Aşk dediğimiz şey, arzulanan bir varlıkta bulacağımız tada susamaktan başka bir şey değildir. MONTAİGNE
E-mail: Şifre: Üye ol | Şifremi Unuttum
Şiir ve Edebiyat Platformu
Anasayfa Şiirler Yazılar Forum Etkinlikler Nedir? Kitap Kitap  Tv TiVi  Müzik Blog Atölyeler Atölye  Bicümle Arama İletişim

Türk Şiirinde İmge Sorunu



Son zamanlarda Modern Türk Şiirinin düşmüş olduğu kötü durumlardan bir tanesi de imge avcılığına çıkan uçarı akılların yazmış oldukları anlamsız benzetmeler, gereksiz betimlemeler ve anlaşılmaz söz öbeklerinden teşekkül eden mısra yığınlarıdır. Türk Şiirinde İmge mevzuunda eskilerin “Hayal, Tasavvur” dediği imgenin, Türk şiiri kadar eski olduğunu söylemiştik... “Türk Şiirinde İmge” isimli makalemizde örnekler vererek izah etmiştik.

Kökeni Andre Breton öncülüğündeki, şiirden anlamı ve anlamayı dışlayan, şiirin yegâne kaynağı olarak bilinçaltını, rüyaları ve sayıklamaları gören, yöntem olarak da otomatik yazıyı savunan “Sürrealizm”deki fikirlerle beslenen, Sembolizmin gölgesinde, ayrıca eklektik olarak içinde Dadaizm ve Letrizm vs’yi barındıran eser sahibi kimseler bütün bunları farklı olmak, kendisini farklı kılmak ve özgün bir ifade yakalamak endişesi adına yapar.

İşte size aşağıda örneğini sunacağım bir eser:

Anlayan beri gelsin:

Taya Mektup

ağrır, ağarırsa gülden sis
taylar mı rahvan, orman dalar
harfler, de ki hafriyat, hafriyat
sonra siz, kazma ila kalem
birleşiirsiniz
taşır, soluğunda hem ham, hem olmuş bağ
toy mu denir, ormanlara rahvan giren tay
sızar, nal izleri: pegassos
sonra siz, unutmuş vefa çanları
diliniz şeffaf, şeffaf mı dersiniz
bir yerlerde bel ki
orman ile tay, kesişiirsiniz
karada taylar, hala, atlara teyelli
sonra siz, sahih orman mütercimleri:
nesne ile akis
itişiirsiniz


Mehmet Öztek

Varlık 2005

Bu tür şiirlerde anlamdan kopma, gayesiz kelimeler, farklı ve anlaşılmayan söz öbekleri görülür. Şiirdeki mısralar azâde birer mısra özelliği gösterir. O zaman şöyle diyebiliriz: Anlamlı olan imge ve anlamsız olan saçma söz öbekleri vardır. İlhan Berk’in Yazko Edebiyat’ın 33’üncü sayısındaki söyleşisinden bir alıntı yapalım. İlhan Berk, Şiir’de anlam’a ilişkin şunları söylemektedir: “ Anlama gelince. Doğrusu asıl savaşım onun üzerinde toplanmıştır benim. Nedendir bilmiyorum, ben anlamı şiire pek yatkın bulmam. Kimi kitaplarımda onu düşman bile bilmişimdir. Anlam, sanki benim üvey evladımdır. Ama şunu da söyleyeyim; sonuçta şiir şiir ise, anlamlıdır.” Çık işin içinden çıkabilirsen!.. Sözler çelişkili, kelimeler kifayetsiz... Kendisi ile çelişen insanların halet-i ruhiyelerinin yansımasıdır anlamsız söz öbekleri... Topluma yabancılaşmış, etrafındakileri hiçe sayan ruhları ile her zaman pohpohlanmayı, şımartılmayı, korkulmayı, sürekli ilgilenmeyi bekleyen narsist kişilikli kimselerin yer bulduğu mekândır bir yerde böylesi şiirler...

Yerli yersiz her mısraa yüklenilen anlam şiirler ile farklılığını kabullendirmeye kılmışlardır bir yerde kendilerini... Elbette kimsenin kullanmadığı kimsenin bulmadığı özgün bir ifadeyi bulmak ve kullanmak her şairin istediği bir şeydir. Fakat maksadını aşan kelimeyi zorlayan ve iğreti duran mısralarla bunu yakalamak mümkün değildir. Bu kimselerin şiirlerinin anlaşılmaması onlara özgün gibi gelse ve bazı kimseler onları taltif etse bile işin aslı duygularını tam ifade edemediklerinden neyi nasıl söyleyeceklerini bilemediklerinden ve imge adı altında saçma sapan cümleler kurmalarından kaynaklanmaktadır. Okuyucu o şiirde kendini bulamaz. Hatta şairin duygularının bile kokusunu hissetmez. Çünkü şâirin sürrealist etkisi ile anlaşılma gibi bir gayesi yoktur. Şiirinizi anlayamadım diyen kimselere de en güzel hediyeleri! Alaycı bir üslupla “Anlasanız şaşardım” kelimesidir. Yoksa o eserin ne derin bir felsefesi ve ne de özgün bir imgesi vardır. İğfal edilmiş kelimelerin doğurduğu veled-i zinadan başka bir şey değildir...

Türk şiirin nasıl piçleştirilmeye çalışıldığına dili belirsiz psikotik bir örnek daha verelim:

çı çı çıçıçı çı çı çıçıçı
yuvezü marnata ça
3.gezegenden biri her perfect body
la menita schizopphrenia
la la la la palavra
eller kendi boğazında sonunda
not: suzanne takes you down
to her place near the river
bilinmedik bir dilde adamo metni
vous permetter munsieur?
juste avant le maniage?
tombe la neige
tu ne viendras pas ce soir
la la la lah tumbe la neige
la la la lah touta est blane
du desespair
la la la lah kar yagğıyor
la la la lah her şey umutsuzluktan
bembeyaz
kar yağınca
bu gece gelmeyeceksin
inşallah! inşallah! inşallah!
bilinmedik bir dilde türkçe metin
enerji! bu cok fazla kullanılıyor artık.
şimdi şu anda benim sana borcum yok
lublu lublu lublu delica tezza
60 mi, 70 mi o zaman?
70, yalnız ben cebimden oderim,
iyi 70 o zaman bir şiir icin!
non sono dans la gardenia
no energia, no energia!
nena viju, nena viju nena viju!
durokov vidit nehaçun
aptalları görmeyi istemiyorum
60 mı 70 mi o zaman?
bilinmedik bir dilde heloise metni
yeah yeah ye yeah ye
my heloise i got to please her
toray classy çowelleaaah
la grande heloisaaaa
la la la la pietessa
onun sevgisi benim ama o yok.
not: i find it hard to realize
that love was in her eyes.
it’s dying now..

Lale Müldür

Hayvan Dergisi

Bu tür eserler arasındaki anlam bağını göremeyince bana tıpkı Kemal Sulan filmlerindeki esprileri anlatır oldular. “Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı.” Ama edebiyat adına kaygı duyan kimseler için işin ciddiyeti vahimdir.

İmge konusundaki bu aşırılık artık o derece sulandırılmıştır ki; şiir yazan bazı kimselerin amacı şiir yazmak değil, anlamsız söz öbeklerini bir araya getirmek olmuştur. Oysa tarihler boyunca kullanılan bu sanat eski şairlerimiz tarafından o kadar estetik bir şekilde kullanılmıştır ki, dünya edebiyatındaki haklı yerini almıştır.

En güzel örnekleri görmek için merak edenler “Türk Şiirinde İmge” isimli makalemize müracaat edebilirler...

Bu konuda Erturan Elmas şöyle der: Sürrealist çizgide ve serbest çağrışım metoduyla şiir yazdıklarını iddia edenler, “saçmalardan seçmeler” diye vasıflandırdığım bu şiirleri sanat şaheserleri patentiyle okuyucularımıza sunmuş olabilirler.” Kurmuş olduğumuz hayallerin yazmış olduğumuz mısralardaki yansımasının bir mantığı olmalıdır. Şair kurguladığı imgede gerçek hayatta yaşanmamış, yaşanması mümkün olmayan hayat sahneleri ve manzaralar dahi yaratsa o imgenin bir mantığı olmalıdır ve bir duyguyu çok iyi ifade edebilmelidir.

Yoksa ne alaka, kel alaka vari şiirler meydana çıkar:

Bahçelerde kereviz
Biz kereviz yemeyiz
Gel bize bazı bazı
Annemizi çok severiz
Yaşasın 23 Nisan
Ne mutlu türküm diyene
Hey heyyy!

Kuzular çiçek açmış
Ellerinde poğaça
Madem yüzme bilmiyon
Niye çıktın ağaca
Alakaya maydanoz
Bu ne biçim lacivert
Ben seni çok özledim
Yaşasın cumhuriyet






Etiketler:


sanavberi  | Erkan Bozkurt
07 Ekim 2010 Perşembe 09:27:22


üstad....işin teknik kısmını yine güzel açıklamışsınız...imge-simge-tasvir-teşbih işinde belirleyici yazanların manevi yapısı ve ruh hali olunca kalitede ona göre şekilleniyor......


    [ Cevap yaz ]    




Türk Şiirinde İmge Sorunu başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.



Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
04.09.2010 17:00:07
Toplam 1 yorum yapıldı
860 çoğul gösterim
827 tekil gösterim