Sevilmek umuduyla sevmek insanidir. Fakat sevmek için sevmek, meleklere mahsustur. ALPHONSE DE LAMARTİN
E-mail: Şifre: Üye ol | Şifremi Unuttum
Şiir ve Edebiyat Platformu
Anasayfa Şiirler Yazılar Forum Etkinlikler Nedir? Kitap Kitap  Tv TiVi  Müzik Blog Atölyeler Atölye  Bicümle Arama İletişim
Tek Bir Güne Sığmayan Tüm Öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü Kutlu Olsun...

Siyabend U Xecê(Aşk, edebiyat,ölüm-1)

Siyabend U Xecê(Aşk, edebiyat,ölüm-1)

Nazlı ve edalı bir kız gibi süzülen Van Denizi ile onu bir ağabey gibi kollayan Süphan Dağına

Ayrılığın anatomisi yazımı bitirirken, Dünya ve Türk edebiyatında aşk- ölüm- edebiyat üçlemesinin sentezini yapan eserlere değineceğimi belirtmiştim. Özellikle de Kürt Edebiyatına ayrı bir önem göstereceğimi de vurgulamıştım o yazımda.

Bunu seri halinde yazacağım. Serimin ilk yazısı da Siyabend* ve X*ecê arasında geçen ve ikisinin ölümüyle son bulan aşk olacaktır.

Neden Siyabend ile Xecê? Diye sorabilirsiniz.herkes bilir ki Kürtlerin en önemli aşk destanı Mem ile Zin’i arasında geçen aşk hikayesidir. Kendinizce haklı olabilirsiniz ama Siyebend ile Xecê arasında geçen bu hikayenin benim için ayrı bir önemi var.

Şu an üniversitede okumaktayım. Çocukluğumu Van’a bağlı ama Van’dan 120 km. uzaklıkta bir köyde geçirdim. Kış geceleri uzun olurdu. Daha köye televizyon da gelmemişti. Ben abim ablam nenemim dizine başımızı koyardık, nenem de bize o uzun kış gecelerinde tezek sobasının duvarlara vuran o kızıllığında, duvarda asılı duran gaz yağı lambasının eşliğinde hikayeler anlatırdı. Elektrik gelmişti köye ama varlığı ile yokluğu arasında bir fark yoktu.

Nenem her gece bir hikaye anlatırdı. En çok da Siyabend ile Xecê’nin hikayesini. Her anlatışında öyle farklı bir tarzda anlatırdı ki sanki farklı bir hikaye anlatıyordu. Peki anlattığı gerçekten Siyabend ile Xecê’nin hikayesi miydi? Hayır. Bize hiçbir zaman o hikayeyi tam olarak anlatamadı. Çok yaklaştı ama hiçbir zamanda anlatamadı. Eminim ki aşağıda anlatacağım hikaye de Siyabend ile Xecê’nin hikayesi olmayacaktır. Bu şuna benzer. Biz –Kürtlerin- evlerinde(hemen hemen her evde) bir Şahmaran resmi vardır. Peki o gerçek Şahmeran mı? Hayır. Hepsi birbirinden farklı Şahmeranlardır. Hiç kimse tam olarak Şahmaran’ı çizemediği gibi, bugüne kadar da hiç kimse ne Leyla ile Mecnun’u, ne Romeo ve Jüliet’i ne de Siyabend ile Xecê’yi tam olarak anlatabildi. Kimbilir belki yaşanmamış olma ihtimallerinden dolayıdır.

Aslında özellikle Jiyan adlı hikayemi yazarken nenemin o anlatımını kullandım. Basit, sıradan kelimelerle ve çok doğal bir ruh haliyle olağan üstü olayları ve durumları anlatabilmek.

Bu hikayeye öncelik vermemin bir nedeni de olayın Süphan Dağı’nda geçmiş olması. Van Gölünün yanı başında başı dik duran Süphan Dağı’ı.

Hikayeye geçmeden önce Kürt edebiyatında aşkın ele alınış tarzına değinmek istiyorum. Kürt edebiyatında aşk, ayrılıkla aynı manadadır. Kavuşmak kesinlikle yoktur. Neden? Çünkü kavuşmak aklın başladığı yerdedir. Lakin aşkın akılla bağlantısı yoktur. Aşk bir cennettir Kürtlerde ve o cennete gidebilmek için cehennemi yaşamak gerek. Hatta aşkın ateşiyle cehennem ateşini söndürmek gerek. Kürt edebiyatında aşk, aramaktır. Aşkı bulduğunda da çekip gitmenin ismi aşktır.

Siyebend ile Xecê’nin aşkına dönersek, olay Süphan dağında geçer. Olayın başladığı nokta da gökten bir demir parçasının düşmesidir. Siyabend o demir parçasını alır, kendisine kılıç yapar ve ailesini alan feleğin peşine düşer. Tam feleğin çadırını buldum derken çadırın olduğu yerde dünyalar güzeli bir kız çıkar karşına. O kız Xecê’dir. Bunlar birbirine aşık olur. Ve Siyabend Xecê’yi alıp Süphan dağına götürür. Mola verdikleri bir yerde bir geyik çıkar karşılarına, Xecê geyiğe gülümser. Xecê’nin gülümsemesini gören Siyabend geyiğin peşine düşer ve uçurumun kenarında yakalar geyiği. Geyikle boğuşur, geyik onu uçurumun dibine sürükler kendisiyle. Siyebend uçurumun dibine düştüğünde içindeki uçurumun da farkına varır ve feleğin geyik suretinde olduğunu kavrar.
Siyebend, Xecê’nin gülümsemesiyle yiğitlik derdine düşer. Geyiğin peşinde koşması ve geyiği tutup getirmek istemesi ise onun Xecê için neler yapabileceğine delalettir.

Xecê uçurumun başına gelir. Siyebend halen ölmemiştir uçurumun dibinde.. Xecê onu kurtarmak ister, köylerden topladığı ipleri uç uca ekler ama ipler ona ulaşmakta kısa kalır.

Siyebend gerçeğin farkına varmıştır. Ve Xecê’ye ‘benden hayır yok sana, git başka birini bul, evlen’der. Bu sözler Xecê için ölümle eşdeğerdir. Xecê Siyabend’i kurtarmayacağını anlayınca ölümsüz aşkına kendini uçurumdan atarak ‘ölümle’ karşılık verir.

Ve her ilk baharda öldükleri uçurumun başında iki tane kırmızı gül açar. Birbirlerine dolanmak için ne kadar çırpınsalar da ertesi ilk baharda kavuşmak ümidiyle sözleşerek ayrılırlar.

Aslında bu hikayede terimleri açarsak ki bu terimlerin ne anlama geldiği kendi tespitlerimdir. Mesala uçurum. Neden uçurum? Kuyu, uçurum vb. kavramların edebiyatta ihaneti temsil ettiğini biliyorum. Uçurum ihanetin işaretidir. İhanet bu hikayenin neresinde diyeceksiniz. İhanet dediğim durum sevdiğinin başka biriyle ilişkiye girmesi değildir sadece. Mesala fikri ihanet de vardır. Bu hikayede Siyebend’in ölüm dahi olsa Xecê’den ayrılması ihanettir.

Köylerde ip toplar Xecê ama hiçbiri yetmez Siyabendi kurtarmaya. Burada da sevdiğini ancak onu seven kurtaır vurgusu vardır.. başkaları ne kadar yardım etse de sevdiğini ancak onu seven kurtarır. Ölüm yoluyla olsa bile.


X.: Kürtçe alfabesinde olan bir harf. Boğazdan ‘h’ harfinin gelecek şekilde çıkartmasıyla okunur.
Ê: Kürt alfabesinde kelimenin sonuna geldiğinde Türkçedeki ‘i’ harfinin görevini üstler.
Siyabend: kürtçe’de kullanılan bir erkek ismi. Anlamı ‘ipin gölgesi.’





Etiketler:


egit baran  | egit  baran
26 Şubat 2009 Perşembe 15:06:58


bunu okurken beritanın uçurumdan atlamısını anımsadım..ikiside sevdiklerine inandıklarına ihanet etmemek için ölümü seçtiler..ihanetsiz günler için bazen ölümler gerek..beko ewan lar gibilerin
çığlıkları unutmama dileğiyle..
saygılar..
biraz geriden geliyorum yeni katıldığımdandır kusura bakma kardeşim


    [ Cevap yaz ]    

meselci 3  | MEHMET SELİM ÇİÇEK
09 Ocak 2009 Cuma 19:03:35


Ve her ilk baharda öldükleri uçurumun başında iki tane kırmızı gül açar. Birbirlerine dolanmak için ne kadar çırpınsalar da ertesi ilk baharda kavuşmak ümidiyle sözleşerek ayrılırlar.

Aslında bu hikayede terimleri açarsak ki bu terimlerin ne anlama geldiği kendi tespitlerimdir. Mesala uçurum. Neden uçurum? Kuyu, uçurum vb. kavramların edebiyatta ihaneti temsil ettiğini biliyorum. Uçurum ihanetin işaretidir. İhanet bu hikayenin neresinde diyeceksiniz. İhanet dediğim durum sevdiğinin başka biriyle ilişkiye girmesi değildir sadece. Mesala fikri ihanet de vardır. Bu hikayede Siyebend’in ölüm dahi olsa Xecê’den ayrılması ihanettir.

Köylerde ip toplar Xecê ama hiçbiri yetmez Siyabendi kurtarmaya. Burada da sevdiğini ancak onu seven kurtaır vurgusu vardır.. başkaları ne kadar yardım etse de sevdiğini ancak onu seven kurtarır. Ölüm yoluyla olsa bile.

AH o hikaye
her zaman
dokunur bana
çığlığı
kendisi
...


    [ Cevap yaz ]    

fesih  | ..... SARI
07 Ocak 2009 Çarşamba 17:43:58


televizyonun olmadığı o güzelim kış gecelerinin baş tacı:Sîbend û xeci,diğer güzel hikaye ve destanlarımız gibi..
değerli dostum emeğinizi içtenlikle kutluyorum
dostlukla..


    [ Cevap yaz ]    

07 Ocak 2009 Çarşamba 16:03:49


Köylerde ip toplar Xecê ama hiçbiri yetmez Siyabendi kurtarmaya. Burada da sevdiğini ancak onu seven kurtaır vurgusu vardır.. başkaları ne kadar yardım etse de sevdiğini ancak onu seven kurtarır. Ölüm yoluyla olsa bile.
Haklısın yüreğine sağlık


    [ Cevap yaz ]    




Siyabend U Xecê(Aşk, edebiyat,ölüm-1) başlıklı yazıya eleştiri yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.



Bilgi
Yayınlanma Tarihi:
07.01.2009 09:43:00
Toplam 4 yorum yapıldı
24059 çoğul gösterim
21690 tekil gösterim