Her çocuk sanatçıdır. Mühim olan büyüyünce de öyle kalabilmektir. Pablo Picasso [Paylaş]
E-mail: Şifre: Facebook ile bağlan Üye ol | Şifremi Unuttum
Anasayfa Şiirler Edebiyat Defteri Yazılar Edebiyat Defteri Forum Edebiyat Defteri Etkinlikler Edebiyat Defteri Nedir? Edebiyat Defteri Kitap Kitap  Edebiyat Defteri Tv TiVi Edebiyat Defteri Sesli Şiirler Müzik Edebiyat Defteri Blog Edebiyat Defteri Atölyeler Atölye  Edebiyat Defteri Bicümle Edebiyat Defteri Arama Edebiyat Defteri İletişim
Sol Ayağım





Bu kitabı
19 kişi
okumayı tavsiye ediyor.

Sol Ayağım

Sayfa:190 s.
Yazar :
Yayınevi . Nemesis Kitap
ISBN:9786055913229
Yayınyılı:1.8.2009
Ebat:13 x 19 cm
Okuyucuların bu kitaba verdiği puanlar:
9.9/10 Puan
Toplamda 89 puan aldı ve 9 kişi oyladı.
9
yorum aldı.

Sol Ayağım Kitabı Tanıtım Yazısı
<Chiristy Brown doğuştan beyin felci kurbanıydı.Ancak bu talihsiz küçük bebek İrlanda edebiyatının devleri arasında yerini alacak bir yazarın muhteşem hayal gücüne ve duyarlı zekasına sahipti.



Bu,Chiristy Brown’ın kendi yaşam öyküsüdür.Brown,çocukluğunda okumayı,yazmayı,resim yapmayı ve nihayet daktilo kullanmayı öğrenmek için verdiği mücadeleyi ve bütün bunları sol ayağını kullanarak nasıl yaptığını anlatıyor.

"Christy Brown" yazarı hakkında bilgi

Christy Brown hakkında henüz tanıtım yazısı mevcut değil.
Bu kitabı tavsiye edenler
4 yıl 2 ay 2 dakika 23 sn önce kütüphanesine ekledi.
4 yıl 7 dakika 11 sn önce kütüphanesine ekledi.
4 yıl 22 dakika 36 sn önce kütüphanesine ekledi.
4 yıl 21 dakika 12 sn önce kütüphanesine ekledi.
4 yıl 5 dakika 28 sn önce kütüphanesine ekledi.

"Christy Brown" kitapları

BÜYÜLEYİCİ VE EĞLENCELİ... OKUYANA İLHAM VERİYOR. IRISH TIMES ERDEMLİ VE HİÇ B...

Sol Ayağım'ın Yazarından ***Tekerlekli iskemlesinin ucunda, tüm...

"Tüm bu gürültü patırtının ne olduğunu merak eden bir grup heyecanlı çocuğun yan...

Christy Brown, beyin felcinin bir kurbanı olarak dünyaya geldi. Buna rağmen, ...



ALİ RIZA SOYASLAN bu kitabın okunmasını tavsiye ediyor
10 Puan
SOL AYAĞIM

İrlanda’nın başkenti Dublinli bir yapı ustasının yirmi iki, hayatta kalan 13 çocuğundan biri olarak dünyaya gelir. Dünyaya gelir gelmesine ama kendisindeki anormallikleri, 4 aylıkken, ilk olarak annesi fark eder. Parmakları bükülü, kolları arkaya sarkık, sürekli iki yana sallanarak sık sık kasılır, başı sağa-sola, geriye-öne doğru kayıp gider. Sırtına ve kafasına destek olunmadığı takdirde düşer. Konuşmaya başlaması gereken dönemde konuşamaz, sadece mırıldanır, homurdanır. Sol ayağının dışında hareket ve konuşma yetileri aktif olarak çalışmayan ortopedik özürlü, kendisini muayene eden doktorlara göre de aynı zamanda zihinsel özürlüdür. Brown2un annesi çocuğu hakkındaki doktorların bu tespitine kesinlikle katılmaz. Bunu ispatlamak, doktorlara meydan okumak için çocuğundaki cevheri ortaya çıkarmaya çalışır. Nihayetinde -Allah’ın kullarına uyguladığı şaşmaz hayat formüllerinden biri olan- emeklerinin karşılığını alır.

Yazar, bebekken hayır için çekilen bir filmde oynar. Yıllar sonra Doktor Collis filmde kardeşinin sırtında gördüğü küçük Brown’u araştırır ve bulur. Beyin felci hastalığı geçirenler de çeşitli tedavilerin geliştiğini, isterlerse kendisinin yardımcı olacağını belirtir. Brown ailesi kabul eder. Bundan sonra Yazarın yaşamının ikinci dönüm noktasıdır. Daha sonra Doktor Collis’in arkadaşı Louis Warnants, Brown’u muayene etmeye evlerine evine gelir. Kendisine çeşitli alıştırmalar yaptırır, kendisini izler, kendisinin yapmakta zorlandığı şeyleri not alır. Bu tedavilerden sonra Dr. Collis, Brown’u annesiyle birlikte Londra’da beyin felci konusunda uzman olan yengesine götürür. Buradaki uzman doktor kendisini muayene ettikten sonra sol ayağını kullanmamasını özellikle ister. Tabi söylemeye gerek yoktur. Brown’un her şeyi olan bu organını bundan sonra kullanmaması kabul edilecek gibi değildir. Doktor ikna etmek için şunları söyler: “Evet, zor olduğunu biliyorum. Bu çok büyük bir fedakârlık. Ama tek yolu bu, başka çıkış yolu yok. Sol ayağını kullanmaya devam edersen eğer bir gün büyük bir sanatçı veya yazar olsan bile, iyileşmemiş biri olarak kalırsın. Asla yürüyemez, konuşamaz veya ellerini kullanamazsın ve bütün bunları yapamadan herhangi bir yerde normal bir yaşam süremezsin. Yani her şey kendine hâkim olmanla ilgili, sol ayağını tekrar asla kullanmayacağına söz verir misin?” Bunu kabulde zorlanan yazarı ikna etmek yine doktora düşer. Brown’u nasıl ikna ettiğini kitabında şöyle açıklar: “Bana ayağımı kullanmamın hapsedilmiş zihnimin kendini ifade etmesine olanak sağlayıp, manevi olarak iyi gelse bile, fiziksel olarak iyi olmadığını çünkü sol ayağımı kullanırken vücudumun diğer kısımlarında büyük bir baskı oluşturduğu ve manevi gerginliği azaltsa da sakat olan kaslarımın durumunu kötüleştirdiğini söyledi. Sol ayağımı kullandığım sürece ellerimi kullanmak, aklımın ucuna gelmeyecekti. Ayağımı kullanmayı bıraktığım anda, vücudumun geri kalan kısmına yoğunlaşabilecektim.” Londra ve Dublin’de yapılan fizyoterapi etkinlikleri sonuç vermeye başlar. Bu arada doktoru aynı zamanda bir yazardır. Kendisine yazma konusunda rehberlik etmeye çalışır. Yazdığı hikâyelerde nelere dikkat etmesi gerektiğini, daha sonra da bu kitabı yazmasını önerecek kişidir. Konuşma terapisi uygulanmaya çalışılır. Brown, konuşmanın ne kadar önemli olduğunu yazmanın onun yerini tutamayacağını şöyle açıklar: “Konuşmak benim çabalarım arasında, insanlarla sıradan ilişkiler kurmamda her zaman en büyük engel olmuştur. Bana en acı veren engelim olmuştur; çünkü konuşma olmaksızın insan kaybolmuş gibidir, milyonlarca şey söylemek yerine bir kelime bile edemez. Yazmam gayet iyiydi, fakat sadece yazılı kelimelerle anlatılamayan, ‘hissettirilemeyen’ bazı duygular vardır. Yazmak ölümsüz olabilir ama sesin yaptığı gibi iki insan arasındaki boşluğu doldurmada bir köprü oluşturamaz ve keşke dünyadaki en iyi kitabı yazmak yerine bir arkadaşımla bir sıkı bir tartışma veya bir kızla birkaç dakikalık sohbet yapılabilsem.”(s.138) Konuşma terapisi düzenli bir şekilde uygulanır. Bunun için uygulanması gereken egzersizleri yapmaya çalışır. Sonuçlar iç açıcıdır. Kendisindeki özgüven duygusu yükselmeye başlayınca hem hayattan daha çok tat almaya hem de daha başarılı olmaya çalışır. Klinikteki doktorların çalışmalarından sonra kendisine özel öğretmen tutulmaya başlanır. Bu öğretmenler Bertrand Russel’in felsefesinden, Thompson ve Yeats’ın şiirlerine, Latince öğretmekten, geometri ve matematiğe kadar çok geniş bir yelpazede kültür sahibi olmasına vesile olacak konuları aktarır.

Bu zamana kadar ki yaşantısının en mesut anlarını, kitabın da final sahnesi, “Onun İçin Kırmızı Güller” bölümü oluşturur. İrlanda-Amerika Beyin Felci Hastaları Derneği, hastalar yararına Burl Ives’in de katıldığı bir konser tertip eder. Ives, şarkılarını söyledikten Derneğin başkanı olan Dr. Collis, konuşma yapmak için kürsüye gelir, cebindeki kâğıdı çıkarır ve şunları söyler: “Konuşma yapmayacağım. Hiçbir şey rica etmeyeceğim. Sadece beyin felciyle sakatlanmış birinin duygularını sizlere gösterecek bir şey okuyacağım. Sol ayağıyla İşte Christy Brown’ın otobiyografisinin ilk bölümüdür.” diyerek bir yandan da eliyle yazarı gösterir. Bu kitabın ilk bölümünü konser salonunda Dr. Collis okur. Yazar bunları dinlerken bir yandan o dönemlerdeki yaşadığı sıkıntıları hatırlayarak hüzünlenir diğer yandan da kat ettiği başarı kendisini oldukça mutlu eder. Annesi sevinç gözyaşları döker. Doktor, omzundan tutarak ayağa kalkmasına yardım eder. Salondaki insanlar bu başarının kahramanı merak ederek alkışlar. Seyircilerden biri çiçeği Brown’a vermeye çalışınca Dr. Collis, çiçeği seyircinin elinden alır ve annenin hak ettiğini düşünerek anneye verir. Bu etkinliği sayesinde Brown ve ailesi hayatlarının en bahtiyar ve unutamayacağı günü olarak addederler.

KAYNAK;

* Christy Brown - Sol Ayağım-roman

* mustafa taşçı – Kişisel gelişim uzmanı –

www.mustafatasci.org internet sitesinden alıntıdır.
05 Mart 2015 Perşembe  02:07:05

ay/elâ bu kitabın okunmasını tavsiye ediyor
10 Puan
Kimse engelsiz değil.
28 Şubat 2015 Cumartesi  23:43:52

alihaydarkoyun bu kitabın okunmasını tavsiye ediyor
10 Puan
Azmin ve yaşama sevincinin başaramayacağı şeyin olmadığını anlatan gerçek bir yaşam öyküsü... Engelli olmak yaşamaya, üretmeye, sevmeye, çalışmaya, okumaya, sevilmeye, acı çekmeye, sevinmeye, üzülmeye ve daha bir çok olumlu veya olumsuz konularda engel olmadığını anlatan bir öykü... Engelli veya engelsiz de olsak sonuçta hepimiz İNSANIZ...
28 Şubat 2015 Cumartesi  22:10:50

büşrakaratepe bu kitabın okunmasını tavsiye ediyor
10 Puan
Bir başarı öyküsü insan isteyince herseyi başarır ve bunun en güzel örnegi
25 Şubat 2015 Çarşamba  02:34:04

Nevzat Necohan bu kitabın okunmasını tavsiye ediyor
10 Puan
yozlaştırılmamış bir cesaret hikayesi....
24 Şubat 2015 Salı  09:47:05

hazal piraye bu kitabın okunmasını tavsiye ediyor
10 Puan
Muhteşem ötesi bir kitap.Okurken ağlamamak ,yazarın yerine kendini koymamak elde değil.Üslübu o kadar açık ve sadeki buda insanda okuma isteğini daha fazla uyandırıyor.Gerçekten harika...
08 Kasım 2011 Salı  01:17:55

Mehtap ALTAN bu kitabın okunmasını tavsiye ediyor
9 Puan
Küçük kızımın her gün taksit taksit bana gelip kitabın içeriğini anlatan duru ve heyecanlı tavrında dinledim...

Sonra merak ettim okudum...

Hani bazen yaşama tutunmak için sebepler ararız da bulamayız ya!

Hani yeryüzünün en hüzünlü en çaresiziyizdir ya!

Muhteşem bir yaşam hikayesi...

Evvet gençlerin okuması gereken biz büyüklerinde okusada bir şey kaybetmeyeceği bir kitap...

04 Kasım 2011 Cuma  22:25:46

Yahya İncik bu kitabın okunmasını tavsiye ediyor
10 Puan
Kitabı okuyup etkilenmeyecek insan tanımıyorum. A harfini yazarak /İrlanda Edebiyatının ölümsüz kalemlerinden olan yazarın öz yaşam hikayesi muhteşem eser.. Gençlere şiddetle okuması gereken başucu kitabı..
04 Kasım 2011 Cuma  20:24:22

eceKaratas bu kitabın okunmasını tavsiye ediyor
10 Puan
Kitabı geçen sene okumuştum. Harika bir kitap, hiç sıkılmadan okuyabileceğiniz türden...
04 Kasım 2011 Cuma  17:48:51
Eser içerisinde yer alan fikir, düşünce, iddia ve mesajları "Ne anladım?" bölümümüzde diğer okurlarımızla paylaşabilirsiniz.
Kitap için ilk alıntıyı siz ekleyin.
(*) s-47, kitabın 47'inci sayfasının ilk paragrafıdır. Henüz bu kitap için s-47 eklenmemiştir.
Kitabı edinmişseniz kitabın 47'inci sayfasının ilk paragrafını siz ekleyin.