Sevmek acı çekmektir, sevmemekse ölmek.. ARİSTOTELES
E-mail: Şifre: Üye ol | Şifremi Unuttum
Şiir ve Edebiyat Platformu
Anasayfa Şiirler Yazılar Forum Etkinlikler Nedir? Kitap Kitap  Tv TiVi  Müzik Blog Atölyeler Atölye  Bicümle Arama İletişim
• Ana Sayfa
• Şiirler
• Şiirler
Sesli şiirler  Sesli Şiirler
Resimli şiirler  Resimli Şiirler
 Bugün Eklenenler
• Eleştirilen Şiirler
• Etkili yorumlar
• Uğur böcekleri
• Son Eleştirilen Şiirler
• Son Yayınlanan Şiirler
• Yazılar
• Makaleler
• Öyküler
• Denemeler
• Söyleşiler
• Mektuplar
• Masallar
• Anılar
 Bugün Eklenenler
• Tüm Yazılar
• Etkili yorumlar
• Hikayeler
• Türkülerimizin Hikayeleri
• Hikayeler
• Edebiyat Defteri
• Yazım Türkçeleştirici
• Türkçe Sözlük
• Site Kuralları
Online Üyeler


İçerideki üyelerimizi görmek için üye olmanız gereklidir.

Üye olmak için tıklayın.

Online Üye:150







Tatlı Dil Yılanı İninden… 

İnsan, tabiatından kendisinde var olan kötü huylarından istesede kolay kolay vazgeçemez. Ancak insan gerçekçi, insancıl, karşı fikirlere tahamül gösteren, inançlara saygılı, mantiki bir eğitim ve terbiye ile zaafları baskı altına alınıp, güzel tarafları öne çıkartılırsa. İyilik merhamet ve hoşgörü gibi kavramların kapıları açılır ve kendisinde var olan kötü huyların önü kesilebilir...

Çocukların büyüme, gelişme ve eğitim çağında gereksiz, hiç bir işe yaramayan, günlük yaşamında kullanamıyacağı hurafelerle, kof, saçma-sapan bilgilerle zihnini işgal etmenin, çocuğa hiç bir yararı olmayacağı gibi, körpecik beyinlerinin gelişmesine zarar verir.

Bu vesile ile sevgi, merhamet, hoşgörü, anlayış gibi insani kavramların, küçük yaşta öğretilmesi, karşı fikirleri, dinleri, inançları, milliyetleri saygıyla karşılamak gibi, güzel unsur ve güzel duygular, çocukluğunda ve gelişme çağında garantina altına alınmlıdır ki,. ileri yaşlarda depreşmeye yönelik zaaflarını asgariye indirmiş olsun.

Ben 38 yılını memleket sevgisi ve memleket hasretiyle geçiren, düşünen bir insan olarak, insanların sadece yemek yiyip geğirdikten sonra ne yapacağını bilmeyen, kendisi gibi olmayan ve düşünmeyenlere küfür eden, kaba, kimliksiz, kişiliksiz nesiller yetişmesini istemiyorum.

Sevgi ve hoşgörünün çağımızda insanlar arası, toplumlar arası, en önemli barışçıl etken olduğunu unutmamalıyız. Sevgi, dostluk ve hoşgörü, insanlar biribirileri ve gerçeklik arayışındaki ilişkiyi, doğru kullanabilmelerinin, güven duygusunu hissedebilmelerinin biricik yoludur.

Dünyadaki, canlılarda yalnızca insanlarda var olduğu ve yalnızca insanlara ait olan özbilinç, adalet, merhamet, vicdan, hayal gücü ile aldığı eğitim ve terbiye, insanın yaşamını denetim altına almasını, düzenlemesini ve geleceğe ait ölçülerin gelişmesini sağlar. İnsanoğlu içinde bulunduğu yaşamı ileriye dönük değişimi tasarlarken, ilk kural yüreğiní sevgiyle, saygıyla, merhametle doldurup, vicdanlı ve bilinçli olmasını gerektirir.

Sevgiyi, hoşgörüyü yalan ve çıkardan uzak tutup, hilesiz bir biçimde gönlümüze dokuduğumuzda ve yüreğimize nakış nakış işlediğimizde, sığ ve kirli sularda kürek çekmekten kurtulur, gerçek doygunluğu, doğruluğu, mutlulugu ve erdemi yakalamış oluruz..

Alışkanlıklar, önyargılar, bir toplumu tümden aşağılamalar ve kontrol altına alınamayan intikam, kin, nefret gíbi olumsuz duygular tüm toplumlara ve tüm insanlığa ancak zarar getirir. Yararlı olunamıyorsak bari dünyanın ve insanlığın gelişmesine, zarar vermeyelim...

Çağımızda insanlığın büyük uyanış içine girdiği demokratlık, (hümanist) insancıl değerlerin yüceldiği dünyamızda, insanların hala palavra ve kafaları bir örümcek ağı gibi saran şovenizm, dini fanatizm gibi çağdışı fikirlere, neden hala sıkı sıkıya sarılıp itibar ettiklerini anlamış değilim. Bilmezler mi asarız, keseriz mantığıyla hareket eden, gücü yettiğini, gücü yettiğince ezmeye çalışan insanlarda ne özbilinç ne özsaygı nede mantık ve vicdan olur.

Her şeyden önce birey yada toplum olarak, aydın, her düşünceye, her inanca saygılı, okumayı alışkanlık haline getirip, kitap okumayı seven insanlar, nesiller yetiştirmeliyiz ki, dünyaya, insanlığa ve toplumumuza bir yararı olsun...

Bilimin, bilginin, teknolojinin ilerlemesine bir diyeceğim elbette olamaz, ama aynı zamanda da bilimin, bilginin, teknolojinin, zekanın kötüye kullanılmasından, pazarlanmasından yana değilim. Aynı oranda din, milliyet gibi kutsal unsurları, küçük çıkarlar için kötü emellerine alet edenlerden hep tiksinmiş, rahatsızlık duymuşumdur.

Çocuklarımızı eğitimden ve sorumluluklardan uzak, vurdum duymaz, saygı ve sevgiden bi- haber, tembel, sadece kendi çıkar ve rahatını düşünen bencil yarattıklar olarak yetiştirirsek. Onların kişilikli, dürüst, onurlu, yardımsever, karşı fikirlere, milliyetlere, dinlere saygılı, hoşgörülü olmasını öğretemezsek. İnsan olarak, düşünen, sorgulayan kafa yapılarına destek olmaz ve yol göstermezsek. Çağın bilgi donanımıyla donatmazsak. Ne olur bilir misiniz?..

Dünyadan, yaşamdan bi- haber, kimseye hoşgörüsü, saygısı, sevgisi olmayan, acıma, merhamet nedir bilmeyen, gözünü kırpmadan insan öldürebilen, başkalarını korkutarak yada sömürerek güç kazanmaya çalışan, tembel, hoşgörüsüz, egoist bir nesil yetiştirmiş oluruz. Onun için çocuğun aile ve okulda alacağı kültür eğitim terbiye insanların başkalarının fikrine kültürüne inancına giyimine saygı duymaları sosyal etnik farklılıklara hoşgörüyle bakmalarını eşitlikçi anlayışı paylaşım ve dayanışma duygusunu geliştirmeleri gerektiriyor... Herkesin hakkının kendi hakkı kadar öneminin vurgulanması gerekiyor.

Eğer çocuklarımızı kız yada erkek diye ayırırsak, soru sormalarını, sorgulayıcı olmalarını, kişilik kazanmalarını engellersek,. farklı olana hoşgörüyü ve saygıyı belletip bunu bir yaşam tarzına dönüştüremezsek. Sorunlar bir dağ gibi gittikçe büyür ve altında kalkamıyacağımız bir hal alır.

Sadece çevresindekilere değil, farklı olan her şeye saygılı, höşgörülü, anlayışlı, sevecen ve yardım sever olarak yetiştirirsek, asıl sorunların zaman içerisinde gittikçe küçüldüğünü göreceğiz.
Dürüstlük, insanın önce kendisine karşı dürüst olmasından geçer. Dürüst olmayıpta başkalarının yanında dürüstlük taslamak hiçte dürüstlük değil.

“Akıllı, bilgili olmakla, adil ve ahlaklı olmak aynı kapıya çıkar” diyor H. Ali. Ne doğru bir söz değil mi? Bütünlük, var olmak, kişiliğin önemi varsa, insanlara ve tüm canlılara karşı adil olmayı öğretmeliyiz çocuklarımıza. İyi bir insan olmanın temel gereği budur. Asıl mesele dün- bugün- yarın değil ve farklı din, dil, kültür değil. ïnsanın gerçeği ve bütünlüğü meselesidir.

Yargılamak adil olmayı ve bilmeyi gerektiriyor. Bilmek ayrı bir fedekarlığın adı unutmayalım...

Ne demişler: Tatlı dil yılanı ininden, Acı dil insanı dininden çıkarır.



Bu Hikayeleri Okudunuz mu?


Mektup-14
Aklımdasın
Anneciğim Beni Sever misin?
Ay Gülüm
Acele Karar Vermeyin