre şerefli veya şerefsiz sayılırlar. ARiSTOTELES
E-mail: Şifre: Üye ol | Şifremi Unuttum
Şiir ve Edebiyat Platformu
Anasayfa Şiirler Yazılar Forum Etkinlikler Nedir? Kitap Kitap  Tv TiVi  Müzik Blog Atölyeler Atölye  Bicümle Arama İletişim

MÜRŞİD-İ KAMİL OLARAK TABİR EDİLEN KİMSELER GÜNÜMÜZDE VAR MIDIR? NASIL ULAŞIRIZ?

MÜRŞİD-İ KAMİL OLARAK TABİR EDİLEN KİMSELER GÜNÜMÜZDE DE VAR MIDIR? VARSA NASIL ULAŞIRIZ?


Bu akşam mürşid-i kamil konusunda görüşlerini paylaşan bir arkadaşım ve onun görüşlerine mürşitliği aşağılayan sözlerle yorum yapan bir hanım kişi bu yazıyı yazmama sebep oldu..Belki iyi de oldu..Din adına elbetteki yeterince bilgiliyim diyemem..Eksikliklerimiz öyle çok ki Allah affetsin..Ama en azından iyi bilmediğim bir konuyu araştırmadan sadece kulaktan dolma bilgilerle hele de haddimi aşan tarzda yorumlamaya çalışarak gülünç duruma düşmem..


Şimdi mürşitlik ve mürşid-i kamil konusunda topladığım ve bildiğim görüşleri düşünceleri sizlerle paylaşayım..
Ahir zamanda peygamberimiz SAV der ki "ümmetim 73 fırkaya ayrılacaktır.içlerinden yalnızca biri kurtulacak"


Allah doğrularla haşreylesin bizleri..Tarikat her dönem vardı var da halen..bazıları dine ulaştırırken bazıları sırf dine zarar versin diye birer komplo teorisi ile kurulmuştur..son olarak hafızlarımızda daha tazedir Müslüm Gündüz olayı..
müslüm gündüz pazarda limon satan bir manav bilmem kaçıncı imam nikahlısı diye lanse edilen kadında tele kız çıktı..Tarikat adıyla sömürü yapan tamamen dini insanların gözünde basite indirgemek ya da inancı küçümsemek adına kurulmuş bir komplo teorisinin parçasıydı bunlar.O yüzden akla karayı aynı kefede yargılamamak gerekir.



Bismillahirrahmanirrahim diyerek dilim döndüğünce anlatmaya çalışayım
Yunus Emre der ki:"

Gel ey kardeş Hakkı bulayım dersen
Bir kamil mürşide varmayınca olmaz
Varıpta sözünü tutmayınca olmaz
Resulün cemalin göreyim dersen
Bir kamil mürşide varmayınca olmaz
Varıpta sözünü tutmayınca olmaz
Niceler gittiler mürşid arayı
Arayanlar buldu derde devayı
Kırk yıl okusalar aktan karayı
Bir kamil mürşide varmayınca olmaz
Varıpta sözünü tutmayınca olmaz



Her yüzyılda bir peygamber varisi gelir dünyaya onu bulabilmek nasibimizse o kapıyı çalarız.yoksa yanlış adreslerde elimizde olanı da kaybederiz..o yüzden tarikat ehlini red yerine ben Rabbim doğru kapıya yöneltsin diye dua ederim..doğru kapıya giden de şeyhim veya pirim şunu şunu dedi yerine kanıtları ile gelir anlatacağını anlatır..Öğrenir sebebini nedenini niçinini..bilirsiniz Kuran-ı Kerim de bir ayette 9 mana vardır biz ancak görüneni anlarız..görünmeyeni anlatmak ise kamil mürşidin anlatımıyla anlaşılır...
Gelelim en büyük rehberimiz Kelamullaha; Kuran-ı Kerim pek çok ayette mürşid-i kamillerin varlığına işaret etmiştir..
işte onlardan birkaçı:



"Onlar öyle kimselerdir ki, görüldükleri zaman Allah’ı hatırlatırlar" (İbn Mace, 4119; İbn Ebi’d-Dünya, K Evliya, 48)
Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve sadiklarla beraber olun. (Tövbe/119)
"İyi bilin ki, Allah’ın veli kulları için hiçbir korku yoktur Onlar üzülmeyeceklerdir Onlar, iman edip takvaya ermiş olanlardır Dünya hayatında da, ahirette de onlar için müjdeler vardır Allah’ın sözlerinde asla değişme yoktur Bu en büyük mutluluğun ta kendisidir" (Yunus; 62-64)
“Her biriniz için bir şeriat ve münevver bir yol tayin ettik" der yine Kuran_ı kerim de bir ayette..



Biraz da tüm dünyaca ve İslam fıkıhı içerisinde kabul görmüş Allahın veli kullarına dönelim..Onların varlıklarını yaşananlar içerisinde bir kez daha hatırlayalım


Imam-i Azam Ebu Hanife Hazretleri, , Cafer-i Sadik Hz.lerine intisap etmis ve su sözleri söylemistir: "Ömrümün son iki senesinde, Cafer-i Sadik Hazretlerine intisap etmeseydim, hüsrandaydim." buyurmustur.



Bir Fatih Sultan Mehmet’in Akşemsettin hazretleri nin terbiyesinde pişmesinden tutunda Osman Beyin Şeyh Edebali hazretlerine tabii olmasına kadar her dönem Padişahlarında terbiyecisi ve yön vereni şeyhleri vardı..
Mevlana(ks)...AbdulKadir Geylani(ks)...İmam-ı Rabbani(ks)... Muhyiddin Arabi(ks)...vsTarihte gelmiş geçmiş ıslah edici devirlerinin Mürşid-i Kamillerindendi
Mevlana Hz.Şemsi Tebrizi için

"Ey Tebrizli hak Şemsi!
Yüzünü göstermeseydin sen
Çaresiz yoksul kalırdı kulun
Ne gönlü olurdu ne dini " demiştir


Yunus Emre ise;

Tapduk’un tapusunda kul olduk kapısında,
Yunus miskin çiğ idi, piştik elhamdülillah.
Hacılar, müftüler, cümle geldiler
Kitaların bir yerlere koydular
Sen bu ilmi kimden aldın dediler. demiştir..

Ayrıca kendisi de bir veli olan Yavuz Sultan Selim;
"Padişahı alem olmak bir kuru kavga imiş.Bir veliye bende olmak cümleden ala imiş."demiştir..

Halk aşıklarımızdan Erzurumlu Emrah’ta:

Ara bul pirleri intisab eyle
Seni de vasıl–ı Mevla ederler. der bizlere



Bir ömür durup dinlenmeden aradığı, anlattığı ve en nihayet bulduğu merhum Necip Fazıl’ı dirilten, ruhuna temel çivisi çakan velisine hitaben yazdığı mısralar ise;

"Bana yakan gözlerle bir kerecik baktınız,
Ruhuma büyük temel çivisini çaktınız. "
"Allah dostunu gördüm altı yıl evvel;
Bir akşamdı ki zaman donacak kadar güzel
Onlar gül gibidir,
felekler dahi onlarda yüzer. "

diyerek Hak dostu ile yarenliğini bize anlatır...İşte bu hak dostlarının farziyeti, mevcudiyeti ayetlerle–hadislerle gün gibi ortada ve aşikardır..
Peki onları nasıl bulacağız;
Önce haketmek ve aramak gerekir eğer ki hak edebiliyorsak mevlam bir şekilde o kapıya bizi ulaştıracaktır
Bu kamiller, İslam’ı zahir ve batın bütün cepheleriyle tatbik eden Allah Resulü’nun zamanımızdaki varisleridir. Nübüvvet nurunun aynalarıdırlar..



Günümüzün kelimenin tam anlamıyla garip ve musdarip insanları olan bizler, bu kamillere ne kadar da muhtacız şu an...Bu herşeyden evvel bir nasip işidir.. Ama samimi bir niyetle arayanların da tam zamanında karşılarında çıkacağınıa inandığım Allahın bir ödülü olacaktır..Bu arayış sırasında yanılgıya düşmemek için karşımızdaki kişinin hayatına iyi bakmak lazımdır.



Bugün bir kimsenin şeyhlikteki iddiâsının geçerli olabilmesi için haramlara bulaşma, farzları terk gibi bir zaaf göstermemesi gerekir. Şeyhlik kurumu insanın ruh dünyasına ve gönül âlemine hitab ettiği için etkili ve yararlı olduğu kadar, son derece istismara açık bir kurumdur. Ancak bu işin istismarcıları çabuk farkedilir. Şer’i konulardaki zaaflar, menfaat ilişkileri ile kadınlarla ilişkilerde şer’i kuralları zorlayan
mahremsiz teketek görüşmeler ve ihtilât sayılacak birliktelikler bu konuda önemli ipuçlarıdır..



Doğru mürşidin de belirtileri vardır;
Mürşid olan kişi, yaptığı işten dünyalık bekleyen bir konumda değildir, aksine vâridâtını halka ve hakka hizmette kullanır. Bu konuda çevresindekilere örnek olabilecek bir konumda bulunur.. Yüzü nûrânî, sözü rabbânî ve insanın içine bir ışık gibi ağan yüzü görenlerde uhrevîlik ve rabbânîlik duygusu meydana getirerek Allah’ı ve âhıreti hatırlatmalıdır. Bu özelliklere sahip insanın gönlünün ısındığı kişi, mürşid olarak teslim olabileceği kişidir.

Dİlerim Allah hepimizi o Kamil insana ulaştırır ve O çeşmeden su içmeyi nasip eder

Perihan TUNÇOK KILIÇ
ESMİZE







Etiketler:

 « Önceki 10 eleştiri   1   2   3   4   Sonraki 10 eleştiri » 

19 Eylül 2011 Pazartesi 18:41:23


Güzel ve zor bir konu seçmişsiniz elinizden geldiğince anlatmaya çalışmışsınız fakat bazı eksiklikler olduğunu tespit ettim mesela, bu yolun başında kimler var sonunda kimler var Peygamber Efendimizin bu konudaki hadisi şerifleri varmıdır,böyle birisini bulmadan islam yaşanmazmı, peki bu şahsı bulamayan insanlar ne yapmalı bu sorularada cevap bulabilirsek memnun olurum selamlar.


    [ Cevap yaz ]    

ebeda  | ebeda toprak
22 Mart 2011 Salı 09:33:21


Cihan Şems-i Tebrizi güneşi ile dolu,isteklisi nerde? ' diye soranların gönül gözü aydın olsun

inşaAllah...


    [ Cevap yaz ]    

Mustafa Yaralı  | MUSTAFA YARALI
21 Ekim 2010 Perşembe 12:58:28


Değerli yazar kaedeşimi, onu olumlu ve olumsuz eleştirenleri kendimce haklı buluyorum. Herkes düşünür en doğru bildiğini söyler. Kimin neyi yoksa feryadı ondandır. Firavun başına gelecekleri bildiği halde, tanıyamadığı ;can düşmanı Musa'yı kendi sarayında beslemiştir.
Üstünde yaşadığımız dünya; eğribüğrü, inişli çıkışlı, fakat bu eğrillik doğruluğun ta kendisidir. Yine dünyamız ekvatora göre kendi ekseni etrafındaki dönüş hızı saatte 1681 km denilmekte, Güneşin etrafında ki dönüş hızı ise saatte 108 km. Bu misalleri RNA, DNA, GENLER, KROMOZOMLAR, HÜCRE Yapısı ve tirilyonlarca şuurlu hücrelerden meydana gelen insan yapısı. ATOM ALTI DALGACIKLAR, STRİNGLER, KUARKLAR, ELEKTRONLAR, NÖTRONLAR, PROTONLAR, ATOMLAR ve tirilyonlarca madden meydana gelen maddeler.Bunların yanına sonsuz sayıda sözler eklene bilir.
Biz perihan kardeşimizin ana konusuna farklı bir açıdan bakarak, görünürde konuyla alakası yok gibi görünsede, bence konunu özü; Bakıyormuyuz? Görüyormuyuz? Onun hakikatini gerektiği gibi anlıyor, anladığımız gibi yaşıyormuyuz?
Şair diyor ki; Gülün adı gül olmasa, bu kadar güzel kokmayacakmıydı?. Bize yukarıda kısaca anlatmaya çalıştığım müsbet ilmi biz bili adamlarından öğrenmiyormuyuz? adı prof olmuş, bilim adamı olmuş veya mürşit olmuş ne çıkar?
İnsan bu dünya için değil, bu dünya insan için var. O halde İnsanı Et, kemik,ka ve ilikten ibaret bir varlık saymakla yetinmek doğru bir anlayışmı? O halde beni bana öğretenin kölesi olurum, adına da mürşit derim. Bana beni öğretmeyi bir yana bırakalım. Kendi bilmiyorsa, bilmediğinide bilmiyorsa oda mürşidimdir, hiç olmazsa onun şiğliğinde kendi olgunluğumu görme fırsatı olur.
Perihan hocanın saf tertemiz, iyi niyele aldığı bu konunun üstünde en çok aydınların durması gerekir.Körü körüne
karşı çıkmak veya kabullenmek arifin işi değildir.
Öncelikle site yöneticilerini ve sonra Perihan hocamı selamlıyor, sevgi saygı ve kalbi muhabbetlerimi yolluyorum.





    [ Cevap yaz ]    

barisipek  | barış  ipek
20 Ekim 2010 Çarşamba 00:28:24


başta yazınızı ve sonrasında yorumları ve yorumlara verdiğiniz cevapları dikkatle okudum...yazınızı okumayı bitirdiğim anda eyvah dedim..şimdi acımasızca eleştiriler ve yorumlarla linç edilecektir. hani birim ülkemizde herkes bu konularda alim kesilir fetva verir ya o açıdan biraz korktum. ancak yorumları okuduktan sonra yersiz yere endişelendiğimi anladım. bir arkadaşımızın dışında can sıkıcı bir durum yok...yanlış anlaşılmasın eleştiri ve tartışmaya her zaman hazırım ama aşağılamaya ve basitleşmeye sonuna kadar karşıyım. bu ülkede çokça tartışılan tasavvuf konusunda helede en mühim yerinden bir konu açmak cesaret ister...meramınızı çok güzel anlatmış ve çok güzel katılımlar elde etmişsiniz...ahkam kesecek değilim...herkes dilediğine inanır ya da inanmaz...günümüzde adı ne olursa olsun bir inancı yaşamak oldukça zor...büyük bir İRADE gerektiriyor...insanoğlu bu düşer, kalkar...insanları sınıflandırmak, ocu, bucu ve şucu diye bölmek helede konu dinse berbat bir durum...tasavvuf insanlara hoşgörünün açık tarifini verir aslında...yazınızda verdiğiniz bir çok ismin hayatı buna birer örnektir...örnek olmalarını sağlayan ise İRADEleri, sabırları ve sınırsız denecek seviyede ki hoş görüleridir...tıpkı Peygamber efendimiz gibi...bir gün bir abimizden duymuştum, "eğer evliya veli arıyorsan bak sağına soluna, 5 vakit namazını kılan, eline beline diline hakim olan emredileni emredene inancı ve korkusunun yanına aşkını katarak yaşayan isterse 20 yaşında olsun bir genç varsa işte evliya odur" elbette burada anlatılmak istenen anlaşılıyordur...zor bir dönemdeyiz...insanlar çeşitli sebepler uğruna inanılmaz kisvelere bürünebiliyor...menfaati uğruna türlü yalanlara ve caniliklere başvurabiliyor...biz ise çoğu zaman utanıyoruz inancımızı konuşmaya çeşitli etkenlerden dolayı...bu başlık altında bilgi değil samimi duygularımı paylaşmak istedim...yorumları ile katkı sağlayan herkese ve size teşekkür ediyorum...saygılar....


    [ Cevap yaz ]    

mehmet talip bilgil  | mehmet talip bilgil
19 Ekim 2010 Salı 23:39:46


Dİlerim Allah hepimizi o Kamil insana ulaştırır ve O çeşmeden su içmeyi nasip eder

KATILIYORUM DUALARINIZA EFENDİM


    [ Cevap yaz ]    

19 Ekim 2010 Salı 23:14:06


Bize; "bana, sadece bana şükr ve secde edin" diyor Birtengri (Peygambere bile şükür ve secde yok, eden küfürdedir diye biliyorum)...

Yoksa (secde ediyorum sanarak) kafanızı kuma gömüp, devekuşuculuk oyunları oynamayın, sonra da tutup bunu " mürşid-i kamil" likle filan alalamayın diyor bence...

Şu ülkeye, insanlarına, avamına, asiline iyice bir bakıp, sonra secdesini edenlere, tıpkı kafasını kuma gömen devekuşu misali, kendi gibi kul olan şeyh, şıh, hocaefendiler filan gibi, - kerameti kendinden gücü emperyal merkezllerden mamül- kullara kul olmuş(lara)a mı benziyoruz; yoksa gerçekten haksızlığa, sömürüye, zulma direnip Birtengriye secde eden, ona kul olmuşlara mı benziyoruz?

Mürşid-i kamil öylemi ! ?

Güldürmeyin insanı lütfen...


Göktürkmen tarafından 10/19/2010 11:32:05 PM zamanında düzenlenmiştir.


    [ Cevap yaz ]    

Necat USLU  | Necat USLU
19 Ekim 2010 Salı 22:59:43


Değerli ablam bu güzel yazıyı okuttuğun için teşekkürler.
Derim ki Mürşid_i Kamiller olmasaydı eğer dünya çoktan yıkılmıştı.
Yüreğine kalemine sağlık.
Tebrik ve saygılarımla.


    [ Cevap yaz ]    

19 Ekim 2010 Salı 22:40:57


kendi fikrimce bu konu derinlemesine ele alınacak ve pek çok yönüyle ortaya konulması gereken bir konu...şeyh, mürşit, tarikat kelimelerinin kökleri,farklı anlam kapıları ve bunların varlığının meşruiyetleriyle ilgili bahsi geçen ayet ve hadisler ...
hiçbir hadis kitabında tasavvufla ilgili hadisler mütevatir değildir mesela...üçüncü dördüncü dereceden hadislerden deliller getirilir bu konularla ilgili...
ayrıca şeyh ve mürşitlerin yada bu yoldaki kişilerin rüyalarının,kerametlerinin, yorumlarının sadece kişinin kendisini bağladığını da unutmamak gerekir...bir şeyleri yok sayıyor yada inkara çalışıyor değilim ama çok çetrefilli bir konu olduğunu da söylemeden geçmeyeyim istedim...
mesela yzının girişinde kullandığınız "ümmetim 72 fırkaya ayrılacak ve içlerinden yalnız biri kurtulacak hadisi..." iyi bir gözlemci ve bu konularda kafa yormuş ilim sahibi olmuş birisi bu hadis denilen cümlenin görüntüsünün aksine müslümanların içine nasıl bir fitne ekdiğini farkedecektir...bir çok cemeat tarikat tasavvuf yolu bu gün -kusurları olsa da - kurtuluş yolunun üzerinden beri değildir ama bu cümle içlerinden sadece birinin kurtulacağı hükmünü verince ister istemez kişi kendi grubu dışındakileri yoldan çıkmışlar olarak görmek zorunluluğunu mantıki olarak hissedecektir...

yinede farklı ve bilgiler içeren yazınız için kutlarım...

saygılar


    [ Cevap yaz ]    

Ben sana yandım  | Kelâmi  AKDEMİR
19 Ekim 2010 Salı 21:18:15


hocam yazınızdan fwyz aldım.Anlaşılması gereken konuyu açtığınız için teşekkür ederim.selam ve saygılarımla.Ayrıca yorumcu dostlarda çok güzel yorumlar yapmışlar onlarada teşekkür ediyorum.


    [ Cevap yaz ]    

Faruk Civelek  | Faruk CİVELEK
19 Ekim 2010 Salı 19:13:49


Ben ''amin''diyerek başlayacam Perihan Hanım..

''Mürşid varmı, bilinmez olmuş bu dünyada...o yüzden Lahutiyle birbirimizin mürşidi ve müridi oluruz inşallah''

Muazzam eğitici bir yazı idi..Teşekkürler..


    [ Cevap yaz ]    


 « Önceki 10 eleştiri   1   2   3   4   Sonraki 10 eleştiri » 




MÜRŞİD-İ KAMİL OLARAK TABİR EDİLEN KİMSELER GÜNÜMÜZDE VAR MIDIR? NASIL ULAŞIRIZ? başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.




Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 19.10.2010 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
18.10.2010 09:40:30
Toplam 33 yorum yapıldı
10804 çoğul gösterim
9574 tekil gösterim