Şerefe hak kazanmak, ona sahip olmaktan daha değerlidir. THOMAS FULLER
E-mail: Şifre: Üye ol | Şifremi Unuttum
Şiir ve Edebiyat Platformu
Anasayfa Şiirler Yazılar Forum Etkinlikler Nedir? Kitap Kitap  Tv TiVi  Müzik Blog Atölyeler Atölye  Bicümle Arama İletişim
   

   

E-kart Olarak Paylaş



 
Şiir Puan
 

10 10 1
Toplam: 5.0 puan
1 kişi puan vermiş.
 


 
Şiir Bilgi
28.11.2010 tarihinde eklendi.
1594 çoğul gösterim yapıldı.
1523 tekil gösterim yapıldı.
5 yorum yapıldı.
0 kişi favori listesine aldı.
Portfolyo: Genel
 

En son eklediği şiirler
• Damlada Gizli Ummanım
• Bandırma Da Aşıklar Yolunda
• Gitme Sevgilim Allah Aşkına
• Elveda Dostlarım Geçerken Uğra..
• Sevgiyle Gönüller Yapmak.
• Gizli Bir Irmaktır Akar Gözyaş..
• Cihan Yandı Gül Aşkına
• Dinle Bu Gönül Ney ini Ne Söyl..
• Usta Be...
• Dinle Beni Ne Söylerem.
• Doymamıştım Ben O Yeşil Gözlüy..
• Bir Garip Yaşlı Kemancı.
• Veda Ettiğin Gün Koptu Kıyamet
• Gönülden Sevdalıyım Ülkemin Gü..
• Kapanmaz Yaralarım Dermana Gel..
• Döktükleri Kanda Birgün Mutlak..
• SEHER VAKTİDİR EY YAR
• An An Yaklaşıyor Beklenen Meşu..
• BENİ BENDEN ALDIN CEYLAN BAKIŞ..
• BEN AŞIKIM HÜDAYI LA YAZALE
• HAZRETİ İBRAHİM VE DÖRT KUŞUN ..
• Bu Aşk Bir Sırrı Süphandır. İl..
• Bin Yıllık Ölmeyen Sevdamız
• Mukaddes Yolculuk.İlahi Aşk Yo..
• Ashabı Kehf Yedi Uyurların İn..
• Bilirim Senden Bana Olmaz Yar ..
• Aşkla Doğacaksın Sevdalı Gönül..
• SÖYLEYİN SEVDİĞİM NEREDE
• Bilseydim Ah Bilseydim Sevgili
• GEL GÖNÜLE,GÖNÜLE


   

 
YAVUZ SULTAN SELİM HAN’IN GÖZYAŞLARI

Yavuz Sultan Selim han Mısır seferindeydi
Osmanlı ordusu günlerdir at üstündeydi
Çölün sıcaaklığından ordu bunalmış idi
Güneş tam tepedeyken ilerlemek çok zordu
Aniden Sultan Selim iniverdi atından
Onu gören tüm ordu at in yaptı hep birden
Kızgın çölde bir zaman güçlükle yol aldılar
Neden sonra yorulup iyice bunaldılar
Vezirlerden birisi sokuldu çekinerek
Padişahın önünde eğildi diz çökerek
Sultanım! ferman sizindir atınıza binseniz
Kullarınız çok yorgun,onlara hak veriniz
Yavuz Sultan Selim han başladı ağlamaya
Gözlerinde pınarlar maniydi anlatmaya
Ordu’nun önünde yaya yürürken peygamber
Nasıl atından inmez benim gibi bir nefer
Böyle imanlı kalple kazanıldı her zafer

Nihat Gülle
Şair ve yazar
Nihat Gülle (romantikşair23)
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.
Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

   

Etiketler: benim , bir , birisi , ferman , gibi , hak , hep , in , mısır , selim , sultan , tam , tüm , ve , yavuz , yazar , yol , zaman ,
 Yorumlar
 AYSE 09
 
28 Kasım 2010 Pazar 19:38:31
gözlerim dol du inanın
ne çok gönül gözü açık insanlar varmış eskiden
işte bu güzel insanlar kazanmış onca zaferler
harikaydı ,kutlarım saygılar bıraktım sayfanıza gönüler dolusu
 Engin Tatlıtürk
 
28 Kasım 2010 Pazar 13:42:15
ŞİİR OLARAK ÇOK GÜZEL.

SİYASETİ AŞIP YAZARI YÜREKTEN KUTLARIM.

SELAMLAR.
 CemalettinGÜRPINAR
 
28 Kasım 2010 Pazar 13:33:11
Yavuz Sultan Selim han başladı ağlamaya
Gözlerinde pınarlar maniydi anlatmaya
Ordu’nun önünde yaya yürürken peygamber
Nasıl atından inmez benim gibi bir nefer
Böyle imanlı kalple kazanıldı her zafer

kutlarım tarihi ve kayhramanlık şiirini okudum çok güzeldi mükammel...
saygılarımla...
 nasya
 
28 Kasım 2010 Pazar 13:17:22
HER OLAYIN BİR YA DA BİR ÇOK SEBEBİ VARDIR.

TARİHTE YANLIŞLAR OLABİLİR.
BEN OIAYA SİYASİ AÇIDAN BAKMAYACAĞIM.
SİYASET SİYASİLERİN VE TARİHÇİLERİN İŞİDİR.

PEYGAMBERİNİ ORDUSUNUN ÖNÜNDE GÖRÜP GÖZYAŞI AKITAN BİE KUMANDAN ANLATILMIŞ.

Şiir olarak değişik bir tarz ve lezzetti.

Allah cümle geçmiş Ümmet-i Muhammede rahmet eylesin ve taksiratını affetsin.

tebrikler.
 Mehmet Çobanoğlu
 
28 Kasım 2010 Pazar 13:08:38
Kutlarım sizi değerli şaiir şiirinizi okudum elleriniz dert görmesin ...Sizin için bir kahraman olan Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim başka için bir kahraman olmayabilir.....
Saygılarımla


Yavuz Sultan Selim ve 40 Bin Alevi'nin Katliamı
Yavuz Sultan Selim, Sünni inancı Anadolu Alevileri için bir zulüm nedeni yapan Osmanlı sultanıdır. Yavuz Sultan Selim'in Sünnilik adına Alevi halkı kitlesel olarak yok etmeye kalkışmasının nedeni Osmanlı'nın doğu sınırlarında hızla gelişen Türk Safevi Devleti'dir; bu devletin Anadolu Alevileri için Osmanlı zulmüne karşı bir umut olması ve Anadolu insanının Osmanlı topraklarından kaçmaya başlamasıdır. Bu güçlü Türk devletinin gelişip kökleşmesinin, sömürü alanı olarak görüp değerlendirdikleri Anadolu'nun elden çıkması demek olduğunu anlayan Osmanlı, bu gelişimin "tek İslam devleti" kurma çabalarını da engelleyeceğini düşünüyordu.
Sıra sıra cellatlar, sürü sürü Türkmen'i doğramaya başladı. Zaten Fatih ta 1473 yılından itibaren (Otlukbeli) bu işe başlamıştı. Ardından Sünnilik güç buldukça Alevi düşmanlığı körüklenmeye başlandı. Yavuz Sultan Selim, halifeliği, Abbasiler'den kılıç zoruyla aldıktan sonra Sünnilik tutucu bir niteliğe bürünmüş ve artık toplumsal gelişmeye ayak uyduramaz hale gelmişti.
Anadolu'da Türklerin anlayamadığı Arap ve Acem dili yaygınlaşmaya başlamıştı. İşte Anadolu'da yaygın olan Alevilik, Sünniliği bir baskı aracına dönüştürmüş olan padişahların kabul edemeyeceği bir düşünceydi. Aleviler aynı zamanda Doğu sınırındaki Türk devletini destekliyorlardı ki; Osmanlı devleti bu nedenlerden Ötürü Anadolu Alevilerine baskı uyguluyordu.
Yavuz Sultan Selim, Şah İsmail üzerine sefere çıkarken; ordunun arkasında kendisine karşı çıkabilecek bir güç olsun istemiyordu. Savaş başladığında Alevilerin Şah İsmail'den yana tavır alma olasılığı da oldukça yüksekti. Ve Yavuz Sultan Selam 40 bin Aleviyi kılıçtan geçirdi. Kendini haklı çıkarmak için Alevilerin kadınları ortaklaşa kullandıkları, Kuran'ı, camileri yaktıkları şeklinde iddialarda bulundu ve bunun üzerine fetvalar yazdı. Yavuz Sultan Selim'in Alevi kırımı yapabilmek için yazdırdığı fetvalardan birisi Müftü Hamza'ya ait olanıdır; "Ey Müslümanlar, bilin ve haberdar olun ki, reisler; Erdebil oğlu İsmail olan Kızılbaş topluluğu, Peygamberimizin şeriatını, sünnetini, İslam dinini, iyiyi ve doğruyu açıklayan Kuran'ı küçük gördüler. (...) Onlara sempati gösteren, batıl dinlerini kabul eden veya yardımcı olanlar da kafir ve dinsizdirler. Bu gibi kimselerin topluluğunu dağıtmak bütün Müslümanların görevidir. Bu arada Müslümanlar'dan ölen kutsal şehitlerin yeri yüce cennettir. O kafirlerden ölen ise, hakir olup cehennemin dibinde yer tutacaklardır. (...) Bu türlü topluluk hem kafir ve imansız hem de kötülük yapan kimselerdir. Bu iki sebepten onların öldürülmesi vaciptir." (6)

Dönemin büyük fıkıh ve hadis bilgini olarak tanınan Müftü Hamza 1521 yılında ölmüştür. Tarihte yalnız böyle yüz karası bir fetvayla değil, rüşvet almak gibi bir suçla da anılır. Kuran üzerine yemin etmesine rağmen 50 bin akçe karşılığında Semendire Valisi Yusuf Bali'nin yolsuzluklarını ve haksızlıklarını kapatır. Müftü Hamza'nın rüşvet aldığını öğrenen Yavuz Sultan Selim onu sıkıştırıp canının bağışlanması karşılığında bu fetvayı verdirir. Osmanlı, iktidarı için her şeyi kullanmıştır, kullanmaya çalışmıştır.
Alevi kırımına izin veren bir diğer fetva da Şeyhülislam İbni Kemal tarafından kaleme alınmıştır. "...Kızılbaş topluluğu şeri yasalar gereği öldürülmeleri helaldir. İslam askerlerinden onları öldürenler gazi, ellerinde ölenler ise şehittirler." (7)
Halkı birbirine düşman etme kırdırma Osmanlı'dan bugüne devredilmiş bir devlet geleneğidir. 24 Aralık 1978'de "Müslüman Türkiye", "Kanımız Aksa da Zafer İslamın" haykırışlarıyla Maraş'ta Alevi halkı katledilir. "Allah Allah" diyerek "Komünistlerin büyüğü, küçüğü demeyip kafasını ezin" diye bağıranların sloganlarıyla, Alevilere yönelik Osmanlı dönemindeki fetvaların benzerliği çarpıcıdır. 1514 yılında 40 bin kişiyi kılıçtan geçiren gelenek, 1978'de Maraş'ta ihtiyar, çocuk, kadın ayrımı yapmaksızın halkı katleder. Yakılıp yıkılan evler, çivilenen, gözleri tornavidalarla oyulan, bıçaklarla, baltalarla, satırlarla parçalanan insanlar... Tecavüz edilen kadınlar, karnında bebeleriyle şişlenen hamile gelinler... Maraş'ta tablo budur.
Kaynak: Bydigi Forum http://www.bydigi.net/alevilik/270232-yavuz-sultan-selim-ve-40-bin-alevinin-katliami.html#post1987750
Bu vahşet tablosu Osmanlı'da bir başka dönem uygulanan kırımla da benzerlik taşır. Osmanlı 1875-1876 Bulgar ayaklanmalarını bastırmada Çerkesler ve başıbozuk birliklerini kullanır. Dönemin tanıklarından biri o günleri şöyle anlatır: "Kadınlar ve kız çocukları saçlarından tutuldular, bir darbeyle diz çökertildiler, boyunlarından kesildiler. Çocuklar süngülere geçirildiler, hamile kadınların karınları deşildi. Bir çoğu sırayla soyuldular ve bir odun parçasının üzerinde hayvan sürüleri gibi büyük bir serinkanlılıkla kesildiler..." (8)
Yine Meclisi Meb'usan tutanaklarında o günlere ilişkin şöyle anlatımlar yer alır: "1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı sırasında gayri-resmi olarak teşkil edilen ve Çerkeslerin ağırlıkla olduğu Osmanlı birliklerinin yolları üstünde rastladıkları Hıristiyan köylerini yağmalayıp, insanları kılıçtan geçirdikleri yüzlerce, hatta binlerce çocuğu köle olarak yanlarına aldıkları, çocuk ve eşyaların bir bölümün sattıkları...." (9)

Yavuz Sultan Selim'le birlikte din, imparatorluğun üst yapı kurumlarından en kapsamlısı olarak güçlü bir varlık kazanmıştır. Artık iktidarı tehdit eden her şey "din zararına" ilan edilecek, her düşünce, eylem "din sapkınlığı" olarak anılacaktır. Ve fetvalar, fermanlar, bu yollu açıklamalarla muhalefetin ezilmesinde önemli role sahip olacaktır... Yani her türlü katliam, vahşet böylece meşrulaştırılacaktır. O günün toplumsal gerçekliği Anadolu halk şiirlerine ve türkülerine de yansır.
Bu yıl dağların karı erimez
eser bad-ı saba yel bozuk bozuk
Türkmen kalkıp yaylasına yürümez
yıkılmış aşiret il bozuk bozuk
Pir Sultanım yaratıldım kul diye
Zalim paşa elinden mi öl diye
dostum beni ısmarlamış gel diye
gideceğim amma yol bozuk bozuk
(Pir Sultan Abdal)

Yavuz Sultan Selim döneminde Kürt toprakları üzerinde Osmanlı devletiyle Şah İsmail arasında çıkan savaşta her iki kesim de Kürt aşiretlerini kendinden yana kazanmak (yani kullanmak) uğraşındadırlar. Bu uğraşta başarıya ulaşan Yavuz Sultan Selim, Sah İsmail'in yenilgiye uğratılmasından (Çaldıran 1514) sonra Kürt aşiretleriyle bir anlaşma yapar. Bu anlaşmaya göre Kürt aşiretleri özerkliğini koruyacak, yönetim belli kişi ve ailelerde olacak, padişah fermanına bu konuda bağlı kalınacak, savaşlarda Kürtler Osmanlı devletine yardım edecekler, Osmanlı da, Kürtler'i bütün dış saldırılardan koruyacaktır. Bu anlaşma ile Doğu'daki Osmanlı egemenliği perçinlenir. Kürt halkının tarihinde "ilk cahş" olarak anılan İdris-i Bitlisi işbirlikçiliğinin karşılığını alır. Çaldıran seferine çıkarken 40 bin Aleviyi katletmesi nedeniyle -bunların arasında çok sayıda Kürt Alevisi de vardır- "Yavuz" namını alan Sultan Selim'in sevgi ve güvenini kazanır. Bu aynı zamanda Kürt önderliklerin iktidar için kendilerini kullandırdıkları ilk örnektir. Ve tarih sahnesinde birbirini takip eden onlarca örnek yaşanacak, Kürt halkı bu önderlikler nezdinde inançları, duyguları sömürülerek kullanılacaktır.




Şiire yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.