Hiçbir söz yoktur ki, eskiden söylenmemiş olsun. Terence
E-mail: Şifre: Üye ol | Şifremi Unuttum
Şiir ve Edebiyat Platformu
Anasayfa Şiirler Yazılar Forum Etkinlikler Nedir? Kitap Kitap  Tv TiVi  Müzik Blog Atölyeler Atölye  Bicümle Arama İletişim

MÜSLÜMANCA YAŞAMAK

MÜSLÜMANCA YAŞAMAK

Müslümanca yaşamak sözü, bu dünyada yaşamak isteyen müslümanın ideali olmalıdır. Aslında bu sözcüğü ağzınıza almanız ve dostlarınız arasında konuşmaya kalkışmanız bile yanlış anlaşılabilir ve bu sözü kullanmak gericiliğin alameti olarak görülebilir.
Şu yaşadığımız günlerde insanların katedemedikleri mesafeyi, katetmeye çalışmak denizde yüzmek gibidir. Acaba denizde ne kadar yüzebilirsiniz? Varın gerisini siz hesap edin. Sizin kafanızda kurmaya çalıştığınız iyilik ve güzellik şehri, sizi yutan ve boğan sudan başka bir şey değildir. İslam’da şehit olmanın gayesi de zaten buradan geliyor. Sevdiği uğrunda yok olmak ve onda erimek…
İslam’da bilinen ve sünnetullaha uygun olan bir kural vardır. Buna İslam’dan uzak kimseler tabiat kanunu diyorlar ya işte o. Siz nasılsanız öyle yönetilirsiniz. Bu, çağlayan su gibi açık ve berraktır. Karanlıkların kuşattığı şehir karanlık olmaya mahkûmdur. İyiliklerin ve güzelliklerin kuşattığı şehir de, aydınlık olmaya mahkûmdur. İş dönüp dolanıp, tahammül meselesinde düğümlenir. Dünyada Müslümanların göstermiş olduğu sabır ve tahammül çizgisinin de bir sınır noktası vardır. İslam dışı güçler Müslümanları tahrik ederek, ellerinden geldikleri kadar, bu çizginin geçilmesi için gayret sarf ederler. Sarf ederler ki Müslümanların başına hemen çullansınlar. Müslümanların fikirlerinin, en acımasız bir şekilde kesilmesini isterler. Kanunsuz işler yaparlar, cinayetler işlerler. Suçu hemen birilerine atarak; onlara acı, işkence çektirmekten zevk alırlar. Onların mayalarında zulüm ve işkence vardır…
İnsanların fıtrat ve düşünce duygularına saygı duymak gerekir. Demokrasi sözcüğünü çok duyarsınız. Ancak demokrasi sözcüğünü dillendirenlerin de, en çok korktuğu sistem olarak çıkar karşılarına. Herkesin demokratik hakkını güzelce kullanmasından daha doğal ne vardır. Dünyada, kendilerinin istediği kadar demokrasiyi kullanmaya izin verirler. Bunun dışına çıkarmamak için, ellerinden gelen gayri meşru işleri yaparlar. Suçu işlerler, bunun suçlusu olarak da Müslümanları gösterirler. Bu güzel sözcükleri savunan kişileri, demokrasi ve özgürlüklerden uzaklaştırmak için yapamadıkları entrika, düzen bazlık yoktur.
Herkes iyi ve güzel düşüncelerin topluma yayılmasını ister. Bu duygu, yaratılışta bütün insanlara verilmiş doğal bir haktır. Hakka saygı göstermek, İslam’da en büyük haktır. Dinde zorlama yoktur. İnanmayanları zorla Müslüman yapamazsınız. Ancak İslam dini mensupları; onların dinlerine nasıl saygı gösteriyorlarsa, onlardan da bu saygıyı Müslümanlara ve İslam karşı beklemek en doğal haklarıdır. Dinlerin bağnazlık zinciri, sizi kuşatmışsa ve buna mahkûm olmuşsanız, yanlışlıklar yapmanız kaçınılmaz olacaktır. Mahkûm olmak, mahkûmsuzluğa açılan kapının anahtarını, elinize vermeyi sağlar.
Siz, nasılsanız öyle yönetilirsiniz. İnsanlara verilen cüzi iradenin tahakkuku sonucu çıkan tabloya katlanmak zorundasınız. Katlanmak dedim ya katlanmak kabul etmek anlamına gelmez. Hazmetmek anlamı düşünülebilir. Herkesin; siyasi görüşü, dini, dili, ırkı ve felsefi yapısı farklıdır. Sizin düşüncenize uygun bir yönetimi, halk tercih etmemişse, bu seçilenlere tahammül etmek zorundasınız, demokrasi bunu gerektirir. Yarın da senin istediğin siyasiler iktidara geldiğinde, onlarda aynı tahammül ve katlanabilirliği göstermek zorunda olacaktır. Demokrasinin işlemesi bunu gerektirir. Saygı, hoşgörü ve katlana bilirlik…
Yüce Rabbimiz, insanların aydınlanması için son ilahi kitap Kur’an-ı Kerim’i göndermiştir. Kuran’dan öce gönderilen ilahi kitaplarda tahrifler olduğu için, yüce Rabbimiz Kur’an-ı göndermiştir. Bu Kur’an da kıyamete dek hiç değişmeden gidecektir. İnsanlar, son ilahi kitabı değiştiremezler, ama ona uyup yaşamadıkları için saf değiştirebilirler. Tarihte; bir sürü kanun, tüzük hazırlanmıştır, ancak hazırlanan bu kanun ve tüzükler, zaman zaman değiştirilmek zorunda kamıştır. İnsanlar için, bu gün doğru olan, yarın yanlış olabiliyor ve bu yüzden insanlar, o kanun ve tüzüğü hemen değiştirmek zorunda kalabiliyorlar. Hakiki doğru olsaydı, asla ve asla değişme gereği duyulmazdı.
Başkalarını yok etme üzerine kurulan her ne ise, sununda onu koyanları yok eder. Bir atasözümüz vardır: “Ne ekersen, onu biçersin.” ,” Rüzgâr ekersen, fırtına biçersin. Zulüm ekersen, zulüm biçersin; iyilik ekersen, iyilik biçersin…
Adaletten yoksun insanlar, tarih boyunca mazlum insanları kandırdıklarını zannedenler, aslında kendilerini kandırırlar da bunun farkında olmazlar. Çünkü hakikatler güneş gibi apaçıktır zamanı geldi mide gün yüzüne çıkacaktır. Bunu başarmak da seçilmiş insanların görevidir aslında. Yöneten ve yönetilen insanlar, birbirlerini kandırmamalıdır. Aslına bakarsan kandırılan insanlar genelde yönetilen insanlardır. Yönetilen insanlar, beyinlerini ve düşüncelerini iyi kullanarak kimseye ipotek etmemelidirler. Yok, olan bir şeyin kullanabilirlik salahiyetini başaklarına vermek, sizce ne denli doğrudur. Bazı kimseler, kendi düşünce tarzına göre yoğurduğu hamuru sizlere yedirmek isterler ve sıkılmadan da bu sizin yoğurduğunuz hamur diye sizi kandırmaya çalışırlar.
Bu, yönetim kadar olduğu gibi diğer gündelik işlerde de mevcuttur. Sizin en yakın olduğunuz insanlar, sevinç ve kederlerinizde en yakınlarınızda olanlarınızdır. En yakın tanıdıklarınız, yanınızda daima bulunursa kıymetsiz gibi gözükür. Onların kıymetsiz gibi gözükmeleri bile, sizlere en kıymetli gibi gözükenlerden daha hayırlıdır. Çünkü onlar zor zaman dostlarıdır. Ama siz bunu bilemezsiniz. Ancak o, bir gün tıpkı güneşin batıp da gecenin çökmesi gibi aranır durur. Ya da kışın kaybolan güneşe duyunla ihtiyaçtan, daha muhtaç hale düşürür sizi…
Ey yanındakilerin kıymetini bilmeyip de başkalarının kıymetiyle yanıp tutuşanlar! Size, Rabbinizden verilen aklın bir zerreciğini seçseydiniz, bu hale düşmezdiniz. Kışın etrafınızı saran kardan hızla uzaklaşarak, yazın sıcağını yaşamak istersiniz. Yazın da, o boğucu sıcaktan kaçıp serinlemek istersiniz. Bolca yağan yağmurdan da şikâyet edersiniz. Yağmur yağmayınca da; ekinlerimiz, sebzelerimiz ve meyvelerimiz büyümeyecek ve kıtlıkla baş başa kalacağız diye bas bas bağırırsınız. Ve açlıktan öleceğiz diye çalmadık kapı bırakmazsınız. Hem yağmur yağamadı diye şikâyet edersiniz, hem de yağmur duasına çıkanlarla alay edersiniz. Kısaca Rabbinizin vermiş olduğu her şeye, sabırla yaklaşmanız gerekirken, nankörlük etmek için elinizden geleni yaparsınız. Allah aşkına söyleyin! İçinde bulunduğunuz nimetin kıymetini bilip, şükredeceğinize neden yakınıp durursunuz…
Sevgi ve nefret sizi saran iki nesne değil mi? Siz hep sevgi bahçesinde kalıp bu hayata böyle devam edeceğinizi mi sandınız. Bu konu da yanıldınız. Hayatta beklemediğiniz zorluklar, acılar ve çileler sizleri bekliyor olabilir. Hayatın her demine hazırlıklı olmak gerekir. Hayır da şer de Allah’tan deyip, başa gelenlere sabrederek Allah’a sığınmaktan başka çaremiz var mıdır acaba? Müslümanca yaşamak bu demektir. İşte, her şeyiyle Allah’a teslim olmak…
Zaman zaman herkes hata edebilir. Önemli olan, yapılan hatayı anlayıp özür dilemektir, yüce yaratıcıdan da af dilemektir. Atamız Hz. Âdem (as), Şeytanla mücadelesinde hata etmiştir. Hz. Âdem hata edince Rabbinden af dilemiştir. Şeytan ise yapmış olduğu hatadan dolayı, af dilememiş yüce yaratıcıya karşı gelerek, kâfirlerden olmuştur. Affetmek, özür dilemek, pişman olmak çok mu zor? Pişman olmak kaybolmak değil midir? Affetmek, yüce Allah’a yakınlaşmak değil midir? Özür dilemek insanlarla kucaklaşmak değil midir? Affedenleri çoğaltmak, sizin bir tebliğci olarak göreviniz değil midir? Affetmesini ve ağlamasını bilen toplumlar çoğaldı mı, faziletli bir toplum oluşmuş demektir.
Şu kuralı da unutmamak gerekir. Nice az topluluklar, çok topluluklara Allah’ın izniyle üstün gelmişlerdir. Doğru, hak ve adalet nerdeyse orda olmalısın. Her şey değişir, değişmeyen sünnetüllahtır. Kul yapısı olan her şey değişir ve değişmeye de mahkûmdur. Sen, onu değiştirmezsen, o şey seni değiştirir ve mutlaka bir değişen vardır ortada. Şu atasözleri konuya daha açıklık getirir. “Kır atın yanında duran, ya huyundan ya suyunda olur.”, “Körle yatan, şaşı kalkar.”, “ Üzüm üzüme, baka baka kararır.”, “Topalla gezen, aksamayı öğrenir.”…
Bütün bu verilen örnekler, bizim değişmeye ve değiştirilmeye ne denli bağdaşık olduğumuzu göstermek içindir. Yine yüce yaratanımız, bütün bunları bizlere bir tek ayetle bildiriyor. “Bir kavim değişmeyi istemedikçe Allah onları değiştirmez.”(Rad sûresi 11.Ayet)
Kısacık ömrümüzde; Müslüman olarak, müslümanca yaşamak hakkımız olmalıdır. Ruhumuzu, yüce yaratanın razı olduğu şekilde Müslüman olarak teslim etmek amacımız olmadır. Müslüman olarak ruhu teslim etmek ise duyguların en güzel olanıdır...

07.07.1997
İstanbul







Etiketler:


mecruh  | Ali ışık
03 Mart 2010 Çarşamba 09:20:02


müslümanca yaşamak,zaten insanca yaşamaktır,değerli hikmet kardeşim,inanın eğer dünya insanları,İslamın insana verdiği değeri tam anlamıyla bilselerdi asla başka insan hakları düsturu aramazlardı.
mesela sosyal boyutlu birkaç hadis geliverdi aklıma:

"birbirinizi sevmedikce iman etmiş sayılmassınız,iman etmedikcede cennete giremezsiniz"

"komşusu aç iken,kendisi tok yatan,bizden değildir"

"iman etsin etmesin,ak sakallı ihtiyara saygı göstermeyen,ümmetimden değildir"

her biri ayrı ayrı bir insan hakları bildirgesi olacak hadislerin sadece birkaçtanesi.

hangi yaşam biçimi İNSANCA sence?????


    [ Cevap yaz ]    

Hikmet Özkul  | Hikmet Özkul
03 Mart 2010 Çarşamba 08:10:10


müslümanca yaşamak değil, insan gibi yaşamak ve yaşata bilmek bence daha iyi ve güzel olurdu. sevgi ve saygılar.


    [ Cevap yaz ]    

mecruh  | Ali ışık
03 Mart 2010 Çarşamba 02:02:04


Dinimiz,hazinelerle dolu öyle güzel bir sofradırki,bu güzel sofraya en yakın oturan bu lezzeti alır,ve müslüman olduğumuz şehadetle beraber namazla başlar.Başlar diyorum,sonra insana öyle güzel sosyal sorumluluklar düşerki,insan bu ilahi emirleri yaptıkca hem huzurlu hem mutlu olur.
Ama önce yazarın bahsettiği,rad suresi 11.ayetde Rabbimizin emrettiği gibi"bir kavim nefsinde olanı değiştirmedikce,Allah(c.c)o kavmin durumunu değiştirmez" der.
Müslümanca yaşmak:
Yeni müslüman olan bir avrupalı,önce bu dinin kitabını ve Peygamberini çok iyi tanıyarak man ediyor.Çünki din seçmek insan hayatının yegane olmazsa olmazı ve bunu hakkıyla kaynağından öğrenerek yaşamaya çalışmakta.

...................kutlarım idris bey,erdemli bir topluma doğru değişimdeki güzel çabalara


    [ Cevap yaz ]    




MÜSLÜMANCA YAŞAMAK başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.



Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
03.03.2010 00:07:01
Toplam 3 yorum yapıldı
938 çoğul gösterim
895 tekil gösterim