Kapitalistler öylesine para delisidirler ki, bize bir gün onları asacağımız urganı bile satarlar. (Mao)
E-mail adresiniz: Şifre: Üye ol | Şifremi Unuttum
Şiir ve Edebiyat Platformu
Anasayfa Şiirler Yazılar Forum Etkinlikler Nedir? Kitap Kitap  Tv TiVi  Müzik Blog Atölyeler Atölye  Bicümle Arama İletişim
   


5 1

 
Şiir Bilgi
12.09.2009 tarihinde eklendi.
1003 çoğul gösterim yapıldı.
908 tekil gösterim yapıldı.
28 yorum yapıldı.
0 kişi favori listesine aldı.
Portfolyo: Genel
 

En son eklediği şiirler
• Ben Senken Sen Ben Olamadın
• Sokak Çocuklarının Boş/a Hayal..
• Suskunluğum
• Unutma!
• Fecri Zamanlar
• Deniz Ve Ben
• Sen vefasız Sevgili
• Şimdi Bütün Gemilerim Alabora
• Sahil Çocukları
• Bir Kandil Gecesinde Secde Ett..
• Yamalı Hayallerimde Sen
• Şimdi Sensiz Ruhum Sisli Bir G..
• Şiire Kelepçe Vurulmaz
• Yokluğunda Eriyor Dilimde ki H..
• Bir Ol Deseydin Sevgili
• 12 Eylül Ve Sonrası
• Akan Kan! Mehmetçiğimin Kanı
• Ne Seninle Ne Sensiz
• Her Yanım Sen
• Mevsim Sonbahar
• Eylül
• Özlüyorum!
• Kimsesiz Çocuk
• Doyamıyorum Gülüm
• Bu Ayrılık Bana Ar Geliyor Yar
• Saklanmak Yok Artık Yüreğim! Y..
• Uyumakla Uyumamak Arası
• Bir Selamla Bu Aşk Çekilir mi ..
• Masumca Değil Aşklar
• Ne Boş Oldum Ne Dolu

   

 
12 Eylül Ve Sonrası




Zifiri geceden kalma bir güne hazırlanıyordu,
12 Eylül sabahı…
Henüz daha gün ağarmadan
Marş sesleriyle açıldı gözler uykudan
Ortalık sanki savaş alanı
Ve o yorgun günün gecesinde
Binaları titreten tanklar, asfalt yolları kuşatırcasına
Nasıl da yol alıyordu heybetli…



Ardından haber bültenlerinde sür manşet
Gencecik fidanların idam haberleri...
Her yıl ’’12 Eylül’’ dendiğinde
On yedi fidanın ölümü yakar içimi
Bir de aralarında ki o körpecik fidana
Erdal Eren’e yanar içim…
Henüz daha on yedi’sindeyken
Asmayalımda besleyelim mi sözleriyle gönderildi darağacına
Ve sırf eşitliği bozmamak adına daha nice gencin,
Bir sağdan, bir soldan diyerek
Göz göre göre ölüme terkedilmesi...
Bu nasıl bir vicdansa…



Bu kadarla sınırlı kalsa iyi;
Haksız yere tutuklanarak,
yarınları, yok pahasına ellerinden alınmış fidanlar...
Onuruyla yıllarını vermiş öğretmenlere inat
Üç ayda mezun edilen öğretmenler...
Sendikası olmayan
Emeğinin karşılığını alamayan işçiler....
Ve doğduğum memleketim, Ankara deyince de
İşkence tezgahlarında, ölümle burun buruna bırakılan
Mamak gelir aklıma!
Ondandır ki Ankara’mın gözleri hep yaşlı...
Kısacası;
Her türlü çirkinliği yaşayan, bir Türkiye’ ye tanık oldu gözlerim
Henüz yaşım daha, on dokuzundayken…



Ve
Her gün evlere yapılan sayısız baskınlarda…
Toplanan tonlarca kitap, intikam ateşiyle yakılırken
Yazarları ise faili meçhul cinayetlerin kurbanı oldular…
1979’da, Abdi İpekçi suikasti ile tanınan Ağca
Ne yüzle yaşıyor ve yaşatılıyordu hala?..
Binlerce suçsuz günahsız fidanlar darağaçlarında can verirken
Bu mudur sizce adalet?
Sizin adaletiniz bu muydu?..


Serap Sönmez



(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.
Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

   

Etiketler: ankara , bir , burun , can , daha , eylül , gün , haber , hep , idam , ile , intikam , meçhul , nasıl , o , savaş , ve , yorgun , zifiri ,
 Yorumlar
Okuduğunuz yorum şiirin sahibi tarafından etkili yorum olarak seçilmiştir.
 H.TATAR
 
25 Eylül 2009 Cuma 17:47:04
Ardından haber bültenlerinde, sür manşet
Gencecik fidanların idam haberleri...
Her yıl ’’12 Eylül’’ dendiğinde
On yedi fidanın ölümü yakar içimi
Bir de aralarında ki o körpecik fidana
Erdal Eren’e yanar içim…
Henüz daha on yedisindeyken
Sırf eşitliği bozmamak adınaydı
Verilen idam kararı
Bir sağdan, bir soldan diyerek çekildi darağacına
Bu nasıl bir vicdansa…

Sevgili Serap Sönmez Kardeşim ,

Gözlerim dolu dolu,sesim titreyerek birkaç kere okudum ve hatta eşimi yanıma çağırıp ona da okudum. 12 Eylül 1980 de ben yurtdışındaydım ve hala da yurtdışında Almanya'da yaşıyorum. Bu nedenle sıcak ortamdan uzak bile olmuş olsam da burada kavrulduk ve yandık. Gencecik yaşlarında bırakın dallarını, gövdelerinden kopartılıp savruldular.
Sevgili Serap Hanım,yazılan bütün yorumları okudum.Hepsi de A-Z sine kadar olaya vakıflar.Hala daha bugün o günleri yaşıyormuş gibi anmaları ve zamanı geldiğinde de hesabının sorulacağını vurgulamaları bir gerçektir. Sizi ve bu denli yürekleri,beyinleri kutluyorum. Önemi ve değeri çok büyük olan bu konuyu gündeme getirdiğiniz için yüreğinize,beyninize ve ellerinize sağlık.
Dolaysiyle benim fazla birşey yazıp da konunun muhteviyatını değerli yorumcuların yazdıklarının dışına çıkartmamalıyım.Yazılan bütün yorumlara katılıyorum ve bu yorumların bir pota içerisinde tek bir vücut olarak çıkıp,birlik ve beraberlik içinde CUMHURİYETİMİZİ - DEMOKRASİYİ - LAİKLİĞİ sonuna dek muhafaza ve müdafaa etmeliyiz. BAĞIMSIZLIK VE ÖZGÜRLÜK her bireyin ilelebet hakkıdır. HALKLARIN onurlu ve gururlu mücadelesi CANLARI pahasına da olsa devam edecektir. <<SEZAR'IN HAKKI SEZAR'A VERİLMELİDİR !>>

KAHROLSUN EMPERYALİZİM VE FAŞİZİM !
KAHROLSUN EMEKÇİLERİN VE EZİLENLERİN (YOKSULLARIN) SIRTINDA ÇIKARLARI UĞRUNA CANLARA KIYANLAR VE GENCECİK FİDANLARIMIZI DALLARINDAN VE GÖVDELERİNDEN BUDAYANLAR !

Dostça sevgiler,saygılar ve selamlarımla
HALİFE TATAR
 Ali Yavuz Fırat
 
14 Eylül 2009 Pazartesi 02:48:46
Karanlığı sevenler mutlaka karanlık bitmeden hareket ederler. 12 Eylül de karanlığı ülkemizin üstüne örtenler tarafından kendi karanlıklarında örgütlenip halka giydirilen kara bir gömlektir ve ne yazık ki bize giydirilen bu kara gömlek hala çıkarılıp atılmamıştır.

Karanlıklar da insanlarımıza işkence edenler , hapishaneleri toplama kampına çevirenler , insanlarımızı yaşlarına dahi bakmadan alelacele ipe çekenlerin bir vicdanları var mıydı ? Kitaplarımızı silahların yanında suç aleti olarak gösterenlerin ve yayıncılarımızı kitap yayınlıyorlar diye askeri araç içinde döverek öldürenlerin bir vicdanları var mıydı ?

17 yaşındaki Erdal Eren'i mamaktaki hücresinden döverek idama götürenlerin bir vicdanları var mıydı ? Diyarbakır'ı cezaevini kan gölüne çevirenlerin , işkenceyi en vahşi yöntemlerle uygulayanların , Mamak' ı utanç cezaevi yapanların , Metris de işkence ekipleri kuranların bir vicdanları var mıydı ?

12 Eylülden önce aynı silahla sabah sağcı , öğlenden sonra solcu vurduranların , gençler birbirini kırsın diye kontrgerilla örgütleri kuranların , okyanus ötesinde" bu işi bizim çocuklar yapmış" dedirttirenlerin , evleri basıp insanları yaka paça toplayanların bir vicdanları var mıydı ?

Aradan 29 yıl geçmesine rağmen yaptıkları için " yapılanlar yanlıştı" demeyenlerin ve her fırsatta hala halka bu deli gömleğini giydirmeye çalışanların bir vicdanları var mıdır ?

Eğer 12 eylül ve onları yapanlardan hesap sorulamazsa vicdanlarda ki yara hiç bir zaman kanamaktan kurtulamayacaktır.

Onlar iyi bir gelecek istiyorlardı , istiyorlardı ki dünyada sömürüsüz bir düzen kurulsun. İstiyorlardı ki elleri nasır tutmuş olanlarında yüzleri gülsün. İstiyorlardı ki güneş güne başlayan herkesin yüzünü aydınlatsın. Ve onlar vatanlarının her karışından emperyalizmi söküp atmak istiyorlardı. Onlar özgür ve tam bağımsız bir vatanda kardeşce yaşamaya sevdalıydılar.

Sevdaları yok edildi. Bir halkın geleceği ters yüz edilerek karanlığa teslim edilen bir ülkede tüm vicdanlar karartıldı...

12 Eylül sabahı başlayan ve hala devam eden karanlıkta kaybolan ve karanlığa rağmen içlerindeki sevdaları terk etmeyen tüm yaşamlara SAYGIYLA...
 Ali Yavuz Fırat
 
14 Eylül 2009 Pazartesi 02:44:04
Toplumsal sürecinde de yine bu faşist darbe çok derin yaraların bıraktığı ve günümüzdeki apolitikleşmenin en belirgin nedenidir. Günlerce haftalarca yıllarca işkence tezgahlarında süren insanlık ve hukuk dışı muamelelere maruz kalmış darbe mağdurları bırakmıştır.

Bazıları bu süreci canlarıyla ödedi bazıları idam edilerek bazıları psikolojik problemlerle… Hayatta kalanların bazıları gördüğü işkencelerden dolayı tutsaklıktan çıktıktan sonra ağır şekilde rahatsızlanıp, öldüler…

12 Mart’ın yarım kalan işini tamamlamakla görevli adeta avcı olarak insan harcayan ve topluma kurtarıcı görünmek için tüm Kemalist söylemlerle insanları aldatanlar ve ABD nin personeli niteliğinde onların alkışlarını toplayan bu cunta kendilerine göre anarşiyi bitirdiler..

PEKİ ...
Tutsak aldıkları insanlara yapmış oldukları zorbalığı vicdansızlığı ve şerefsizliği kim ne olarak açıklayacak ?
 Adem Öztürk Renas
 
12 Eylül 2009 Cumartesi 23:44:45
on iki eylül dönemi ülkemizde solun "illegal ve devlet düşmanı" ilan edildiği tarihtir. o dönemde bilinçli olarak devlet eliyle bu tip bir propaganda yapılmıştır ve gözdağı vermek için onlarca genç tutuklanmış , haklarında idam istenmiştir ve maalesef on sekiz gencimizden çoğu sebepsiz darağacına gönderilmiştir.

peki bize bugün düşen görev nedir?

12 eylülü unutmamak ve bizi 12 eylülde güçsüz düşüren sebepleri. "ayrı ayrı dövüşüp birlikte yenildik" artık birlik olma zamanı.

kutlar ve tebrik ederim kalemi.

selam ve selametle.
 Sedanur
 
12 Eylül 2009 Cumartesi 21:14:01

hiç bir zihniyet aklı fikri düşünceyi gönülü yargılayamamalı
hiç bir insan digerinin özgürlügüne fikrine kota koyamamalı
ama ne yazıkki öyle olmuyor olamyacakta sanırım



yüreginiz saglık selam saygılar
 Gürsel Cengiz
 
12 Eylül 2009 Cumartesi 20:04:55


12 Eylül 1980

ben tam 20 yaşındaydım

üniversite 1.sınıf

ve gerisini siz hayal edin

edebiliyorsanız

şiirinle

bir filim şeridi geçti gözümün önünden

o filimde

öldürülmüş gencecik bedenler

yakılamayan ağıtlar

dar ağaçları

faili meçhuller

ve yandım bir kez daha ülkeme

sevgili Serap elleine sağlık

yüreğine sağlık

gelmesin o günler geri

saygı ve sevgilerimle......................



Gürsel Cengiz tarafından 9/12/2009 8:06:08 PM zamanında düzenlenmiştir.
 Asker Omur
 
12 Eylül 2009 Cumartesi 17:27:14
12 Eylül Ve Sonrası



Zifiri geceden kalma bir güne hazırlanıyordu
12 Eylül sabahı…
Henüz daha gün ağarmadan
Marş sesleriyle açıldı gözler
Ortalık sanki savaş alanı
Ve o yorgun günün gecesinde
Binaları titreten tanklar, asfalt yolları kuşatmışçasına
Nasıl da yol alıyordu heybetli…



Ardından haber bültenlerinde sür manşet
Gencecik fidanların idam haberleri
Her yıl ’’12 Eylül’’ dendiğinde
On yedi fidanın ölümü yakar içimi
Bir de aralarında ki o körpecik fidana
Erdal Eren’e yanar içim…
Henüz daha on yedisindeyken
Sırf eşitliği bozmamak adınaydı
Verilen idam kararı
Bir sağdan bir soldan diyerek çekildi darağacına
Bu nasıl bir vicdansa…

DİZELERİN ÇOK GÜZEL KUTLARIM ŞEN VE ESEN KALIN
 Pervin YETİŞ
 
12 Eylül 2009 Cumartesi 17:19:26
tarihimize vurulan kara bir damgadır o günler...........
kırılsın körpe fidanlara uzanan eller............
duyarlı yüreğine bin selam olsun arkadaşım...................
tebrikler ve kırmızı karanfiller bıraktım sayfana....................
 ismet55
 
12 Eylül 2009 Cumartesi 16:56:54
her şeyi budadılar da, umudu budayamadılar.tarihin kara sayfaları arasına girmeyi başardılar sadece.
o gün demokrasiden yana tavır koyanlar işkence odaların mahküm eden kafa,geçtiğimi bir kaç yıl önce 'federasyonda tartışılmalı' diye,çıkmadı mı yüzsüzce karşımıza.
duarlı yüreğin var olsun.
yirmi dokuz yıl öncesini yeniden yaşadım dizelerinde.
kutlarım.
sağlıcakla kalınız.
 Nar-ı Çiçek
 
12 Eylül 2009 Cumartesi 16:33:41
Gecmisin yüzümüzü kizartan utandiran yanlari bunlar, ne kadar utansak AZDIR !

Ruhlari şaad olsun, yattiklari mekan Cennet olsun..

Duyarli yüregin dert görmesin, saygilarimla Serap hanim..
 mehmet yıldırım
 
12 Eylül 2009 Cumartesi 16:06:20
bu anlatıma yorum katılırmı ?
bence katılmaz muteşem akıçı tüm çıplaklıgıyla gözler önüne sermiş
o günleri görmeyenler bile şiiri okuyunca o günün faşizanlıgını yaşar
o acıları yüreginde hiseder
çükü usta bir kalemin eserini okumuş oluyor
muteşemdi yürekten kutluyorum güzel insan...
 Sevi-esin
 
12 Eylül 2009 Cumartesi 15:04:14
utanıyorum sadece




sayfanıza bin saygı bin yürek bin yemin bırakıyorum h. kalın
 güney rüzgarı
 
12 Eylül 2009 Cumartesi 14:50:51
On iki Eylül'den önce ve sonraya baktığımızda öyle bariz, açık seçik ki her şey. O yol ayrımı nasıl da değiştirdi düşünceleri, ideallleri. Barış, kardeşlik, hakça paylaşmak, tam bağımsız bir ülke derken, şimdi tek tek yaşıyor insanlar. Teker teker refahı arıyor, yolda düşene hissiz, duygusuz bakıyor, yoksul manen de yoksul artık. Ve tembellik, üç kağıtçılık, hazırcılık öyle işlemiş ki ciğerlere... Daha ne yazılabilir ki. Aslında sayfalarca yazılsa, konuşulsa bitmez. Dizelerle o günlere döndüm -hiç unutmadım da- ve dünün bugünün muhasebesini yaptığımda artık her şeyin ne kadar zor olduğunu görüyorum maalesef. yazan kalemi ve yüreğe selamlar.
 s_Lavinia
 
12 Eylül 2009 Cumartesi 14:46:36
bu anlamlı günde devrim şehitlerimizi saygı ile anıyorum...ruhları şad olsun...onlar birer cesur yürekti...adına savaştıkları halk bile onları anlamadı..onlara karşı oldu..çünkü öyle güzel tezgahlar hazırlanıp eşkiya sürüsü gibi gösterildi ki, çok üzgünüm... hiç uğruna ölmek çok acı.. hiç uğruna diyorum çünkü öyle...kimin için öldüler...yaşamak onların da hakkıydı... o zamandan bu güne değişen ne oldu?? bir arpa boyu yol aldık mı? yoksa daha da gerilere mi gittik??.........halaa, bir kısım insanların gözünde onlar kanlı eşkiyalar... böyle düşünmek daha kolay çünkü... zaten sızlamayan vicdanları rahatlatmak adına...
..Serapcım, duyarlı yüreğini sevgiyle öpüyorum...
 s_Lavinia
 
12 Eylül 2009 Cumartesi 14:45:05
2.kez tekrar olduğu için sildim bunu..sevgimle..

s_Lavinia tarafından 9/12/2009 2:47:20 PM zamanında düzenlenmiştir.
 Ali Ekber Hırlak
 
12 Eylül 2009 Cumartesi 14:39:41
Binlerce suçsuz günahsız fidanlar darağaçlarında sallandırılırken
Bu mudur sizce adalet?
Sizin adaletiniz bu muydu?..

cesur yürekten çok güzel dizeler keşke yaşanmasaydı yürekler dağlanmasaydı kara bir tablo yıllar
geçtikçe kanayacak ve kabuk bağlayacak,sevgiler hisseden yüreğine...
 berşah
 
12 Eylül 2009 Cumartesi 14:23:53
ayaklarıma takılan uykudur eylül
yok yere can veren yüreklerin
ruhu şad olsu

sevgiler bıraktım sayfana canım
 Alper Kar
 
12 Eylül 2009 Cumartesi 14:03:08
12 Eylül takvim yapraklarında acıyla yoğrulan günlerin adı... Kitapların sokaklara atıldığı , sevgiden taçlar örenlerin kırıldığı ve cezaevlerinde işkencede sloganların haykırıldığı bir devrin adı... " Metris'in önünde durdum , hasretim yerlere vurdum" türküsünü hep bir ağızdan söyleyenlerin ve ölüme korkmadan koşarak gidenlerin olduğu bir bir devrin adı... 12 Etlül yayıncı İlhan Erdost'un Mamak'ta bir askeri aracın içinde dövülerek öldürüldüğü , Erdal Eren'nin 17 yaşında hücresinden tekme tokat idam sehpasına götürüldüğü bir devrin adı...12 Eylül bir kuşağın toptan kırıma uğratıldığı üstünden tanklar ve postalların geçirildiği bir devrin adı... 12 eylül benim kuşağımın sevdalarının ipe çekildiği bir devrin adı...

BENİM KUŞAĞIM

Sevgilerle büyüdü ,

Kavgalarla yeşerdi,

Bir deli kuşaktı ,

Benim kuşağım...

Korkusuzdu ,

Karakollara alındı ,

Şubelere toplandı.

Kahramanlar yaratmadı ,

Kahramanda olmadı.

Delicesine yaşadı .

Delikanlı doğdu ,

Delikanlı öldü ,

Bir deli kuşaktı ,

Benim kuşağım...

Canımıza candılar ,

Kanımıza kandılar ,

Yaşamla nişanlı ,

Ölümle evliydiler ,

İsyandılar , öfkeydiler ,

Bir deli kuşaktı ,

Benim kuşağım... Alper kar




 onurumsun
 
12 Eylül 2009 Cumartesi 13:23:44
Geçenlerde Ahmet hakan çok güzel bir yazı yazmıştı ve o yazıdan sonra ona olan saygım bin kat daha artmıştı.

Şöyle diyordu ahmet hakan" 12 aylül sabahı evde bir teleş vardı. Bizim ailemiz hep hacı hoca takımı olduğu için, herkes bir köşeler kaçmış tutuklanacakları endişesini yaşıyorlardı. Biz de çocuğuz ya ne olduğunu tam olarak algılamamıştık. Beşk katlı bir apartmanda oturuyorduk. Askerler öyle bir geldilerki babamlar ve onu ziyarete gelen hoca takımı kaçacak delik arıyordu. Askerler apartmana girdi ama bizim kapımız çalınmamıştı. Bir zaman sonra askerlerin kolunda iki adam sürüklenerek arabalara konuyor. Kim onlar diye sorduk çocukça düşünce ile babam" sendikacılar vardı beşinci katta onlar ile üçüncü kattaki öğretmen götürülüyor. Çok şükür koministleri tutukladılar, demek bize bir şey yapmayacaklar" dedi. O gün analamdım oniki eylülün neden lanetleneceğini. Ama şimdi anlıyorum ki o zaman aydın beyinlerin kesilmesine karar çoktan verilmişti." diyordu.

Bu yazı her şeyi açık açık anlatıyordu aslında bize. İşiğa koşanları yok etmek için alınmış bir darbe kararı ve sonunda geldiğimiz son.

Teşekkür ederim kaleminizi ve sevgiler duyarlı yüreğinize
 RABATLI
 
12 Eylül 2009 Cumartesi 10:36:51
ANLATABİLMEK KARA EYLÜLÜ...
YAŞAYAN BİR İ OLARAK...
HESABI SORULMAYAN...
AMA ELBET BİR GÜN...
ELBET BİRGÜN SORULACAKTIR...

IŞKIN VERECEKTİR YENİDEN...YAZAN VE DÜŞÜNEN YÜREK SUSMASIN...RABATLI
 kazım Doğan
 
12 Eylül 2009 Cumartesi 10:36:43
Ardından haber bültenlerinde sür manşet
Gencecik fidanların idam haberleri
Her yıl ’’12 Eylül’’ dendiğinde
On yedi fidanın ölümü yakar içimi
Bir de aralarında ki o körpecik fidana
Erdal Eren’e yanar içim…
Henüz daha on yedisindeyken
Sırf eşitliği bozmamak adınaydı
Verilen idam kararı
Bir sağdan bir soldan diyerek çekildi darağacına
Bu nasıl bir vicdansa…

Evet sevgili Serap, Ülkelerinin bağımsızlığı için mücadele eden emperyalist sömürü düzeninin çarkına çomak sokmaktan çekinmeyen o cesur yürekler, bu uğurda faşist tezgahlarda acımasızca işkencelerden geçtiler, hele biri vardı ki yüreklerimiz hala yanıyor daha 17 yaşındaydı ve yaşını büyütüp astılar ERDAL EREN'i o günler çok karanlık günlerdi ve karanlığı aydınlıkla örtmediler karanlığın üzerine karanlık ektiler ve ülkemiz halen ABD nin emirleri altında yöneticiler tarafından yönetilmekte ve her geçen gün üretimin olmadığı tüketimin çığ gibi büyüdüğü ve dışa bağımlı hale getirilen bir ülkede yaşamaya devam ediyoruz hala...Bizler bu sömürü düzenine karşı çıkmadıkça da ne terör bitecek, ne de canların yitmesini önleyebileceğiz...saygılar çok değerli ve anlamlı dizelerdi beğeni ile okudum o güzel yüreğini ve kalemini kutluyor saygılar sunuyorum...Ve bu sömürü düzenine karşı çıkan canlarını ortaya koyan devrimci yürekleri öpüyor ölenlerin mücadeleleri önünde saygıyla eğiliyorum...

kazım Doğan tarafından 9/12/2009 10:40:22 AM zamanında düzenlenmiştir.
 GELENDE
 
12 Eylül 2009 Cumartesi 09:30:43
O kadar güzel dile getirmişin ki tebrik etmemek elden degil....Amerikanın isteği üzerine yapılan ..Türk tarihinin en kara günlerinden biri...Yası küçük olmasına ragmen yaşını büyüttürüp gencecik fidanları asttırtıran zalimlerin geli günü....
 ayhan ACAR
 
12 Eylül 2009 Cumartesi 09:06:44
mükemmeldi
duyarlı yüreğine sağlık dost,
saygılarımla
resimdekide yanlış hatırlamıyorsam
kemik testi yaptırılıp yaşını 18 denilen ve idam edilen erta erendi..

ayhan ACAR tarafından 9/12/2009 9:07:46 AM zamanında düzenlenmiştir.
 ümit zeki soyuduru
 
12 Eylül 2009 Cumartesi 08:50:41
Her gün evlere yapılan baskınlar da…
Toplanan tonlarca kitap, intikam ateşiyle yakılırken
Yazarları ise faili meçhul cinayetlerin kurbanı oldular…
1979’da Abdi İpekçi suikasti ile tanınan Ağca
Ne yüzle yaşıyor ve yaşatılıyordu hala?..
Binlerce suçsuz günahsız fidanlar darağaçlarında sallandırılırken
Bu mudur sizce adalet?
Sizin adaletiniz bu muydu?..

Maalesef bunlar gerçek.... Kutluyorum sizi.
Saygı ve selamlarımla.
 AYSE 09
 
12 Eylül 2009 Cumartesi 06:49:01
mazı insanı üzüyor değilmi gönül sesin dinmesin saygım sevgim sonsuz
 bysoncan
 
12 Eylül 2009 Cumartesi 06:46:07
içinde bulunduğun ortamı yaşayan bir insan olarak duygulandım
daha ne diyebilirim
kutluyorum sevgiler
 cebirin defteri
 
12 Eylül 2009 Cumartesi 06:38:40
Evet bir sağdan bir soldan malesef öyle oldu .Esas satılık lar hep sırça köşklerde yaşarlarken köşe yazısı yazıp köşeyi dönerlerken her iki tarafında körpe fidanalrını faşiste vur koministe vur vatan millet yazıp öne sürdüler hepsinin amacı vatn millet sakarya bilmediler yukarda onlar parsa paylaştılar sonrada birileri geldi astılar böyle ne denir bilmem hala aynı teraneler sürüyor bu sefer sivil darbelrle bazı şeyler yapılmak isteniyor abd-israil-ingiliz avrupa birlği derekn yol alıyorlar.
 meftunkaranfil
 
12 Eylül 2009 Cumartesi 06:30:41
sevgili ülkem sevgili vatandaşlarım; ülke yeterince büyüdü serpildi hürre darbe yapıyorum haberiniz olsun...
bu ülkede darbenin haklılığını daha savunan insanlar varken, bu ülke ne zaman ekonomik, sosyal, kültürel,siyasal alanda olgunlaşacak.....................

eller var, içinde başka parmakların bulunduğu eller..

yüreğine karanfiller bırakıyorum ablacığım...çoktandır gelemedim ...kusura bakma

sevgiler
saygılar
selamlar


Şiire yorum yazabilmeniz için üye olmalısınız.

Üye değilseniz üye olmak için tıklayın.