İnsan sabır ve dayanıklılığı ile vebayı bile yener... Napoleon Bonaparte
E-mail: Şifre: Üye ol | Şifremi Unuttum
Şiir ve Edebiyat Platformu
Anasayfa Şiirler Yazılar Forum Etkinlikler Nedir? Kitap Kitap  Tv TiVi  Müzik Blog Atölyeler Atölye  Bicümle Arama İletişim

ENGELLİ ÇOCUKLAR

ENGELLİ ÇOCUKLAR

Büyükler yavaş hareket edebilir ama çocuklar koşmak, bisiklete binmek, top oynamak, yürümek ister. Büyükler siyah beyaz bir dünyada yaşayabilir ama çocuklar maviyi görmeden, güllerin renklerini merak etmeden, tuttukları takımın formasının renklerini hissetmeden, gök kuşağının renklerini görünce çığlık atmadan, atlıkarıncanın ışıltılarında kaybolmadan yaşayamaz.

Büyükler yıllarca suskun kalabilir, ama çocuklar, çığlık atmadan, ıslık çalmadan, şarkı söylemeden, sıkışınca anne diye seslenmeden, korkunca baba diye bağırmadan, top saydırırken yüksek sesle rakamları saymadan, sevdiğine seni seviyorum demeden, tuttuğu takım için tezahürat yapmadan, marş söylemeden yaşayamaz.

Büyükler hiç kimsenin sesini duymadan yaşayabilir ama küçükler vapur sesi duymadan, köpek havlaması, kedi miyavlaması işitmeden, annelerin babalarının yavrum evladım derken seslerindeki sevginin rengini hissetmeden, arkadaşlarının kendisini oyun oymamaya çağıran seslerinin yankısını heyecanını yüreğinde hissetmeden yaşayamaz.

Büyükler okuduklarını anlamamaya bir şekilde dayanabilir ama çocuklar kendilerini ifade edemediklerinde, okula gidemediklerinde, gazete okuyamadıklarında, seyrettikleri filmi anlayamadıklarında, dertlerini anlatamadıklarında, kendileriyle dalga geçildiğinde, adam yerine konulmadıklarında, arkadaşları olmadığında yaşayamaz.

Engelli çocukların en büyük sıkıntısı engellerinden dolayı diğer çocuklardan ayrı tutulmaktır. Bu onlara verilebilecek en büyük cezadır. Onları ne duymamak, ne düşünmemek, ne hareket edememek, ne görmemek, ne konuşamamak, ne de başka bir engelleri diğer çocuklardan farklı bir muameleye tabi tutulmak kadar incitemez, acı veremez.

Engelli çocuklar için yapılacak ilk iş eğitimdir. Bu eğitim temeli hareket edebilmektir. Engelli çocuklarla mutlaka dans etmelisiniz. Onları dans etmek için teşvik etmelisiniz.

Görme engelli kişiyi canlandırmak, harekete geçirmek ve etkin olmasını sağlamak için duyularının geliştirilmesi gerekir. Yürüme, oturma, dolaşma, koklama, hissetme vb. gibi pratiklerle kişinin güven duygusu gelişir. Görme engelli kişiye günlük yaşamında seslerin kullanılmasıyla yardımcı olunabilir.

Kişiye değişik müzikler dinletilmeli ve müziklere uygun hareketler oluşturması sağlanmalıdır. Birlikte yapılan uygulamalarla kişi dans etmeyi çok iyi bir şekilde öğrenebilir. Bazı görme engelli kişi ve çocuklar, normal insanların gözleri kapalı iken yaptıkları dans alıştırmalarından daha iyi ve daha güvenli hareket edebilme yetkisine sahiptir.

Görme engelli birey, duyduğu müziğe ilişkin duygularını hareketlere döküp hareketlerle kendini ifade edebilir. Ancak bazen görme engelli bireylere kendilerini rahatlatmak için bağırma ve gürültü yapma ardından da tekrar sessizliğe gömülme çalışmaları yaptırmak gerekmektedir.

İşitme engeli, dans konusunda güçlükle yardımcı olunan bir durumdur. Total işitme kaybı olan kişilerde ise durum biraz daha zorlaşır. İşitme engelli bireyler hareketleri kopyalama yoluyla dans edebilirler ve okuma becerisini kazandıklarında, dans görsel yanı ile birlikte kombine olarak gerçekleştirilebilir.

İşitme engelli bireylerde, değişik yönlere sallanma, dikey düzlemde bulunduğu yerde hareket ederek ve yatay düzlemde yer değiştirme şeklinde hareketler kullanılarak denge sorunlarına yönelik çalışmalar yapılabilir.

Bu tip insanların, özellikle de total işitme kaybı olanların müziği veya sesi hissetmesi için ellerini yere veya davula vurarak ses çıkartma çalışmaları, müziğin titreşimini hissettirme çalışmaları yaptırılmalıdır. Dudak okuyabilen veya orta derecede kaybı olanlar için de hikâye anlatma ve bunun dansını yapma çalışmaları da zevkli olabilir.

Bazı fiziksel engellere sahip kişilerin hareketleri sınırlı ve yetersiz olabilir.Genellikle dans etmeye yönelik çalışmalarla hareket becerileri artırılabilir.Bacak ve kolların ayrı ayrı kullanılmasıyla ağırlık transferleri gerçekleştirilir ve daha ileri hareketler geliştirmeleri sağlanır.

Tekerlekli sandalye kullanan ve diğer hareketleri çok kısıtlı olan bireyler, hareketli organlarını hareket yeteneğine göre sallayarak, el çırparak, başını hareket ettirerek, gözlerini hareket ettirerek dans edebilirler. Fiziksel engelli çocuklar ve yatağa bağlı olanlar için de el ve parmak kuklaları kullanılabilir.

Zihinsel engellilerde durum biraz farklıdır. Başlangıçta bu bireylerle yapılan etkinlikler çok basit ve düzenli olmalıdır. İlk hareketler ve işlevler normal değil iken ilerleyen aşamalarda normale yakınlaşmaktadır. Çalışmalara akraba, eş, dost, arkadaşlar katılmalıdır. En iyi derecede sosyal yaşantı sağlanmalı, oyunlar oynatılmalıdır.

Bu bireylerle yapılan çalışmada önemli bir nokta da su ile oyunlardır. Su ile oyunlarda çocuğun annesinden yardım alınabilir ve çalışmalar birlikte sürdürülebilir. Sevdiği nesne ve oyuncaklar da kullanılabilir.

Tekrarlar hâlinde yapılan çalışmalarda çamur veya su sıçratma, fışkırtma vb. yapılabilir. Bu çalışmalara daha sonra su içerisinde dansla devam edilebilir.

İlerlemek için özel çalışmalar yapılmalı, iletişimin farklı bir yönü olan hareketlerle iletişim kurmalı ve hareketleri geliştirerek dansa doğru yönelmelidir.

Anlatılan dans terapi çalışmaları engelli bireylerin rahatlaması ve boş vakitlerini değerlendirmelerinde önemli bir yöntemdir. Basitten zora, içten dışa doğru bir yol izlemesi gereken bu çalışmalarla engelli çocuk ve gençlerin daha iyi bir sosyal gelişim sağlamaları da mümkün olacaktır.

Engelli çocukların en büyük yardımcısı aileleridir. Onlara çok büyük görevler düşmektedir. Onlara muhakkak ki tavsiyelerimiz olacaktır.

Engelli çocuk anne-babası olmanın ne demek olduğunu yalnızca başka bir engelli çocuk anne-babası bilir. Gerisi boş laftır. Anne-baba, aslında çoğu zaman anne, çocuğunun engelli olduğunu öğrendikten sonra kimi zaman yıllar süren sok, isyan ve durumu kabullenememe süreci yaşar. Sonra sıra eğitime gelir. Çocuğun bir kez eğitim almaya başladıktan sonra yavaş da olsa bir şeyler öğrenmeye başlaması, hem kendisini hem de anne-babasını mutlu eder. Üstelik her gün okula gitmek, arkadaş edinmek, arkadaş ve öğretmenleriyle gezilere katılmak, çocuğa da, ailesine de iyi gelir.

En ağır durumdaki engelli bir çocuğun bile yapabileceği şeyler var ama buna karşın bu özel çocuk ve gençlerin çoğu evlerinde, dört duvar arasında yaşamak zorunda. Son yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı da, engelli çocuk ailelerinin kurdukları vakıflar ve dernekler de bu çocuklar için birçok kurum açtılar. Ama yine de sayı hâlâ çok yetersiz.

Bakanlık verilerine göre, özel eğitim alması gereken 16 yaşından küçük çocukların sayısı 2 milyon 485 bin 300. Türkiye çapında özel eğitim hizmeti veren 900 okul ve kuruma devam eden engelli çocuk sayısı ise 32 bin 500.

Engelli bir çocuğa anne-baba olmak zor bir görevdir. Bu zor görevde ilk yapacağınız is çocuğunuzu kabullenmektir. Sizin çocuğunuz sebebi ne olursa olsun farklı özellikleri olan bir çocuktur. Bunu kabullenme noktası anne-baba için ne kadar zor olursa olsun ailenin mutluluğu ve çocuğun sağlıklı yaşaması için oldukça önemlidir.

Engelli bir çocuk için erken teşhis çok önemlidir. Zaman kaybedilmeden hem sağlık hem de eğitim önlemleri alınmalıdır. Çocuğun olduğu gibi kabul edilmesi ileride karşılaşılacak sorunların üstesinden gelinmesinde atılacak önemli bir adımdır. Akrabalarınızın, komşularınızın, sokakta yürürken gördüğünüzü insanların, toplu tasıma araçlarında ki insanların tepkileriyle, meraklı bakışlarıyla karsılaşacaksınız. Çocuğunuzun kabulü bütün bu tepkilerden daha az etkilenmenize yardımcı olacaktır. Ve siz çocuğunuzu kabullenmiş bir anne-baba olarak çocuğunuzu topluma daha kolay kabul ettirirsiniz.

Çocuğunuzu sosyal ve fiziksel ortamlardan kısıtlamayınız. Onu eve kapatmayınız. Parka götürün ev gezilerine götürün. Birlikte sokağa çıkıp yürüyün Ona çevreyi tanıtın, anlatın. Sorularına cevap verin, yüz defa da sorsa cevap verin. Çevrenizdeki insanların bakışları sizi kızdırmasın etkilemesin. Çocuğunuzdan beklentilerinizi özür ve özelliklerine göre ayarlayın. Normal bir çocukla karsılaştırıp ayni görevleri beklemeyiniz.

Ondan yapamayacağı bir davranışı veya beceriyi istemeyiniz. Onun sınırlarını zorlamanız aşırı yüklenmeniz kendine güvenini sarsabilir ve basarısızlik duygusuna kapılarak içine kapanmasına sebep olabilir.

Çocuğunuzu aşırı korumayınız. Tüm ile bireyleri çocuk için özveride bulunmaya hazırdırlar. Muhakkak özveride bulunulacak çocuk korunacak ama bunun da bir siniri vardır. Çocuğunuzun yapması gereken beceri, davranış ve gereksinimleri çocuğa fırsat tanımadan aileden herhangi biri yerine getirmemelidir. Ona fırsat verilmelidir.

Öğretilmek istenilen herhangi bir konuda ilk önce aileden birisinin model olması gerekir. Yine yapamıyorsa sözel yardım ve fiziksel yardım yapılmalıdır. Unutmayın yardım tüm gereksinimlerini onun adına yapmak değildir. Onun adına yapılan her şey öğrenmesinin ve dolayısıyla bağımsız yasamasının önüne konulan bir engeldir.

Çocuğunuzun tek basına bir şeyler yapmasına izin veriniz. Çocuğunuzun bir isi yapıp o isi başarmadaki basarı hissini tatmaya ihtiyacı vardır.

Çocuğunuza tutarlı davranmalısınız. Annenin, çocuğun yapmasına izin vermediği bir davranışa baba da izin vermemelidir. Ayrıca söz verdiğiniz bir şeyi muhakkak yerin getirmelisiniz veya yerine getiremeyeceğiniz sözü, vermemelisiniz. Bu çocuğunuzun size karşı güvenini, inancını sarsacaktır.

Çocuğunuz bir davranışı yapamıyordu zamanla yapmaya başladıysa” Yeter ki yapsın da nasıl yaparsa yapsın demeyin. Tüm ailelerin yaptığı bir şey vardır. Çocuk istediğiniz gibi davranıyorsa( oturup oyun oynuyor oyuncaklara ve çevreye zarar vermiyorsa ) onunla hiç ilgilenilmez farkına varılmaz. Çocuk kendinin de var olduğunu göstermek ister ve anne-babanın da varlığını hissetmesini bekler ve sonucunda gürültü yaparak dikkat çeker. Artık tüm ilgiler üzerendedir çocuk amacına ulaşmış dikkati çekmiştir, Bağırmak bile onun için ödül sayılır.

Diğer engelli çocukların aileleri ile bir araya geliniz, duygularınızı düşüncelerinizi paylasınız. Bilgi alışverişinde bulunarak rahatlayabilirsiniz. Çocuğun içinde bulunduğu engel türü hakkında bilgi edinin. Bu sayede çocuğunuza nasıl davranacağınızı nasıl yardımcı olacağınızı, çocuğun yapmış olduğu farklı davranışların kaynağını ve gelişim seyrini daha iyi kavramış olacaksınız.

Engelli olan çocuk illaki sizin çocuğunuz olmayabilir. Çevrenizde bir başkasına veya yakınınıza ait bir ailenin çocuğu olabilir. Onları yadırgamamalı ve onun da ilk önce bir insin olduğunu unutmadan özellikle acımadan ilgilenmeli çünkü yarın sizinde böyle bir çocuğunuz olabileceği ihtimalini göz ardı etmemelisiniz.

Çocuğa verilecek ceza ve ödülde dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır. Eğer çocuğunuzu ödüllendirecekseniz ona hangi davranışından dolayı ödül verdiğinizi muhakkak belirtiniz. Ceza verdiğinizde de niçin, hangi davranışından dolayı cezalı olduğunu ona söyleyiniz. Çocuğunuza asla fiziksel ceza vermeyiniz.

Sosyal devlet olmanın en önemli parametrelerinden biride engellilerine gösterdikleri şefkat ve sağladıkları yasal hakladır. Bu konuda her ülke her gün yeni bir adım atarken bakın bizde neler oluyor.

“Toplumun kanayan yarası engelliler 9 Temmuz 2008 çarşamba günü ülke genelinde hak arayışında idi. Mecliste görüşülen bir tasarı yüzünden “eğitim hakkında ciddi gerileme” yaşanacağı endişesini yaşayan binlerce özürlü, ailesi ve özel merkez yöneticisi hükümeti çıkaran partinin il ve ilçe binalarına giderek alkışlarla sesini duyurmaya çalıştı, tasarının geri çekilmesini istedi. Tasarının yasallaşması halinde çocuklar yeniden karanlığa mahkûm edilecek, 5378 sayılı yasa ile birlikte engelli çocuklara devlet tarafından verilen ekonomik destek sonlandırılacaktı.

“Kamu Mali Yönetimi Ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” nın 6. maddesinde engelli çocukların Özel Eğitim hakları “özürlü bireylerin eğitim giderlerinin karşılanabileceği eğitim sürelerinin toplamı, eğitim proğramları ile belirlenen süreleri geçemez” ibaresi ile maksimum bir yılla sınırlandırılmaktadır.

Ayrıca “Bakanlık tarafından hazırlanan eğitim programları kapsamında özür grupları ve dereceleri ile özür niteliğine bağlı olarak tespit edilen eğitim süreleriyle sınırlı olan kısmına ilişkin eğitim giderlerinin” ifadesi ile yine eğitim hakkı sınırlandırılarak hem kurumlar hem de engelli çocuklar mağdur edilmektedir.

Genel Kurula gelen Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına dair EK-3 maddenin engelliler için somut sonucu şöyledir!

5378 sayılı yasa ile birlikte engelli çocuklara devlet tarafından eğitim için verilen ekonomik destek sonlandırılacaktır. Dolayısı ile evlerinden çıkan çocuklar tekrar geri dönüp kapalı kapılar arkasında kalacaktır.

Sayın Maliye Bakanı size soruyorum. Bu süre kısıtlamasını hangi ölçütlerle yaptınız? Dayandığınız ölçütler nelerdir? Özel eğitim alması gereken bu çocukların eğitim hakkını hangi teknik ölçümler sonucu kısıtlamaya kalkıyor, bu engelli çocukları mağdur ediyor ve bunun sonucunda bunları, geçmişte olduğu gibi dört duvar arasına hapsedilip, eğitim ve iyileştirme haklarını ellerinden almağa çalışıyorsunuz.
O çocukları zincirleyip yeniden eve mi kapatalım?”

Aç tokun halinden nasıl anlamazsa sağlamda engellinin halinden anlamazlık ettiğinde asıl vahim durum çıkar ortaya. Sağlam bir insan bu konuda bakın ne diyor.

“Özelliklede, kendinizi onların yerine koyun, sesiniz sesimiz olsun, içimizden yüreğimize kan damlayan ukdeler olarak yansın hayat. Öyle ya, benim aklıma bu zamana kadar hiç alışverişe çıkamamak gelmedi, belki sizinde gelmedi, gelin bir saatliğine rolleri değişelim, biz onlar olalım, onlarsa biz olsun, Otobüse binememek, bindiğimde ise, üzerime yönelen tuhaf bakışların şimşekten beter bir tesir yapabileceğini hiç düşünmedim... İnerken de, itiş kakış neticesinde yere kapaklanmanın bedenimden çok ruhuma verebileceği tahribatı düşünmedim.

Kitaplara dokunup ta okuyamamanın, kalemi kâğıdı elime alıp ta yazamamanın nasıl bir şey olabileceğini düşünmedim. Aynayı elime alıp, yüzüme doğru tuttuğumda yüzümü görememenin nasıl bir şey olabileceğini düşünmedim.

Vücudumun bir parçasının yok olmasının alay konusu olabileceğini düşünmedim.
Cephede mayına basmak sureti ile bacaklarımın şehit olduğunu ve sırf bu yüzden terk edilme ihtimalimin olacağını düşünmedim ben.Tüm uzuvlarım yerli yerinde, ardımdan sular dökülerek, dualar edilerek uğurlanan bir Mehmetçik olmayı, geriye gazi olarak dönmeyi, döndüğümde ise, bacaklarım yok diye eşim tarafından terk edilmiş olmanın nasıl bir şey olabileceğini düşünmedim.

Tesiri mayından beter olan bu üzüntünün ardından büyüyen o yüreğin ıstırabını düşünmedim. Bir gazi olmuş olmayı düşünmedim hiç... Kollarımı şehit vermenin acısından çok, yeni doğmuş bebeğimi kucağıma alıp sarılamamanın nasıl bir şey olabileceğini düşünmedim.”

Ama oturup tüm bunları düşünmek gerek. Her on kişiden biri engelli ülkemizde ve bunların yarıdan fazlası çocuk. Bir milletin engellilerinin mağduriyetleri sağlamlarının mahcubiyetidir. Vahim olan diğer bir konu engelli çocukların istenmemesidir. İşte bu konu ile ilgili acı bir haber.

“Konya’da 1.5 yıl içinde aileleri tarafından terk edilen ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’ne verilen 24 çocuktan 8’inin zihinsel veya bedensel engelli olduğu bildirildi. Konya İl Sosyal Hizmetler Müdürü İzzet Güneş, kentte 0-6 yaş çocuk yuvasında 45, 7-12 yaş gurubunda ise 65 çocuğun bulunduğunu söyledi. Bebek terk olaylarının kendilerini çok üzdüğünü anlatan Güneş, "Yaklaşık 1.5 yıl içinde yuvaya gelen 24 çocuğumuz var. Bunlar aileleri tarafından maddi imkansızlıklar ve istenmediği için terk edilen çocuklarımız" dedi.”

Engelli çocukların tek acısı engelleri değildir. Özellikle fiziki engelli olmayan ve bilhassa zihinsel engelliler cinsel tecavüz kurbanıdır. Gazeteler zihinsel engelli kayıp ilanları ile doludur. Ve yine gazeteler zihinsel engellilerin tecavüz haberlerini vermektedir sık sık. Onların o masum bedenlerine sahip olacak kadar canavarlaşanların insan olduğundan şüphe etmek gerekir.

Engelli artışını körükleyen en önemli etkenlerden biriside akraba evlilikleridir. Bile bile lades demek olan bu eylem geri kalmışlığın en acı faturasıdır. Aynı şekilde hamilelik dönemindeki içki, sigara, gece hayatı, sağlıksız beslenme, ağır iş koşullarında çalışmaya devam etmek de engelli çocuk sayısını artıran ana faktörlerden biridir.

Engelli çocuklar yardıma muhtaçtır ama dilenci değillerdir. Devlet engelli çocuklara kurumsal desteğini sağlam esaslara oturtmadıkça bireysel çabalarla onların sorunlarının çözülmesi daha uzun bir süre bir aydın fantezisi olarak bu satırlarda kalmaya devam edecektir. Bu millet bir hainleri birde engellileri dilenci durumuna düşüren zihniyeti asla affetmeyecektir.





Etiketler:


Mürüvvet Söylemez  | mürüvvet söylemez
13 Mayıs 2009 Çarşamba 12:51:56


her konuda duyarlılığınızı takdir ediyorum ve bizlerle paylaştığın için çok teşekkür ederim...
her yazınız özenle ve emek verilerk hazırlanmış bu yüce yüreğe çok teşekkürler...

yazdığına ilave etmek istemedim sen herşeyi en ince detayına kadar yazıyorsun varolasın...
ALLAH'A EMANET OL


    [ Cevap yaz ]    

12 Mayıs 2009 Salı 23:24:52


Yürek sızısı bir konu daha...
Allah düşmanımın başına vermesin dediklerimizden...
Çok fazla engel teşkil etmese de engelli yakını olarak, lütfen farklı davranmayalım...
ben unutuyorum çoğu zaman engelliye sahip olduğumu, aslında herşeyi o kadar tam ki.. sadece birisi söylediğinde fark edyorum... İnanılmaz zor bir durum, yaşayana daha beteri...
Kızımın okulunda ama bir öğrencisi var, inanın her gelişnde okula, bir tarafı yara bere içinde.. Malum büyükşehir de yaşıyor ve büyükşehirin her santimi görenler için bile tehlikeyken, bir de onları düşünün...
Ama nasıl bir hırsı var, tanısanız hayran kalırsınız.. Zor fakültelerden birisinde okuyor ve bir çok bakan ama görmeyen arkadaşından daha iyi notları...
Sosyal devletiz ya, sosyal devlet iyileştiremedi bir türlü sorunları... En yakın örneği seçimlerde yaşandı, vatandaşlık haklarını yerine getiremediler...
Biraz daha duyarlı davranıp, duygularını ezmeden yardımcı olalım....
ve lütfen "kader" diyerek, akraba evliliği olsun / genetik hastalıklar olsun, farklı çocuklar dünyaya getirmeyelim...
Albayraklım harikasınız..


    [ Cevap yaz ]    




ENGELLİ ÇOCUKLAR başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.



Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
12.05.2009 22:47:58
Toplam 2 yorum yapıldı
6049 çoğul gösterim
5292 tekil gösterim