Bir kadının yeniden evlenmesi, onun ilk kocasından nefret ettiğini gösterir. Bir adamın yeniden evlenmesi, onun ilk karısını çok sevdiğini gösterir. Oscar Wilde [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
ANASAYFA ŞİİRLER Edebiyat Defteri YAZILAR Edebiyat Defteri FORUM Edebiyat Defteri ETKİNLİKLER Edebiyat Defteri NEDİR? Edebiyat Defteri Kitap KİTAP  Edebiyat Defteri Tv TİVİ Edebiyat Defteri Sesli Şiirler MÜZİK Edebiyat Defteri BLOG Edebiyat Defteri Atölyeler ATÖLYE  Edebiyat Defteri BİCÜMLE Edebiyat Defteri ARAMA Edebiyat Defteri İLETİŞİM
Sol Ayağım





Sol Ayağım


Yayınevi
ISBN
: 9786055913229
Sayfa
: 190 s.
Yıl
: 1.8.2009
Ebat
: 13 x 19 cm
Sol Ayağım Kitabı Tanıtım Yazısı
<Chiristy Brown doğuştan beyin felci kurbanıydı.Ancak bu talihsiz küçük bebek İrlanda edebiyatının devleri arasında yerini alacak bir yazarın muhteşem hayal gücüne ve duyarlı zekasına sahipti.



Bu,Chiristy Brown’ın kendi yaşam öyküsüdür.Brown,çocukluğunda okumayı,yazmayı,resim yapmayı ve nihayet daktilo kullanmayı öğrenmek için verdiği mücadeleyi ve bütün bunları sol ayağını kullanarak nasıl yaptığını anlatıyor.



Eser içerisinde yer alan fikir, düşünce, iddia ve mesajları "Ne anladım?" bölümümüzde diğer okurlarımızla paylaşabilirsiniz.

Sol Ayağım Kitabından Ne Anladınız?


Alıntılar Alıntı Yaz
Kitap için ilk alıntıyı siz ekleyin.

Sol Ayağım Kitabından Alıntı Paylaşın


Sayfa 47, kitabın 47'inci sayfasının ilk paragrafıdır. Henüz bu kitap için s-47 eklenmemiştir.
Kitabı edinmişseniz kitabın 47'inci sayfasının ilk paragrafını siz ekleyin.

İncelemeler İnceleme Yaz
ALİ RIZA SOYASLAN
05 Mart 2015 Perşembe 02:07:05

SOL AYAĞIM

İrlanda’nın başkenti Dublinli bir yapı ustasının yirmi iki, hayatta kalan 13 çocuğundan biri olarak dünyaya gelir. Dünyaya gelir gelmesine ama kendisindeki anormallikleri, 4 aylıkken, ilk olarak annesi fark eder. Parmakları bükülü, kolları arkaya sarkık, sürekli iki yana sallanarak sık sık kasılır, başı sağa-sola, geriye-öne doğru kayıp gider. Sırtına ve kafasına destek olunmadığı takdirde düşer. Konuşmaya başlaması gereken dönemde konuşamaz, sadece mırıldanır, homurdanır. Sol ayağının dışında hareket ve konuşma yetileri aktif olarak çalışmayan ortopedik özürlü, kendisini muayene eden doktorlara göre de aynı zamanda zihinsel özürlüdür. Brown2un annesi çocuğu hakkındaki doktorların bu tespitine kesinlikle katılmaz. Bunu ispatlamak, doktorlara meydan okumak için çocuğundaki cevheri ortaya çıkarmaya çalışır. Nihayetinde -Allah’ın kullarına uyguladığı şaşmaz hayat formüllerinden biri olan- emeklerinin karşılığını alır.

Yazar, bebekken hayır için çekilen bir filmde oynar. Yıllar sonra Doktor Collis filmde kardeşinin sırtında gördüğü küçük Brown’u araştırır ve bulur. Beyin felci hastalığı geçirenler de çeşitli tedavilerin geliştiğini, isterlerse kendisinin yardımcı olacağını belirtir. Brown ailesi kabul eder. Bundan sonra Yazarın yaşamının ikinci dönüm noktasıdır. Daha sonra Doktor Collis’in arkadaşı Louis Warnants, Brown’u muayene etmeye evlerine evine gelir. Kendisine çeşitli alıştırmalar yaptırır, kendisini izler, kendisinin yapmakta zorlandığı şeyleri not alır. Bu tedavilerden sonra Dr. Collis, Brown’u annesiyle birlikte Londra’da beyin felci konusunda uzman olan yengesine götürür. Buradaki uzman doktor kendisini muayene ettikten sonra sol ayağını kullanmamasını özellikle ister. Tabi söylemeye gerek yoktur. Brown’un her şeyi olan bu organını bundan sonra kullanmaması kabul edilecek gibi değildir. Doktor ikna etmek için şunları söyler: “Evet, zor olduğunu biliyorum. Bu çok büyük bir fedakârlık. Ama tek yolu bu, başka çıkış yolu yok. Sol ayağını kullanmaya devam edersen eğer bir gün büyük bir sanatçı veya yazar olsan bile, iyileşmemiş biri olarak kalırsın. Asla yürüyemez, konuşamaz veya ellerini kullanamazsın ve bütün bunları yapamadan herhangi bir yerde normal bir yaşam süremezsin. Yani her şey kendine hâkim olmanla ilgili, sol ayağını tekrar asla kullanmayacağına söz verir misin?” Bunu kabulde zorlanan yazarı ikna etmek yine doktora düşer. Brown’u nasıl ikna ettiğini kitabında şöyle açıklar: “Bana ayağımı kullanmamın hapsedilmiş zihnimin kendini ifade etmesine olanak sağlayıp, manevi olarak iyi gelse bile, fiziksel olarak iyi olmadığını çünkü sol ayağımı kullanırken vücudumun diğer kısımlarında büyük bir baskı oluşturduğu ve manevi gerginliği azaltsa da sakat olan kaslarımın durumunu kötüleştirdiğini söyledi. Sol ayağımı kullandığım sürece ellerimi kullanmak, aklımın ucuna gelmeyecekti. Ayağımı kullanmayı bıraktığım anda, vücudumun geri kalan kısmına yoğunlaşabilecektim.” Londra ve Dublin’de yapılan fizyoterapi etkinlikleri sonuç vermeye başlar. Bu arada doktoru aynı zamanda bir yazardır. Kendisine yazma konusunda rehberlik etmeye çalışır. Yazdığı hikâyelerde nelere dikkat etmesi gerektiğini, daha sonra da bu kitabı yazmasını önerecek kişidir. Konuşma terapisi uygulanmaya çalışılır. Brown, konuşmanın ne kadar önemli olduğunu yazmanın onun yerini tutamayacağını şöyle açıklar: “Konuşmak benim çabalarım arasında, insanlarla sıradan ilişkiler kurmamda her zaman en büyük engel olmuştur. Bana en acı veren engelim olmuştur; çünkü konuşma olmaksızın insan kaybolmuş gibidir, milyonlarca şey söylemek yerine bir kelime bile edemez. Yazmam gayet iyiydi, fakat sadece yazılı kelimelerle anlatılamayan, ‘hissettirilemeyen’ bazı duygular vardır. Yazmak ölümsüz olabilir ama sesin yaptığı gibi iki insan arasındaki boşluğu doldurmada bir köprü oluşturamaz ve keşke dünyadaki en iyi kitabı yazmak yerine bir arkadaşımla bir sıkı bir tartışma veya bir kızla birkaç dakikalık sohbet yapılabilsem.”(s.138) Konuşma terapisi düzenli bir şekilde uygulanır. Bunun için uygulanması gereken egzersizleri yapmaya çalışır. Sonuçlar iç açıcıdır. Kendisindeki özgüven duygusu yükselmeye başlayınca hem hayattan daha çok tat almaya hem de daha başarılı olmaya çalışır. Klinikteki doktorların çalışmalarından sonra kendisine özel öğretmen tutulmaya başlanır. Bu öğretmenler Bertrand Russel’in felsefesinden, Thompson ve Yeats’ın şiirlerine, Latince öğretmekten, geometri ve matematiğe kadar çok geniş bir yelpazede kültür sahibi olmasına vesile olacak konuları aktarır.

Bu zamana kadar ki yaşantısının en mesut anlarını, kitabın da final sahnesi, “Onun İçin Kırmızı Güller” bölümü oluşturur. İrlanda-Amerika Beyin Felci Hastaları Derneği, hastalar yararına Burl Ives’in de katıldığı bir konser tertip eder. Ives, şarkılarını söyledikten Derneğin başkanı olan Dr. Collis, konuşma yapmak için kürsüye gelir, cebindeki kâğıdı çıkarır ve şunları söyler: “Konuşma yapmayacağım. Hiçbir şey rica etmeyeceğim. Sadece beyin felciyle sakatlanmış birinin duygularını sizlere gösterecek bir şey okuyacağım. Sol ayağıyla İşte Christy Brown’ın otobiyografisinin ilk bölümüdür.” diyerek bir yandan da eliyle yazarı gösterir. Bu kitabın ilk bölümünü konser salonunda Dr. Collis okur. Yazar bunları dinlerken bir yandan o dönemlerdeki yaşadığı sıkıntıları hatırlayarak hüzünlenir diğer yandan da kat ettiği başarı kendisini oldukça mutlu eder. Annesi sevinç gözyaşları döker. Doktor, omzundan tutarak ayağa kalkmasına yardım eder. Salondaki insanlar bu başarının kahramanı merak ederek alkışlar. Seyircilerden biri çiçeği Brown’a vermeye çalışınca Dr. Collis, çiçeği seyircinin elinden alır ve annenin hak ettiğini düşünerek anneye verir. Bu etkinliği sayesinde Brown ve ailesi hayatlarının en bahtiyar ve unutamayacağı günü olarak addederler.

KAYNAK;

* Christy Brown - Sol Ayağım-roman

* mustafa taşçı – Kişisel gelişim uzmanı –

www.mustafatasci.org internet sitesinden alıntıdır.
Okunmasını tavsiye ediyor
ay/elâ
28 Şubat 2015 Cumartesi 23:43:52

Kimse engelsiz değil.
Okunmasını tavsiye ediyor
alihaydarkoyun
28 Şubat 2015 Cumartesi 22:10:50

Azmin ve yaşama sevincinin başaramayacağı şeyin olmadığını anlatan gerçek bir yaşam öyküsü... Engelli olmak yaşamaya, üretmeye, sevmeye, çalışmaya, okumaya, sevilmeye, acı çekmeye, sevinmeye, üzülmeye ve daha bir çok olumlu veya olumsuz konularda engel olmadığını anlatan bir öykü... Engelli veya engelsiz de olsak sonuçta hepimiz İNSANIZ...
Okunmasını tavsiye ediyor
büşrakaratepe
25 Şubat 2015 Çarşamba 02:34:04

Bir başarı öyküsü insan isteyince herseyi başarır ve bunun en güzel örnegi
Okunmasını tavsiye ediyor
boşverrrrrrrrrrrrrrrrrr
24 Şubat 2015 Salı 09:47:05

yozlaştırılmamış bir cesaret hikayesi....
Okunmasını tavsiye ediyor
hazal piraye
08 Kasım 2011 Salı 01:17:55

Muhteşem ötesi bir kitap.Okurken ağlamamak ,yazarın yerine kendini koymamak elde değil.Üslübu o kadar açık ve sadeki buda insanda okuma isteğini daha fazla uyandırıyor.Gerçekten harika...
Okunmasını tavsiye ediyor
Mehtap ALTAN
04 Kasım 2011 Cuma 22:25:46

Küçük kızımın her gün taksit taksit bana gelip kitabın içeriğini anlatan duru ve heyecanlı tavrında dinledim...

Sonra merak ettim okudum...

Hani bazen yaşama tutunmak için sebepler ararız da bulamayız ya!

Hani yeryüzünün en hüzünlü en çaresiziyizdir ya!

Muhteşem bir yaşam hikayesi...

Evvet gençlerin okuması gereken biz büyüklerinde okusada bir şey kaybetmeyeceği bir kitap...

Okunmasını tavsiye ediyor
Yahya İncik
04 Kasım 2011 Cuma 20:24:22

Kitabı okuyup etkilenmeyecek insan tanımıyorum. A harfini yazarak /İrlanda Edebiyatının ölümsüz kalemlerinden olan yazarın öz yaşam hikayesi muhteşem eser.. Gençlere şiddetle okuması gereken başucu kitabı..
Okunmasını tavsiye ediyor
eceKaratas
04 Kasım 2011 Cuma 17:48:51

Kitabı geçen sene okumuştum. Harika bir kitap, hiç sıkılmadan okuyabileceğiniz türden...
Okunmasını tavsiye ediyor

İnceleme Paylaşın


Edebiyat Defteri Puanı
Puanınız:
Bu Kitabı Tavsiye Edenler
Bu kitabı 0 kişi tavsiye ediyor.

büşrakaratepe
Bu kitabı tavsiye etti.
Altun
Bu kitabı tavsiye etti.
ay/elâ
Bu kitabı tavsiye etti.
mayis_ceylan
Bu kitabı tavsiye etti.
Mehtap ALTAN
Bu kitabı tavsiye etti.
ALİ RIZA SOYASLAN
Bu kitabı tavsiye etti.
NukleeRadam
Bu kitabı tavsiye etti.
poetry_16
Bu kitabı tavsiye etti.
NILGUN
Bu kitabı tavsiye etti.
Mehmet GÜZEL
Bu kitabı tavsiye etti.