Aşk dediğimiz şey, arzulanan bir varlıkta bulacağımız tada susamaktan başka bir şey değildir. MONTAİGNE
E-mail: Şifre: Üye ol | Şifremi Unuttum
Şiir ve Edebiyat Platformu
Anasayfa Şiirler Yazılar Forum Etkinlikler Nedir? Kitap Kitap  Tv TiVi  Müzik Blog Atölyeler Atölye  Bicümle Arama İletişim

ÖNYARGI DUVARI





Önyargıların baskın olduğu bir toplumda,kendini ifade edebilmek kurak topraklarda gül yetiştirmekten daha zordur.


Her düşünce,her yorum kendine göre doğruluk taşır.Ancak,geçmişimizden gelen ve de doğruluğunun kanıtlanmaya çalışıldığı fikirler, ruh içinde kabul görmez ise de,dıştan kabul gibi gösterilmeye çalışılır nedense...
Kim ne der kaygısıyla yaşamak ve bu doğrultuda özgürlüğümüze gem vurmak, hiç birimizin elinde olmadan uymak zorunda olduğu adı bile olmayan kanunlar gibi adeta...


’’Birileri dur desin’’ deriz.Fakat ’’dur’’ demeye geldi mi iş nedense geri çekiliriz.İçinde bulunduğumuz bu ikilem, yaşam tarzımın özgürlüğünü kısıtlayan bir yara gibi olsada,yaramızın kanayan noktasını sadece aynalara söyleyebiliriz...
Bir düşünün...?


Güzel yarınlar ümidiyle evlenen gencecik kızlarımız evlerinden uğurlanırken o hepimizin bildiği ’’gelinlik ve kefen ’’ sözleriyle yuvalarından bir güvercin gibi,yükseklere, bilmediği bir rüzgarın kollarına bırakılır...
Sonunda dayak da yerse, hakaretlere de maruz kalsa,kanadının kırıklığına bakmadan artık uçma hayalini bir kenara bırakıp, yaşamaya devam eder.Belkide dünyaya gelen evlatları için...


Töre cinayetlerinin nedenlerinin dibine inildiğinde, yine toplumdaki önyargıların su yüzüne çıktığını görmek hiç de zor değil.Kızlar okumaz eksik etektir diyen beyinler kendi eksikliklerini tamamlama yoluna gitmeden, bu cahilliklerini evlatlarınada öğreterek aynı yolda ilerletebiliyorlar maalesef...
Kurulan düzenin kümeleri toplum olduğuna göre,toplumun da bireyleri biz olduğumuza göre suçun kimde olduğunu tartışmaya açmayı bile saçma görüyorum..


Artık gencecik bedenlerin kim neder kaygısıyla yok olmasına izin vermemeli ve bunuda ilk önce kendimize kabul ettirmeliyiz.

Her ne kadar eskimiş fikirler paslanmış çivilere de benzer ise ve söküp atması da bir o kadar zor da olsa pense görevi üstlenmek bile başarının yarısı bence.

Her gün doğan güneşin karanlık beyinlere ışık tutması dileğiyle.....


sevgilerimle....





Etiketler:

 « Önceki 10 eleştiri   1   2   3   Sonraki 10 eleştiri » 

Ahmet Bektaş  | Ahmet Bektaş
14 Temmuz 2007 Cumartesi 20:51:19


Her gün doğan güneşin karanlık beyinlere ışık tutması dileğiyle.....
Duyarlılığınızı tebrik ederim.
Selamlar.


    [ Cevap yaz ]    

14 Temmuz 2007 Cumartesi 20:38:33


Günün yazarını kutlarım. Toplumun gerçeğini gözler önüne serdiği ve kadınları gündeme taşıdığı için.

Asia tarafından 7/14/2007 8:40:08 PM zamanında düzenlenmiştir.


    [ Cevap yaz ]    

yasukukla  | Gülgün Karaoğlu
14 Temmuz 2007 Cumartesi 12:16:20


:) Buruk bir gülümsemedir bu... Ben biliyoum... Sen biliyorsun...O bir kaç kişi biliyor... Diğerleri? Altlarında eziliyorlar ama cesaret gerek! Cesaret için oturmuş kişilik gerek! Özgüven gerek!... Sonuna kadar arkandayım Sevgili Gülden! Birilerinin biraz öne çıkması gerekiyor ve inan kendi adıma ben bunu yapıyorum. Yapanları gördükçe de mutlu oluyorum...
Yüreğine, kalemine sağlık...
Günün yazı ve yazarını kutluyorum...
Sevgilerimle...


    [ Cevap yaz ]    

cetiner07  | Mustafa Çetiner
14 Temmuz 2007 Cumartesi 10:15:50


Yazılarınızı beğenerek takip ediyorum.Daha öncekilere yorum yazmamamın nedeni de işte bu ön yargılardan ve yanlış anlaşılmalardan korkmamdı.Çünkü yazınıza siyaset bulaştırıldı,hak etmediği halde.Hem onları hem de bu güzel ve anlamlı yazınızı kutlarım.Selam ve Sevgimle...


    [ Cevap yaz ]    

14 Temmuz 2007 Cumartesi 09:55:31


hepinize teşekkür ederim can dostalarım..tekrar saolun..


    [ Cevap yaz ]    

14 Temmuz 2007 Cumartesi 06:27:54


ön yargı duvarlarının ; barış ve sevgi boyasıyla boyanan bir dünyada yaşama dileğiyle...
günün yazısı ve yazarını tekrar kutlarım...
tebriklerim çoooook...


    [ Cevap yaz ]    

CeydaGork  | ceyda görk
14 Temmuz 2007 Cumartesi 01:58:32


Derin bir yaranın sargılarını aralamışsınız Gülden Hanım... sağolunuz...Bu konuda yazacaklarımız o kadar çok ki...Ama bu kısıtlı çerçevede bir kaç cümleyle özetlemeye çalışayım...

Kendi doğallıklarına bırakılmış ve tabir-i caizse eğitimden uzak bırakılan veya kalan insanlarımız, yine kendi elleriyle yazdıkları bir fermana kendilerini kurban seçiyorlar...

Bu gençler kız olsun erkek olsun ,kaçışı olmayan bir karar sonunda kıstırılıp adına TÖRE veya KAN DAVASI denilen canavara hunharca ikram ediliyor...

Bir ana baba yüreği bu katledilişe nasıl bu kadar fütursuz kalabilir, bunu 100 yıl daha yaşasam anlayabilmemin mümkünü yok...

Töreler dinin imanın yerini tutacak kararlara imza atamaz.Bu hiç bir kul üstüne vergi değil bu zamanda...

Şiddetle kınamak çok yetersiz... Zaten yıllardır başka bir şey de yapılmıyor bu konuda...
Her acı olayda bol kınamalı beyanatlar, ah lar ve vahlar...
Ötesi ?
Sonra bu olayın kırsalı kentseli ayırımı da kalmadı...
mezrada, ovada olmuyor bu olaylar...Büyük şehirlerin ortasında, töreleriyle yaşayan insanlar var...

Namus, şeref, haysiyet, fazilet gibi kavramları TÖRE kılığına sokup, can almaya bahane olacak canavarlar haline getirmeye insan olarak kimsenin hakkı yok...

Nasreddin Hoca ve Timuru'un "fil " hikayesinde olduğu gibi, yalnız bırakılmadan, bir elden hareket etmeyi başarabilirsek ne ala...Yoksa aynı acılar sürer gider nesiller boyu...

teşekkür ve selam ile... C.G




    [ Cevap yaz ]    

Eylül Gökdemir  | Eylül GÖKDEMİR
14 Temmuz 2007 Cumartesi 01:18:38


Kim ne der kaygısıyla yaşamak ve bu doğrultuda özgürlüğümüze gem vurmak, hiç birimizin elinde olmadan uymak zorunda olduğu adı bile olmayan kanunlar gibi adeta...

Güzel yarınlar ümidiyle evlenen gencecik kızlarımız evlerinden uğurlanırken o hepimizin bildiği ''''gelinlik ve kefen '''' sözleriyle yuvalarından bir güvercin gibi,yükseklere, bilmediği bir rüzgarın kollarına bırakılır...

Sonunda dayak da yerse, hakaretlere de maruz kalsa,kanadının kırıklığına bakmadan artık uçma hayalini bir kenara bırakıp, yaşamaya devam eder.Belkide dünyaya gelen evlatları için...


Töre cinayetlerinin nedenlerinin dibine inildiğinde, yine toplumdaki önyargıların su yüzüne çıktığını görmek hiç de zor değil.Kızlar okumaz eksik etektir diyen beyinler kendi eksikliklerini tamamlama yoluna gitmeden, bu cahilliklerini evlatlarınada öğreterek aynı yolda ilerletebiliyorlar maalesef...

Kurulan düzenin kümeleri toplum olduğuna göre,toplumun da bireyleri biz olduğumuza göre suçun kimde olduğunu tartışmaya açmayı bile saçma görüyorum..


Artık gencecik bedenlerin kim neder kaygısıyla yok olmasına izin vermemeli ve bunuda ilk önce kendimize kabul ettirmeliyiz.


...Yazdıklarınızı birebir yaşayan biri olarak kaleme aldığınız konunun ne kadar önemli olduğunu belki de benim kadar hiç kimse anlayamaz.... Doğduğun yerden öleceğin yere gidiyorsun diye uğurlanmak baba ocağından ve bir daha asla sahip çıkılmamak... Bir gün kendine şans verilmesinin gerekliliğini anlayarak bu düzene dur diyen ve baş kaldıran bir anne için aile meclisinin toplanarak ölüm fermanının verilmesi...
Teşekkürler Gülden hanım. Kutluyorum yazınızı.




    [ Cevap yaz ]    

insafca  | insaf caner
14 Temmuz 2007 Cumartesi 01:11:25


Güzel yarınlar ümidiyle evlenen gencecik kızlarımız evlerinden uğurlanırken o hepimizin bildiği ''''gelinlik ve kefen '''' sözleriyle yuvalarından bir güvercin gibi,yükseklere, bilmediği bir rüzgarın kollarına bırakılır...
Sonunda dayak da yerse, hakaretlere de maruz kalsa,kanadının kırıklığına bakmadan artık uçma hayalini bir kenara bırakıp, yaşamaya devam eder.Belkide dünyaya gelen evlatları için...


Töre cinayetlerinin nedenlerinin dibine inildiğinde, yine toplumdaki önyargıların su yüzüne çıktığını görmek hiç de zor değil.Kızlar okumaz eksik etektir diyen beyinler kendi eksikliklerini tamamlama yoluna gitmeden, bu cahilliklerini evlatlarınada öğreterek aynı yolda ilerletebiliyorlar maalesef...
Kurulan düzenin kümeleri toplum olduğuna göre,toplumun da bireyleri biz olduğumuza göre suçun kimde olduğunu tartışmaya açmayı bile saçma görüyorum..
.......................Böylesine güzel bir konunun ve Türkiye'nin yürek yarasının dile getirilmesinden dolayı sizi kutluyorum. Günün yazısı olmayı hakeden bir konu.
Sevgimle


    [ Cevap yaz ]    

furkan72  | furkan ufuk
14 Temmuz 2007 Cumartesi 00:02:43


gunun yazısını ve yazarını kutlarım...sevgilerimle....


    [ Cevap yaz ]    


 « Önceki 10 eleştiri   1   2   3   Sonraki 10 eleştiri » 




ÖNYARGI DUVARI başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.




Günün Yazısı
Okuduğunuz yazı 14.7.2007 tarihinde günün yazısı olarak seçilmiştir.

Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
13.07.2007 01:00:19
Toplam 22 yorum yapıldı
2856 çoğul gösterim
2753 tekil gösterim